İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/820 E. 2026/438 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/820
Karar No
2026/438
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/820 Esas KARAR NO : 2026/438 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, işyerinde tespit edilen harici hattın varlığını kabul etmekle birlikte, bu durumdan haberdar olmadığını, söz konusu bağlantının, kendisinin aboneliğinden çok daha önce, tesisatın ilk yapıldığı dönemden kalma bir bağlantı hatası olabileceğini, davalı kurumun kendi personeli tarafından sayaç değişimleri sırasında hatalı bir bağlantı yapılmış olabileceğini, arada illiyet bağının bulunmadığını, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, tahakkuk ettirilen 1.491.221,46 TL'lik faturanın, gerçek dışı ve fahiş parametrelere dayandığını, işyerinde atıl durumda olan, çalışmayan ve depo amaçlı tutulan makinelerin dahi tam zamanlı ve tam kapasiteyle çalışıyormuş gibi hesaba katılarak gerçekle bağdaşmayan bir borç çıkarıldığını, hesaplamada kullanılan "kurulu güç" değerinin keyfi olduğunu, günlük çalışma saatinin hiçbir somut veriye dayanmadığını, 2020 yılında tamamen farklı bir adresteki bir olay gerekçe gösterilerek "tekerrür" hükmü uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, tün bu gerekçelerle, haksız yere tahakkuk ettirilen ve icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalınan bedelin, yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı kurumun 16.08.2024 tarihinde davacıya ait işyerinde yapılan saha kontrolünde, "kayıtlı sayaçtan geçirilmeksizin harici bir hat çekmek suretiyle" elektrik tüketildiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, bu durumun Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin (EPTHY) 42/1-b maddesi kapsamında tanımlanan kaçak elektrik tüketimi fiilini oluşturduğunu, bu tespite istinaden yapılan borç tahakkukunun, EPTHY'nin kaçak tespit süreci, hesaplama yöntemi, süreler ve faturalandırmayı düzenleyen 43, 44, 45 ve 46. maddelerine tamamen uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının daha önce 16.11.2020 tarihinde --------- Mahallesi'ndeki farklı bir adresinde sözleşmesiz kullanım nedeniyle hakkında --------- numaralı kaçak tutanağının düzenlendiğini, bu nedenle dava konusu fiilin "mükerrer kaçak elektrik kullanımı" sayıldığını ve Yönetmeliğin 46/3 maddesi uyarınca cezai tarifenin 2 katı ile çarpılarak hesaplanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu iddia ederek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE : Dava; hukuki niteliği itibariyle, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle icra baskısı altında ödenen paranın istirdatı istemine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanmış, bilirkişiden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir. Uyuşmazlık konusu kaçak tüketime ilişkin tespit tutanakları, tahakkuklar, hesap detayı, abonelik bilgileri, takip dosyaları mahkememizce celp edilmiştir. Uyuşmazlık konusu hakkında elektrik mühendisi bilirkişisinden alınan raporda özetle; Dava konusu ---------- adresindeki işyerinde 16/08/2024 tarihinde yapılan kontrolde sayaç giriş sigortası çıkışından sayaç ölçüm devresine girmeden iç tesisata enerji veren harici bir bağlantının bulunduğu, fotoğraf ve saha kayıtları ile desteklenen bu bağlantının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-b maddesi kapsamında kaçak elektrik kullanımını oluşturduğu, bu yönüyle davalı kurumun kaçak elektrik kullanım tespitinin teknik olarak yerinde olduğu, ancak davacı imzasını içermeyen kaçak tutanağının tek başına kesin delil niteliği taşımadığı, kaçak enerji miktarına esas alınan verilerin ayrıca ispatlanması gerektiği, davalı kurumun tahakkuk hesabında kullandığı 67,305 kw kurulu gücün herhangi bir ölçüm veya teknik kayıtla desteklenmediği, kaçak hatta bağlı olduğu belirtilen --------- model makinenin etiket değerleri esas alınarak yapılan hesaplamada gerçek gücün 22,36 kw olduğunun tespit edildiği, böylece davalının kullandığı güç değerinin yaklaşık üç kat fazla belirlendiği, günlük çalışma süresinin davalı şirket tarafından dosyaya sunulan kurum içi yazışmada “çalışma saatini 10 saat olarak ekleyebilir misiniz” şeklindeki ifadeden anlaşılacağı üzere objektif saha verilerine dayanmadığı, çalışma ruhsatı, vardiya kaydı veya benzeri delillerin bulunmaması nedeniyle mevzuat çerçevesinde 8 saatlik sürenin esas alınmasının uygun olacağı, tüketim kayıtlarının incelenmesinde kaçak tespiti öncesi aylık tüketimlerin oldukça düşük seviyelerde olduğu, kaçak bağlantının iptal edilmesinden