İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/817 E. 2026/31 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/817
Karar No
2026/31
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/817 Esas KARAR NO : 2026/31

DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 09/02/2016 KARAR TARİHİ : 13/01/2026

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2016 gün ... Esas, ... karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, ... Esas,... karının davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul BAM 17. HD ...Esas, ... Kararı ile kaldırılarak dosyanın nöbetçi asliye ticaret mahkemesi olarak Mahkememizin ... Esas sırası kaydı yapıldığı, Mahkememizin 21/05/2024 tarih ve ...Esas... Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD' nin 28/11/2024 tarih ... Esas... sayılı kararı ile kaldırılarak geldiği görülmekle, Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ...adresinde bulunan iş yerinin 10/12/2014 - 10/12/2015 tarihleri arasında sigortalandığını, 23/06/2015 tarihinde yağış sonucu şehir kanalizasyon sisteminin yetersiz kalması nedeniyle su baskını tarihinde yağış sonucu şehir kanalizasyon sisteminin yetersiz kalması nedeniyle su baskını yaşandığını, su baskını nedeniyle sigorta kapsamında 02/07/2015 tarihinde 38.850,00 TL tazminat ödendiğini, 6102 Sayılı TTK'nın 147/2 maddesi uyarınca hasarın oluşmasında davalı kurumun sorumlu olması nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın davalı kurumdan talep ve rücu hakkı doğduğunu, davanın kabulü ile 02/07/2015 tarihinden işleyecek yasal avans faiziyle birlikte 38.850,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın bir tazminat davası olduğunu, TBK'nın 41. maddesine göre tazminatın sorumluluğunun doğması için gerekli şartların söz konusu davada müvekkili idare yönünden doğmadığını, sigortalının ... Yönetmeliğine uygun hareket etmediğinin, olayın oluş şeklinin yağmursuyu kanalı olmaması nedeniyle gerçekleştiğini, ayrıca hasar geldiği yerde yapılan incelemede atıksu hatlarından herhangi bir tıkanıklığın oluşmadığının tespit edildiğini, aleyhe açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana bırakılmasını talep etmiştir. Toplanan Deliller: ...'nden ... nolu dosyanın eksper raporu ile hasar dosyası evrakları, Bilirkişi ..., bilirkişi ...ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan 29/09/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, ayrı ayır celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, davacı ... şirketinin dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu hasar tazminatının 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca ve halefiyet ilkesi gereğince hasara sebep olduğunu iddia ettiği davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta, davacı ... ile dava dışı ... Şti arasında 10/12/2014-10/12/2015 tarihlerini kapsayan işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiği, 23/06/2015 tarihinde riziko adresi olan "..." adresinde su baskını meydana geldiği, davacı ... şirketinin sigortalısına 02/07/2015 tarihinde 38.850,00-TL hasar ödemesi yaptığı, davacı tarafından, sigortalı işyerinin bulunduğu bina önündeki rögarın tıkanması ve bu sırada yağan yağmur sularının ana yolda yetersiz olan kanallardan taşarak sigortalı işyerinin bodrum katının içerisine sirayet etmesi sonucunda oluştuğunu ve oluşan hasardaki sorumluluğun davalı idare ... Gn. Md.'de olduğunu iddia ederek ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalının sorumluluğu bulunup bulunmadığı teknik bir mesele olduğundan dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu ile, su baskının kanalizasyon sisteminden değil yağmur suyu akışından kaynaklandığı, sorumluluğun ilçe belediyesinde olduğu, yağmur suyunun uzaklaştırılması ana arterlerde Büyükşehir Belediyesi'nin, ara sokaklarda ise İlçe Belediyesi'nin sorumluluğunda olduğu, ancak dava konusu su baskını olayında 23/06/2015 tarihinde yaşanan aşırı yağmur yağışı neticesinde; dava konusu su hasarının meydana geldiği işyerinin yer aldığı binanın bodrum katının yol seviyesi ile aynı kotta bulunması, bahçe katı ile yol seviyesi arasında yoldan akan sel sularının içeriye girmesini engelleyecek herhangi bir engelin bulunmaması, yoldan sel sularının rahatlıkla içeriye girebildiğinin tespit edilmesi, binanın dışında