İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1072 E. 2026/163 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1072
Karar No
2026/163
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1072 KARAR NO : 2026/163

DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) DAVA TARİHİ : 14/11/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı -----. adına kayıtlı taşınmazda davalı bankanın ortak kullanım alanında onarım, ön cephe ve çatı tadilatı gerçekleştirildiğini, bu onarım karşılığında 08.02.2023 tarihli ve ------ nolu 720.980,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalı banka tarafından sahte ve geçersiz belgelerle ücretsiz tadilat yapıldığı iddia edilerek ödeme yapmadığını,----İcra müdürlüğü'nün ----. sayılı dosyasında davalı hakkında iflas yolu ile takip başlatıldığını, takibe itiraz üzerine ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin----- sayılı dosyasında itirazın kaldırılması ve iflas davası açtığını, 12/11/2025 tarihli kararında davalının mantık dışı gerekçeleri kabul edilerek davanın reddedildiğini, davacı şirketin bankanın ortak kullanım alanlarında gerçekleştirdiği onarım ve tadilat işleri karşılığından kestiği 720.980,00 TL tutarındaki fatura bedelinden dolayı, davacı tarafından gerçekleştirilen ön cephe, çatı tadilatı işleri karşılığında düzenlenen ve davalı tarafından ödenmeyen fatura bedelinin tahsiline yönelik 720.980,00 TL tutarındaki alacak için İİK m.156 uyarınca itirazın kaldırılmasını ve davalı hakkında iflas kararı verilmesini talep ettiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca bankanın faaliyet izninin iptal edilmesini, borcun ödenmemesi durumunda bankanın iflasına karar verilmesini ve bu süreçte denetleyici kurumlar olan BDDK, SPK, MKK ve TMSF' nin davaya dahil edilerek sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasını dava ve talep etmiştir.

Davalı Sermaye Piyasası Kurulu vekili beyan dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın davacı ile davalı banka arasındaki ticari bir işten kaynaklanan fatura bedelinin tahsiline yönelik bir itirazın iptali davası olduğunu, bu uyuşmazlığın kurulun görev, yetki ve sorumluluk alanına giren herhangi bir husus içermediği belirttiğini, bankanın bir yatırım statüsü konumunda olması nedeniyle SPK' dan belirli faaliyet izinlerinin bulunmasının, bankanın taraf olduğu her ticari borç uyuşmazlığında SPK' nın sorumlu kılınacağı anlamına gelmeyeceğini, dava konusu olay ile kurul arasında hiçbir hukuki veya fiili bağ bulunmadığını ifade ederek SPK' nın davalı sıfatının kaldırımını talep etmiştir. Davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vekili beyan dilekçesinde özetle; Davanın asıl tarafları arasındaki ticari alacak uyuşmazlığıyla Kurumun herhangi bir ilgisi bulunmadığını, dava dilekçesinde TMSF' nin davalı olarak gösterilmediğini ancak tebligat zarfında davalı gibi göründüklerini belirterek bu duruma rızalarının olmadığını ifade ettiklerini, fonun görev ve yetkilerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde sınırlı olduğunu, bir bankanın denetlenmesi veya faaliyet izninin iptali yetkisinin BDDK' ya ait olduğunu, TMSF' nin ise ancak izni kaldırılan bankaların yönetimi devredilirse devreye girdiğini, davalı bankanın bu kapsamda bir banka olmadığını, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü noktasında TMSF' nin herhangi bir hukuki yararının veya sorumluluğunun bulunmadığını davanın Kurum yönünden husumet yokluğunu nedeniyle reddini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle; İİK 156/2 maddesi gereğince açılmış olan adi takipten doğan itirazın kaldırılması ve iflas isteminden ibarettir. Eldeki davada davacı tarafından davalı ------ Şirketi'ne yönelik İİK 156/2 maddesi gereğince ---- İcra müdürlüğü'nün ------ sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilmesi talep edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır. ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (6100 sayılı HMK m.115/2). HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.-----Asliye Ticaret Mahkemesi ---- sayılı dosyasında da, davalı-----Şirketi'ne yönelik İİK 156/2 maddesi gereğince ---- İcra müdürlüğü'nün ------. sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilmesi talep edilmiş, bilirkişi incelemesi için ücret yatırması konusunda davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karar kesnileşmiştir. Eldeki dava ile -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ------. sayılı davada aynı vakıalara dayanılmış olmasına, davanın taraflarının ve konusunun aynı olmasına göre şekli anlamda kesinleşen hükmün HMK'nın 303/1. maddesi gereğince de maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğunun anlaşılmış, davanın davalı ----- Şirketi yönünden kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Husumet kavramı dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de; mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Uygulamada davacı sıfatı, "aktif husumeti", davalı sıfatı ise "pasif husumeti" karşılayacak şekilde ifade edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmasıdır. Ayrıca davacının bir davayı açmakta hukuki yararının da bulunması gerekir. Buna hukuki korunma ihtiyacı da denir. Davacının dava açmaktaki hukuki yararının korunmaya değer bir yarar olması ve hukuki yararın dava açıldığı anda var olması gerekir. Hukuki yarar, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında ve re’sen nazara alınmalıdır.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacının İİK 156/2 maddesi gereğince davalı ----- Şirketi'ne karşı itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilmesini talep etmiştir. Bu davada davalı olması gereken yalnızca -------Şirketi'dir. Davacının davalı olarak gösterdiği diğer davalılar, SPK, BDDK, MKK ve TMSF'nin bu davada pasif husumetlerinin bulunmadığından ve bu davalılara karşı dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu davalılar yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ------- Şirketi yönünden davanın, HMK 114/1-i maddesi gereğince kesin hüküm nedeniyle USULDEN REDDİNE; 2-Diğer davalılar yönünden davanın, HMK 114/1-d,h maddeleri gereğince husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE; 3-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansının ve teminatın karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1072, K. 2026/163, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1072-e-2026-163-k-5a7503345dc5