İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/558 E. 2026/72 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/558
- Karar No
- 2026/72
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/558 Esas KARAR NO : 2026/72
DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 13/11/2023 KARAR TARİHİ : 28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. Tarafından müvekkili ... aleyhine ... 37. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığını, müvekkilinin icra tehdidi altında 509.978,00 TL (Beşyüzdokuzbindokuzyüzyetmişsekiz Türk Lirası) ödeme yaptığını, ancak, takibe konu senet kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığı gibi müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, icra takibine konu senedin teminat için verilmiş olup kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığını, .... Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında 01.09.2023 tarihinde Faktöring Sözleşmesi (“Sözleşme”) akdedildiğini, işbu Sözleşme kapsamında ..., Davalı Şirket’e faktöring ve finansal kiralama hizmetlerini sağladığını, ...'ın ise işbu Sözleşme kapsamındaki hizmetlerden doğabilecek olası zararların tazmin edilebilmesi maksadıyla İcra Takibi’ne konu edilen 2.000.000,00 TL (İkimilyon Türk Lirası) tutarlı teminat senedini (“Teminat Senedi”) 01/09/2022 tarihinde imzaladığını, ... şirketinin ilgili tarihlerdeki tek pay sahipli hissedarı olan Müvekkilinin de işbu Teminat Senedi’ni müteselsil kefil olarak imzaladığını, müvekkilinin ... şirketinde sahip olduğu hisselerinin tamamını 09.02.2023 tarihinde ...’e devrettiğini, davalı Şirket tarafından İcra Takibi’ne konu edilen Teminat Senedinin herhangi bir borç ilişkisine dayanmadığını, sözleşmenin icrası karşılığında tanzim edilen bir teminat senedi olduğunu, teminat senedi’ne konu borcun bulunmadığının tespit edilmesi ve müvekkilini icra tehdidi altında ödemiş olduğu tutarın istirdadı gerektiğini, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı şirket hakkında tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek ... 37. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasındaki İcra Takibi’ne konu senedin kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığının ve İcra Takibi’ne konu senet kapsamında Müvekkil’in borçlu olmadığının tespitine, müvekkil tarafından icra tehdidi altında ve gerçekten borçlu olmaksızın ödenen 509.978,00 TL (Beşyüzdokuzbindokuzyüzyetmişsekiz Türk Lirası) tutarına ödeme tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müvekkile geri ödenmesine, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen Davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK MD 72/8 maddesi "Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." demekle istirdat davalarının takibin yapıldığı yer mahkemesi ya da davalının ikametgahı mahkemesinde açılması husunda seçimlik hak verdiğini, müvekkilinin tüzel kişilik olduğunu, MK m.51’de “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.” denildiğini, müvekkili şirketin adresinin "..." olup, İstanbul adliyesi yetki sınırları içerisinde olduğunu, İcra İflas Kanunun 72/8 maddesinin yetkiye ilişkin düzenlemesi nedeni ile davanın ...'da açılması gerektiğini, İcra İflas Kanunun 72/8 maddesi uyarınca İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ yetkili ve görevli olduğundan Mahkemenizin yetkisine itiraz ettiklerini, takip konusu bono ile ticari anlaşmalarda düzenlenen teminat senedi tamamen birbirinden ayrı özellikleri taşıyan belgeler olduğunu, davacı takip konusu senette aval veren olup, asıl ilişkiden bağımsız olarak borç altına girmiş olmakla iddialarının reddi gerektiğini, ödemenin davacı tarafından hiçbir itirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapıldığını belirterek yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli istanbul asliye ticaret mahkemelerine gönderilmesine, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davalı ile davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirketin faktoring müşterisi, davacının kefili olduğu faktoring sözleşmesi kapsamında davalının ... 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe konu ettiği bononun teminat bonosu olduğu iddiasıyla icra dosyasından kaynaklı yapılan tahsilatın iadesi istemli davada, bononun teminat mahiyetinin bulunup bulunmadığı, teminat mahiyetinde ise tahsili koşullarının oluşup oluşmadığının uyuşmazlık konusu olduğu görüldü. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 14/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Bilirkişi incelemesine göre, davalı Faktoring Şirketi faktoring işlemlerini gerçekleştirirken, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik şartlarına ve kurallarına uygun hareket etmiş, bir mal veya hizmet satışından doğmuş olan çekleri 6361 sayılı yasanın 9/2 maddesi (Yönetmeliğin 22/2 maddesi) kapsamında fatura ile tevsik ederek iktisap etmiş olup, bu konuda herhangi bir kusurlu işlemine rastlanmamıştır. Ayrıca taraflar arasında, faktoring işlemlerinin yasa, yönetmelik ve BDDK genelge ve tebliğlerine aykırı şekilde gerçekleştirildiğine dair herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Buna karşılık, davaya konu 01.09.2022 tanzim ve 02.09.2022 vade tarihli 2.000.000 TL bedelli senet, 6361 sayılı yasa, bu yasa kapsamında yayınlanan yönetmelik ve BDDK genelgelerinde belirtilen bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmiş bir senet değildir. Ayrıca söz konusu senet, Alacak Bildirim Formu ekinde temlik edilmiş faturalarla birlikte, faturaların bedelini karşılayacak şekilde ciro yoluyla faktoring şirketine devredilmiş bir senet de değildir. Bu senet, faktoring şirketi tarafından fatura veya benzeri bir belgeye dayandırılmadan satın alınmış veya tahsili üstlenilmiş bir senet de değildir. Yani bu senet alındığında, bedeli ile davacı faktoring müşterisi finanse edilmemiş, kendisine herhangi bir ödeme yapılmamış veya senedin tahsili faktoring şirketi tarafından üstlenilmemiştir; zira senet borçlusunun faktoring müşterisi (dava dışı) ... Tic. Ltd. Şti. olduğu tespit edilmiştir. Davalı faktoring şirketinin, faktoring işlemlerinden kaynaklanan alacağını tahsil etmek amacıyla bu senet üzerinden takibe geçtiği, müşterisi... Şti. ve davacı senette kefaleten borçlu olan ...’in, takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek, teminat olarak verilmiş bu senede dayalı takibin hukuka aykırı olduğu, bu senede istinaden borçlu bulunmadığının tespiti ile haciz tehdidi altında takip dosyasına ödemiş olduğu 509.978 TL’nin faizi ile birlikte iadesini talep ettiği görülmüştür. İnceleme sonucunda, davaya konu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayda veya belgeye rastlanmamış olup, senedin teminat senedi değil, kullanılan faktoring kredilerinin ödenmemesi halinde ifası amacıyla verilmiş bir senet olduğu kabul edilmiştir. Teminat senedi olmayan, Yönetmeliğin 8/2 maddesi kapsamında yer almayan senet ile ilgili olarak, davalı faktoring şirketinin “kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçebileceği” kabul edilmekle birlikte, bu takibin şartlarının Faktoring İşlemelerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 8/2 maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmiş olmasına bağlı olduğu belirtilmiştir. Özellikle alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması gerekmektedir. Faktoring alacağına ilişkin alacağın vadesi, ciro yoluyla alınan çeklerin ödeme tarihleri (16.10.2023, 03.11.2023, 05.11.2023) olup, davalı faktoring şirketi bu ödeme tarihinden önce 03.10.2023 tarihinde icrai takibe geçmiş, dolayısıyla işlemin usule ve Faktoring İşlemelerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e uygun olmadığı düşünülmüştür. Sonuç olarak, nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte, tarafların sair taleplerinin de Mahkemenin takdirine bırakıldığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın konusu menfi tespit ve istirdat davasıdır. ... 37. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine, 01/09/2022 keşide tarihli, 02/09/2022 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli senede istinaden 03/10/2023 tarihinde, 410.000,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere 412.348,56 TL üzerinden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde sözleşme tarihinde müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket ile davalı faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinden sözleşme gereği 2.000.000,00 TL tutarlı teminat senedi alındığını, faktoring şirketinin bu teminat senedini icraya koyması nedeniyle yaptığı 509.978,00 TL ödemenin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde senedin teminat senedi olmadığını, davacının senette aval veren olduğunu, bu sebeple senedin teminat senedi olduğu iddiasını ileri süremeyeceğini, davacı tarafça ödemenin rızaen yapıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan incelemede davalı faktoring şirketi ile dava dışı .... Şti ile 01/09/2022 tarihli faktoring sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmeyi davacının da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 13/07/2023 tarihli faktoring işlemi ile 03.11.2023 tarihli 160.000,00 TL bedelli, 16.10.2023 tarihli 110.000,00 TL bedelli, 05.11.2023 tarihli 160.000,00 TL bedelli 3 adet çekin ... Şti. Tarafından faktoring işlemi ile davalı şirkete devredildiği anlaşılmıştır. Çeklerin toplam bedeli 430.000,00 TL olup davalı faktoring şirketinin 1.722,280,00 TL bedelli toplam 4 adet faturanın 430.000,00 TL'lik kısmını devralmak suretiyle faktoring işlemini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 15/01/2025 tarihli celsesinin 5 nolu ara kararı ile dosyanın faktoring uzmanı bilirkişi ...'ye tevdii ile; davalı tarafça takibe konu edilen 01/09/2022 tanzim, 02/09/2022 vade tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli bononun davalı ticari defterlerinde "ek teminat" olarak kayıtlı olup olmadığı, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8/2 maddesi "Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi veya diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması, Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına dair kayıt düşülmesi gerekir". gereği bono, ek teminat mahiyetinde ise, yukarıdaki yönetmelik hükmü gereği tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının bilirkişiden araştırılmasının istenilmesine karar verilmiştir. 14.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu senedin bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmiş bir senet olmadığı, bu senedin alacak bildirim formu ekinde temlik edilmiş faturalarla birlikte, faturaların bedelini karşılayacak, ciro yoluyla faktoring şirketine devredilmiş bir senet de olmadığı, bu senedin takibi şartlarının Faktoring İşlemlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik'in 8/2 maddesinde tanımlanmış şartların gerçekleşmesine bağlı olduğu, ancak faktoring şirketinin ciro yoluyla devraldığı çeklerin ödeme tarihlerinin 16.10.2023, 03.11.2023, 05.11.2023 olduğu ve davalı faktoring şirketinin bu ödeme tarihinden evvel 03.10.2023 tarihinde takibe geçtiği görülmekle işlemin usul ve yönetmeliğe uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 8. Maddesinin 3. Ve 4. Fıkrası aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. "(3) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; a) Alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, b) Alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi ve diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması, c) Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına ilişkin kayıt düşülmesi gerekir. (4) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senedin tahsil edilmesi, ancak kuruluşun vadesinde ödenmeyen alacağı ve müşteriden olan diğer alacaklarını ilgili mevzuat çerçevesinde alacağın geri ödenebilirliğine göre Tasfiye Olunacak Alacaklar veya Zarar Niteliğindeki Alacaklar hesabında sınıflandırması, buna göre özel karşılık ayırması ve hukuki takip süreçlerini başlatmış olması halinde mümkündür." Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı faktoring şirketinin dava konusu takibe konu edilen bonoyu fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişki olmayacak şekilde aldığı, buna göre bononun ek teminat mahiyetinde alındığının sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından davacının dava konusu senette aval veren olması sebebiyle dava konusu iddiaları ileri süremeyeceği belirtilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı kararında da "davaya konu senette davacının avalist olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesi gereğince teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli ise de davalı ... şirketi olup davaya konu senedin de ek teminat mahiyetinde tevdii edildiği kabul edildiğine göre faktoring ilişkisinde dava tarihi itibariyle teminat altına alınan asıl borç bakiyesi kadar senedin geçerli olacağı kabul edilerek, borcun dava tarihi itibariyle kısmen veya tamamen ifa edilip edilmediğinin davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir" şeklinde bozmaya konu ettiği üzere ek teminat mahiyetinde alınan bono yönünden aval verenin takip tarihindeki borç bakiyesi kadar senedin geçerli olacağı, ancak somut olayda bononun takibe konulduğu tarihte faktoring şirketinin faktoring işlemi ile devraldığı çeklerin henüz vade tarihlerinin gelmediği, buna göre davalı faktoring şirketinin dava konusu bonoyu takibe koyduğu tarih itibariyle henüz davacının muaccel bir borcunun bulunmadığı, nitekim bononun takibe konulabilmesi için gerekli şartların tanımlandığı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8. Maddesinin 3. Ve 4. Maddesindeki şartların da takip tarihi itibariyle gerçekleşmediği, henüz risk gerçekleşmeden önce takip başlatıldığı anlaşılmakla davacı tarafından 01/09/2022 düzenleme tarihli, 02/09/2022 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono sebebiyle ödenen 509.978,00 TL'nin 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacının 01/09/2022 düzenleme tarihli, 02/09/2022 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono sebebiyle ödediği 509.978,00 TL'nin 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 34.836,60 TL nispi karar harcının peşin alınan 8.709,15 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 26.127,45 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 81.596,48-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 9.017,40 TL( 269,85 TL BVH, 38,40TL VSH, 8.709,15 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 7.793,00 TL ( 793,00 TL tebliğler ve posta, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne ;6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı28/01/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır