İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/755 E. 2025/312 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/755
- Karar No
- 2025/312
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/755 Esas KARAR NO : 2025/312 DAVA : İtirazın İptali (Taşınmaz Satışına Aracılık Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/09/2024 KARAR TARİHİ : 26/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınmaz Satışına Aracılık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ile... arasında düzenlenen Satışa Aracılık Yetkilendirme Sözleşmesi ile davalılara ait İzmir ili, ... ilçesi, ...mevkii, 11 nolu adreste yerleşik sanayi arsası ve fabrika nitelikle ... parsel sayılı taşınmazın satılması amacıyla tanıtılması, pazarlanması, satımına aracılık edilmesi, potansiyel alıcılara gösterilmesi, işin satış aşamasına getirilmesi hususunda tarafların anlaştıklarını, ...arafından alıcılar bulunduğunu ve son olarak ... Yatırım A.Ş. ile taşınmazın 283.000.000,00 TL bedel ile satışı konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davalılar tarafından,...'a verilen 29.06.2022 tarihli taahhütnamede...Yatırım A.Ş. ile anlaşma sağlandığının,...n edimlerini tam olarak yerine getirmesi nedeniyle 5.660.000 TL aracılık bedelini almaya hak kazandığının, asıl sözleşmenin, tapudaki alım satımın, taraflar arasındaki yazılı ön sözleşmenin taraflardan birinin yada her ikisinin vazgeçmesi, taraflardan birinin sözleşmenin yapılması için taahhüt ettiği veya şart koştuğu bir işi yada edimi yapmaması, yapamaması yada bunların ...'a yükletilemeyecek herhangi bir sebeple yerine getirilememesi hallerinde dahi hak kazandığı ilgili ödemenin tamamının ...'a en geç 15/07/2022 tarihinde ödeneceğinin belirtildiğini, ...'ın alacağın tamamını ... Başkonsolosluğunun 16/02/2024 tarihli ve...evmiye numaralı beyannamesi ile davacı şirkete devir ve temlik ettiğini, davalılar hakkında İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...sayılı dosyasında davalılar ile ... arasında yapılan satışa aracılık yetkilendirme sözleşmesine istinaden 5.660.000,00-TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığını, ödeme emirlerinin davalılara tebliğinden sonra davalıların borca ve ferilerine haksız olarak itiraz etmeleri nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, icra takibine girişilirken ve alacağa faiz işletilirken anlaşamama tutanağının düzenlendiği 05/01/2023 tarihinin baz alındığını bildirmiş, davalıların borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle itirazın iptali davaları yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının getirildiğini, davacı tarafın, davadan önce itirazın iptali davası yönünden usulüne uygun gerçekleştirdiği arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, başvurunun alacak davası yönünden yapıldığını, bu nedenle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilleri ile ... arasında imza edilen gayrimenkul satışına aracılık sözleşmesinin özünde niteliği itibariyle tapuya kayıtlı bir taşınmazın satışına ilişkin olması nedeniyle resmi şekil şartına tabi olmasına bağlı olmasına rağmen adi yazılı şekilde tanzim edilmiş olup, resmi şekil şartına haiz olmadığından geçersiz olması nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir hak veya borç doğumu meydana gelmeyeceğinden temlike konu bir alacaktan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, diğer yandan temlik işleminin de usulen geçersiz olduğunu, bu nedenlerle de davanın reddinin gerektiğini, ...'ın, müvekkillerine karşı yüklenmiş olduğu aracılık edimini hiçbir zaman yerine getirmediğini, ...'ın, müvekkillerine karşı yüklenmiş olduğu edimi hiçbir zaman yerine getirmediğini, arsa ve fabrikanın satışı için müşteri bulmadığını, alıcı olduğu iddia edilen İzmir Girişim...Şirketi ile müvekkillerinin hiçbir zaman bir araya getirilmediğini, taahhütnamenin ... tarafından müvekkili ...'dan hukuka aykırı şekilde aldatma yoluyla elde edilmiş bir belge olması nedeniyle hukuken herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, ...'