İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/100 E. 2026/393 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/100
- Karar No
- 2026/393
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/100 Esas KARAR NO : 2026/393
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Bakırköy .. İcra Dairesi .../... esas dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibine girişildiğini, söz konusu takip dayanağı olarak ise 05.06.2021 düzenlenme tarihli 200.000,00TL bedelli, tanzim eden ... ve kefil olarak ...'in yazılı olduğu bir adet senet gösterildiğini, ancak davalı taraf söz konusu senet kapsamında hiçbir hak ve alacağa sahip olmamasına rağmen haksız ve hukuksuz bir şekilde bedeli ödenmiş senet üzerinden icra takibine girdiğini, davacı müvekkillerinin davalı ile hiçbir ticareti olmadığı gibi söz konusu icra dosyasında belirtilen senet kapsamında davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, somut olayda davalılar kendi aralarında isim kısmı boş olarak verilen senedi doldurarak bedeli ödenmiş olan işbu senedi tahsil ederek müvekkilleri zarara uğratmaya çalıştıklarını, davalılardan ..., müvekkilinin eski iş ortağı olup senedin boş olan isim kısmına alacaklı olarak yazılan ... ise ...'ın çalışanı olduğunu, taraflar birlikte ve kötü niyetli olarak tamamen müvekkilden haksız kazanç elde etmek maksadı ile işbu senet üzerinden icra takibine giriştiklerini, davalı ile asıl alacaklı ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına da bedeli ödenmiş senedi işleme koyma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından şikayetçi olunduğunu, dava şartı arabuluculuk kapsamında davalı taraf ile arabuluculuk görüşmesi yapılmış olup sürecin anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, izah edilen nedenlerle Bakırköy ... İcra Dairesi .../... esas sayılı icra takibinde müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalının takip nezdinde kötü niyetli olmasından ötürü aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı'na hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı taraf, dava dilekçesi ekinde bir adet adi yazılı protokol sureti sunarak dava konusu takibin dayanağı bononun bu protokol kapsamında düzenlendiğini iddia etmişse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın iddiasına dayanak olarak gösterdiği adi yazılı protokolde müvekkili ... taraf olmadığı gibi protokol metninde takip konusu bonoya açık bir atıf da bulunmamakta, yalnızca 200.000 TL'lik bir senetten bahsedildiğini, davacı tarafın, müvekkilin taraf olmadığı ve takibe konu bonoya dair hiçbir atıf bulunmayan ilgisiz protokol üzerinden müvekkili alacağından mahrum etme talebinin kabul görmeyeceği, davacı taraf, dava dışı ... ... isimli kişiyle alacak borç ilişkisinden bahsetmekte ve bu borcun ne şekilde ödendiğini dile getirdiğini, ancak takdir edileceği üzere tamamen davacılar ile ... ... isimli kişi arasındaki hukuki ilişkiye dair olan bu anlatımların yine adı geçen kişiyle davacılar arasındaki uyuşmazlıklarda değerlendirilebileceği, davacı taraf, yine dava dilekçesi ekinde bir adet bono görüntüsü sunmuş olup bu belgedeki bononun tam olarak doldurulmamış olduğu, bu şekilde ... ...'a verildiği ancak kötü niyetli olarak müvekkili tarafından doldurulduğu iddia edildiğini, yerleşik Yargıtay kararları gereğince bononun anlaşmaya aykırı olmamak üzere doldurulması bonoyu geçersiz kılmayacağı gibi bu yönde bir iddia öne süren tarafın bu iddiasını ancak yazılı delille ispatlaması gerektiği, buna rağmen davacı tarafın bu hususta hiçbir delil sunamadığı, davacı taraf, müvekkilin dava dışı ... ...'un inşaatında kalfa olarak çalıştığını ve bu nedenle kötü niyetli olduğunu öne sürmüş olsa da gerçekliği bulunmayan bu iddianın itibar edilemez olduğu, izah edilen nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, takibe konu senet nedeniyle davacının borçlu olup olmadığına ilişkindir. Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 gün ve E:.../..-... - K:.../...; 12.10.2011 gün ve E:.../..-... - K:.../...; 04.12.2013 gün ve E:.../..-.. - K:..../...; 14.05.2014 gün ve E:.../..-... - K:.../...; 18.02.2015 gün ve E:.../..-... - K:.../... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Somut olayda davacı söz konusu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmektedir. Teminat senedinin lehtarı ile sözleşmenin taraflarının farklı olması nedeniyle kötüniyet araştırması yönünden ceza soruşturması sonucunun beklenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bakırköy CBS .../... soruşturma nolu dosyanın incelenmesinde; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. 24/04/2019 tarihli sözleşme başlıklı protokol incelendiğinde daire satışından kalan 200.000 TL'lik bakiye için ... ...'a vermesi gereken paranın toplam 66 adet aylık 3.000 TL'lik senet ile ödenmemesi halinde verilen 200.000 TL'lik senedin işleme konulacağını, arada ödenenler 200.000 TL'lik senetten düşüleceği şeklinde ibare olduğu, sözleşmenin borçlu kısmına ... ve alacaklı kısmına ... ...'un imza attığı, şahit olarak ..., ... ... ve ...'in imzaladığı, 200.000 TL'lik senedin ise 05/01/2022 ödenme tarihli 200.000 TL bedelli olduğu, bu senedin ödeyecek kısmında ..., kefil kısmında ... ve lehdar kısmında ... isminin yer aldığının görüldüğü, 66 adet senedin ise ödeyecek kısmında ... ve kefil kısmında ... isminin yer aldığı, bu 66 senedin alacaklı lehdar kısmında birinde ... ... ve bir diğerinde ... isminin yer aldığı, diğer 64 adet senedin alacaklı kısmının boş bırakıldığı, bu 66 adet senedin bankadan ödendiği şeklinde gösterilen birkaç adet banka dekontu incelendiğinde ise parayı gönderen kısmında ... ve ... isimlerinin yer aldığı, banka dekontlarının alacaklı kısmında ise ... ... ve ... ... isimli şahısların yer aldığı, bu protokole göre ödemelerin tamamlandığı beyan edilmiş ise de, ödeme yapan şahısların protokolde borçlu olarak görülen ... tarafından yapılmadığı, elden alınan ödemelere ait bir dekont veya makbuz sunulmadığı, banka yoluyla tüm ödemeleri kapsamayan yapılan ödemelere ait ise para gönderen şahısların protokolde şahit olarak görülen şahıslar olduğu, 66 adet senedin üzerinde dahi alacaklının kim olduğunun gösterilmediği gibi ödenmesi nedeniyle konusuz kaldığı iddia edilen 200.000 TL'lik senedin de alacaklı kısmının boş bırakılarak alacaklı şahsa elden verildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bedelsiz senet kullanım iddiasına ilişkin .../.. Esas-.../... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında imzası atılarak verilmiş senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulması veya bedelsiz senedin tekrar kullanılması hallerinde; bu durumların ancak yine yazılı delille ispatı gerektiği tanık dinlenerek ispatının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda söz konusu senedin teminat senedi olduğu hususunun ve bedelsiz kaldığı hususunun davacı tarafça ispatı gerekmekte olup soruşturma dosyası ve dosyada mevcut deliller kapsamında, senede karşı ispat kuralı da dikkate alınarak ve davacı tarafça yemin deliline dayanılmışsa da HMK'nun 226/1-c maddesi gereğince yemin teklif edilemeyeceği kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcından peşin alınan 6.040,34TL harcın mahsubu ile bakiye 5.308,34TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 4.700,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 56.592,22TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır