İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/113 E. 2026/62 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/113
Karar No
2026/62
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ :

DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 23/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirket aleyhine müvekkiline olan fatura borcu nedeniyle Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile .....tarihinde icra takibine başlandığını, takipten sonra davalı .....tarihinde ana para olan 13.392,20-USD'yi haricen müvekkiline ödediğini, .....tarihinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiğini, borcun tamamına itiraz ederek, takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının borca itirazının hukuki dayanağının bulunmadığını, davalı borçlu müvekkiline ödeme yaparken takibin başlatıldığı Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....esas sayılı dosyasına itiraz ederken ihtirazi kayıt koymadığını, davalı/borçlu, müvekkiline haricen yapmış olduğu ödeme ile borcu kabul etmiş bulunduğunu, Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....E. Sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte takip çıkışı asıl alacak miktarı 13.392,20-USD olduğunu, izah edilen nedenlerle davalı-borçlunun yaptığı itirazın iptaline ve Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....Esas sayılı takibin devamına, itiraz haksız ve takibi semeresiz bırakmak maksadıyla yapıldığından alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. GEREKÇE; Dava, faturaya dayalı itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." İcra takibinin dayanağı fatura olmakla, faturanın delil olma kuvveti üzerinde durmak gerekir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu'nun 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. TTK 21/1.maddesine göre "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir". TTK 21/2. maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" 27.06.2003 Tarihli 2001/1 Esas 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi hâlinde alacaklı borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki; mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun, 22/11/2018 tarih 2017/19-822 Esas 2018/1754 Karar, 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda davalı taraf, icra takibine .....tarihinde itiraz ettikten sonra, .....tarihinde davalıya ana para olan13.392,20 USD'yi haricen ödemiş, davacı vekilince icra takibi açılırken takip talebinde TBK'nun 100. maddesinin uygulanmasını talep ettiği görülmüş ve söz konusu madde uyarınca hesaplama yapıldıktan sonra (yapılan ödeme düşülerek) 2.140,78 USD karşılığı 73.966,29 TL üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi; “Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz" hükmünü havidir. Mahkememizce, davalı tarafça borca mahsuben yapılan ödemenin TBK'nun 100 maddesi uyarınca hesaplanarak dava tarihindeki borcun ne olduğu hususunda bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunda TCMB efektif satış kuruna göre yapılan hesaplamaya göre bakiye borcun 2.142,06 USD karşılığı 74.010,52 TL olduğu ancak davacının dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınması halinde bakiye alacağın 2.140,78 USD karşılığı 73.966,29 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporu, dosya kapsamına, Yargıtay kararlarına uygun, denetime elverişli, gerekçeli bulunmuş ve Mahkememizce hükme esas alınmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın 2.140,78 USD karşılığı 73.966,29 TL üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar bankalarca USD cinsinden alacağa uygulanan en yüksek mevduat faizi işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde %20 oranında icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/1.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. İcra takibi faturaya dayanmakta olup, Yargıtay kararlarına göre faturaya dayalı alacak likit kabul edilmektedir. Diğer taraftan icra takibinde alacağın yabancı para cinsinden talep edilmesi halinde, icra inkar tazminatının, yabancı para alacağının, dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden belirlenmesi gerekir (bu yönde Yargıtay (kapatılan) .....Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın .....Esas .....Karar, .....Esas .....Karar sayılı içtihatları). İzah edilen nedenlerle Mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın 2.140,78 USD karşılığı 73.966,29 TL üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, 2-Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar bankalarca USD cinsinden alacağa uygulanan en yüksek mevduat faizi işletilmesine,

3-İtirazın iptaline karar verilen 73.966,29 TL'nin takdiren % 20'si oranında (14.793,25 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Alınması gerekli 5.052,63 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.263,16 TL'nin mahsubu ile eksik 3.789,46 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 615,40 TL, peşin harç 1.263,16 TL, bilirkişi ücreti 3.200,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 65,00 TL olmak üzere toplam 5.143,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibDair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

Katip Hakim

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/113, K. 2026/62, T. 23.01.2026, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-113-e-2026-62-k-d1b37367c487