İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/540 E. 2025/445 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/540
- Karar No
- 2025/445
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/540 Esas - 2025/445
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/540 KARAR NO : 2025/445
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 25/12/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Yazım Tarihi: 24/11/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Müvekkilinin marka başvurusuna karşı davalı ... ’nin yaptığı itiraz üzerine ....’nin bazı mallar yönünden kısmi ret kararı verdiğini, ardından ...’nın da bu kararı onaylayarak itirazlarını reddettiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin bağlı bulunduğu ....’nun tarihçesi, faaliyet alanları (sanayi, otomotiv, sigorta, lojistik, petrol), fabrikaları ve ekonomik katkıları detaylıca anlatılmış olup, firmanın birçok ... ibareli marka tesciline sahip olduğunu, bu nedenle kazanılmış hak bulunduğunu, müvekkili adına tescilli ve başvurusu yapılmış çok sayıda “...” esaslı markanın listesi sunmuş olup “...”in de bu seri markalar arasında yer aldığını, Davalı tarafın dayanak gösterdiği markalara ilişkin ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup; ... sayılı ... markasının, müvekkilinin itirazı üzerine kısmen reddedildiği, ... sayılı ... markasının, müvekkilinin ... sayılı ... markası nedeniyle kısmen reddedildiğini, buna rağmen bu markanın müvekkili başvurusuna ret gerekçesi yapılmasının kabul edilemez olduğu, .... sayılı ... + .... markasının ise .... sayılı kararıyla hükümsüz ılınarak sicilden terkin edildiği, bu kesinleşmiş karara rağmen davalı tarafından dayanak gösterilmesinin kötü niyet teşkil ettiği, Ayrıca .... sayılı dosyasında davalının markasının kullanılmama nedeniyle iptaline karar verildiği, davalıların markalarını fiilen kullanmadıkları halde kötü niyetle itiraz ettiklerini, Davacının, önceki tarihli markalarının esas unsurunun “...” olduğunu, bu unsurun korunarak markalarını zaman içinde yenilediğini, “...” ibaresinin tali olduğunu ve tüketici nezdinde esas unsuru değiştirmediğini, müvekkilinin markalarının uzun süredir kullanımda olduğunu, esas unsurunun korunduğunu ve davalı markalarının daha sonraki tarihlerde tescil edildiğini, üstelik kısmen reddedildiği için davalıya ait markaların haksız tescil olduğunu, Davalının kötü niyetli olduğu, markalarını kullanmadıkları, müvekkilininkazanılmış hakkının göz ardı edildiğini, önceki tarihli tescillerinin dikkate alınmadığı gerekçeleriyle ...’nın kararının iptali ve müvekkil markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili şirketin geçmişi, faaliyet alanı ve sektördeki konumu hakkında bilgi vermis olup, 1993’ten beri imalat sanayinde faaliyet gösteren müvekkilin, 90’lı yıllardan itibaren panjur ve sineklik sistemleri, 2008’den itibaren ise PVC kapı ve pencere aksesuarları üretimine geçtiği, bugün 30’dan fazla ülkeye ihracat yaptığı, modern tesislerinde geniş ürün yelpazesi ürettiği ve müşteri memnuniyetine dayalı bir vizyon benimsediğini, Davacının davasının haksız olduğunu, iddialarının Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 5/1-ç, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümlerine dayanmasına rağmen bunların ispattan yoksun ve gerçek dışı olduğunu, ... kararında da açıkça belirtildiği üzere, davacının “...-...” başvurusu ile müvekkilin markaları arasında “...” ibaresi ortak ayırt edici unsur olup karıştırılma ihtimali bulunduğundan itirazın haklı görüldüğünü, Müvekkili markaları ile davacı markası arasında iltibas düzeyinde aynılık ve benzerlik bulunduğunu, her iki markada da esas unsurun “...” olduğunu, “...” ibaresinin ise İngilizce’de “onarmak, tamir etmek” anlamında jenerik ve tali bir unsur olduğunu, .... sicilinde de çok sayıda “...” ibareli marka bulunduğu için ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu ileri sürüldüğünü, esaslı unsur olan “....” üzerinden benzerlik değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacı markası ile müvekkil markaları arasında iltibas doğduğunu, hedef tüketici kitlesinin de aynı veya benzer olduğunu, halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin güçlendiğini, Müvekkilinin tescilli markalarının (....) çeşitli sınıflarda (özellikle 02, 19, 35, 40) emtiaları kapsadığını, davacının markasının da benzer nitelikte mallara yönelik olduğunu, davacının Nice sınıflandırmasına dayanarak farklılık iddia etmesinin hukuken geçerli olmadığını savunarak davanın tümden davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markasının davalı firmaya ait ... sayılı marka dolayısıyla başvurunun kısmen reddine dair kurum kararına yönelik davacı itirazının nihai olarak reddi konusunda SMK 6/1 maddesi kapsamında verilen ....'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, davacı tarafın önceki tescilli markalarına bağlı müktesep hak iddiasının marka başvurusuna ve alınan ... kararına etki edip etmeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 30/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ... sayılı "... " ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. …Yapılan incelemede, başvuru ile ret gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği ve markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamından çıkartılan mallar ile aynı/aynı tür malların kısmi ret gerekçesi markanın tescil kapsamında bulunduğu, bu nedenle başvurunun tescili halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan itiraz dilekçesinde ileri sürülen diğer hususların başvuru hakkında verilen kısmi ret kararını ortadan kaldırmayacağı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ... tarafından verilen karar isabetli bulunmuş ve işbu itirazın reddi gerekmiştir.." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Kazanılmış hak kavramı, .... daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
....
18/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " Karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, Davacının markasının reddedildiği tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti şartının da gerçekleştiği, Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, Rapor kapsamında ayrıntılı izah edildiği üzere, dava konusu edilen markanın reddedildiği tüm emtialar yönünden, karşılaştırılan markalar arasında, iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Davacının önceki tarihlerde tescilli markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, Heyetimizin değerlendirmelerinin ...’nin ... sayılı kararı iptali ile uyumlu olduğu"şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının ".... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " .... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil,anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden başvurunun kapsamında olup da çıkartılan 2.nci sınıftaki malların davalı markasında da aynen yer aldığı; (....) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " .... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " .... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davacının ".... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davacının, ... sayılı dava konusu markası 01/ 07/ 11 / 19 / 35 / 37. Sınıflarda tescilli iken, dava konusu marka başvurusu 01/ 02. Sınıfları kapsadığından müktesep hak koşulu da oluşmadığı ; Nihayetinde davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 05/11/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır