İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/380 E. 2026/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/380
- Karar No
- 2026/18
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/380 Esas KARAR NO : 2026/18 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 20/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete hediye kartı alımına ilişkin olarak 04.04.2023 tarihinde 3.200.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından alınan ödemeye istinaden 14.04.2023 tarihli ---------- fatura numaralı 3.408.000,00-TL tutarlı e-fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeye karşılık almadığı hizmete istinaden 1.233.000,00 TL bedelin iadesi için 12.06.2023 tarihli -------- fatura numaralı 1.233.000,00 TL tutarlı ''-------'' açıklamasıyla iade faturası düzenlendiğini, iade faturasına istinaden herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine ------ İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce icra takibi dosyasına 06.05.2024 tarihinde 1.526.901,70 TL müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, davacı yanın takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin takip öncesinde temerrüde düşürülmediğini, öte yandan davacı tarafın takip konusu faturalara konu hizmeti müvekkiline vermediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.--------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 01.04.2024 tarihinde 1.233.000,00 TL asıl alacak, 215.825,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.448.825,67 TL bedel üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 08.04.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15.04.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, borçlunun 06.05.2024 tarihinde 1.526.901,70 TL ödeme yaptığı belirlendi. İlgili vergi dairelerinden tarafların fatura tarihindeki BA-BS formları istenilmiş olup gelen yazı cevaplarını dosya arasına alındığı görüldü. Davacı yanın defter ve kayıtlarını incelemek üzere ---------- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup talimat mahkemesince alınan rapor dosya arasına alındı. Bilirkişi --------- hazırlamış olduğu raporda özetle; davacının elektronik defter mükellefi olduğunu, defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, defter kayıtlarında yapılan inceleme sonucu defter kayıtlarına dayanarak tarafların birbirlerine karşı alacak veya borç bakiyesi bulunmadığının görüldüğünü bildirmiştir. Dosya davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi -------- hazırlamış olduğu raporda özetle; davalı yanın ticari defterlerini sunmadığını, davacının kendi defterlerinde takip tarihi olan 01.04.2024 tarihi itibari ile 1.233.000,00 TL tutarında alacaklı gözüktüğünü, ancak takip tarihinden sonra davalının 06/05/2024 tarihinde icra dosyasına yapmış olduğu ödeme sonrasında borç/alacak bakiyesinin bulunmadığını, tarafların BA-BS formlarını birbirleri ile uyumlu olduğunu, takip sonrası yapılan ödemenin TBK 100 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.--------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasının 06.05.2024 tarihi itibari ile kapak hesabı istenilmiş gelen yazı cevabı dosyamız içerisine alınmıştır. Yapılan hesaplama neticesinde; davalı borçlunun 1.233.000,00 TL asıl alacak ve işbu asıl alacağa ilişkin ferileri ödediği tespit edilmiştir.Dava ticari ilişkiden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". Yukarıdaki açıklamalar ışığında inceleme neticesinde dava konusu faturanın tarafların defterinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 1.233.000,00 TL alacaklı olduğu, davalı yanın takipten sonra 06.05.2024 tarihinde asıl alacak ve ferilerini ödediği, davacının asıl alacağa ilişkin (ferileri ile birlikte) alacağının kalmadığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık davacının takip öncesi işletilmiş faiz talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de; taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği , anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. İşbu sebeple dava tarihi itibari ile davacı yanın davalıdan alacağının kalmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.Davalı yan her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davacı tarafın açıkça kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından işbu talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 17.798,20 TL harçtan mahsubu kalan 17.066,20 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 220.835,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretini davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 20/01/2026