İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/776 E. 2025/257 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/776
Karar No
2025/257
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/776 Esas KARAR NO : 2025/257 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/10/2024 KARAR TARİHİ : 20/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalılardan ----------- ile 09/09/2016 tarihinde ---------- İli, --------- İlçesi, --------- pafta, ---------ada, --------- parselde yapılan inşaatta kat karşılığı daire almak amacıyla anlaştığı ve bir kısım ödemeler yaptığı, ancak yapılan bu anlaşmalar ve ödemelere rağmen davalılardan ---------- anlaşma konusu inşaatın yapımı konusunda hukuken sorunlar çıktığını ve inşaata devam edemeyeceğini müvekkile bildirdiğini, müvekkili ise gelinen aşamada yapmış olduğu ödemelerini iade istediği, ancak davalılardan ---------- ödeme yapma imkanının da olmadığını bildirdiğini, devamında ise müvekkili ödediği bedeller mahsup edilerek ve ek ödeme yapması halinde müvekkile 150 m2 daire arsa payı verebileceğini teklif edildiğini, davacı müvekkili de bu teklifi uygun gördüğü ve davalılardan---------- teklif ettiği daire arsa payını almaya karar verdiğini, taraflar müvekkilinin yapacağı ek ödemenin vadeler şeklinde yapılması konusunda mutabık kaldığını, davacı müvekkili davalılardan ----------- ile anlaşmış olduğu 150m2 daire arsa payı için ek olarak 30 adet 16.000 TL ve 1 adet 20.000 TL miktarlı senetleri borçlu sıfatıyla imzalayıp düzenlediğini, ancak davalı -----------, düzenlenen senetlerde anlaşma konusu taşınmaz ve arsa payı ticari ilişkisinde komisyonculuk yapan ----------- de senetlere kefil olmasını istediğini, taraflarca bu durum kabul edilmiş, müvekkilinin düzenlemiş olduğu tüm senetleri alacaklı ---------- olarak düzenlendiğini,----------- ciro yoluyla ----------- devir ettiğini, bu senetlerin 17 tanesi banka yoluyla ödendiği, devamında ise elden ve bankadan ödemeler yapıldığını, davacı müvekkilin üzerine düşen edimleri yerine getirirken kendisine 150m2 daire arsa payı verilmek yerine 75m2 daire arsa payı verildiğini öğrendiğini, müvekkilinin senetleri geri almak istediğini, ancak her görüşmede ötelendiğini, bir türlü alamadığını, bir süre sonra davalı ----------- müvekkiline kendisinin ve sahibi olduğu --------- Şirketi'nin vergi borçlarını ödemesi halinde senetleri geri vereceğini ve borcunun olmadığına ilişkin yazı verebileceğini belirttiğini, davacının bu talebi yerine getirdiğini, müvekkili ilgili kambiyo senetlerine ilişkin ödeme yapmış olmasına ve borcunun olmamasına rağmen davalı ----------- senetleri ısrarla geri vermediği, senetlerin davalı ----------- olduğunu, kendisine şuan ibra yazısı verebileceğini ve daha sonra da ---------- hem senetleri hemde ibra yazısını getireceğini' söylediğini, açıklanan nedenlerden dolayı ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ---------- ile müvekkili ---------- arasında inşaatta kat karşılığı daire almak amacıyla anlaşılmış fakat inşaat hukuki sebeplerden ötürü tamamlanamadığını, müvekkili inşattın tamamlanamamasından dolayı davacının mağdur olmaması adına, davacıya 80m2 daire arsa payı vermeyi teklif etmiş ve davacı bu teklifi kabul ettiğini, müvekkili davacıya verilecek arsa payının karşılığı olmak üzere, borçlunun davacı ----------- , kefilin ---------- olduğu birden fazla düzenlendiğini, ------------ senetleri cirolatarak müvekkiline teslim ettiğini, senetler kendisine devredilen müvekkili usulüne uygun olarak senetleri cirolatarak başkalarına devrettiğini, davacının dava dilekçesinde davalı ------------- kendisi alacaklı olarak göstererek icra takibi başlattığı hususundaki beyanı gerçeği yansıtmadığını, söz konusu icra takibi, müvekkiliminin cirolayarak başkalarına devrettiği senetlerde borçlu olan davacının, bu borçları ödememesi sebebiyle açıldığını, söz konusu icra takibi----------- İcra Müdürlüğü------------numaralı dosyası ile ----------- tarafından başlatıldığını, bu icra takibi davacının ödemediği bu senet bedellerinden ötürü müvekkili 60.000 TL bedel ödemek zorunda kaldığını, davacı ise dava dilekçesinde, bedellerini ödediği senetleri geri almak için müvekkiline ait 23.532,15 TL vergi borcu ödediğini beyan ettiğini, davacının dilekçesinde ödediğini beyan ettiği bu bedel aslında müvekkilimin ödediği icra takibine ait borca karşılık olarak ödendiğini, bunun ardından davacı ---------- menfi tespit davası açtığı, ----------Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada senetlerin iptalini istemişse de talebi mahkeme tarafından reddedildiğini, davacının açtığı davada borcu olmadığını beyan etmesi sadece borçtan kurtulmaya yönelik olup itirazları kabul edilmediğini, müvekkilinin hakkı olduğu üzere senetleri cirolayarak ----------- devrettiğini, davacıdan borcunu almayan --------- bu sebeple icra takibi başladığını, buna karşın davacı taraf, --------- aleyhine ---------- E. Sayılı dosya ile menfi tespit davası ikame edildiğini, davacı senette borçlu olarak gözükmesine rağmen davada borçlu olmadığını ispat etmeye çalıştığını, davacının açtığı menfi tespit davası reddedildiğini, davacının müvekkili ile yaptığı sözleşme sonucu elde ettiği arsada, arsanın diğer ortakları önalım haklarını kullanmış ve davacı 1.900.00 TL karşılığında hisselerini diğer ortaklara sattığını, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu, bahsi geçen satışta aracılık etmesi, senetlerde de kefilliğinin olması, bahsi geçen arsanın ortağı olan --------- tarafından istenildiğini, ---------- bu arsayı kat karşılığı müteahhite verdiğini, kendisine düşen paydan 150 metrekare ofise ---------- sattığını, zaman içinde yasal sorunlardan dolayı inşaatın yapılamadığını, bunun üzerine---------- paranın iadesini istediğini, ----------- bunun üzerine parayı kullandığını söylediğini, bundan dolayı --------- paranın iadesini istediğini, --------- bunun üzerine parayı kullandığını söylediğini, bunun üzerine ----------- arsadan pay istediğini, --------- de teklifi kabul ettiğini, kısa zaman sonra ---------- dönüş yaparak 80 metre kare arsa alırsa helalleşmiş olacaklarını söylediğini, ----------- bunu kabul ettiğini, tapunun verildiği gün müvekkilinin ofisine gittiği senetleri ofis çalışanı tarafından müvekkili lehdar olacak şekilde düzenlendiğini, arsa sahibi kefil olarak müvekkili belirlediği için bunun üzerine müvekkili bonoları cirolayıp ----------- senetleri teslim ettiğini, bu senetlerdeki kefillik sıfatı nedeni ile müvekkili aleyhine de icra takibi başlatıldığını, açıklanan nedenlerden dolayı, cevap dilekçesinde de ayrıntılı olarak bahsettiği üzere davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle; bono nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı vekili 20/03/2025 tarihli 2. celse; "davamızın konusu --------- İcra müdürlüğü ---------- sayılı takip nedeni ile borçlu olmadığımızın tespitine ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Bir başka deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir . Bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf bulunur. Davada taraf olarak gösterilen bu kişilerin gerçekten o dava ile ilgili olup olmadığı ise taraf sıfatı ile ilgilidir. Sıfat, dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır. Mahkemenin de taraflar arasındaki dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler ----------- ve ---------- ve --------- sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Davacı tarafından, ----------- İcra Müdürlüğü'nün----------- E. sayılı dosyasında alacaklı olarak görünen ---------- aleyhine ----------- E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı, bu davada davalı----------- dava konusu bonoları iktisap ederken bile bile davacı - borçlunun zararına hareket ettiğinin ispat edilememesi ve lehtara karşı şahsi defilerin davalı hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davanın İİK 72/3. maddesi uyarınca açılan icra takibine dayalı menfi tespit davası olduğu ve bu davanın takip alacaklısı aleyhine açılması gerektiği, borçlu olunmadığının tespiti istenen ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. sayılı dosyasında davalılar ---------- ve ---------- takip alacaklısı olmadığı ve bu davada pasif husumet ehliyetlerinin olmadığı anlaşılmış, HMK 114/1-d maddesi göndermesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davalılar aleyhine açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. sayılı dosyasında davacı - borçlunun ödeme yapması halinde davalılara karşı ileri sürebileceği şahsi defilere dayalı olarak tazminat davası açabileceği, eldeki davada takip alacaklısı olmayan davalılar aleyhine ve alacaklısının 3. bir kişi olan icra takibi yönünden menfi tespit kararı verilemeyeceği anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın pasif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken yatırılan 5.148,10 TL'den mahsubu ile artan 4.720,50 TL 'nin davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre bu davalılar için takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 7-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca----------- tarafından karşılanan 3.200,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/03/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/776, K. 2025/257, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-776-e-2025-257-k-4f3c68f7919a