ın, dosyaya sunuluncaya değin taahhütnameyi hiçbir şekilde görmediğini, ... tarafından, müvekkillerine keşide edilen 28.10.2022 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarname ile ... tarafından davacıya temlik edildiği iddia edilen alacağın müvekkillerinden talep edildiğini, müvekkilleri tarafından, ...'a keşide edilen 21.11.2022 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarnamede bahsedilen içeriklere sahip herhangi bir ikincil anlaşma bulunmadığını, hukuka ve ahlaka mugayir tavır ve davranışlarla elde edildiği düşünülen taahhütname ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağına ilişkin bildirimin taahhütnameden müvekkilinin herhangi bir haberinin ve bilgisinin olmadığını açıkça gösterdiğini, ... tarafından anlaşma sağlanamamasına rağmen alacağın tahsili adına müvekkilleri aleyhinde başkaca bir yasal yola başvurulmadığını, bu durumun ...'ın taahhütnameyi müvekkilinden aldatma yoluyla ve hukuka aykırı şekilde elde ettiğini bilmesi nedeniyle kendisi aleyhinde yapılacak şikayetlerden çekinmesinden kaynaklandığını, ...'ın, en sonunda çareyi alacağı temlik etmekte bulduğunu, temlik konusunun emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olması halinde temlik sözleşmesinin batıl kabul edileceğini, taahhütnamenin aldatma yoluyla elde edilmesi nedeniyle temlik edilen alacağın emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka ve en önemlisi müvekkili ...'ın kişilik haklarına aykırı olup temlik işleminin batıl olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini bildirmiş, davanın usulden ve esastan reddine, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davaya konu alacağı temlik eden ... ile davalılar arasında düzenlenen 03.04.2022 tarihli satışa aracılık yetki sözleşmesi ile 29.06.2022 tarihli adi yazılı taahhütname uyarınca hak edildiği iddia edilen ve davacıya temlik edilen simsarlık ücretinin tahsili amacıyla davacı tarafından yapılan icra takibinde davalıların borca ve ferilerine ilişkin yaptıkları itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın, mutlak dava ticari dava niteliği bulunmamasına rağmen tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olmasına bağlı olarak nispi ticari dava niteliğinde olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Cevap dilekçesinde; davacı tarafın, davadan önce alacak davası yönünden zorunlu arabuluculuğa başvurduğu, itirazın iptali davası için başvurmadığı iddiasıyla zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği iddia edilmiştir. Ticari davalara ilişkin uyuşmazlıklar için zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru şartı, dava şartı niteliğinde olup, tüm dosya kapsamı, arabuluculuk anlaşamama son tutanağı içeriği, zorunlu arabuluculuğa konu uyuşmazlığın icra dosyasına ve davaya konu asıl alacak yanında işlemiş faiz, takip giderleri ve icra vekalet ücretinin görüşmelere konu edildiği, zorunlu arabuluculuk şartı yönünden görüşme yapılan uyuşmazlık konularının göz önünde tutulması gerekli olup, uyuşmazlık ile ilgili açılabilecek çeşitli dava türleri yönünden davacının seçimlik hakkının bulunması halinde davanın hangi nitelikte açıldığının öneminin bulunmadığı, buna göre davalı tarafın, aksine iddialarında usul, yasa ve dosya kapsamına uygunluk ve haklılık bulunmadığı dikkate alınarak, ön inceleme duruşmasından önce davalı tarafın aksi yöndeki itiraz ve istemlerinin reddine, zorunlu arabuluculuk dava şartının davadan önce davacı tarafça yerine getirildiğinin tespitine karar verilmiştir. Cevap dilekçesinde; 03.04.2022 tarihli sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması, adi yazılı olarak yapılması nedeniyle geçersiz olmasına bağlı olarak bir hak ve borç doğurmaması nedeniyle davaya konu bir alacağın bulunmadığı iddia edilmiştir. Davaya konu alacağın temelindeki hukuki ilişki 03.04.2022 tarihli satışa aracılık yetki sözleşmesi ile bu sözleşmeye ilişkin düzenlenen 29.06.2022 tarihli adi yazılı taahhütnameden kaynaklanmaktadır. Simsarlık sözleşmesi, TBK'nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, 520(3).maddesinde taşınmazlar konusunda simsarlık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Davaya konu 