İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/934 E. 2025/668 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/934
Karar No
2025/668
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/934 Esas KARAR NO : 2025/668

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/11/2024 KARAR TARİHİ : 08/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; tarafların uzun yıllardır çalıştığını, davalının fatura bedellerini ödemediğini, Küçükçekmece İcra Dairesinin ...... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, Küçükçekmece İcra Dairesinin ...... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptalini, %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmolunmasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Küçükçekemece İcra Müdürlüğü'nün ..... sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 440.844,96-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağının ödenmediği noktasındadır. - Takip talebi ve eklerinin incelenmesinde davacı tarafın takip talebinde yalnızca cari hesap alacağı açıklanmasına yer verdiği ve takip dosyasında takip dayanağı herhangi bir belgenin bulunmadığı görülmektedir. -Bu kapsamda davacının öncelikle davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin varlığını, akabinde ticari ilişki kapsamında edimlerini ifa ederek cari hesap bedelinin muaccel olduğunu ispat ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için gün tayin edildiği, ön inceleme duruşmasında defterlerin ibraz edilmemesinin sonuçlarının kesin süre ihtaratı ile hatırlatıldığı, inceleme günü olan 17/02/2025 tarihi itibariyle ticari defterlerin taraflarca ibraz edilmediği ve kesin süre içerisinde yerinde inceleme talep edilmediği görülmekle, bu hususun tutanak altına alındığı görüldü. -Mahkememiz dosyası davacı tarafça yatırılan masraf doğrultusunda bilirkişiye tevdi edilerek dosyada mevcut vergi dairesi kayıtları ve BA-BS formları dikkate alınarak davacı tarafın alacak talebi yönünden rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 19/04/2025 tarihli raporda özetle; Davacı taraf vekilinin 29.11.2024 tarihli beyan dilekçesinde, sayın mahkemenin 14.11.2024 tarihli tensip zaptı 19 numaralı bendinde istenen ihtilafa konu cari hesap alacağının ait olduğu yılların davacı taraftan alınan bilgiye göre 2024 yılı olduğunun beyan edildiği, dosya muhteviyatına davacı tarafın kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünce davacı tarafa ait 2024 yılı BS-BA Formu bilgilerinin sunulduğu, davacı tarafın 2024 yılında BS-BA Formu ile davalı tarafa ait herhangi bir faturayı beyan etmediği, dosya muhteviyatına davalı tarafın kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünce davalı tarafa ait 2024 yılı BS-BA Formu bilgilerinin sunulduğu, davalı tarafın 2024 yılında BS-BA Formu ile davacı tarafa ait herhangi bir faturayı beyan etmediği, tarafların 2024 yılında BS-BA Formu ile karşılıklı olarak birbirleri için herhangi bir faturayı beyan etmediği, davacı tarafın takip talebine ilişkin dosya muhteviyatına sunduğu/dosya muhteviyatında yer alan herhangi bir cari hesap ekstresinin ve faturasının olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen açıklamalar, alınan bilirkişi raporu ve diğer belgeler kapsamında Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar davacı tarafça davalı aleyhine cari hesap alacağına dayanılarak ilamsız icra takibi başlatılmış ise de; davacı tarafça takip talebi ekinde herhangi bir cari hesap ekstresinin sunulmadığı, dava dilekçesinde de cari hesap ayrıntılarına yer verilmediği, yine tarafların ticari defter ve belgelerinin ihtarına ilişkin kesin süreye rağmen ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı görülmektedir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. Maddesinde ise "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir. -6100 sayılı HMK'nin 189/3 maddesi "Kanun'un belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz." hükmünü amirdir. Aynı Kanun'un 200/I maddesi "senetle ispat" ve 200/II maddesinde de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. Yine, aynı Kanunun 201.maddesinde de; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibin beşyüz liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." denilmekte; 203.maddesinde de; "senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" düzenlenmiş ve hangi hallerde tanık dinlenebileceği belirtilmiştir.

-Bu haliyle davacı tarafın dava konusu alacağın miktarı ve niteliği nazara alındığında davacı tarafın davalı ile arasındaki cari hesap ilişkisi ile alacağın varlığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın iş bu iddiaları yönünden ispata elverişli delil ibraz etmediği görülmekle, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının peşin harç olarak yatırılan 4.324,31 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.708,91 TL harcın davacı yana iadesine, 3-Davacı sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 70.126,74-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2025

Katip ..... e-imzalıdır Hakim ......

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/934, K. 2025/668, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-934-e-2025-668-k-49bb922e2dd3