İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/796 E. 2026/178 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/796
- Karar No
- 2026/178
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO:
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı yukarıda adresi yazılı şirkette vinç kiralama ve ana sözleşmesinde yazılı diğer faaliyetler ile iştigal eden bir firma olduğunu, müvekkili davacı ile davalı arasında 12/11/2016 tarihli araç üstü katlanır bomlu hidrolik vinç satış sözleşmesi imzalandığını, bu satış sözleşmesinin konusu sözleşme ile tespit edilen ve sözleşmenin vinçin teknik özellikleri olarak ifade edilen ''...+2 Tipi Yana Katlanır Hidrolik Mobil Vinçin'' satışı, teslimi ve montajından ibaret olduğunu, davacı müvekkili ve davalı şirket arasında akdedilen Araç Üstü Katlanır Bomlu Hidrolik Vinç sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere vincin teknik özellikleri işbu sözleşmede ayrıntılı olarak belirlendiğini, yine vinçin fiyat bilgisi sözleşmede yer almakta olup her ne kadar sözleşme teklifinde, ödeme ve teslim tarihinin de bildirildiği ileri sürülse de taraflar arasında ve sözleşmede herhangi bir teslim tarihi kararlaştırılmadığını, işbu sözleşmeye göre sözleşme bedeli sözleşmede açıkça yazılı olup KDV hariç 145.000 TL olarak belirlendiğini, davacı müvekkili tarafından sözleşme bedelinin büyük bir bölümü yani 144.000 TL davalı şirkete vade tarihinden önce ödendiğini, ancak davalı şirket sözleşme uyarınca kararlaştırılan edimini (vinçin teslimini) yerine getirmediğini, vincin teslimi ile ilgili davalı şirket tarafından davacı müvekkile herhangi bir bilgi verilmediğini, taraflar arasında imzalanan 12/11/2016 Tarihli Araç Üstü Katlanır Bomlu Hidrolik Vinç Sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin 2. Sayfasında ''Kullanılan Malzemeler'' ve ''Ek özellikler'' başlığı altında vinçin yapımı sırasında kullanılacak malzemeler ve özellikleri tek tek sayıldığını, ''Fiyat Bilgisi'' başlığı altında ... YK6+2 tipi yana katlanır hidrolik mobil vinç fiyatı 145.000 TL + KDV 35.000 TL olmak üzere toplam tutar 158.500 TL olarak belirlendiğini, ödeme bilgisi : ''Tutarın 32.500 TL'si Montaj için gelecek aracın tesliminde ödenecektir. 40.000 TL'si Makine tesliminde ödenecektir. Kalan tutar makine tesliminden itibaren 60 günlük ara ile 5 parça çek olarak ödenecektir. '' başlığı altında ödemenin makine teslimi itibariyle yapılacağı belirtildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve alacak miktarı belirlenebilir olduğunda arttırılmak kaydı ile şimdilik ; 12/11/2016 Tarihli Araç Üstü Katlanır Bomlu Hidrolik Vinç Satış Sözleşmesi gereğince ödemesi yapılan ve ancak bugüne kadar teslim edilmeyen sözleşmede ayrıntılı ve detaylı özellikleri yazılı Ask 65 Yk6+2 Tipi Yana Katlanır Hidrolik Mobil Vinç'in aynen müvekkile teslimine, sözleşmeye konu vinçin aynen teslimi mümkün değil ise güncel rayiç bedelinin (bedel belirli hale geldiğinde ıslah/belirli hale getirme haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 1.000-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkile ödenmesine, yine vinçin süresinde teslim edilmemesi nedeni ile vinçin çalıştırılamaması sonucu elde edilecek kazanç, kar kaybı ile işletme zararına karşılık şimdilik 1.000 TL'nin vinçin makul sürede teslim edilmesi gereken tarihten (temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacı taraf davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, davaya konu ürünün aynen teslimini talep etmiş ancak bedelini belirtmemiş olup, dosyaya sunulan sözleşmede ürünün bedeli yazmakta olup (158.500,00-TL ) harcın bu miktara göre yatırılmasının gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme bir eser sözleşmesi olduğunu, her ne kadar sözleşmede açık olarak eser sözleşmesi olduğu yazılmamış ise de sözleşmenin bütünü inlenediğinde bunun hazır bir ürünü satışı değil müşterinin talebi ile imal edilen özel yapım bir ürün olduğu ve, müvekkilin de iş bu sözleşme ile bunu imal edip teslim etme borcu üstlendiği ortada olduğunu, davacının harcı tamamlaması için süre verilmesine, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, Mahkeme aksi kanaatte olur ise vincin artık olmaması sebebiyle (müvekkilin zararlarının hesap edilip düşülerek) bedelinin iadesine, davacının yargılama giderleri ve ücreti vekalet ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi mi yoksa satış sözleşmesi mi olduğu, buna göre zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi, davaya konu vincin aynen teslimi, olmadığı takdirde güncel rayiç bedelinin ödenmesi ve vincin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle elde edilecek kazanç, kar kaybı ile işletme zararı taleplerinin değerlendirilmesi hususunda olduğu anlaşılmıştır. Davalı tanığı ... duruşmada alınan beyanında: ''...Ben 2012 yılından beri davalı şirkette muhasebe müdürü olarak çalışmaktayım. 2016 yılında davacı şirketle bu sözleşmeyi imzaladık. Davacı şirket bize kamyonun 15 gün içerisinde gönderecekti gönderdikten sonra da biz hazırladığımız özel yapım vinci monte edip teslim edecektik. Testlerini yaptıktan sonra teslim edecektik. Ancak defalarca kez aramamıza rağmen kamyonu bize getirmediler. Telefonlara çıkmadılar yaklaşık 3-4 yıl sonra yapmış olduğumuz vincin aksamları bayatlamaya başladığı için parçalayıp bir kısmını hurda olarak değerlendirdik bir kısmını da diğer müşterilerin makinalarına kullandık. Hazırlamış olduğumuz üretim özel bir üretimdir o müşteriye özgüdür başka bir müşteri tarafından kullanılamaz. Biz bu vinci 15 günlük sürede hazırlamıştık. Üretim bizim devamlı seri imalatımız olduğu için müşterinin istediği özelliklere göre parçalar revize edilerek bu parçalar sözleşme imzalanmasından sonra yapıldı. Biz üretimi yaptıktan sonra dediğim gibi defalarca kez aradık. Ürünün satın alınması aşamasında müşteri mi gelip sipariş verdi yoksa bizim satış danışmanımız mı bu ürünü sattı bilgim yoktur her iki şekilde de uygulamamız vardır bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum.'' şeklinde beyan vermiştir. Davalı tanığı ... talimat mahkemesince duruşmada alınan beyanında: ''...Dava konusuna ilişkin bilgim vardır, müdürleri Gebze'ye geldi ve bir konuşma yaptık, anlaştık, ben vinç satın almak için ... şirketinden sipariş verdim, vincin parasını ödedik, 45.000,00.-EURO bedelde anlaştık, ancak vincin teslimatı yapılmadı, aradan 2 yıl süre geçti, oğlum ilgileniyordu, davalı tarafı aradığında anlaştığımız vinci yapıp başkalarına sattığını öğrendik, sözleşme yaptığımız müdür bu süreçte işten ayrılmış, ben ilgilenmiyorum şirket ile muhatap olun dedi, biz vinci talep edince, davalı taraf ek para istiyor, biz anlaştığımız parayı kendilerine ödemiştik. Talep ettiğimiz vinç özel nitelikleri olan bir vinç değildi, sıradan bir vinçti, bu süreçte bizi hiç vinci teslim almamız için aramadılar, teslim almamız konusunda herhangi bir bildirim yapılmadı. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir. Tanık ücreti talebim yoktur.'' şeklinde beyan vermiştir. Davalı tanığı ... talimat mahkemesince duruşmada alınan beyanında: ''...Dava konusuna ilişkin bilgim vardır, davalı ... şirketinin müdürleri ... bey Gebze'ye geldi, katalog getirdi, katalogdan gösterdiği makinelerden 23 ton olanında mutabık kaldık, sözleşme yaptık, sözleşmede kararlaştırdığımız bedelin ödemesini yaptık, bizim talep ettiğimiz makine hali hazırda olabilen makinedir, aradan 5-6 ay kadar süre geçtikten sonra davalı tarafı aradım, beni oyaladılar, makinenin yapılacağını söylediler, aradan yaklaşık 2-3 ay geçtikten sonra tekrar aradım, makineyi daha fazla para veren müşteri bulup sattıklarını söylediler, bu konuşmayı ... bey ile yaptık, ancak daha sonraki süreçte ... beyi işten çıkarmışlar ve biz kendimize muhatap bulamadık, halen teslim edilmiş bir vinç yok, parasını ödediğimiz makine halen bize teslim edilmedi, vinci teslim alamadığımız için buna güvenerek anlaştığımız işlerde de problem yaşadık, kazanç kaybımız oldu, biz dolandırıldığımızı düşünerek mahkemeye başvurduk, bu süreçte babam rahatsız olduğu için biraz daha ağırdan alarak beklemek durumunda kaldık, ancak halen teslim edilmemiş bir vinç bulunmamaktadır. Aslında biz vinç siparişlerimizi hidrokon, kama, kombasanacer, kondo gibi firmalardan temin ediyorduk, ancak davalı taraf gelip katalogdan vinç gösterince ve firmanızda bizim makinemiz bulunsun diyerek reklam yapmak isteyince kabul ettik, bizim sipariş ettiğimiz vinç standart bir vinçtir, özel niteliği yoktur, sadece tonajı vardır. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir. Tanık ücreti talebim yoktur.'' şeklinde beyan vermiştir. Mahkememizin 16/10/2025 tarihli duruşma zaptı ile dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Mahkememize sunulan 21/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Ürün; üst ve alt grup tim yönünden model bazında standartlaştırılmış, alt grup araç entegrasyonu yönünden araç şasisi ve ekipmanına bağımlı uyarlama niteliği göstermektedir. Araca uyarlanma işçilik maliyeti hariç ürün standart üretim niteliğinde olduğunu, teslimin üreticinin fabrika sahasında, taşıyıcı araca uygun alt grubun uyarlama ve montajının tamamlanması ile devreye alma-fonksiyon testleri sonrası yapılması teknik olarak uygun olacağını, siparişe dayalı üretim, stok tutulmaması ve kapasite/plan yükü dikkate alındığında benzer ürünlerde makul teslim süresi uygulamada 2 yıla kadar çıkabildiğini, sözleşmedeki 15 iş günü (+5 opsiyon) hükmü, aracın fabrika sahasına tesliminden sonra başlayan termin hükmü olduğunu, dosyada usulüne uygun tebligat bulunmadığının anlaşıldığı, 18/08/2019 tarihli Whatsap mesajı tebilgat sayılmayacak ise termin başlangıcı buna bağlanamayacağını, sözleşmede tebliğ sonrasına ilişkin süre tebliğ tarihinden itibaren yaklaşık 30 gün içinde aracın üreticiye teslimi teknik açıdan makul bir süre olduğunu, Muadil ürün fiyat teklifi alınan 3 firmanın fiyat ortalaması 6.827.478 TL'dir (güncel rayiç). 04/10/2024 tarihli dava açılış tarihli rayiç bedel 5.275.970 TL'dir. aynen teslim/muadil: Vinç bedelinin ödenmiş sayılarak, 50.000 TL araç uyarlama bedeli ve KDV'nin ödenmesi ayrıca vincin montajının yapılacağı aracın teslim edilmesi şartlarıyla ürünün aynen teslimi mümkün olduğunu, kâr kaybı ve defter incelemesi: Günlük kâr kaybı hesabı ile ticari defter kayıt incelemesi tarafımın uzmanlık alanı dışındadır; ihtiyaç halinde ilgili uzmanlarca yapılmasının uygun olacağını bildirir rapor sunulduğu görülmüştür. Davacı taraf, satış sözleşmesi ile davalının taahhüt ettiği VİNCİN teslim edilmediğini, öncelikli olarak taahhüt edilen vincin teslim edilmesini, mümkün olmaması halinde ürünün güncel değeri üzerinden bedel iadesine karar verilmesini ayrıca kazanç kaybı ve işletme zararını talep etmiştir. Davalı taraf, sözleşme tarihinin 2016 yılı olduğunu, sözleşme tarihinden yaklaşık 8 yıl sonra malın tesliminin talep edilmesinin kötüniyetli olduğunu, davacının ihmalkar davrandığını ve bu nedenle aynen teslim talebinin hakkaniyetli de olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 2016 yılında imzalandığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacının sözleşme bedeli olan 145.000 TL+ KDV'nin 144.000 TL 'sini ödediği, davalının bu ücreti aldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı sabittir. Dava konusu sözleşme içeriği, tarafların anlaşmaları, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu ile sözleşmenin satış sözleşmesi olduğu eser sözleşmesi olmadığı değerlendirilmiştir. Sözleşme içeriğine göre davaya konu vincin ne zaman teslim edileceği konusunda bir tarih belirlenmemiştir. Sözleşmeye göre ifanın sözleşmenin imzalandığı tarihte muaccel hale geldiğini söylemek mümkün değildir. Sözleşmede teslim yeri olarak vincin satıcı firmanın fabrika sahasındaki alanda teslimin ve montajının yapılacağı belirlenmiştir. Davalı taraf, davacının uzun süre sonra aynen ifa talebinin ülkedeki enflasyonist ortam gözetildiğinde hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu savunmuştur. Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik teşkil ettiği ve gerçek hakkın tanınması ve ferdin korunması için bütün hukuki yolların kapalı bulunduğu hâllerde MK. M.2, hükmünün amacı, zaruretten doğan ve olağanüstü bir imkân sağlamaktır. Kişiler arasındaki ihtilâflar ve dolayısıyla hukuk canlı ve değişkendir. Başlangıçta öngörülmesi mümkün olmayan değişim ve ihtiyaçların ortaya çıktığı bazı durumlarda kanunun harfi harfine uygulanması kimi zaman adaletin esaslı unsurlarından olan hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilir. Dürüstlük kuralı da adalet terazisinde, kanun önündeki hak ile vicdan nazarındaki hakkaniyet arasında, ince bir ayardır. Ancak bu dengede şu husus hiçbir zaman gözden kaçırılmamalıdır: Dürüstlük kuralı bir ana kaide, bir çatı norm olmakla birlikte aynı zamanda ikincildir de. Aslonan rasyonel hukuk kurallarının uygulanmasıdır. Zira hukukun asıl anlam ve amacı, hukuki meseleleri kişiden kişiye değişebilecek hakkaniyet hisleriyle değil, kat’i ve açık, herkes için geçerli norm ve prensiplerle çözümlemektir. Hâkim, hayatın sayısız görünümüne kanun koyucunun öngördüğü kaidelerle çözüm bulmaya çalışırken, her hukuki meseleye ona uygun kanun hükmünü uygulamak yerine, dürüstlük kuralının taliliğini unutarak adaletini salt bu esasa dayandırırsa hukukun asıl anlam ve amacını tehlikeye atar. Bu sebepledir ki objektif normun varlığına rağmen dürüstlük kuralının esas alınması gibi çok istisnai olan bu hâlin takdirinde hâkimin azami seviyede ihtiyatlı ve basiretli davranması şarttır. Butlan sonucunu doğuran eksikliği etkisiz bırakabilecek takdir hakkının kullanılmasında her hukuki meselenin kendine özgü koşullarının titizlikle irdelenmesi zorunludur. Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeden söz edildiğinde onun, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulduğu kabul edilir (BK m.1). Türk Borçlar Hukukunda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Diğer bir ifade ile sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekte de, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Doktrinde ise Kılıçoğlu'na göre; sözleşmeler hukukunda ana kural, bir sözleşmenin kurulmasından sonra, tarafların yükümlülüklerini aynen yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Bu konuda geçerli olan kural, akde vefa (söze bağlılık) ilkesidir. Bu ilkeye göre, bir sözleşme geçerli bir şekilde kurulduktan sonra, koşullar ne kadar değişirse değişsin taraflar sözleşmenin gereğini aynen yerine getirmek zorundadırlar (Bkz.Prof.Dr. ... Borçlar Hukuk-Genel Hükümler Genişletilmiş 17. Basım, ... Kitapevi, Sayfa 254). Taraflar tacir olup 6102 sayılı TTK’nun 18/2 maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçludan TBK 125. (eski BK 106. vd.) maddeleri çerçevesinde aynen ifa ve gecikmeden dolayı uğradığı zararının veya aynen ifayı reddederek müspet zararının yahut sözleşmeyi feshederek menfi zararının tazminini seçimlik olarak isteyebilir. Davacı somut olayda aynen ifa talep etmiştir. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında; sözleşmenin halen ayakta olduğu, sözleşmede teslim tarihine ilişkin bir süre belirlenmediği, davalının basiretli bir tacir olarak kurduğu sözleşmenin sonuçlarıyla bağlı olduğu, sözleşmenin imzalanmasından uzun bir süre sonra teslim talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmeyeceği, tacir olan davalının sözleşmede belirlenen ücretin neredeyse tamamını almasına rağmen sözleşmenin feshi yoluna kendisinin de gitmediği, davacının da sözleşmeyi ayakta tutmaya devam ettiği, Türk Borçlar Hukukunda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkelerine göre, sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uygulanması gerektiği, diğer bir ifade ile sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlunun sözleşmedeki edimini aynen ifa etmesi gerektiği açıktır. Bu anlamda davalının hakkın kötüye kullanıldığına yönelik savunması yukarıda anlatılanlar ışığında kabul edilmemiştir. Davalı işbu olayda sözleşmeyi zamanında feshetmesi ya da aldığı ücreti iade etmesi gerekirken etmemiş ve sözleşmeyi ayakta tutmaya kendisi de devam etmiştir. Ayrıca sözleşme bedeli yani uhdesine geçen ücret o günün şartlarında değerli bir meblağdır. Davacının sözleşme kapsamında ödeme edimini yerine getirdiği sabittir. Ödenmeyen kısım yönünden sözleşme şartları incelendiğinde ve davacının ödemeyi tam yapmadığından bahisle aynen teslime karar verilmemesi de mümkün değildir. Bu anlamda alınan rapor ile de sabit olduğu üzere malın aynen ifa edilmesinin mümkün olduğu da gözetildiğinde davacının aynen ifa talebinde haklı olduğu değerlendirilmiş ve taraflar arasında imzalanan 12/11/2016 tarihli sözleşme uyarınca davacıya teslim edilmeyen ASK 65 YK 6+ 2 TİPİ YANA KATLANIR HİDROLİK MOBİL VİNCİN işbu sözleşmede belirtilen teknik özellikleri aynı olmak kaydıyla ve davacı tarafından davalıya eksik ödendiği anlaşılan 1000 TL ile 145.000 TL'nin KDV'sinin davalıya ödenmesi şartı ve vincin montajının yapılacağı aracın davacı tarafından davalıya teslimi ve araç uyarlama bedeli 50.000,00 TL'nin davacı tarafından davalıya ödenmesi şartıyla vincin davalı tarafından davacıya teslimine, işbu karar kesinleştiğinde yukarıda belirtilen davacıya ait yükümlülükler yerine getirildiği takdirde davalıya 6 aylık makul teslim süresi tanınmasına şeklinde hüküm kurulmuştur. İlamın bu haliyle edimlerin aynı zamanda ifa (birlikte ifa) yükümlülüğünü içerdiği, birlikte ifa kuralı gereğince ilamdaki TESLİM kavramından aracın hukuken teslim edilmesinin anlaşılması gerektiği, aracın fiilen ve fiziki olarak bir yer veya kişiye tesliminin gerçek teslim olmadığı ve bu şekilde mülkiyetin geçmeyeceği, teslimin gerçekleşmesi için mevcut mevzuat hükümleri uyarınca aracın trafik kaydının da devredilmesinin gerektiği düşünülerek kararın kesinleşmesi halinde infaz edilebileceğine dair hüküm kurulmuştur. Davacı tarafın vincin geç teslim edilmesi nedeniyle oluşan işletme zararı ve kazanç- kar kaybı talebi yönünden ise; yukarıda bahsedildiği üzere sözleşmede teslime yönelik bir süre belirlenmediği, bilirkişi raporları ile de anlatıldığı üzere makul bir sürede davacının davalıdan edimin ifasını talep edebileceği, kaldı ki davacının gerekli olan kamyonu temin edip davalıya başvurmadan davalının edimini ifa etmesinin mümkün olmadığı, bu halde edimin ifasını uzun bir süredir talep etmeyen davacının işletme zararı, kazanç kaybı gibi taleplerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu değerlendirilmekle bu taleplerin reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Taraflar arasında imzalanan 12/11/2016 tarihli sözleşme uyarınca davacıya teslim edilmeyen ASK 65 YK 6+ 2 TİPİ YANA KATLANIR HİDROLİK MOBİL VİNCİN işbu sözleşmede belirtilen teknik özellikleri aynı olmak kaydıyla ve davacı tarafından davalıya eksik ödendiği anlaşılan 1000 TL ile 145.000 TL'nin KDV'sinin davalıya ödenmesi şartı ve vincin montajının yapılacağı aracın davacı tarafından davalıya teslimi ve araç uyarlama bedeli 50.000,00 TL'nin davacı tarafından davalıya ödenmesi şartıyla vincin davalı tarafından davacıya teslimine, işbu karar kesinleştiğinde yukarıda belirtilen davacıya ait yükümlülükler yerine getirildiği takdirde davalıya 6 aylık makul teslim süresi tanınmasına, 2-İİK 24. Maddesinin hükmün infazı sırasında resen dikkate alınmasına, 3-Davacının kazanç kar kaybı ve işletme zararı taleplerinin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.904,95-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 427,60-TL peşin harç ve 2.048,34 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 7.429,01-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre (145.000,00/146.000,00) hesaplanan 3.575,34-TL'sinin davalıdan alınarak, 24,66-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 2.048,34TL tamamlama harcı olmak üzere toplamda 2.903,54-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından karşılanan 1.420,00-TL posta ve tebligat gideri, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti gideri ve 60,80-TL vekalet harcı gideri olmak üzere toplam 5.980,80- TL'nin haklılık oranına göre (145.000,00/146.000,00) 5.939,84-TL'sinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, bakiye kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından karşılanan 60,80 TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına göre (1.000,00/146.000,00) 0,42-TL'sinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine, bakiye kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı yana verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine, 11-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 05/03/2026
Katip Hakim