İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/622 E. 2026/351 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/622
Karar No
2026/351
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/622 Esas KARAR NO: 2026/351 DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 06/09/2024 KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ait oto yıkama makinesinin arızalandığı, konuyla alakalı olarak davalı taraf tamirci yedek parçacı olan müvekkili ile iletişime geçtiği, müvekkiline arızalı oto yıkama makinesinin fotoğrafları atıldığı hangi sürede müvekkilin söz konusu arızayı giderilebileceği sorulduğu müvekkili takılan yedek parçanın durumuna göre fiyatın değişeceğini karşı tarafa ilettiği ve karşı tarafın da bu durumu kabul etiği ve müvekkilini tamirat için çağırdığı, ------- ikamet eden ve çalışan müvekkili atılan konuma, ------ gittiği ve arızalı makineyi inceleyerek fiyat konusunda karşı tarafa sözlü olarak bilgi verdiği, karşı taraf da miktar konusunda sıkıntı olmadığını müvekkiline belirterek tamirat işleminin başlatılması talebinde bulunduğu, müvekkilnin arızalı oto yıkama makinesini tamir ettiği, tamirat sırasında gerekli olan parçaları değiştirdiği ve ve oto yıkama makinesini çalışır hale getirdiği, tamiratın ardından-----tarihli servis bakım formu hazırlandığı, davalının tamirat ve miktara herhangi bir itirazı bulunadığı yapılan işlemlerden dolayı ---------- numaralı e-fatura hazırlandığı ve şirkete gönderildiği, sebebi anlaşılamayan bir şekilde davalı şirket tarafından herhangi bir sebep veya herhangi bir kusur belirtilmeksizin müvekkiline faturanın şirket tarafından kabul edilmediğine dair ihtar çekildiği, konuya ilişkin olarak müvekkilinin her ne kadar karşı tarafla iletişim kurmaya çalışsa da karşı tarafça müvekkile hakaret ve tehditlerde bulunulduğu, söz konusu olaya ilişkin-----şikayette bulunulduğu ------ Soruşturma numaralı dosya açıldığı beyan edilmekle, ihtarlara rağmen karşı tarafın hala ödemede bulunmaması ile birlikte mağdur olan müvekkili adına icra takibi başlatıldığı, ancak davalı yan bu takibe haksız şekilde itiraz ederek durmasına neden olduğu, konu ile alakalı olarak arabuluculuk süreci başlatılmış ise de anlaşma sağlanamadığı beyan edilmekle, davalı yanın başlatına icra takibine karşı yaptığı itirazın haksız olup iptaline karar verilmesini ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini beyan ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın, davacının müvekkil şirketle iletişime geçilerek arızanın giderilmesi talebinde bulunulduğu iddiasına katılmadığı, davacının belirttiği ---- numaralı hattın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı, iş yerinde çalışan bir personelin yalnızca fiyatsorduğu, bunun dışında davacı tarafından müvekkiline sunulan bir teklif veya müvekkilce davacıya verilmiş bir onay ya da talimatınbulunmadığı, davacının iş yerine gelerek makineyi incelediğini ancak hiçbir parça değişimi yapmadığı, davacıdan defalarca değiştiğini iddia ettiği parçaları göstermesinin istendiğini ancak davacının bunu yerine getirmediğini, makineyi inceledikten sonra müvekkile ait olmayan markete girerek orada bulunan kaşeyi kendi düzenlediği evraka bastığını ve bu formda müvekkil yetkilisine ait herhangi bir imza bulunmadığı, davacının onay olmaksızın işlem yaptığı iddiasının ve marketteki kaşeyi evraka basmasının kötü niyetini ortaya koyduğu, davacının sonrasında düzenlediği faturanın müvekkilce iade edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, reddi gerektiği beyan edilmekle, vekalet ücretine hükmedilmemesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, ------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememiz ----tarihli celsede dinlenilen tanık --------- beyanında; "davacı ile dava konusu makinenin yapılması için konuştuk, ancak henüz bir anlaşmaya varmamıştık, ertesi gün benim şirkette olmadığım bir zamanda gelmiş ve makineyi tamir etmeye çalışmış, çalışanlardan şirket kaşesini sormuş, alarak kendi yaptığı işlere ilişkin belgenin altına kaşeyi basmış ve fatura düzenlemiş, tamir ettiği makine 3-4 gün sonra tekrar arızalandı ve biz başka birine makineyi tekrar yaptırdık, davalı şirket aile şirketidir, ben de orada şirket sorumlusu olarak çalışıyorum, fiyat konusunda konuşulmadı ve yapılması için onay da vermedik, tamir sonrasında bize herhangi bir parça teslim etmedi, sistemden fatura düştü faturayı görünce kendisini aradım, fiyat çok fazlaydı ve anlaştığımız fiyattan olmadığı için ödeme yapmadım, davacıyı arayarak ne yaptıysan göster ona göre bir fiyat çıkaralım konuşalım dedim, tersleyerek telefonu kapattı, market çalışanı tamirat yaptığını görünce yabancı olmadığını düşünerek kaşenin kendisinde olduğunu söylüyor, davacı kaşeyi kendisi alarak düzenlediği evraka basıyor, market çalışanına davalı şirketin bilgisinin olduğunu söylüyor, benzin gelip gittiği için markette sürekli kaşemiz bulunurdu " şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Mahkememiz ---- tarihli celsede dinlenilen tanık------- beyanında; " yıkama makinesi arızalıydı, ben davalı şirketin market kısmında çalışıyorum, arıza nedeni ile birinin gelip bakacağı söylendi, markete gelerek arızaya baktığını söyledi, kaşenin yerini sordu, zaten kaşelerimiz hep masa üzerinde duruyordu, ben müşteri ile ilgilenirken elindeki kağıda kaşe bastı, ben yapıp yapmadığını görmedim, bana hiçbir şey söylemeden kaşeyi hızlıca basıp çıktı, makine iki gün çalıştı sonra tekrar arızalandı, ben yapıp yapmadığını görmedim, market bu şirketin kiracısıdır, --- tarafından işletilmektedir, akaryakıt geldiğinde kaşe gerektiği için davalı şirket de kaşesini markete bırakırdı, ikinci tamiratta da neler yapıldığını bilmiyorum ben görmedim " şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.------yazılan talimat gereği alınan bilirkişi raporunda; Davacı ---- ile Davalı -------- yılındaki ticari ilişkilerini gösteren muavin defter kayıtlarına göre------------ Nolu Yevmiye madde numarası ile borç kaydedildiği görüldüğü, raporun sonuç bölümünde; davalı ve davacı arasındaki ticari ilişki incelemeler ve tespitler bölümünde detaylıca açıklanmış olup, --------- nolu faturanın Davacı----- nolu yevmiye maddesi ile kayıtlara alındığı, ------- yılı geneline bakıldığında aralarında ticari bir ilişkinin olduğu, bu ticari ilişki neticesinde---- yıl sonu itibariyle Davalı------ Davacı ----borçlu olduğu mütala edilmiştir. Mahkememizce dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş alınan raporda; dava konusunun, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı şirkete ait arızalı oto yıkama makinesinin tamiri sırasında yapılan hizmet ve kullanılan yedek parçalara ilişkin olarak düzenlenen ---- numaralı,----- açıklamalı faturadan doğan ----- tutarındaki alacağın davalı taraftan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacı ----- günü saat 10:30'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davalı vekili ---- tarafından sunulan yerinde inceleme talebi doğrultusunda defter incelemesi için ---- isimli kişilere ait iletişim bilgileri iletilmiş, taraflarla irtibat kurulmuş, özellikle ---------- kez görüşülmüş, kendisinin mali müşavire bilgilendirme yapacağı ifade edilmiştir. Aynı şekilde mali müşavir ----- ile de görüşülmüş, gerekli dönüşün yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen her iki kişi tarafından da ticari defter ve belgelere ilişkin herhangi bir geri dönüş sağlanmamış, davalı şirkete, ticari defter ve belgelerin hazırlanması gerektiğine dair bilgilendirme e-postası da gönderilmiş; ancak ilgili e-postaya da yanıt verilmediği, rapor tarihine kadar davalı tarafından defter ve belgelerin hazırlandığına dair herhangi bir bilgi iletilmemiş, istenen belgeler tarafıma sunulmadığından davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı,-------- tarihinde yayınlanan ---- sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle ----- tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin --- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple --- formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturanın içeriği incelendiğinde ----- ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, davacı taraf dilekçesinde, davalının faturayı kabuletmediğine dair bir ihtar gönderdiğini beyan etmiş ise de, dosya içinde davalı tarafından düzenlenmiş bu mahiyette bir ihtarname belgesine rastlanmamış olup, söz konusu belge sunulmadığından içerik yönünden inceleme yapılması mümkün olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, neticeten; rapor kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, davacı tarafın incelemeye katılmadığı ve ticari defter ile belgelerini ibraz etmediği, bu nedenle davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, davalı taraf her ne kadar yerindeinceleme talebinde bulunmuş olsa da, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin tarafıma sunulmaması ve talep edilen evrakların iletilmemesi nedeniyle davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde de inceleme gerçekleştirilemediği bu sebeple, dosya kapsamında her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde mali yönden bir inceleme yapılması mümkün olmadığı, ayrıca, davalı taraf dilekçesinde “davacının iş yerine gelerek makineyi incelediği, herhangi bir parça değişimi yapmadığı, değiştiği iddia edilen parçaların gösterilmesinin talep edildiği ancak davacı tarafından yerine getirilmediği, ayrıca davacının müvekkile ait olmayan bir markette bulunan kaşeyi düzenlediği evraka bastığı ve servis formunda müvekkili yetkilisine ait imzanın bulunmadığı” yönünde beyanlarda bulunduğu görüldüğü, makine üzerinde parça değişimi yapılıp yapılmadığı hususu tarafım uzmanlık alanına girmediğinden bu konuda inceleme yapılamadığı, dosyaya sunulu servis formları incelendiğinde ise, form üzerinde işletmeye ait kaşenin yanı sıra -----adına atılmış bir imzanın bulunduğu görüldüğü mütala edilmiştir. İtirazlar üzerine dosya ek rapor için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin ek raporunda, neticeten; rapor içeriğinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılan ---- tarihli bilirkişi raporunda, takibe konu ---- tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacının düzenlenen faturadan kaynaklı davalıdan takip tarihi ---- itibariyle ---alacaklı olduğu tespit edildiği, davalının incelenen ticari defterlerinde ise, takibe konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, başkaca bir muhasebesel işleme rastlanmadığı, takibe konu faturaya dayanak olarak sunulan dosyada mübrez imzalı servis formları incelendiğinde, incelendiğinde ise, form üzerinde işletmeye ait kaşenin yanı sıra---- adına atılmış bir imzanın bulunduğu görülmekle davalının itirazları kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturaların geçerliliği ile kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak hukuki değerlendirme ve sonucuna göre bir karar verilmesini belirtildiği görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ---------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ------ Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz------- Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir-------- Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir ----Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar.------ Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir -----Somut olayda taraflar ticari defterlerini inceleme için sunmuştur. Davacı tarafın ticari defterlerine göre davacı yan davalıdan ----- alacaklı, davalı tarafın ticari defterlerine göre ise de davalı yan davacıya borçlu bulunmamaktadır. Defterler arasındaki mutabakatsızlığın davalı kayıtlarında yer almayan dava konusu faturadan kaynaklandığı, faturaya dayanak olarak sunulan dosyada mübrez imzalı servis formları incelendiğinde, incelendiğinde ise, form üzerinde işletmeye ait kaşenin yanı sıra ---- adına atılmış bir imzanın bulunduğu,------davalı şirket çalışanı ve yetkilisi olmadığı dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu, davacının yemin deliline de dayanmadığı, davacının davalı defterinde kayıtlı olmayan mutabakatsızlık bulunan fatura kapsamında hizmet verdiğini usulüne uygun delillerle ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ------- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken karar ve ilam harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça yatırılan 1.224,32 TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 492,32-TL harcın yatıran davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/04/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/622, K. 2026/351, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-622-e-2026-351-k-9e52fd12d82e