İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/425 E. 2025/786 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/425
Karar No
2025/786
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/425 Esas KARAR NO :2025/786

DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:25/07/2024 KARAR TARİHİ:17/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine açılmış olan icra takibine, şirketin tasfiye sürecine girmeden önceki süreçte ortakları; tasfiye sürecine girdikten sonra ise tasfiye memurları tarafından borcun ödenmemesi için itiraz edildiğini, borcun varlığı konusunda şüphe bulunmuyor olmasına rağmen yalnızca borcun ödenmemesi, bu aşamada da haczi kabil malların kaçırılması amaçlandığını, kaldı ki davalı borçlu şirket tasfiye zorunluluğu mevcut değilken tasfiye sürecine girmiş bir şirket olduğunu, niyetin apaçık borçların ödenmemesi için tasfiye haline girmek ve malların kaçırılması olduğunu, bu nedenle mahkeme tarafından ivedilikle İİK m. 257 v.d maddeleri gereğince borçlu/davalı üzerine kayıtlı taşınır-taşınmaz mallar ile üçüncü kişiler zımmındaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilerek müvekkilinin alacağının korunmasının ve teminatının sağlanması gerektiğini, müvekkilinin ... Havayolu şirketinin acentesi olduğunu, müvekkilinin davalı/borçlu için İstanbul'dan ... mal taşıdığını, müvekkili şirket tarafından davalının davalı şirket ile müvekkili arasında verilen hizmet sonucunda müvekkili tarafından 08/12/2023 tarihinde ... nolu 07/01/2024 son vade tarihli temel fatura düzenlendiğini, faturada yer alan mal ve hizmet açıklamasında yer alan 230-.../... Dış Navlun Bedeli açıklaması ise Konişmento numarası Guatemala-dış navlun bedeli olarak karşına çıkacağını, faturanın kaynağını oluşturan taşımacılığın konşimento belgelerinin ekte yer aldığını, 7.614,00 USD tutarındaki temel faturanın tutarı borçlu tarafından ödenmediğini, davalı borçlu ile müvekkili arasında yapılmış mail görüşmeleri de borcun mevcudiyetini ve borçlular tarafından borcun varlığının keyfiyetle inkar edildiğini gösterdiğini, zira mail görüşmelerinde davalı şirket tasfiye memurları ...nın da yer aldığını, borçlu davalı şirket yetkilileri tarafından borcun inkar edilmemesi ancak buna rağmen ödemenin de yapılmıyor olması nedeniyle tarafınca 25.03.2024 tarihindi ilamsız icra takibi başlatıldığını ve .... İcra Dairesinin 2024/... Esasına kaydedildiğini, ilamsız icra takibinin kaynağı ... nolu temel fatura olup; fatura tutarı 7.614,00 USD olduğunu, faturanın düzenlendiği 08.12.2023 tarihinde döviz kuru: 28,9260 TL iken; takibin açıldığı 25.03.2024 tarihinde döviz kuru: 32.0368 TL olduğunu, takibin açılışı esnasında 7.614,00 USD alacağa Amerikan Doları için yıllık bankalarca 1 yıla kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz talep edildiğini, 3095 Sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun yabancı para borcunda faiz kenar başlıklı 4/a maddesine göre: sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uyguladığını, bu nedenle talep etmiş olduğu faiz tutarı da hukuka uygun olduğunu, gelinen aşamada davalı ile müvekkili arasında bir hizmet alışverişi yapılmış olduğunu, alışverişe istinaden temel fatura kesildiği ve fatura bedelinin borçlu tarafından ödenmemiş olduğu hakkında kuşku bulunmadığını, davalının tasfiye halinde olması sebebiyle ödeme emri tasfiye memurlarına tebliğ edilmiş ve tasfiye memurları tarafından borcu itiraz dilekçeleri sunulduğunu, fakat icra takibi ile talep edilen tüm hususlar hukuka uygun olup; itirazların iptalinin gerektiğini, bunun yanı sıra borçlu sıfatıyla tasfiye memurları tarafından yapılan itirazların keyfiyetle ve yalnızca alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız olduğundan alacak tutarının yüzden yirmisinden az olmayacak şekilde ve alt hadden uzaklaşılarak icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, itirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyiniyetli itiraz etmiş olsa bile, icra inkar tazminatına mahkum edileceğini, ayrıca inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olması yeterli olup, alacaklının bir zarar görmüş olması şart olmadığını, icra İnkar tazminatı, hüküm altına alınan alacağın yirmisinden aşağı olamaz (İKK m. 67/11) bunun yanı sıra borçlu, alacaklının gerçek zararının yüzde yirmiden daha az olduğunu ispat etmek suretiyle de yüzde yirmisinden aşağı bir tazminata hükmedilmesini isteyemeyeceğini, alacak, döviz cinsinden talep edilmiş ise de icra inkar tazminatına Türk Lirası üzerinden hükmedileceğinden, alacağın takip tarihindeki efektif satış kuru (32,1652) üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hüküm altına alınmasını talep ettiğini, alacağı için borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır, taşınmaz malları, taşıtları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi takdirde ise mahkemece takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, borçlu sıfatıyla tasfiye memurlarının .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyalarına sunmuş oldukları itirazların iptali ile icra takip dosyalarının devamına karar verilmesini, davalı aleyhine alacağın %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen iddiaların tümünü peşinen reddettiğini, dilekçede açıkça gerekçeleri ile reddetmediği hususların kabul olarak değerlendirilmeyeceğini belirttiğini, davacı firmanın, davalı firma için mal taşıdığını, faturaların davalı firmaya teslim edildiğini, taşınan mallara ilişkin fatura düzenlendiğini, fatura kaynağının taşımacılık olduğunu, 7.614,00 USD alacaklarının olduğunu, e posta içerikleri ile tasfiye memurlarının borcu kabul ettiklerini, ancak herhangi bir ödeme alamadıklarını, ....İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasıyla davalı firma aleyhine söz konusu faturalardan kaynaklanan ilamsız icra takibi yaptıklarını, takibe kötü niyetle itiraz edildiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davacının açmış olduğu davanın hukuka aykırı olduğunu, iddia edilen tüm hususlara itiraz ettiğini belirterek mahkemece davanın reddinin gerektiğini, salt fatura düzenlenmesi taraflar arasında akdi ilişkinin (alım-satım ve alım satıma konu malın teslimi olgusu, bir iş görüldüğünü veya bir menfaat sağlandığını veya hizmetin yapıldığı) varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2010/1965 Esas, 2011/4317 Karar sayılı kararında; “somut olayda davalı akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir, fatura düzenlenmesi tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli değildir” denilerek, faturanın borç kaynağı olmadığını ve taraflar yarasında borç doğuran hukuki ilişkinin iddia eden tarafından ispatlanmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. Maddesinde ise; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri üçbinaltıyüzatmış Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle altıbinaltıyüzkırk Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir” denildiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafın, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını beyan ettiğinden ve fatura da başlı başına borç kaynağı olmayacağından ispatlanamayan davanın reddinin gerektiğini, bilindiği üzere, gerek Eski 818 sayılı Borçlar Kanununda gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda borç kaynaklarının sınırlı sayıda olduğu belirtildiğini, buna göre yasanın tanımladığı borç kaynakları sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve kanunun düzenlemesidir. Fatura, başlı başına sözleşme olmadığı gibi, yasanın tadat ettiği borç kaynakları arasında da tanımlanmadığından borç kaynağıymış gibi değerlendirilmesi mümkün olmadığını, fatura akdi ilişki olmayıp, akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesi ya da düzenlenmesi; ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, fatura tanzim eden ve faturayı alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını, maddi vakıada davacı taraf, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi usulüne uygun delillerle ispat edemediğinden ve buna ilişkin bir delil de ibraz etmediğinden açılan davanın reddi gerektiğini, davacının ticari defter ve kayıtlarının, davacının dava konusu işe ilişkin evraklarının, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının, davalı şirketin işe ilişkin evrak ve kayıtlarının, başkaca şirketlerle yaptığı anlaşma ve kesilen faturaların incelenmesini, bu kapsamda inceleme yapması için bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilmesini, davacı tarafça açılan işbu dava itirazın iptali davasıdır. İcra takip dosyasına takip evrakı olarak sunulmayan ve müvekkilimiz olan tasfiye memuruna tebliğ edilmeyen hiçbir