İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/461 E. 2025/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/461
Karar No
2025/216
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/461 Esas KARAR NO :2025/216

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:09/08/2024 KARAR TARİHİ:11/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 09/08/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... Dış Tic. A.Ş. tarafından uzun yıllardır İstanbul ve çevre illerde sağlanan altın alım satım hizmetleri kapsamında ... ... ... ile gerçekleştirilen ticari ilişki sonucunda müvekkilleri tarafından düzenlenen çeşitli faturalara karşı davalı kısmen ödeme yapmış ancak bir kısım faturalar ödenmeden kaldığını, bu sebeple ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile takibe başlanmış davalı tarafça ise hem yetkiye hem borca itiraz edilmek suretiyle takip durdurulduğunu, oysa müvekkilleri şirketin ticari defter vekayıtlarında da görüleceği üzere alacak haklı ve sabit olduğunu, davalı bu itirazı kötü niyetli şekilde borçtan kaçınmak amacıyla yaptığını arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığından davalı itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili tarafından sunulan 22/08/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkilleri aleyhine 08.09.2022 tarihli iki fatura üzerinden ileri sürülen alacağın gerçekte bulunmadığını, bu faturalara konu malların müvekkillerine hiçbir şekilde teslim edilmediğini, davacı tarafın faturalarda yazılı altınların teslim edildiğini ispatlayan hiçbir belge veya sözleşme sunamadığını, faturanın tek taraflı bir düzenleme olması nedeniyle tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmayıp, taraflar arasında böyle bir temel borç ilişkisinin mevcut olmadığından hukuki sonuç doğuramayacağını, ispat yükünün de davacı tarafa ai olduğunu, bu nedenle haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddi ile davacı aleyhine takip konusu alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere tazminata ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, fatura, bilirkişi raporu, whatsap konuşmaları, dekont, BA/BS formları ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında toplam 578.757,00TL faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (14/02/20247) yetkiye, borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 15/02/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "... taraflar arasındaki ticari ilişkiler çerçevesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturalardan kaynaklı 339.497,36 TL cari hesap alacağı talebiyle yürütülen takibe karşı yapılan itirazın iptali, dava konusunu oluşturduğu, Davacı, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2022, 2023, 2024 yıllarında E-Defter kullanıcısı olup, 2202, 2023, 2024 yıllarında tuttuğu elektronik defterlerin beratları, yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı ve 2022, 2023, 2024 yılları Envanter defteri açılış tasdikinin süresinde yapıldığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesaba konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturalardan kaynaklanan alacaklar nedeniyle, davacının davalıdan takip tarihi (05.02.2024) itibarıyla toplam 339.497,36 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı yan 16.12.2024 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış olup ticari defter ve belge ibraz etmediği, Davacı tarafça, davalı tarafa 2022 yılında düzenlenen KDV hariç 340.402,79 TL bedelli 2 adet faturanın, her iki tarafça da ilgili vergi dairesine yasal mevzuata uygun şekilde bildirimde bulunulduğu tespit edildiği, ayrıca, tarafların Vergi Usul Kanunu'nun 148, 149 ve mükerrer 257. maddeleri uyarınca düzenlemekle yükümlü olduğu BA (Mal ve Hizmet Alımları Bildirimi) ve BS (Mal ve Hizmet Satışları Bildirimi) formlarının karşılıklı olarak incelenmesi sonucunda, söz konusu faturaların taraf beyanlarıyla uyumlu olduğu, bu doğrultuda, taraflar arasında ticari işlemin gerçekleştiği ve ilgili faturaların muhasebe kayıtlarında beyan edildiği hususu teyit edildiği, Uyuşmazlık konusu faturaların, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının BA formu ve davacının BS formu ile Maliyeye bildirim yaptığı anlaşıldığından, bu faturaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde gerçek bir ticari muamelenin sonucu olarak düzenlendiği kabul edildiği, yine yukarıda sunulan portal görüntüsünde de görüleceği üzere faturaların davalı tarafından kabul edildiği görülmekle bu kapsamda, uyuşmazlık konusu faturaların geçerli ve bağlayıcı nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, Sonuç olarak; Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 08.09.2022 tarihli ... nodu 339.496,55 TL tutarlı ve 08.09.2022 tarihli ... no.lu 2.279,53 TL tutarlı faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının BA formu ve davacının BS formu ile Maliyeye bildirim yapıldığı, bu faturaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde gerçek bir ticari muamelenin sonucu olarak düzenlendiği kanaati ile faturaların geçerli ve bağlayıcı nitelikte olduğu, davacının davalıdan takip tarihi (05.02.2024) itibarıyla 2 faturadan kaynaklı 339.497,36 TL bakiye alacaklı olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve ticari ilişki sebebi ile HMK 10 TBK 89 gereği icra dairesi ve mahkememiz yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki altın alım-satım sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden toplam 578.757,00 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve ayrıca davaya konu 339.496,55TL tutarındaki ve 2.279,53TL tutarındaki faturaların davacı ve davalı tarafından BA-BS formu ile Maliyeye bildirildiği görülmekle davalının, davacıya toplamda 339.497,36-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 339.497,36TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 67.899,47TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 23.191,06-TL harçtan peşin olarak alınan 2.903,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.287,07-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 7.984,39TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 54.319,57-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 11/04/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/461, K. 2025/216, T. 11.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-461-e-2025-216-k-f308000a73bf