İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/967 E. 2026/25 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/967
Karar No
2026/25
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/967 Esas KARAR NO : 2026/25 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 20/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari defterlerinde kayıtlı davalı borçlu adına düzenlenen 01.09.2022 tarih --------- sayılı 20,060 EURO bedelli fatura bakiyesi olan 10.000 EURO alacağın tahsili için davalı aleyhine --------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın faturaya konu malı eksiksiz olarak teslim ettiğini ispatlar delil dosyaya sunmadığını, faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına alacağı ispatlamak için yeterli olmadığını, takip öncesi temerrüt olmadığından işlenmiş faiz talebinin haksız olduğunu, ayrıca faiz miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.--------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 10.000 EURO asıl alacak, 946 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.946 EURO alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 08.102024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11.10.2024 tarihinde takibe itiraz ettiği, takibin durduğu belirlenmiştir.İlgili vergi dairelerinden tarafların BA-BS kayıtları getirilerek dosyamız arasına alınmıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi-------- hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı yanın ticari defterlerini sunmadığını, davalı yanın ticari defterlerinin ise usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olduğunu, davalı şirketin incelenen kendi ticari defter kayıtlarında; davacı açık hesabından 02/10/2024 takip tarihi itibariyle 10.000 EURO karşılığı 161.507,90 TL tutarında davacı tarafa borçlu gözüktüğünü, hesap hareketleri irdelendiğinde ise; davacının takip konusu yapmış olduğu 01/09/2022 tarih ------- no.lu 20.060,00 EUR tutarlı faturanın davalın kendi ticari defterlerinde davacı lehine alacak kaydedildiğinin, akabinde 28/02/2023 tarihinde 10.060,00 EUR tutarlık kısmını davacı tarafından davalı şirkete ödendiğinin neticeten 10.000 EURO bakiyenin davacı alacağı olarak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, tarafların BA-BS formlarının birbirleri ile uyumlu olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi davacı yanın inceleme gün ve saatinde defterlerini hazır etmediğinden bahisle davacı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığını beyan ettiği görülmekle birlikte davacının yerinde inceleme talebi bulunduğu anlaşılmakla bilirkişinin bu hususta bir açıklama yapmadığı, rapordan davacı tarafın dilekçesi doğrultusunda ilgililerle iletişime geçip geçmediği noktasında bir açıklama bulunmadığından dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek davacı defter ve kayıtlarının incelenmesi istenilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu ek raporda özetle; yanın ticari defterlerinin ise usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olduğunu, 01.09.2022 tarih ---------- no.lu 20.060,00 EUR tutarlı faturanın davalı aleyhine borç olarak kaydedildiğini, akabinde 28.02 2023 tarihinde 10.060.00 EURO kısmının davalı şirket tarafından davacıya ödendiğini, davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözüktüğünü, belirtmiştir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık: Taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davacı tarafın tüm edimlerini yerine getirip getirmediği, işi zamanında teslim edip etmediği, davalı tarafından davacıya fazla düzenlenen fatura bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacının, davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı var ise alacak miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan fatura ve ticari defter ve kayıtlardan taraflar arasında ticari ilişki olduğu sabittir. Davalının davaya konu faturayı defterlerine kaydettiği anlaşılmakla faturaya konu malın teslim edilmediğini yahut ayıplı veya eksik teslim edildiğini, ispat yükü yapmış olduğu bildirimin aksini iddia eden davalı tarafta olup davalı tarafça buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu kapsamda birbirlerini doğrulaya ve usulüne uygun tutulan taraf ticari defterleri doğrultusunda davacının davalıdan 10.000 EURO alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de; taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği , anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının-------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, takibin 10.000 Euro alacak üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi birlikte icra takibinin DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İptaline karar verilen 10.000 Euro’nun takip tarihi 02.10.2024 tarihi itibariyle karşılığı 379.200 TL’nin %20'si 75.840,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gerekli 25.903,15 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 7.088,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.814,75 TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 60.672,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 35.872,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 7.516,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.850,36 TL'sinin davalıdan, 349,64 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 8-Davacı tarafından sarfedilen 9.255,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 8.455,14 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 799,86 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı20/01/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/967, K. 2026/25, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-967-e-2026-25-k-268acd9c5a13