delili dava dosyasında delil olarak gösteremeyeceğini, bu kapsamda davacının takip dosyasına sunmadığı hiçbir evrakın dava dosyasında incelemeye esas alınmamasını talep ettiğini, icra dosyasına itiraz eden müvekkilimiz tasfiye memuru, değerlendirmelerini söz konusu evraklar zerinden gerçekleştirmiş ve itiraz etmiştir. İcra takip dosyasında ortaya konulmayan evrakların sonradan eklenmesi suretiyle davalı firmanın haksız konuma düşürülmesi durumunda davalı firma aleyhine masraflar yansıyacaktır. Bu nedenle de söz konusu kural mevcut olduğunu, bu nedenle takip dosyasında belirtilen talep ve dayanakları dışında bir inceleme yapılması mümkün olmadığını bildirip, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, haksız takip nedeniyle talep edilen asıl alacağın %20 'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, Müdürlüğünüzün 2024/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ...Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... TURİZM VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ( VKN:...) 'nin Aralık 2023 ve Ocak- Şubat 2024 tarihlerine ait BA - BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı TASFİYE HALİNDE ... ( VKN:...) 'nin Aralık 2023 ve Ocak- Şubat 2024 tarihlerine ait BA - BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. İTO'ya müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı TASFİYE HALİNDE ... ( VKN:...) 'nin tüm kayıtlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 11/09/2025 tarihinde Mali Müşavir ve Hava yolu taşıma uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış, rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, hava yolu ile taşıma işine dair düzenlenen faturaya dayalı başlatılan icra takibinde itirazın iptali talebine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip alacağı taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı, davalıya hava yolu ile taşıma hizmeti sunmuştur. Bu işin bedeli olarak düzenlenen 7.614 USD’lik faturanın ödenmemesi üzerine takip başlatılmıştır. Davacı tarafça sunulan konşimento ve taşıma belgeleri ile taraflar arasındaki mail yazışmalarından aralarında taşıma işine dayalı hukukî ve ticari bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterleri alanında uzman bilirkişi aracılığıyla incelenmiştir. Davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu ve dava konusu faturanın kayıtlı olduğu; davalının ticari defterlerinin ise, usul ve yasaya uygun olarak tutulmadığı, faturanın da kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Tarafların BA-BS formlarının incelenmesinde ise, faturanın her iki tarafça da vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, fatura konusu borcun ödenmediği bilirkişi raporunda bildirilmiştir. Davacı tarafından sunulan taşıma belgelerine göre taraflar arasındaki hukukî ve ticari ilişki tespit edildikten sonra borç miktarının hesabı için tarafların ticari kayıtlarına bakılmıştır. Usule aykırı tutulan ticari defterlerin ancak sahibi aleyhine delil olabileceği gözetilerek, davacının usule uygun tuttuğu ticari defterleri ve tarafların BA-BS formları uyarınca fatura borcunun ödenmediği ve davalı borçlunun takipte yaptığı itirazın haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Fatura borcunun ödendiğine veya borcun sona erdiğine dair davalı tarafından bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle davanın kabulüne karar verilmiş, takip alacağı likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1- Davanın kabulüne, -.... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin 7.614,00 USD asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmek suretiyle devamına, 2-48.785,64 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 22.005,95-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.731,46-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 18.274,49-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 3.731,46-TL Peşin/nisbi Harcı, 15.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.197,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 20.356,56TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 51.544,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/11/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/425, K. 2025/786, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-425-e-2025-786-k-5db3ffec9bcf