İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/496 E. 2025/903 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/496
- Karar No
- 2025/903
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/496 Esas KARAR NO:2025/903
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/08/2024 KARAR TARİHİ:25/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili idare tarafından yapılan ihalenin yüklenicisi olduğunu, ihale iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, müvekkilinin çalıştırılan işçilere ödediği tüm tutarlardan davalı alt yüklenici ve yüklenicilerin ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu uyarınca aslen sorumlu olduklarını, davalı şirketlerin çalıştırdığı ...’nın müvekkili aleyhine ikame ettiği .... İş Mahkemesinin ... sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiği, dava dışı işçinin .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip işlemi başlattığını, işbu dosyaya 115.835,49 TL ödendiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutma kaydı ile 115.835,49 TL'nin adi ortaklık olan davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsilini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacının kamu ihale kanunu uyarınca davalılarla yapmış olduğu sözleşme uyarınca, davalıların işçilerine yapmış olduğu işçilik ödemelerinin rücuen tazminine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosyanın işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi ...'e tevdi edildiği, bilirkişinin 12/04/2025 tarihli raporunda özetle; Dosya kapsamına alınan talebe konu mahkeme ilamı incelenmesinde; dava dışı işçinin tüm çalışmasının 01.09.2017-21.11.2018 tarihleri arasında geçtiği ve tüm bu çalışmasının 1216213 davalılar ...Anonim Şirketi - ... Yapı Ticaret Anonim Şirketi adi ortaklığı nezdinde geçtiği görülmekle, her iki davalının da hizmet süresi ve ADİ ortaklık olmaları nezdinde sorumluluk oranlarının % 100 olduğu tespit edilmiştir. Davacı yanca dava dilekçesi ekinde sunulu 13.05.2024 tarihli yazı içeriğinde; “ İlgi yazı ile ...tarafından, işçilik alacakları istemli ... İş mahkemesinin ... Esasına kayden açılan dava da davanın istinaf yolu açık olmak üzere kabulüne karar verildiği, anılan karar karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Mahkeme kararı alacaklı vekili tarafından ....İcra Müdürlüğünün ... Esasına kayden icra dosyası ile tahsili talep edildiği belirtilerek, 22.02.2024 tarihli ve 20240252310 sayılı İlam Ödemelerinin Tek Elden Yapılması Genelgesi ile 19.03.2024 tarih ve ... sayılı İlam Ödemelerinin Tek Elden Yapılması Genelgesinin Uygulanması yazısı uyarınca, 1-Ödeme İşlemlerı Yönünden: Mahkeme Kararı ve icra emri talep gereğince, yazımız eki Hesap Tablosunda ayrıntıları gösterilen vekalet ücreti, masraf ve frizleri toplamı 36.621,40 TL ile asıl alacak ve faizleri toplamı 72.276,25 TL'nin ....Icra Müdürlüğünün ... Esas. Sayılı dosyasına EN GEÇ 03.05.2024 tarihine kadar Dairemizce odenmesi ya da ilgili yüklenici firma veya firmalara ödettirilmesi, (süresinde ödeme yapılmadığı takdirde İdaremiz hesaplarına haciz konulması ihtimali ile günlük faiz işleyeceği hususu dikkate alınmalıdır), (Serbest Meslek Makbuzu iletilecektir.) 2-Rücu İşlemleri Yönünden: Dairemizce ödenen asıl alacak, masraf, vekalet ücreti ve faizleri toplamı 108.897,65 TL ile dava dosyası kapsamında ödenmiş olan istinaf harcı, arabuluculuk ücreti ve sair bedeller toplamı 1.831,95 TL olmak üzere Toplam 110 729,60 TL'nin, ... YAPI TİC AŞ-SİLAHTAROĞLU YOL YAPI VE MADENCİLİK AŞ ADİ ORTAKLIĞI şirketinden tahsil edilmesi için bloke konulan tutarlar dahil gerekli işlemlerin yapılması, bu olmadığı takdirde varsa hakediş ya da alacaklarından kesilerek İdaremiz hesaplarına aktarılması, hakediş ya da alacağı yok ise teminatlarının nakde çevrilerek idaremiz hesaplarına intikal ettirilmesi ve yapılan işlemlerle ilgili, 3-Tüm bunların sonucunun olumsuz olması halinde ödenen toplam miktarın/kısmi ödeme halinde ödenmeyen miktarın yüklenici firma veya firmalardan tahsili için rücu davası açılmak üzere Makam Oluru alınarak Hukuk Müşavirliğine gönderilmesi istenmiştirBahse konu dava ile ilgili konunun incelenmesi ve belirlenen asıl alacak, masraf, vekalet ücreti, faizleri ve gelir vergisi toplamı 110.138,69 TL istinaf harcı, arabuluculuk ücreti ve sair bedeller toplamı 1.831,95 TL olmak üzere toplam 111.970,64TL'nin İdaremiz hesaplarına yatırılması, yatırılmadığı takdirde ilgi yazıdaki gerekli işlemlerin yapılacağı hususunda; Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.” İçerikli olduğu görülmekle beraber; Davacı yanca icra dosyasına yapılan ödeme tutarı toplamının Davacı ...Genel Müdürlüğü tarafından icra dosyasına 17.05.2024 günü 101.651,49 TL, 20.06.2024 günü 5.105,89 TL olmak üzere toplam 106.757,38 TL tutarında ödeme yaptığı görülmektedir. İlam ile hüküm altına alınan ve hazineye gelir kaydedilen 1.540,79 TL harç bedeli ve yine hazine adına hüküm altına alınan 680,00 TL arabulucu ücreti olduğu, dosya kapsamına alınan dava dosyasında davacı yanca yapılan yargılama giderleri makbuzlarının incelenmesinde; 05.11.2019 günü 100,00 TL, 09.09.2019 günü 100 TL, 05.04.2024 günü 400 TL, 05.04.2024 günü 1.751,95 TL olmak üzere toplam 2.351,96 TL yargılama gideri harcaması yaptığı görülmektedir. Bu halde tüm dosya kapsamı itibari ile tespit edilen ödeme tutarlarının 111.330,12 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafın rapora itirazı üzerine dosya ek rapor alınmak üzere işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişinin 13/07/2025 tarihli ek raporunda özetle; KDV ve Gelir vergisi tevkifat tutarları da eklendiğinde, davalı tarafların ödenen bedelden davalının sorumluluk miktarının 118.576,28 TL olduğu tespit edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan işçiye ödenen işçilik alacaklarından, davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452-K:; 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, 2019/2330 E., 2021/175 K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 Esas, 2023/1683 Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/2361 E 2024/141 K sayılı kararı) Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/32 K. 2021/848 T. 13.10.2021) Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, 2015/33001E-2016/02063 K.) Somut olayda davacı şirketin; hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan dava dışı işçi ...'ya ödenen işçilik alacaklarından dolayı davalılara rücu ettiği, dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacının davalılardan toplam 118.576,28 TL alacaklı olduğu, ancak davacının dava dilekçesinde 115.835,49 TL talep ettiği anlaşıldığından, taleple bağlı kalınmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -115.835,49 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 7.912,72-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.978,19-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.934,53-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.978,19-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 177,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.583,29 TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 25/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır