İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/900 E. 2026/489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/900
- Karar No
- 2026/489
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/900 Esas KARAR NO : 2026/489 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 05/12/2024 KARAR TARİHİ : 15/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; --------- sevk ve idaresindeki --------- adına kayıtlı --------- plakalı araç ile --------- adına kayıtlı ve --------- sayılı 13.05.2022 - 13.05.2023 vadeli birleşik kasko sigorta poliçesi ile müvekkil şirkete sigortalı aracın --------- Mahallesi ---------- Caddesi üzerindeki kavşakta çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı sürücü ---------- kazanın oluşumunda yüzde yüz kusurlu bulunduğunu, kaza sebebiyle sigortalı araçta oluşan hasarın tespiti için 09/02/2023 tarihinde ekspertiz incelemesi yapıldığını, müvekkil şirket tarafından 27/03/2023 tarihinde 49.710,37 TL tutarında hasar onarım ödemesi gerçekleştirildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olan müvekkil şirketin davalı araç sürücüsü, ruhsat sahibi ve kusurlu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı rücu hakkı bulunduğunu, bu kapsamda Delin Davalılardan Tahsili Adına --------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalıların haksız ve süreci uzatmaya yönelik itirazları neticesinde takibin durduğunu, uyuşmazlığın çözümü için başvurulan ---------- Arabuluculuk Bürosu --------- bürosu --------- numaralı arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamadığını, bu nedenle ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile davalı sigorta şirketi yönünden poliçe teminatı ile sınırlı olmak üzere takibin devamına, alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMADavalı -------- ve davalı ---------- kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermediği davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,---------- İcra Müdürlüğünün ---------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan kök ve ek raporda özetle; Tek yönlü yolda iki aracın birbirine yaklaşarak şerit ihlali yaptığı, kazanın bu şekilde meydana geldiği, ---------- plakalı araç sürücüsü --------- yüzde 50 kusurlu olduğu, --------- plakalı araç sürücüsü ----------- yüzde 50 kusurlu olduğu, her iki sürücünün de eşit oranda kusurlu olduğu davaya konu kazada aracın hasar bedelinin 49.710,37 TL olduğu, ---------- Şirketi'nin 27.03.2023 tarihinde hasar bedelini servise ödediği, ödeme bilgisinin dosyada bulunduğu, davacı şirketin 06.12.2024 tarihinde vekili ----------- 39.834,26 TL ödediği, ödeme nedeninin anlaşılamadığı, ---------- Ş. 'nin ---------- plakalı aracın 25.03.2022 ile 25.03.2023 tarihleri arası poliçe ile trafik sigortacısı olduğu, teminat limitinin 50.000 TL olduğu, davalıların hasar bedelinden kusur oranında 24.855,19 TL tutarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu asıl alacak miktarının 24.855,19 TL olduğu, faiz başlangıcının 27.03.2023 tarihi olarak belirlendiği, icra takip tarihinin 29.07.2024 olduğu, %51,75 yıllık faiz türünün uygulandığı, işlemiş faizin 11.241,19 TL olduğu, toplam alacağın 36.096,38 TL ve toplam faizin 11.241,19 olduğu hususları beyan ve rapor edilmiştir. Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına ,araç malikine ve araç sürücüsüne karşı takip başlatmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir . Tüm dosya kapsamı, yukarıda yer alan açıklamalar ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu, ödenen hasar onarım bedelinin kaza ile uyumlu olduğu tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmakla davacının sigortalısının zararını tazmin etmekle halefiyet ilkesi gereği ödediği zararı rücuen davalılardan isteyebileceği birlikte değerlendirilerek usul ve yasaya uygun olan bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak kısmen kabulü kısmen reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 24.855,19 TL asıl alacak, 11.249,19 TL işlemiş faiz, üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebin reddine, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Karar harcı 1.697,86 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 869,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.297,14 TL harcın davalı taraflardan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 869,54 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.297,14 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.851,40 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2.710,54 TL sinin davalı taraflardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 24.855,19 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davanın reddedilen kısmı için davalı --------- Şirketi Ve ---------- yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.311,88 TL'nin davalılardan, 2.488,12 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekiline ve davalı kaya ceylan vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) diğer davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/05/2026