sonra da tüketim miktarında davalının iddia ettiği ölçüde ciddi bir artış meydana gelmediği, bunun kaçak hatta bağlı makinenin sürekli çalıştırılmadığı ve davalının varsayımsal hesap yöntemini desteklemediği, ayrıca EPTHY'nin 45. maddesi gereğince kaçak kullanımın başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle ispatlanamaması nedeniyle geriye dönük 180 günlük ek tüketim tahakkukunun hukuki dayanağının bulunmadığı, davalı tarafından bu hususu destekleyen herhangi bir somut delil sunulmadığı, davacı adına 16/11/2020 tarihinde başka bir adreste düzenlenen kaçak kullanım tutanağı nedeniyle Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 46/3 maddesi uyarınca mükerrer kullanım hükümlerinin uygulanarak iki kat ceza katsayısı kullanılmasının ise mevzuata uygun olduğu, raporda revize edilen 22,36 kw güç ve 8 saat/gün çalışma süresi esas alınarak yapılan hesaplamada 180 günlük kaçak dönem için toplam tüketimin 32.198,4 kwh, buna karşılık davalı kurumun hesapladığı 96.919,2 kwh tüketimin hatalı güç tespitinden kaynaklandığı, kaçak tüketim bedelinin esas alınması halinde davacının sorumlu tutulabileceği toplam borcun KDV dahil 348.602,68 TL olduğu, mahkemenin ek tüketim tahakkukunu da geçerli kabul etmesi halinde bu tutara 137.302,04 TL eklenerek toplam borcun 485.904,72 TL'ye ulaşacağı, davacının 04.09.2024 tarihinde ihtirazi kayıtla ödediği 1.491.221,46 TL dikkate alınarak yapılan faiz hesabında, yalnızca kaçak tüketimin geçerli kabul edilmesi halinde davacı lehine 1.142.618,78 TL anapara ile 107.977,47 TL faiz olmak üzere toplam 1.250.596,25 TL'nin, ek tüketimin de kabul edilmesi halinde ise 1.005.316,74 TL anapara ile 94.997,43 TL faiz olmak üzere toplam 1.100.314,17 TL'nin iadesinin söz konusu olabileceği yönünde rapor tanzim edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Hüküm kurmaya ve denetime elverişli, ayrıntılı, teknik veriler ile mevzuata uygun şekilde düzenlendiği anlaşılan teknik bilirkişi raporunda; davacıya ait işyerinde sayaç ölçüm devresinden geçirilmeden enerji kullanımına ilişkin harici bağlantının mevcut olduğunun tespit edildiği, bu haliyle kaçak elektrik tüketimi fiilinin gerçekleştiğinin sabit olduğu, davalı dağıtım şirketince tahakkuka esas alınan 67,305 kw kurulu güç değeri ile günlük 10 saatlik çalışma süresinin somut teknik verilere ve objektif delillere dayandırılmadığı, kaçak hatta bağlı makinenin etiket bilgilerinden hareketle gerçek kurulu gücün 22,36 kw olduğunun belirlendiği, günlük çalışma süresinin mevzuat kapsamında 8 saat olarak kabul edilmesinin gerektiği, davalı tarafça 180 günlük ek tüketim tahakkukunun dayanağını oluşturacak şekilde kaçak kullanımın başlangıç tarihine ilişkin doğru bulgu ve belgelerin dosyaya ibraz edilemediği, bu nedenle ek tüketim tahakkukunun yerinde olmadığı, davacı adına daha önce düzenlenen kaçak kullanım tutanağı nedeniyle mükerrer kullanım hükümlerinin uygulanarak iki kat cezai katsayı kullanılmasının ise mevzuata uygun bulunduğu, bu kapsamda davacının teknik olarak sorumlu tutulabileceği toplam kaçak tüketim bedelinin KDV dahil 348.602,68 TL olduğu, davacının ise davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 1.491.221,46 TL bedeli 04/09/2024 tarihinde ihtirazi kayıtla ödediği, böylelikle davacının haklı olarak istirdadını talep edebileceği tutarın bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere 1.142.618,78 TL asıl alacak ile ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 107.977,47 TL faiz toplamının 1.250.596,25 TL olduğu, davacının ihtirazi kayıtla ödediği bedelden davacının sorumlu olduğu kaçak tüketim tutarı mahsup edildiğinde 1.250.596,25 TL'lik ödemeden sorumlu olmayacağı tespit edilmiş olup, davacının 24/10/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 1.250.000,00 TL'ye ıslah ettiği anlaşıldığından davacının talebiyle bağlı kalınarak 1.250.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-1.250.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 85.387,50-TL harçtan davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 25.269,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 60.118,12-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60-TL. başvurma harcı, 25.269,38-TL peşin ve ıslah harcının toplamı olan 26.056,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 8.942,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 7-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 193.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/820, K. 2026/438, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-820-e-2026-438-k-d3681aaf6a2c