03.04.2022 tarihli satışa aracılık yetki sözleşmesi başlıklı sözleşmenin, simsarlık sözleşmesi olup, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olmadığı açık ve anlaşılır olduğu gibi TBK'nun 520(3).maddesine uygun şekilde yazılı olarak yapılması nedeniyle geçerli olup, resmi şekle tabi değildir. Bu nedenle davalı tarafın simsarlık sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin iddiasında usul ve yasaya uygunluk ile haklılık görülmemiştir. Davanın dayanağı olan ve davalı taraflarca imzası inkar edilmeyen 29.06.2022 tarihli taahhütnamenin, adi yazılı olarak düzenlenmiş olması bu nitelikteki bir kabulün resmi şekle tabi olmaması nedeniyle geçerli olup, davalı tarafları bağlayıcı niteliktedir. Yargılama sırasında davalı tarafça temlikin ivazlı olmasına bağlı olarak temlik sözleşmesinde devralanın imzasının bulunmaması nedeniyle temlik sözleşmesinin geçersiz olduğu iddia edilmiş, dayanak olarak Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları gösterilmiş ise de her iki kararda da temlik sözleşmesinin ivazlı olarak yapılması halinde devreden ve devralanın imzalarının bulunmasının zorunlu olduğuna ilişkin bir gerekçeye ve buna bağlı olarak bir hükme yer verilmediği açık ve anlaşılır olmakla birlikte örnek olarak sunulan Yargıtay ... Hukuk Dairesinin... karar ve 15.01.2016 günlü ilamıyla ilgili aynı dosyada daha önce verilen 05.06.2014 günlü... karar sayılı kararında tersine ilk derece mahkemesinin temlik sebebinin belirtildiği ivazlı bir temlik sözleşmesi olması halinde alacağı devralanın da imzalaması gerektiği, temlik alanın imzası bulunmadığından temliknamenin geçersiz olduğu sonucuna varıldığına ilişkin gerekçesi ve hükmünün 818 sayılı Borçlar Kanununun 162.maddesine aykırı olup, temliknamede sadece devredenin imzasının bulunmasının yeterli olduğuna mahkemenin aksi yöndeki kabulüne isabet bulunmadığına karar verilmiştir. Alacağın devri, TBK'nun 183 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, 184 (1) maddesinde, alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu ve 183.maddenin 1.fıkrasında; alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını 3.kişiye devredebileceği düzenlenmekle birlikte temlikin ivazlı olmakla birlikte devreden ve devralanın birlikte imzalarının bulunması gerektiğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Somut olayda, davaya dayanak 03.04.2022 tarihli sözleşme nedeniyle alacaklı olan simsar ..., sözleşmeden doğan alacağını noterde verdiği 16.02.2024 tarihli beyanname ile davacı şirkete devir ve temlik etmiştir. Temliknamenin noter tarafından düzenlenmesi ve davaya konu alacağı devreden ...'ın imzasının bulunması karşısında temliknamenin yazılı şekilde yapılmış olması nedeniyle alacağın devredenin imzasının bulunmasına ilişkin yasal unsurların bir arada bulunması nedeniyle temliknamenin geçerli olduğu açık ve anlaşılır olmakla davalı tarafın aksine iddialarında haklılık görülmemiştir. Davalıların bir başka iddiası simsarlık sözleşmesine konu simsarlık hizmetinin, simsar ... tarafından yerine getirilmediği, bununla birlikte 29.06.2022 tarihli kabul ve taahhüdü içeren adi yazılı belgenin, davalıların aldatılması suretiyle simsar tarafından alındığına ilişkindir. Dosyaya getirtilen tapu kayıt örneğinden simsarlık sözleşmesine konu taşınmazın satış görmediği, dava tarihi itibarıyla da davalı şirket adına kayıtlı olduğu bellidir. Davacı taraf, simsarlık sözleşmesi kapsamında edimlerin yerine getirildiği, alıcı ve satıcının görüşmelerinin ve anlaşmalarının sağlandığı iddia edilmiştir. 29.06.2022 tarihli adi yazı belgede de davalı taraflarca ... alıcılar bulduğu ve... Grubu....Şirketi ile satış konusunda anlaşmanın sağlandığı, simsarın kararlaştırılan bedeli almaya hak kazandığı kabul edilmiştir. 