İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1001 E. 2026/809 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1001
- Karar No
- 2026/809
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1001 Esas KARAR NO : 2026/809
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 12/03/2024 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iştigal konusu, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın (devir) alınması ve satılması’ faaliyeti olduğunu, ayrıca ...'nun iştiraki olduğunu, davaya / takibe konu alacağın ... Bankası A.Ş.'den müvekkili şirkete temlik edilmiş olup ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ..E. (eski: ...) sayılı dosyası ile takibe konulan alacak, davalı/borçlunun ...Bankası A.Ş. ile imzaladığı genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandığı ve geri ödenmeyen kredilere ilişkin olduğunu, söz konusu genel kredi sözleşmelerinde asıl borçlu ...A.Ş. olup ... ve ...'ın ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalı / borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemeleri üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabı 07/07/1998 tarihinde kat edilmiş olduğunu, ihtarname ile kredi borcunun, faiz ve fer’i haklarının ödenmesinin ihtar edilmiş ve borçluların temerrüte düşürülmüş olduğunu, davalı/borçluya tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesi ile taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tamamının muaccel hale geldiğini, borçlu hakkında ... 31. İcra Müdürlüğü'nün .. E. (eski: ...) sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, borçluya usulüne uygun olarak, ödeme emri tebliğ edilmiş olup, haksız itiraz ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca borçluların itirazı üzerine müvekkili şirket tarafından ... Arabuluculuk Bürosu’nun...arabuluculuk numaralı dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmesi anlaşamama ile sonuçlandığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... E. (eski:...) sayılı dosyasından davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın takibine, hak düşürücü süre geçtikten sonra başlandığını, öncelikle davanın takibin hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması sebebi ile usulden reddine karar verilmesine, dava dilekçesinde de ifade edildiği ve dava dilekçesine ekli genel kredi sözleşmesinde de yazılı olduğu üzere müvekkili ..., "müteselsil kefil" sıfatı ile kredi sözleşmesini imza ettiğini, kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu yürürlükte olup, 818 sayılı Kanun'un 487'nci maddesinde "Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir." denilmesine göre müvekkil ...'un sıfatının "müteselsil kefil" olduğu hususunda kuşku olmadığını, diğer yandan, (mülga) 818 sayılı Kanun'da yer verilmemekle birlikte 6098 sayılı (meri) Türk Borçlar Kanunu ile kefalet, ilk kez belirli bir süreye bağlanmıştır. Gerçekten de 6098 sayılı Kanun'un 598'inci maddesinde, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtildiğini, somut olayda, alacaklı ... Bankası A.Ş., 07.07.1998 tarihinde hesabı kat ederek asıl borçlu ve kefillere hesap kat ihtarnamesi gönderdiğini, ihtarname müvekkili kefil ...'a 13.07.1998 tarihinde tebliğ edildiğini, bu durum itibariyle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğine, 6101 sayılı Kanun'un 5/2 maddesi gereği alacaklının, en geç 01.07.2013 tarihine kadar müvekkil kefil ... hakkında takip yapabilecek olmasına, ancak davaya konu icra takibinin takip tarihinin (sürenin sona erdiği tarihten bir sonra ve) 07.03.2018 olmasına göre, müvekkili ... hakkındaki icra takibi, kefalete ilişkin hak düşürücü süre geçtikten ve dolayısıyla kefaletin sona ermesinden sonra başlatıldığını, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebi ile ve usulden reddine karar verilmesini, müvekkilinin icra takip dosyasındaki borca yönelen itirazlarında da hak düşürücü süreye ilişkin itirazlarını öne sürdüğünü, hak düşürücü süre itirazlarına ilişkin savunmalarının baki olmakla beraber, davaya konu icra takibindeki alacağa ilişkin zamanaşımı süresi de geçtiğini ve davanın zamanaşımı def'imiz nedeniyle de reddi gerektiğini, takibin hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığına, ha keza yine takibin zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığına ve davanın bu sebeple reddi gerektiğini, cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak izah edilen sebeplerle, savunmalarının genişletme/ıslah etme hakkı, yanı sıra ... (...) Bankası A.Ş.'de bulunan (genel kredi ve kefalet sözleşmeleri, cari hesap ve hesap ekstreleri, teminat ve tahsilat belgeleri de dâhil olmak üzere) ilgili krediye ilişkin tüm kayıt ve belgeler temin edildiğinde ilave savunmalarının bildirme hakları, haksız icra takibi ve haciz sebebi ile tazminat davası ikâme etme hakları ile sair diğer tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; 6101 sayılı Kanun'un 5/2 maddesi atfı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598'inci maddeleri uyarınca, davaya konu icra takibine başlanmadan çok önce kefaletin süresi sona ermiş olduğundan, davanın hak düşürücü süre nedeniyle ve usulden reddini,... Bankası A.Ş.'nin fona devredilen bankalar arasında olmadığı ve bu bakımdan, takip konusu alacağın bir "fon alacağı" olmadığı sabit olmakla, (10) yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra icra takibine başlanması sebebi ile davanın, zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddini, yukarıda bildirilen diğer hususlar da gözetilerek davanın tüm yönleri ile reddini, davacı (temlik veren de dâhil olmak üzere), bir finans kuruluşu olduğu, davacının da temlik verenin de ağır özen sorumluluğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu, bu yönleri ile davacının ve temlik veren bankanın, kefalet süresini, zamanaşımı süresini bilmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacağı gibi, bu ağırlaştırılmış özen sorumlulukları nedeniyle ihmâl savunmasında bulunulabilmesinin de mümkün olmadığı dikkate alınarak, icra takibi başlatmakta açıkça kötü niyetli olan davacının, takip talebinde gösterilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına ve bu şekilde belirlenecek kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkili davalı ...'a verilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen 19/06/2026 tarihli duruşmaya iştirak etmediği ve herhangi bir mazeret sunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK 150. Maddesi "usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar süresinin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır." hükümlerini ihtiva etmektedir. Dosya kapsamından davacının dosyanın işlemden kaldırıldığı 19/06/2026 tarihli duruşmadan itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde talebini yenilemediği anlaşılmakla HMK 150 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; HMK'nın 150. maddesi gereği yenilenmeyen davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, Davacı harçtan muaf olmakla harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 90,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce karar verildiğinden AAÜT madde 6 hükmü uyarınca 45.000,00-TL'nin yarısı olan 22.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6325 Sayılı Kanunun 18A maddesi uyarınca ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/09/2026
BAŞKAN ¸e-imzalıdır ÜYE ¸e-imzalıdır ÜYE ¸e-imzalıdır KATİP ¸e-imzalıdır