İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/664 E. 2026/275 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/664
Karar No
2026/275
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/664 Esas KARAR NO : 2026/275 Karar

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili ... aleyhine ... TL bedelli bonoya dayalı olarak Antalya İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığıını, müvekkilinin takip alacaklısı tarafa böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkili yurt dışında yaşadığını, Türkiye'ye geldiğinde ailesiyle birlikte tatil yapabilmek için... tarihinde davalı ...'un yetkilisi olarak bulunduğu ... isimli şirketten araç kiraladığını, araç kiralama için konuşup anlaştıktan sonra müvekkile boş bononunda olduğu birçok evrak imzalattığını, müvekkilinin sorması sonucu karşı taraf "Teminat amaçlı alındığını, prosedürün bu şekilde işlediğini senedi ise müvekkilin yanında dolduracağını" söylediğini, hileli davranışlarla müvekkilinin bilgisizliğinden yararlanarak (Yurt dışında yaşıyor olup sadece tatile gelmektedir.) boş bonoyu imzalattığını, müvekkili ... tarihinde kiraladığı aracın ücreti olan ... TL'yi mobil bankacılıktan karşı tarafa ödediğini, müvekkili ... marka aracı özen yükümlülüklerine uygun kullanmış ve benzinini doldurduğunu, araç seyir halindeyken arıza verdiğini, müvekkili aracı kiraladığı kişilere durumu bildirerek karşı taraftan haber beklediğini, ancak karşı taraftan haber gelmeyince, karşı tarafa yazarak kendisine araç tahsili yapılıp yapılmayacağını sormuş ve ellerinde araç olmadığını bu yüzden de araç veremeyeceklerini söylediklerini, müvekkili araba kiralama ücretinin hepsini ödemiş olmasına rağmen aracı kullanamadığı günlerin ne geri ödemesi yapılmış ne de yeni araç tahsil edildiğini, müvekkili araç ihtiyacı olduğu için başka araç kiralama şirketlerinden de araç kiralamak zorunda kaldığını, burada mağdur olan müvekkilken Antalya İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosyasıyla açılan icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, bir başka husus ise davalı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, davalı bu alacağın kaynağını ispatla yükümlü olduğunu, ortada böyle bir alacak bulunmadığını, davalı araç kiralama ücretini almış, boş senede ... TL yazarak icra takibi başlattığını, davalı kötüniyetli olup haksız kazanç için takip başlattığını, takibe konu senette yer alan imza harici kısımlar müvekkilinin eli ürünü olmadığını, senede bakıldığında açıkça bu durum anlaşıldığını, müvekkili netice olarak araç kiralama ücretinin tamamını ödemiş ancak davalı hileli bir şekilde imzalattığı boş senedi müvekkili bilgisi ve rızası olmadan kendi kendine doldurup müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, işbu icra takibi haksız olup iptal olması gerektiğini, bu nedenlerle müvekkili hakkında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan takip neticesinde uğrayacağı zararları önlemek amacıyla HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca icra takibinin teminatsız olarak iik m. 72/3 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve takibin durdurulmasına, müvekkilinin ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ...-TL bedelli bono nedeniyle davalıya borcu olmadığının tespitine, bonoya dayalı açılan Antalya İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosyasının iptaline, haksız ve kötü niyetli alacaklının davaya konu alacağının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı/borçlu, borcunu ödemediği için, aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyası ile ... tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattıklarını, takibe konu olan emre muharrer senet tüm bono vasıflarını taşıdığını, imza borçlunun kendisine ait olduğunu, davacı/borçlu imzasını ikrar ettiğini, haksız yere açılan bu dava tamamen dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerekli olduğunu, davacı/borçlu borcunu ödemediğini, bu bono ile ilgili olarak ödeme yapıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığını, icra takibine konu bono ile ilgili olarak bu borcun ibra edildiğine dair de herhangi bir belge sunulmadığını, davacı taraf açığa atılan imzanın sözleşmeye aykırı kullanıldığını da iddia ettiğini, bunun da ispatı yazılı belge ile yine davacı tarafa ait olduğunu, bu konuda da davacı herhangi bir yazılı belge sunmadığını, bu nedenlerle haksız yere aleyhe açılan bu davanın reddine; % 20 oranında icra inkar tazminatına, %10 oranında ceza ödenmesine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce Antalya Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak .../... Esas sayılı dosyanın bir örneği celbedilmiş incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; icra takibinden sonra açılan kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. Davacının yurt dışında yaşadığı, Türkiye'ye geldiğinde ailesiyle birlikte tatil yapabilmek için ... tarihinde davalı ...'un yetkilisi olarak bulunduğu ... isimli şirketten araç kiraladığı, araç kiralama için konuşup anlaştıktan sonra davacıya boş bononun da olduğu birçok evrak imzalattığının iddia edildiği, davacının sorması sonucu karşı taraf "Teminat amaçlı alındığını, prosedürün bu şekilde işlediğini senedi ise davacının yanında dolduracağını" söylediği, hileli davranışlarla davacının bilgisizliğinden yararlanarak boş bono imzalatıldığını iddia edildiği, davacının ... tarihinde kiraladığı aracın ücreti olan ...-TL'yi mobil bankacılıktan karşı tarafa ödediği, davacının ... marka aracı özen yükümlülüklerine uygun kullandığı, aracın seyir halindeyken arıza verdiği, davacının aracı kiraladığı kişilere durumu bildirerek karşı taraftan haber beklediği, ancak karşı taraftan haber gelmeyince, karşı tarafa yazarak kendisine araç tahsili yapılıp yapılmayacağını sorduğu ve ellerinde araç olmadığını bu yüzden de araç veremeyeceklerini söyledikleri, davacının araba kiralama ücretinin hepsini ödemiş olmasına rağmen aracı kullanamadığı günlerin ne geri ödemesinin yapıldığı ne de yeni araç tahsil edildiği, davacının araç ihtiyacı olduğu için başka araç kiralama şirketlerinden de araç kiralamak zorunda kaldığı, böylelikle davalının araç kiralama ücretini aldığı, boş senede ...-TL yazarak icra takibi başlattığının iddia edildiği, tüm bu nedenlerle davacının, davalı tarafından başlatılan işbu icra takibine konu bonodan kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği belirtilmiştir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Kıymetli evrak "illetten mücerrettir". Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19821 Esas - 2019/58 Karar sayılı kararında "....bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükünün kaydın aksini savunan tarafa ait olduğu, her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulünün zorunlu olduğu/bunun ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiğinin kabul edileceği..." şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla davacı taraf açığa atılan imzanın sözleşmeye aykırı kullanıldığını da iddia etmekte fakat bunun da ispatının yazılı belge ile yine davacı tarafa ait olduğu bilinmekte, ise de bu hususta da davacı herhangi bir yazılı belge sunmamıştır. Mahkememizce davacı tarafa yemin metnini sunması için kesin süre verilmişse de, bu kesin süre içinde yemin metni de sunulmadığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerle davasını ispat edemeyen davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan ... TL harçtan alınması gerekli ... TL harç mahsup edilerek arta kalan ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan ... TL arabuculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine, Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen kararın gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026

Katip ... ¸ e-imzalıdır

Hakim ... ¸ e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/664, K. 2026/275, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-664-e-2026-275-k-6cf2b458efac