29.06.2022 tarihli adi yazılı belgedeki imzalar ile içeriği davalı tarafça inkar edilmemiş yalnız somut bir sebep ve maddi vakıa bildirilmeksizin adi yazılı belgenin davalıların aldatılması ile alındığı iddia edilmiş, bu konuda tanık dinlenmesi talep edilmiştir. HMK'nun 119.maddesinin 1 fıkrasının e bendinde, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini, f bendi de iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, HMK'nun 194(1).maddesinde de tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/05/2021 tarih 2017/9-1781 esas 2021/610 karar sayılı ilamında, somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde iddia edilen vakıanın ispata elverişli kabul edilmemesi ve bunun sonucu olarak belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecek yaptırımın ispat yükünün yerine getirilememesi nedeniyle davanın veya talebin reddi sonucunu doğuracağı belirtilmiştir. Somut olayda, 29.06.2022 tarihli, simsarın sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirdiği ve ücrete hak kazandığına ilişkin kabul ve taahhüdü içeren adi yazılı belgedeki imzaların davalılara ait olup davalılar tarafından inkar edilmediği gibi adi yazılı belgenin içeriğinin de inkar edilmediği, belgenin simsar tarafından davalıların aldatılarak alındığı iddia edilmiş ise de, aldatmaya ilişkin hileli hareketlere yönelik hiçbir maddi vakıanın dile getirilmediği gibi sözleşmenin 03.04.2022 tarihli olmasına karşın adi yazılı belgenin yaklaşık 3 ay sonra düzenlenmiş olması karşısında soyut olarak dile getirilen aldatılma iddiasının dinlenemez nitelikte olduğu, davalı taraflarca aldatılma iddiası konusunda tanık dinlenmesi talep edilmiş ise de, HMK'nun 240.maddesi hükmü çerçevesinde, tanıkların aldatılma eylemi ile ilgili hangi maddi vakıalar konusunda görgü ve bilgi sahibi olduklarına ilişkin dava dilekçesinde bir anlatıma yer verilmediği gibi delil dilekçesinde dahi bu konuda somut maddi vakıalara yer verilmediği, adi yazılı belgenin varlığı ve içeriğinin inkar edilmemesi karşısında yazılı belgeye karşı yalnız tanık beyanlarına itibar edilerek belgenin geçersizliğinin kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, taahhütnamenin altındaki imzaların sahteliği yönünden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyusunda bulunmaları yönünde davalılar vekiline verilen süre sonrasında davalılar vekilinin, 26.03.2025 tarihli duruşmada, müvekkilinin taahhütnamedeki imzasının kendisine ait olduğunu söylediği için suç duyusunda bulunmadıklarını, 03.04.2022 tarihli sözleşmeye konu hizmetin verilmediği konusunda tanık dinletmek istediklerini bildirdiği dikkate alındığında, taahhütnamenin aldatma yoluyla alındığına ilişkin iddianın kanıtlanması konusunda davalı tarafça, hiçbir yazılı delil ve belge örneğinin dosyaya sunulmadığı birlikte değerlendirildiğinde, dinlenecek davalı tanıklarının beyanlarının, uyuşmazlığın çözümüne ve verilecek hükme bir katkısının bulunmayacağı dikkate alınarak, davalı tarafın tanıklarının dinlenmesi yoluna gidilmemiş, 29.06.2022 tarihli belgedeki davalıların kabulü ve taahhüdü nedeniyle simsarın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirdiği ve belgede yazılı bedeli tahsil etmeyi hak ettiği kabul edilmiştir. Davaya konu icra dosyasında 01.03.2024 tarihinde ilamsız takip yapılmış, davalıların borca ve ferilerine itirazı nedeniyle takibin durmuş, taahhütnamede ödenmesi taahhüt edilen 5.660.000,00 TL'nin en geç 15.07.2022 tarihinde ödeneceğinin taahhüt edilmesi nedeniyle davalıların, 16.07.2022 tarihi itibarıyla temerrüte düştükleri, buna göre davacı tarafın 16.07.2022 tarihinden takip tarihine kadar olan süre için tarafların tacir olmaları nedeniyle avans faizi türünde işlemiş faiz talep edebileceği, işlemiş faizin mahkememizce hesap edilebilir olması nedeniyle yalnız bu konuda bilirkişi raporu alınmasının dosyayı sürüncemede bırakması yanında usul ekonomisine aykırı olduğu dikkate alınarak, işlemiş faiz konusunda bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmemiş, mahkememizce yapılan hesaplamada, 16.07.2022 tarihinden takip tarihine kadar 1 yıl 7 ay 14 gün için Merkez Bankası tarafından açıklanan değişin avans faizi oranlarına göre asıl alacak için talep edilebilecek işlemiş faizin; 16.07.2022 - 30.12.2022 dönemi için: 168 gün x %15,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 410.311,23 TL 31.12.2022 - 23.06.2023 dönemi için: 175 gün x %10,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 291.722,60 TL 24.06.2023 - 31.08.2023 dönemi için: 69 gün x %16,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 179.220,41 TL 01.09.2023 - 27.09.2023 dönemi için: 27 gün x %26,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 111.998,22 TL 28.09.2023 - 31.10.2023 dönemi için: 34 gün x %31,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 167.396,44 TL 01.11.2023 - 30.11.2023 dönemi için: 30 gün x %36,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 170.963,01 TL 01.12.2023 - 22.12.2023 dönemi için: 22 gün x %41,75 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 142.430,41 TL 23.12.2023 - 01.03.2023 dönemi için: 69 gün x % 44,25 x 5.660.000,00 TL / 365 gün = 473.462,88 TL olup toplam 1.947.505,21 TL olduğu, takip talebinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde 1.552.530,14 TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu dikkate alınarak, davalıların asıl alacakla birlikte işlemiş faize yönelik itirazlarının da iptaline karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler ile yerleşmiş yargı kararları ile; dava dışı. ... ile davalılar arasında 03.04.2022 tarihli satışa aracılık yetkilendirme sözleşmesi düzenlendiği, 29.06.2022 tarihinde de, davalı ...'ın hem kendi adına hem de yetkilisi olduğu davalı şirket adına... sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirdiği ve 5.660.000,00 TL aracılık bedelini almaya hak kazandığına ilişkin kabul ve taahhüdü içeren adi yazılı belgeyi düzenlendiği, buna göre davaya konu alacaktan davalı şirket ile birlikte şirketin yetkilisi ...'ın da sorumlu olduğu, simsarın 16.02.2024 tarihli temlikname ile sözleşmeden doğan alacağını davacı şirkete yasal şekle uygun olarak temlik ettiği, davalıların gerek asıl alacağa, gerek işlemiş faize ve gerekse işleyecek faize yönelik itirazlarının haklı olmadığı, yalnız davacı tarafça takip talebinde değişen oranlarda işleyecek faizin talep edilmemesi nedeniyle işleyecek faizin %44,25 oranını geçmeyecek değişen oranlar uygulanmak suretiyle takip tarihi itibarıyla %44,25 oranında avans faizi olarak düzenlenmesi gerektiği, davaya konu alacağın likit olması ve davalıların haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasa gereği olup davalı taraflarca kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, davaya konu alacağın tamamının kabul edilmesi karşısında kötü niyet tazminatı talebinde haklılık bulunmadığı ve kötü niyet tazminatına konu bir alacağa hükmedilmediği dikkate alınarak, davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ İLE; Davalıların, davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğünü... sayılı icra dosyasına borca ve ferilerine ilişkin yaptığı itirazın iptali ile; Takibin 5.660.000,00 TL asıl alacak ile 1.552.530,14 TL işlemiş faiz olmak üzere 7.212.530,14 TL toplam alacak ile işleyecek faiz yönünden asıl alacağa takip tarihinden, tahsil tarihine kadar %44,25 oranını geçmeyecek değişen oranlar uygulanmak suretiyle takip tarihi itibariyle %44,25 oranında avans faizi üzerinden devamına 2-Hükmedilen 5.660.000,00TL asıl alacağın %20'si oranındaki 1.132.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 492.687,93 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 60.596,00 TL harç ile 26.513,33 TL tamamlama harcından oluşan toplam 87.109,33 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 405.578,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı yararına, AAÜT'nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 620.375,90 TL nispi vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca taraflardan tahsili gereken yargılama gideri niteliğindeki 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 60.596,00 TL peşin harç, 26.513,33 TL tamamlama harcı, 60,00 TL altı adet elektronik tebligat gideri, 700,00 TL dört adet posta gideri, 6,00 TL üç adet kep ücretinden oluşan toplam 88.302,93 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı... ve Tarım Ürünleri...Şirketi tarafından yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı dikkate alınarak, bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza