İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/666 E. 2025/342 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/666
Karar No
2025/342
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/666 Esas KARAR NO : 2025/342

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin nakliye ve inşaat malzemeleri alım satımı ile iştigal ettiğini, davalı şirket ile aralarında süregelen ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı cari hesap mevcut olduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden davalı şirketin talebi üzerine davacı müvekkil tarafından davalı şirkete gönderilen inşaat kumu ve bu kumun nakliye masrafı olarak, müvekkili tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip davalı şirkete tebliğ edilen 16.10.2023 tarih ve .... nolu fatura bedelinin bir kısmının ödenmiş ancak bakiye 167.000,00TL'nin kısmının ödenmemiş olduğunu, bedeli ödenmeyen faturanın tahsili için davalı şirket aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı borçlu şirket tarafından haksız yere itiraz edildiğinden itirazın iptalini ve ayrıca %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından gönderilen hatalı ve kusurlu ürün sebebiyle davalının gerek ticari açıdan gerekse itibarı açısından büyük zarara uğradığını, dava dışı şirketlerin davalı ile çalışmasını sonlandırdığını, davacı tarafından kusurlu ve hatalı malzeme verilmesi sebebiyle hem mevcut müşterileri ile yeni sözleşme yapılamadığını hem de söz konusu ürünlerin sektörde duyulması nedeni ile ticari itibar kaybı yaşandığını, açıklanan nedelerle davanın esastan reddini, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafı uyuşmazlık tarihi olan 2022-2023 yıllarından sonra bilanço esasına göre defter tuttuğu, 1.sınıf tacir kaydının bulunduğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla davacının gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. -Çatalca İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 167.000,00 TL asıl alacak, 16.661,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.661,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesaba dayalı bakiye fatura alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında fatura ve cari hesap borcu bulunduğu iddia etmekte iken davalı taraf takip konusu fatura ve cari hesabın dayanağı olan ticari ilişkide davacı tarafın hatalı malzeme verdiğini, müşteri ve kazanç kaybına uğradıklarını iddia etmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla talimat mahkemesi aracılığı ile SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 19/03/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 16.10.2023 tarihli, .... numaralı ve KDV dahil 283.220,44 TL tutarlı 1 adet faturanın olduğu, davacı tarafın 283.220,44 TL fatura tutarının 167.000,00 TL bakiye tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturanın açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın tarafların ticari defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, tarafların 2023 yılı BS-BA Formu beyanlarının karşılıklı olarak birbirini adet ve tutar yönünden teyit ettiği, takibe konu cari hesaba ilişkin 1 adet faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, tavalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.02.2023 tarihli 64.062,10 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 20.12.2023-31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 167.078,28 TL alacaklı olduğu, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 02.01.2023 tarihli 64.062,07 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 20.12.2023-31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 166.831,87 TL borçlu olduğu, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı taraftan 167.078,28 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı tarafa 166.831,87 TL borçlu olduğu, taraflar arasında takip tarihi itibariyle 246,41 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın davacı tarafın ticari defterlerine yaptığı 246,38 TL tutarlı kayıt işlemi ile tarafların ticari defterleri yaptığı 0,03 TL tutarlı yuvarlama kayıt işleminden kaynaklandığı, Netice itibariyle, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 166.831,87 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın takip tarihinden önce yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faiz talebinin olduğu ancak işlemiş faiz için hesaplamanın hangi tarihten başladığına veya hangi tarih aralığının baz/esas alındığına dair herhangi bir bilgi olmadığı, bu nedenle takip öncesi işlemiş faizin hesaplanamadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle 166.831,87 TL'lik cari hesap alacağı yönünden birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından 166.831,87 TL bedel yönünden ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın 166.831,87 TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Alınan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davalının davacıya 166.831,87 TL borçlu göründüğü, her iki tarafın ticari defterinde de takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı yandan yapılan ödemelerin düşülmesi akabinde 166.831,87 TL alacaklı olduğu görülmektedir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça; ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap alacağının 166.831,87 TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak faturalardan kaynaklı edimlerin eksik ve hatalı ifa edildiği ileri sürülmüş ise de davalı tarafça bu hususta ihtirazi bir kaydın sunulmadığı, davalı tarafın herhangi bir itiraz ve iade faturası olmadan takip konusu faturaları defterlerine işlediği, dinlenen tanık beyanlarıyla bu hususun aksinin ispatının mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davacı tarafın davasını 167.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden ikame ettiği görülmekle bu hususta ayrıca değerlendirme yapılmamıştır. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 166.831,87 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 33.366,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.396,29-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.933,64-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.462,65- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.933,64-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.158,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 8.585,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%99,89) göre hesap edilen 8.576,96-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen posta masrafı olarak sarf edilen toplam 525,00 TL giderinden davanın kabul red oranına (%99,89) göre hesap edilen 0,53 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 168,13-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Çatalca Arabuluculuk Bürosu'nun .... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%99,89) göre hesap edilen 3.596,38-TL'sinin davalıdan, 3,62-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025

Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/666, K. 2025/342, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-666-e-2025-342-k-e63fd0f1821a