İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/763 E. 2025/140 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/763
Karar No
2025/140
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/763 Esas KARAR NO : 2025/140

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/08/2024 KARAR TARİHİ : 14/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında güvenlik sistemi temin kurulum montaj ve kiralanması sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında cari ilişki ortaya çıktığını, iş bu sözleşme uyarınca davacının üstüne düşen montaj kurulum ve kiralama edimini yerine getirdiğini ancak davalının hizmet bedelini ödemekten imtina ettiğini, ödenmeyen işbu tutar nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz ettiğini ve icra takibin durdurduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında mevcut ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşme gereği, sözleşme tarihinde davalıya ait Antalya'da bulunan mağazalarında alarm sistemi takılmasına ilişkin olduğunu, sözleşme incelediğinde, söz konusu imzaların o tarihte davalının imza yetkililerine ait imza olmadığını, sözleşme tarihinde davalının üç tane imza yetkilisi bulunduğunu, bu imza yetkililerinden hiç birinin böyle bir sözleşmeyi imzalamadıklarını, bu nedenle sözleşme tarihinde şirketin imza yetkilisi olan kişilerin imzaları ile sözleşme aslı üzerindeki imzanın aynı olmaması nedeniyle imza incelemesi yapılması gerektiğini, sözleşmeye ilişkin verilmesi gereken hizmetinde davalı tarafından alınmadığını, öncelikle imza incelemesi yapılarak dava konusu sözleşmedeki imzaların davalılara ait olmadığının tespiti amacıyla imza incelemesi yaptırılması, bu nedenlerle davanın reddi ile masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi yolunda karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 21/05/2021 tarihli cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 53.225,05 TL asıl alacak, 16.872,71-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 70.097,76 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "21/05/2021 tarihli cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarında güvenlik sistemi temin kurulum montaj ve kiralanması sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ilişkisi kapsamında taraflar arasında cari hesap borcunun doğduğunu iddia etmekte iken davalı taraf aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, imzaların şirkete ait olmadığını iddia etmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya ve cari hesaba konu ürün ve hizmetlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 02/01/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 09.12.2024 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, takibe konu edilen cari hesaba ait davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2017 yılında 74 adet ve KDV dahil 38.297,86 TL tutarlı, 2018 yılında 3 adet ve KDV dahil 25.383,57 TL tutarlı olmak üzere toplam 77 adet ve KDV dahil 63.681,43 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın cari hesap takip talebinin 53.225,05 TL tutar üzerinden olduğu, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, Davacı tarafın davalı tarafa 2017 yılında 74 adet ve KDV dahil 38.297,86 TL tutarlı fatura düzenlediği, iş bu faturalardan haziran ve temmuz ayına ait 14 adet faturanın BS-BA Formu beyanına konu olduğu, geriye kalan 60 adet faturanın ilgili oldukları aylarda BS-BA Formu yasal beyan tutarı altında kaldığından beyana konu olmadığı, davacı tarafından BS Formu ile 14 adet ve KDV dahil 22.849,70 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, davalı tarafından BA Formu ile 7 adet ve KDV dahil 21.753,30 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, davacı tarafa davalı tarafa 2018 yılında 3 adet ve KDV dahil 25.383,57 TL tutarlı fatura düzenlediği, iş bu faturaların tamamının taraflarca karşılıklı olarak tutarlar birbirini teyit edecek şekilde BS-BA Formu ile beyan edildiği, tarafların 2019-2020-2021-2022 yılı BS-BA Formu beyanlarında birbirleri adına herhangi bir faturayı beyan etmediği, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2014 tarihli 414,74 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 03.02.2018-31.12.2018-01.01.2019-31.12.2019-01.01.2020-31.12.2020-01.01.2021-31.12.2021 01.01.2022-31.12.2022-01.01.2023-31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 53.225,05 TL alacaklı olduğu, dosya muhteviyatına sunulan 06.02.2014 tarihli güvenlik sistemi hizmet sözleşmesinin konusunun, müşterinin belirleyeceği veya ileride müşterinin talebi üzerine değişecek mekânda, müşterinin istekleri doğrultusunda tasarlanmış ve mülkiyeti ....’e ait olan elektronik güvenlik sistemlerinin temini, tesisi ve bu sistemlerin telefon hatları ile .... alarm merkezine bağlantısının yapılması olduğu, iş bu sözleşmede davacı tarafın hizmeti veren, davalı tarafın müşteri konumunda yer aldığı ve taraflarca karşılıklı olarak imzalandığı, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 53.225,05 TL asıl alacağı talep edebileceği, davacı tarafın 53.225,05 TL asıl alacak üzerinden 21.05.2021 tarihinden takip tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 16.872,71 TL işlemiş talep ettiği, 53.225,05 TL asıl alacak üzerinden 21.05.2021 tarihinden takip tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 17.015,61 TL olarak hesaplandığı ve nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 53.225,05 TL cari hesap alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Buna göre her ne kadar davalı tarafça sözleşme ilişkisinin varlığı ve sözleşmede yer alan imzanın davalı şirkete ait olmadığı iddia edilmiş ise de davacı tarafça davalı ile aralarındaki sözleşme ilişkisinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu bakiye cari hesap borcunu borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı tarafın dava dilekçesinin incelenmesinde dava değerini 108.853,14 TL olarak gösterdiği ve açıklamasında takip sonrası faizi, icra vekalet ücreti ve icra takip masraflarının hariç tutulduğunu beyan ettiği görülmüştür. Yine yatırılan harç miktarı nazara alındığında davacının iş bu talebinin maddi hatadan kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. -İtirazın iptali davasında davacının takipte ileri sürdüğü alacak istemlerinin takip tarihi itibariyle haklı olup olmadığı, bu alacaklar için kısmen veya tamamen takibin devamı gerekip gerekmediği hakkında değerlendirme yapılamayacağı gibi, icra takibi nedeniyle icra müdürünün takip hukukunu gözeterek takdir etmesi gereken, takip vekalet ücreti, takip harcı, takip giderleri gibi takibin ferisi niteliğindeki hususlar hakkında değerlendirme yapılamaz. -Bu kapsamda davacı tarafın dava dilekçesinde takip sonrası faizi, icra vekalet ücreti ve icra takip masraflarının hariç tutulduğunu beyan ederek dava değerini 108.853,14 TL olarak gösterdiği ancak davacı tarafın 53.225,05 TL yönünden davasının haklı sebebe dayandığı anlaşılmakla, fazlaya ilişkin talep yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura , cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibi 53.225,05 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 10.645,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.635,80-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.508,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.127,35- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.508,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 691,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 9.118,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%48,89) göre hesap edilen 4.458,65-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun .... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.120,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%48,89) göre hesap edilen 1.525,56-TL'sinin davalıdan, 1.594,44-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/02/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/763, K. 2025/140, T. 14.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-763-e-2025-140-k-3846918f366a