bulanan ve binayı çevreleyen yollardan akan sel sularının binanın bodrum kat bahçesinden içeriye dolması, binanın rögar sisteminin yeterli olmaması sebebiyle suların iş yerine girerek iş yerine ve içerisinde bulunan emtialara hasar verdiği, bodrum katta bulunan işyerinin önünden geçen yolların bağlantı şekilleri ve kotları dikkate alındığında yoldan akan sel sularının rahatlıkla içeriye girmiş olduğu, bodrum kata dışarıdaki yollardan giren sel sularının bodrumdaki bahçe katına girmesini önleyecek hiçbir tedbirin, önlemin ilçe belediyesince sokak kapsamında ve mülk sahipleri tarafından taşınmazlarının parsel sınırında önlem alınmaması sonucunda suların bahçe katına girerek bodrum katlarındaki işyerine girmesi sonucunda zararın meydana geldiği, olayın sorumlusunun gerekli tedbirleri almayan mülk sahipleri olduğu, davalı ...'nin ve ilçe belediyesinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesinde yapı malikinin sorumluluğunun düzenlendiği, maddede, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikinin bunların yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunun ifade edildiği, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, TBK'nın anılan maddesindeki sorumluluğun, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk hali olduğu, kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunmasının gerektiği, davalıya ait su ve kanalizasyon hattının, imal olunan şey kavramına dahil olup davalının bu hattın kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan sorumlu olduğu, sigortalı binada izolasyonun ve temel çevresi drenaj sisteminin olmaması davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar), binanın iskansız ve imara aykırı olması ya da izolasyonunun bulunmaması gibi durumlar dahi objektif sorumluluğu bulunan yapı maliki davalı ...'nin sorumluluğunu tamamen kaldıracak nitelikte olmadığı, Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinin 14.maddesi gereği sigortalı konutun bulunduğu yerlerde parsel çıkışında atık suların geri tepmesini önleyecek sistemin (bodrum katlardaki kanal bağlantılarının geri tepme klapesi, checkvalf) varlığı hukuki bir zorunluluk ise de Yargıtay içtihatlarında da işaret edildiği üzere sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi davacı sigortalısına ait dairelerin kot altında bulunmasının dahi illiyet bağını kesen neden olarak kabul edilemeyeceği, özetle Yargıtay içtihatlarında da işaret edildiği üzere sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmamasının davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, illiyet bağını kesen neden bulunmadığı, bu durumda davalı ...'nin sorumluluğu bulunmadığına ilişkin bilirkişi değerlendirmesine itibar edilemeyeceği, ancak meydana gelen zarara ilişkin ödemenin kadri marufunda olduğunun belirtilmesi karşısında yapılan hesaplamaya itibar edilebileceği, öyleyse davacının rücu şartlarının oluştuğu değerlendirilmekle davanın kabulü ile, rücu bedeli olan 38.850,00-TL'nin ödeme tarihi olan 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş ve takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KABULÜ ile, 1-Rücu bedeli olan 38.850,00-TL'nin ödeme tarihi olan 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen dava değeri (38.850,00-TL) üzerinden alınması gereken 2.653,84-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 663,47-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.990,37-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 663,47-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kaldırma öncesi davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.121,75-TL posta ve tebligat gideri, 7.600,00-TL bilirkişi ücreti ile 521,80-TL keşif masrafı ile kaldırma sonrası davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 415,00-TL posta ve tebligat gideri ile 7.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.658,55-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kaldırma öncesi davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 100,00-TL posta ve tebligat yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 38.850,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/01/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/817, K. 2026/31, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-817-e-2026-31-k-bc902e6756ec