İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/634 E. 2025/37 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/634
Karar No
2025/37
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/634 Esas KARAR NO : 2025/37 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/10/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirket ... A.Ş. 'nin eski çalışanı olduğunu, hizmet akdi nedeniyle hak ettiği işçilik alacaklarının kendisine verilmeksizin işten çıkartıldığını, her ne kadar müvekkilinin işçilik alacaklarına ilişkin arabulucu süreci anlaşma ile son bulmuşsa da anlaşma protokolü çerçevesinde işveren şirket ... A.Ş. tarafından müvekkiline ödenmesi gereken tutarların ödenmediğini, bu nedenle taraflarınca ödenmeyen taksitler için .... Genel İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya, ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya ve ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya ile işveren şirket aleyhine takip başlatıldığını, davalı şirket üzerinde kayıtlı hiçbir mal olmaması ve şirketin iş yaptığı şirketlere faturayı diğer davalı ... A.Ş. üzerinden kesmesi gibi mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler nedeniyle haciz işlemlerinin tatbik edilemediğini, sonuç olarak müvekkilinin icra marifetiyle de arabulucu sürecinde anlaşmaya varılan işçilik alacaklarını tahsil edemediğini, diğer davalı ... Teknolojileri A.Ş.'nin ise işveren şirket ...A.Ş.'nin ortakları tarafından bu şirketin borçlarından kurtulma niyetiyle kurulmuş paravan şirket olduğunu, müvekkilinin durumdan haberdar olduğunda taraflarınca işbu dava açılmadan öncelikle arabulucu başvurusunda bulunulduğunu, ancak iki şirket yetkilisinin de görüşmelere katılmaması nedeniyle sürecin anlaşmama ile sonuçlandığını, iki şirket arasında organik bağ olduğu hususunun açık şekilde görüldüğünü beyanla davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ile müvekkilinin alacaklısı olduğu ... Genel İcra Dairesi 2024/... E., ... Dairesi 2024/... E., ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyaların güncel kapak hesabı toplamına tekabül eden yaklaşık 290.000,00 TL borç ile işlemeye devam eden faiz ve vekalet ücreti bakımından şimdilik 180.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraflara usulüne uygun tebligat gönderilmesine rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, davacının kesinleşen icra takibine konu işçilik alacaklarının aralarında organik bağ bulunduğu ileri sürülen davalı tüzel kişiliğin perdesi aralanarak davalı şirketten müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde; davacı ... ... ..., davalı şirket ... Ticaret A.Ş. 'nin eski çalışanı olup hizmet akdi nedeniyle hak ettiği işçilik alacaklarının kendisine verilmeksizin işten çıkartıldığını, bu nedenle davacı adına iş davası ikame edilmeden önce zorunlu arabulucu yoluna başvurulduğunu, sürecin tarafların anlaşması ile son bulduğunu, ödenmeyen ücretlerin tahsili için bu davalı aleyhine .... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya, ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya ve ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket üzerinde kayıtlı hiçbir mal olmadığını ve davalı şirketin mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yaptığı iddiası ile haciz işlemleri tatbik edilemediğini, davalılar arasında organik bağ olduğunu, davalı şirketler arasındaki organik bağın tespiti ile davacının alacaklısı olduğu .... Genel İcra Dairesi 2024/... E., ... Dairesi 2024/... E., ... Dairesi 2024/... E. Sayılı dosya borçlarından şimdilik 180.000,00 TL'sinin şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verilmesini istemiştir. Yargıtay HGK, 01/07/2020 tarih, 2019/11-808 K. 2020/504 kararında açıklandığı üzere; "... Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir (Akıncı, Şahin: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 3, 2019, s. 653.)...." Perdenin aralanması teorisi başlı başına bir dava türü olmayıp, bir davada uygulanması, uyuşmazlığın çözümünü öngören bir ilkedir. Bu haliyle şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması talebi mutlak ya da nispi ticari dava değildir. Perdenin aralanması ilkesine dayalı açılmış bir davada davanın niteliği, perdenin aralanmasını talep eden davacı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenmeli ve davanın ticari bir dava olup olmadığı veya hangi mahkemenin görevine giren bir dava olduğu TTK'nın 4. maddesi ile göreve ilişkin diğer kanun hükümleri (6502 sayılı TKHK, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu vs.)incelenmelidir. Eldeki uyuşmazlıkta, davacının işçilik alacaklarına ilişkin olarak henüz mahkemece inceleme yapılmaksızın tarafların arabulucuk aşamasında anlaştıkları, anlaşma tutanağına bakıldığı alacak kalemlerinin ve miktarlarının ayrı ayrı belirtilmeksizin (yıllık izin, kıdem vs) tüm taleplere karşılık 200.000-TL tutar üzerinde anlaşıldığı ve alacağın taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının davalı ... A.Ş. ile olan işçi işveren ilişkisinin diğer davalıyla da kurularak, işçilik alacaklarından diğer davalının da sorumlu tutulmasını dava ettiği görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın niteliği, davacının davacının tespit ve alacağın tahsili istemlerinin bulunduğu, davacı ve davalı ... A.Ş. Arasındaki işçilik alacaklarına ilişkin arabuluculuk aşamasında anlaşılmış olup alacaklar mahkeme ilamı ile hüküm altına alınmadığından, arabulucuk tutanağında davacı ile davalı ... A.Ş. arasısında anlaşılan tutarın diğer davalıyı bağlayıp bağlamayacağı, ya da davalı ... A.Ş. da bu alacaklardan sorumlu tutulması ihtimalinde işçilik alacaklarına ilişkin doğru hesaplama yapılıp yapılmadığının denetlenmesinin gerekip gerekmeyeceği hususlarındaki incelemenin iş mahkemesince yapılabileceği, tüzel kişilik perdelenmesine ilişkin uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliğinde olmaması, davacının işçi olduğu, uyuşmazlığın nisbi ticari dava da olmadığı dosya kapsamı ile sabit olup uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığı kanaatine varılmıştır. ( Bursa Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2023/ ... E., 2024/500 K., Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2020/ ... E., 2021/46 K. Sayılı emsal kararları da aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul İş Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına 5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/634, K. 2025/37, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-634-e-2025-37-k-548872015aec