İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/745 E. 2025/136 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/745
Karar No
2025/136
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/745 Esas KARAR NO : 2025/136

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/08/2024 KARAR TARİHİ : 14/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, inşaat malzemeleri ticareti ile iştigal ettiğini, davalı tarafın, .... İnşaat adı ile ticari işletme sahibi olup, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, davalı tarafın ticari işletmesi için, davacı taraftan, inşaat malzemeleri satın aldığını ve bu satışlara ilişkin kesilen faturaların bir kısmını ödemediğini, davalı tarafa satılıp teslim edilen ürünlere ait bir kısım faturaların ödememesi sebebiyle, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ve icra takibi davalının haksız itirazı ile durduğunu beyan ederek Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptalini, davalının en az %20 icra inkâr tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibe ilişkin dayanak faturada yazılı mallar davacıya teslim edilmediğini, davacı tarafın davalı tarafa göndermediği mallara ilişkin elektronik fatura tanzim etgtiğini, davalının durumu geç farkettiğini, teslim edilmeyen mallara ilişkin kısmı iade faturası ile davacıya geri gönderdiğini, davacının, taraflar arasındaki ticarete ilişkin fazladan fatura tanzim ederek haksız kazanç peşine düştüğünü, davalının davacının fazladan fatura keserek, kendisine ilettiğini fark ettiği an fatura iade işlemi gerçekleştiğini, ortada geçerli belgeli bir mal teslimi olmadığını beyan ederek davanın reddini, davacının %20 tazminata ve yargılama giderlerine mahkum edilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davalı tarafın 2022 yılından bilanço esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı, yine ticaret odası kayıtlarına göre ticari işletme kaydı bulunduğu anlaşılmakla davalının gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. -Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 15.485,00 TL asıl alacak, 5.155,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.640,13 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "28.02.2023 tarih .... numaralı fatura, 18.02.2023 tarih ... numaralı fatura, 10.02.2023 tarih ... numaralı fatura ve cari hesap ekstresi" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı taraf ile aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında yapılan satışlara ilişkin fatura tanzim edildiği ve iş bu faturan bedellerinin ödenmediği hususlarına dayanmakta iken davalı tarafça ticari ilişkinin inkar edilmediği, ancak faturaya konu malların teslim edilmediği, bu konuda iade faturası düzenlendiği iddia edilmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen 16/01/2025 tarihli raporda özetle; incelenen davacı ve Davalı ... taraflara ait 2022-2023-2024 yılları ticari elektronik defterlerine ait beratların yasal sürelerinde alındığı, Envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yapıldığı bu anlamda davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik edildiği, davalı ....’în Cari Hesap kaydında Davacı ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.’ne almadığı mallar için faturalar düzenlediği, bunun üzerine ...’ın da davacı’ya 2 adet adet iade faturası düzenlediği ve Cari hesabında Davacının 15.162,00 TL borçlu olduğu, dava dosyasında davacı ve davalı şirket ve davalı tarafından İstanbul, .... İcra Müdürlüğüne yapılan itiraz yazısı, Davacı firmanın BA-BS formları, Defter Beratları, Cari Hesap Bakiyesini gösteren Muavin kayıtlar olduğu, dava dosyasına sunulu belge ve ifadelerden de anlaşılacağı üzere adı geçen Davacı şirketin 31.12.2023 tarihi itibariyle davalıdan 15.485,00 TL Cari Hesap Bakiyesi olarak alacaklı olduğu, Davalı firmanın da davacı şirketten 2 adet İADE FATURASI ile 15.162,00 TL alacaklı olduğu, iki firma arasında mahsuplaşma yapıldığında davacı şirketin Davalı ....’dan 383,00 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. , -Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına delil oluşturmamaktadır. -Tarafların ticari defter kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporlarında da sabit olduğu üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesi uyarınca tarafların ticari defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı görülmektedir. Bu nedenle davacı tarafın salt ticari defter kayıtlarıyla alacağını ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Ancak bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Her ne kadar davalı tarafça, fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini iddia etmiş ise de iş bu faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafça iade faturalarının davacı tarafça fatura düzenlenmesinden yaklaşık 7 ay sonra 10/09/2024 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakla, davalı tarafın aksi yöndeki beyanları yerinde görülmemiştir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura alacağının 15.052,00 TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği, kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 15.052,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 3.010,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.028,20-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 600,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 235,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 6.662,60 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%72,92) göre hesap edilen 4.858,76 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 15.052,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 5.588,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun .... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%72,93) göre hesap edilen 2.625,33 davalıdan, 974,67 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/02/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/745, K. 2025/136, T. 14.02.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-745-e-2025-136-k-dea1bd22a86d