İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1109 E. 2026/126 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1109
- Karar No
- 2026/126
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1109
KARAR NO : 2026/126
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2020
KARAR TARİHİ : 10/02/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı tarafa 24.05.2019 ve 02.08.2019 tarihli iki ayrı faturayla toplamda 8.301.30-TL tutarında mal sattığını, ancak bugüne kadar alacağını alamadığını, alacağının tahsili amacıyla İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının tamamen kötüniyetle takibi uzatmak ve alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla, icra dosyasına borcun tümüne itiraz ettiğini, dava şartı kapsamında yapılan arabuluculuk görüşmeleri de neticesiz kaldığını beyan ederek davalının yaptığı haksız itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf davalı müvekkil aleyhine açılan dava görevsiz mahkemede açıldığını, zira davalını kulak, burun ve boğaz doktoru olup tacir olmadığını, işbu nedenle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu malların davacı tarafından davalıya teslim edilmediğini, işbu nedenle davacının ürünlerinin davalının teslim aldığı yönündeki iddiasına itiraz ettiklerini, bu hususta ispat davacı tarafta olup davacı tarafın dava konusu ürünleri davalıya teslim ettiğini yazılı belgeler ile ispatlaması gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde ibraz edilen irsaliyeli faturaların incelenmesi ile faturalarda davalının imzasının olmadığını, malların teslim edilmediğinin açıkça görüldüğünü, davalının, davacıya borcu bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Davalı tarafın doktor oluşu ve serbest meslek kazanç defteri tutuyor olması, 2025 yılı gayrisafi hasılatının belirli bir tutar olsa da bu hususun tek başına tacir sıfatını doğurmaması sebebiyle davalının tacir olduğu söylenemez. Zira tacirlik kural olarak vergi/defter hadlerine ve ciroya göre değil, 6102 sayılı yasanın 12.maddesi bağlamında bir ticari işletmenin mevcut olup olmadığına ve kısmen dahi olsa kendi adına işletilmesine bağlıdır. Serbest meslek faaliyeti kapsamında yürütülen şahıs muayenehanesi bakımından hasılatın yüksekliği, serbest meslek kazanç defteri tutulması işletmenin ticari işletme niteliğine dönüştüğü sonucunu doğurmaz. Bu sebeple somut olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı anlaşılmakla, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın USULDNE REDDİNE,
2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde ayrıca bir ek karar kurularak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
5-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı