İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/557 E. 2025/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/557
- Karar No
- 2025/286
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/557 Esas
KARAR NO : 2025/286
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/08/2024
KARAR TARİHİ : 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu davalı her ne kadar yetki itirazında bulunmuşsa da para borçları TBK 89/1 gereği götürülecek borç olduğundan ve alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğundan davalının yetkisizlik iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin lojistik firması olduğunu, davalı borçlu şirkete ticari iş ilişkisi kapsamında nakliye hizmeti sağladığını, karşılığında davalı tarafından ödenmek üzere faturalar düzenlendiğini, faturalara konu nakliye hizmetinin müvekkili şirketçe yerine getirildiğini ancak bu faturalar karşılığında davalı tarafça satın alınan mal ve hizmetin bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davacı müvekkili tarafından meydana getirilen hizmet alacağının tahsili amacıyla faturalar ve cari hesabı dayanak gösterilerek borçlu aleyhine 1.119.900 TL takip çıkışının tahsili amacıyla İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı tarafından 07.05.2024 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiğini ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, İşbu itirazın iptali davası için 27.05.2024 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafından müvekkili şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturalara itiraz edilmediğini, icra dosyasına konu edilen alacağın likit ve muayyen olduğunu, icra takip dosyasına sunulan sözleşme ve faturalar ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, müvekkilinin düzenlediği faturaya, fatura teslim alındıktan sonra itiraz edilmemesi sebebiyle karşı tarafın fatura içeriğini ve borcunu kabul etmiş sayıldığını belirterek, davalı tarafından İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile alacağa icra takibinde belirtildiği üzere ticari avans faizi ile birlikte hesaplanacak miktar üzerinden takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı-borçluya hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket ile davacı ... arasındaki ilişkinin spot nakliye taşıma şeklinde olduğunu, İşbu taşıma ilişkisinin müvekkili şirketin lojistik araçlarının yetersiz kalması durumunda iş yoğunluğuna göre parça başı taşıtma hizmeti olduğunu, bu taşıtma hizmeti karşılığında spot nakliyeciye parça başı hizmet bedeli ödendiğini, müvekkili şirketin, spot taşıma hizmeti veren davalı şirketin organize ettiği taşımalara ilişkin sahte seferler gerçekleştirdiğine dair bir dolandırıcılık ihbarı aldığını, bunun üzerine yapılan iç kontrol ve denetimler neticesinde, davalı ile anlaşmalı şekilde hareket ederek dolandırıcılık eylemlerine katılan bir çalışan tarafından gerçekte var olmayan sahte seferler yaratıldığını, sahte taşıma ve teslimatlar yapıldığı gibi davacı tarafından kesilen faturalara istinaden müvekkili ... ödemeler yaptırıldığını, müvekkilinin kullandığı ve taşıma işlerini takip ettiği ... isimli bilgisayar programında, yetkisini kötüye kullanarak hayali seferler yarattığını, işbu hayali seferlere ilişkin faturaların taşıma işi hiç yapılmadığı halde, davacı firma tarafından kesildiği, ... firmasının hayali seferler karşılığı toplamda 1.726.850,00 TL haksız kazanç sağladığının tespit edildiğini, hayali taşımalara ilişkin faturalarda güzergah ve araç bilgisinin girilmediğini, müvekkili şirketin zararının tespit edilmesi akabinde, davalı şirketin ödemelerinin yapılmadığını, müvekkili aleyhinde başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, işbu dolandırıcılık faaliyetlerine iştirak eden tüm kişiler tespit edildikten sonra hukuki ve cezai başvuruların yapılacağını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davacının %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında düzenlenen Taşıma Hizmet Sözleşmesi gereği ödenmeyen faturaların tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.
Dava konusu İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, 1.119.900,00 TL açık hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ödeme emrine borçlu tarafından süresinde İcra dairesinin yetkisine, borcun tamamına, faize ve fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durmasına karar verildiği ve süresinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Yetki sözleşmesini düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 17. Maddesinde "tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
"HMK 17/2. Maddesi uyarınca, “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan yetki sözleşmesinin, münhasır yetkili olacağı, madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/3072, Karar No: 2019/8546)
İcra ve İflas Kanunu'nun 50/1. Maddesi uyarınca " Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. "
Bu hüküm kapsamında dava dilekçesi ve davaya konu icra takibine yönelik yetki itirazının değerlendirilmesinde; taraflar arasında imzalanan yazılı Taşıma Hizmet Sözleşmesinin Yetkili Yargı Yeri, Uygulanacak Hukuk ve Masraflar başlıklı 14.1 maddesinde, "Sözleşme ile ilgili olarak ortaya çıkan tüm anlaşmazlıkların çözümlenmesinde İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." hükmünün yer aldığı, taraflar arasındaki yetkiye yönelik bu anlaşmadan da anlaşılacağı üzere bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesinde İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili İcra dairesi olarak kararlaştırıldığı, sözleşmede yer alan bu yetki şartının tacirler arasında gerçekleşen ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuya ilişkin olduğu, yetki şartında taraflarca aksi kararlaştırılmadığı için dava konusu icra takibinin yetki şartında belirtilen İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğu, davalı tarafça ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresinde icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olduğu, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 17. Maddeleri gereğince, HMK'nun 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 Sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. Maddesi gereğince dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 13.525,60 TL harçtan mahsup edildikten sonra artan 12.910,20 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23. maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti nedeniyle Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/03/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.