İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/526 E. 2025/486 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/526
Karar No
2025/486
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/526 Esas - 2025/486

T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/526 KARAR NO : 2025/486

DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Yazım Tarihi: 07/12/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkilin (“..."), ... Havalimanı'nı inşa etmek ve 25 yıl boyunca işletmek amacıyla kurulduğunu, dünyanın en büyük havalimanını Türkiye'ye kazandırmak amacıyla var gücüyle çalışmış ve halen çalıştığını, müvekkilin "..." markasını yoğun ve yaygın olarak kullandığını, ciddi kullanım, yapılan reklam ve yatırım harcamaları neticesinde hızlıca ülke ve dünya çapında tanınmış hale geldiğini, müvekkil şirketin sınai haklarını korumak için azami ölçüde çaba göstermekte olup ... esas unsurlu tescilli markaların da sahibi olduğunu, müvekkil şirketin davaya konu "..." marka başvurusunu "..." seri marka ailesine dahil olmak üzere yaptığını, bahse konu marka adı altında dünyanın en büyük buluşma noktalarından biri olan ... Havalimanı ile sanatın iyileştirici ve barışçıl gücüyle yolcuları buluşturmayı hedeflediğini, müvekkilin ... seri markaları üzerindeki gerçek hak sahipliğinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketine ... ... markası ile davalının itiraza gerekçe gösterdiği marka arasında SMK madde 6/1 kapsamında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirket markası incelendiğinde beyaz zemin üzerine, kırmızı kalın çerçeve içerisinde kırmızı ve beyaz renkte stilize yazı biçimi kullanılarak büyük harfler ile yazılmış "..." ve "..." ibaresi şeklinde oluşturulduğunu, Türkçe'de "sanat" anlamına gelmekte olan "..." ibaresinin, markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmet sınıfları bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunu, karara konu markanın esas unsurunun müvekkili şirketin aynı zamanda ticaret unvanın da çekirdek unsuru olan tescilli ve tanınmış ... ibaresi oluşturduğunu, dava konusu marka başvurusu müvekkilin tescilli ve tanınmış ... seri marka ailesine dahil markalardan biriolduğunu, davalı markası altın ve antrasit renginde stilize yazı biçimi ile oluşturulmuş “...” ibaresinden oluştuğunu, markanın başında “...” harfi yer aldığını, konumlandırma şekli nedeniyle ön planda olduğunu, ... tarafından bu gerçeğin görmezden gelinerek inceleme yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, müvekkil şirketin davaya konu "...” logolu marka başvurusu ile itiraza gerekçe markaların kelime unsurları karşılaştırıldığında, müvekkili markasının ... - ... olarak hecelendiği ve ... olarak okunduğu, davalının itiraza gerekçe gösterdiği markasının ise ... olarak hecelendiği ve okunduğunu, markaların ... kelimesini ortak olarak içermelerinin dışında hiçbir benzerlikleri olmadığını, hiçbir ortak hece içermedikleri ve çok farklı şekillerde okunduklarından işitsel olarak da benzer olmadıklarının ortada olduğunu, müvekkil şirkete ait markanın başvuru kapsamındaki ürünler ile davalı markası kapsamındaki ürün sınıflarının aynı/aynı türden/doğrudan ilişkilendirilebilecek ölçüde olmadığını, müvekkili şirket markasını sergi hizmetlerinde kullandığından son derece dikkatli ve sınırlı bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, bir sergiye gidilmeden önce sergi hakkında uzun araştırmalar yapıldığını, günlük yaşamda her gün yararlanılan bir hizmet olmadığını, markaların karıştırılmasının söz konusu olmayacağını, dava konusu edilen markaların tescilli oldukları sınıflarda yer alan mal ve hizmetler bakımından tüketicinin alım için harcayacağı süre, dikkat ve özenin artacağını, müvekkili şirketin Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise en büyük ve prestijli havalimanları arasında yer alması sebebiyle ulaştığı tanınmışlık düzeyi ve davaya konu markanın ... seri markasının bir parçası olduğu gözetildiğinde ... kararının iptali gerektiğini, davalının müvekkili şirketin ... marka başvurusuna karşı yapmış olduğu itiraz dilekçesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının, müvekkil şirketin ... esas unsurlu eski tarihli markalarından da haberdar olup, işbu davaya konu marka başvurusunu da ... seri marka ailesine dahil olmak üzere yarattığını anlayabilecek durumda olmasına karşın tamamen kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ifade ederek müvekkilin maddi ve manevi tazminat hakkı ve fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla, ... ’nun 14.10.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, müvekkiline ait ... sayılı ... markasının tescil edilmek istenilen tüm sınıflar yönünden devamına, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyalarında görülen, tarafların aynı olduğu, ve konusunun da aynı olduğu (çok ufak logo ve harf farklılıkları vardır) davaların görüldüğünü ve davacının dava ve taleplerinin reddedildiğini, huzurda açılmış olan davada, davacının ileri sürdüğü iddia ve gerekçelerinde, daha öncesinde açılmış ve sonuçlanmış davalarından herhangi bir farkı bulunmadığını, davacının açmış olduğu aynı mahiyetteki dava ... Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, konusu aynı olan huzurdaki davada davacının niyeti müvekkili maddi ve manevi olarak yıldırdığını, bunu yaparken de, adli teşkilatı kötü niyetle meşgul ettiğini, bu davanın da sonuçlanmış olan diğer iki davadan bir farkı bulunmadığını, müvekkilin, “...” ibareli markasının faaliyet konusu olan 01 / 02 / 03 / 04 / 06 / 07 / 08 / 09 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 19 / 20 / 21 / 22 / 28 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45 / 35 / sınıflarda başvuruda bulunmuş ve tescillenmiş olup, ilgili sınıflarda marka olarak yoğun bir şekilde kullandığını, ... ibaresinin sektörde müvekkili tarafından kullanımı sonucunda belli bir bilinirlik seviyesine ulaştığını, ... isminin şirket temsilcisi ...'in baş harflerinden oluşturularak "..." eki eklenmiş olup, ... ailesinin şirketin bulunduğu ... bölgesinde dört nesildir ticari hayatın içinde aktif olan ve hatta önde gelen isimlerinden olan, ayrıca da itibar sahibi ve en önemlisi de halkın güvenini kazanmış bir aile olduğunu, markaların gerek birbirine benzemesi gerekse de aynı mal ve hizmetler bakımından tüketiciye sunulacak olması nedeniyle taraf markalarını gören ilgili alıcıların davalıya ait başvuru konusu markayı davacı markasının başka bir versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunu ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği davalının bu markayı üzerinde kullanıldığını algılanmasına yol açabileceğini ifade ederek ...’nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi isteminin reddine, davacının aleyhe tüm taleplerinin reddine; Yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davalı şahsın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın önceki tescilli markalarının başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 18/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 18/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bu hususlar çerçevesinde, "..." ibaresinden oluşan başvuruya konu marka ile "..." ibareli ret gerekçesi marka arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer/ilişkili hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bağlantı bulunduğu yönünde izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. ." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası

...+ ... ...

Bilirkişi heyetinden alınan 21/10/2025 tarihli raporda ÖZETLE: "dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler ile davalı taraf ait marka emtialarının birebir aynı olduğu, buna göre taraf marka emtiaları arasında emtia benzerliği koşulunun oluştuğu, dava konusu marka ile davacıya ait markaların, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, davacının dava konusu mal ve hizmetler bakımından önceki hak ve müktesep hakkının olmadığı, dava konusu edilen ... kararının değerlendirme ile uyumlu olmadığı, görüş ve kanaatlerine takdir ve nihai yorum Sayın Mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ... " ibareli tescilli markası arasında emtia benzerliği oluşsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle markanın bütünselliği gözetilerek görsel,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;(taraf markaları arasındaki benzerliğin düşük düzeyde olması, tüketici kitlesinin ayrışması, karıştırılma olasılığını ortadan kaldırdığı ) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...+ ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı yani taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali oluşmadığı; Davacının önceki sonraki markası farklı olduğundan müktesep hakkı oluşmadığı; Ancak bu durum sonuca da etkisi olmadığı; Nihayetinde davanın kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 392,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.007,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.03/12/2025

Katip ... Hakim ... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/526, K. 2025/486, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-526-e-2025-486-k-37b1ee720426