İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/373 E. 2025/33 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/373
Karar No
2025/33
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/373 Esas - 2025/33 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/373 Esas KARAR NO : 2025/33 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/02/2025 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı firmaların müvekkili kamu kurumu nezdinde ihale ile aldığı işler kapsamında çalışmış olan işçisi İsmail Yavuz tarafından... .... ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kabulüne karar verilmiş olduğunu, mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden İsmail Yavuz vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2019/1566 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 10.568,08 TL ödeme yapılmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 946,82 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan ... tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2018/77 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kabulüne karar verilmiş olduğunu, mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden ... vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2019/218 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 20.783,56 TL ödeme yapılmış olduğunu, söz konusu dava dosyasına Kurumları tarafından yapılan 1.777,46 TL yargılama giderlerine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan ... tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2020/986 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kesin olmak üzere kabulüne karar verilmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden ... vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2022/281 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 6.969,01 TL ödeme yapılmış olduğunu, yapılmış ödeme esnasında 510,42 TL stopaj ödenmiş olup, 459,39 TL KDV indirimi sonrası 51,03 TL davalı firmalardan alacaklarının kalmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 809,17 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, yine, ... tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2019/515 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kabulüne kesin olarak karar verilmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden talep üzerine 930,24 TL ödeme yapılmış olduğunu yapılmış ödeme esnasında 10,17 TL stopaj ödenmiş olup, 9,15 TL KDV indirimi sonrası 1,02 TL davalı firmalardan alacaklarının kalmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 332,71 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan Muhammed Özer tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2017/291 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden Muhammed Özer vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2019/1568 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 16.813,63 TL ödeme yapılmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 1.292,51 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan İrfan Çetin tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2019/520 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden İrfan Çetin vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2021/206 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 23.249,93 TL ödeme yapılmış olduğunu, ödeme esnasında 1.158,99 TL stopaj ödenmiş olup, 1.043,09 TL KDV indirimi sonrası 115,90 TL davalı firmalardan alacaklarının kalmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 1.382,80 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan Nuri Bilgiç tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2017/270 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden Nuri Bilgiç vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2019/2168 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 15.068,33 TL ödeme yapılmış olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan 242,80 TL yargılama giderine ilişkin sarf makbuzlarının dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, Davalıların ihaleyle aldığı işler kapsamında çalışmış olan İbrahim Uyar tarafından ... İş Mahkemesi'nin 2021/418 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine dava açılmış, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava konusu taleplerin kabulüne kesin olmak üzere karar verilmiş olduğunu, iş bu mahkeme kararına istinaden İbrahim vekili tarafından ... İcra Dairesi'nin 2019/115 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibi neticesinde icra dosyasına 11.823,01 TL ödeme yapılmış olduğunu, temyiz incelemesi üzerine değişen ilam uyarınca 1.486,59 TL fark miktar ödenmiş olduğunu, ödeme esnasında 653,67 TL stopaj ödenmiş olup, 588,30 TL KDV indirimi sonrası 65,37 TL davalı firmalardan alacaklarının kalmış olduğunu, ayrıca yapılan her iki ödemeden müvekkili kurum lehine hükmedilen alacakların mahsup edilmiş olduğunu, söz konusu dava dosyasında kurumları tarafından yapılan toplam ödemenin 17.123,15 TL olduğunu, Ödenen bu miktarlardan müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı taraflarla imzalanan sözleşme ve şartnameler gereği davalıların çalıştırdığı bütün işçilerin ücret ve her türlü alacaklarından dava dışı işçilerin işvereni olan ihale yüklenicisi davalı şirketlerin sorumlu bulunduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne ve 111.440,56 icraya konu alacaklarının, kurumlarınca ödenen 7.865,97 TL yargılama giderleri ve 233,32 TL vergi farkı olmak üzere toplam 119.539,85 TL'nin ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmistir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava dosyasına konu edilen alacaklar zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı definde bulunduklarını, huzurdaki davanın davacının taraf olduğu iş davalarında İş Kanunun 2.madde gereğince muvazaa kabul edilip işçilere ödenen bedellerin müvekkili şirketlerden rücu istemiyle açılan dava olduğunu, kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı ilkesi gereği huzurdaki davanın görülmesinde açık bir hukuki yarar eksikliğinin bulunduğunu, huzurdaki dava dosyası ile tarafları, konusu ve talep sonucu tamamiyle aynı olan ve ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/229 E. sayılı dosyası ile yargılaması yapılan dava dosyasında, hakka hukuka, yerleşik içtihatlara ve hukukun genel ilkelerine uygun gerekçe ile davacının davasının reddine karar verilmiş olduğunu, davacı tarafın kararı istinaf etmesi üzerine inceleme yapan ... Bölge Adliye Mahkemesi 31.Hukuk Dairesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi ile yerel mahkeme kararının kesinleşmiş olduğunu, yine huzurdaki dava dosyası ile birebir aynı olan davacıları aynı statüde olan davalısı aynı olan, davaya dayanak ve sözleşme konusu aynı olan Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/154 Esas sayılı dava dosyası ile yargılaması yapılan dava dosyasında da hakka, hukuka, yerleşik içtihatlara ve hukukun genel ilkelerine uygun kararla davacının davasının reddine karar verilmiş olduğunu, davacının istinafı üzerine inceleme yapan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğunu, ilgili mahkeme dosyası kararlarını dilekçeleri ekinde sunmakta olduklarını, her iki dava dosyasının huzurdaki davada delilleri olduğunu, emsal dosyaların huzurdaki davanın ne denli haksız ve kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koymakta olduğunu, müvekkili adi ortaklığın davacı Genel Müdürlüğün Garp Linyitleri İşletmeleri Müessese Müdürlüğü tarafından ihaleye sunulan “GLİ Ömerler Yer Altı Ocağı Galeri Açma İşi için teklif vermiş ve ihaleyi kazanmış olduğunu, 22 Eylül 2008 tarihli sözleşme ile işe başlamış, yüklenimindeki işini büyük bir özveri ile bitirmiş olduğunu, müvekkilinin taahhüdündeki işi yerine getirirken sözleşme şartları dahilinde gerekli çalışanları 4857 Sayılı Kanun çerçevesinde istihdam etmiş, çalışanlarına gerekli ücret ve haklarını ödemiş, kanun çerçevesindeki sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, davalı Kurum tarafından ihale usulü ile akdedilen sözleşme gereğince faaliyetini sürdüren firmalarda çalışan bir kısım çalışanların Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından muvazaa yapıldığı iddiası ile iş mahkemelerinde açılan davalarda, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu tarafından ihale edilen işlerin İş Kanunu'nun 2.maddesi kapsamında muvazaalı değerlendirilmiş ve intibaktan kaynaklı Fark Ücretler/İlave Tediyelerin davacı Kuruma ödettirilmiş olduğunu, kısaca rücuya konu edilen İş mahkemeleri kararlarının işçilik alacakları değil, muvazaadan kaynaklı İntibak/Fark Ücret alacakları olduğunu, davacı Kurumun ise ödediği bu fark ücretleri/ilave tediyeleri sözleşme imzaladığı şirketlerden talep etmekte olduğunu, şayet ortada bir muvazaa var ise, bu muvazaanın davacıdan kaynaklanmış olduğunu, müvekkili açısından muvazaa yapıldığı yönündeki iddiaların gerçek ve mantık dışı bulunduğunu, davaya dayanak gösterilen iş mahkemeleri kararları incelendiğinde, muvazaadan sorumluluğun davacı kuruma ait olduğunun tespit edildiğinin görüleceğini, davacının kendi muvazaasına dayanarak müvekkiline dava açmasının hukukun temel ilkelerine aykırı bulunduğunu, iş bu sebeplerle davanın reddi gerektiğini, müvekkili firmanın kanunlar çerçevesinde işini tamamlamış ve işveren idareye teslim etmiş olduğunu, müvekkili firmanın işini ve taahhüdünü muvazaalı kılıp, müvekkiline sorumluluk yüklenilmesinin kabul edilemez olduğunu, hukukumuzda kimse kendi muvazaasına dayanamaz yönünde benimsenmiş bir ilkenin bulunmakta olduğunu, huzurdaki davanın davacı TKİ tarafından yapıldığı iddia edilen işçi muvazaasından dolayı, ödediği miktarların firmalarından rücu istemine ilişkin bulunduğunu, dava dışı işçiler tarafından açılan mahkeme dosyaları incelendiğinde TKİ'nin muvazaa yaptığının, haksız yararlandığının tespit edilmiş olduğunu görüleceğini, ortada bir muvazaa kararı var ise bunun muhatabının TKİ olduğunu, davacı tarafın atıfta bulunduğu sözleşmenin TİP Sözleşme olduğunu, sözleşme ve eklerindeki maddelerin sadece müvekkilinden sadır/kaynaklı hususlarda uygulanabileceğini, TKİ'nin kusuru ve ihmali olan hususlarda bu tip sözleşme hükümlerini uygulamanın hukuksuzluğa adaletsizliğe yol açacağını, dava dosyasındaki iddia ve talepler ile ilgili müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, hiçbir şekilde davanın tarafı, muhatabı olmayacağı için müvekkili şirkete davalı sıfatıyla husumet yöneltilmesinde hukuki yarar bulunmamakta olduğunu, ihale makamı olan davacı TKİ Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkardığı işin, ihaleye katılanlar içerisinde en uygun teklifi veren müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık üzerinde kalmış olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan, gerek sözleşmesi gerekse eki niteliğindeki teknik-idari şartnamesi davacı kurum tarafından hazırlanan, 4735 sayılı kanun doğrultusunda işlem gören ve uluslararası düzeyde katılımın sağlandığı bir ihalede müvekkilinin muvazaa yaptığı iddiasının mantıken ve fiziken mümkün bulunmadığını, burada bir muvazaa var ise bunun davacı kurumun muvazaası olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddia ve taleplerini asla kabul etmediklerini, davacı kurum ile müvekkili şirketler arasında taşeronluk sözleşmesinin olmadığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu işi devir ile değil, uluslararası katılım sağlanan, 4734-4735 Sayılı Kanunlar çerçevesinde hazırlanan ve çıkarılan ihalede en iyi teklifi vererek almış olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinden görüleceği üzere müvekkili şirketçe üstlenilen işin maden işi-kömür çıkarma işi olmadığını, sözleşmenin rödovans sözleşmesi değil aksine yapım işi sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin taahhüdündeki işi yerine getirirken, akdedilen sözleşme şartları dahilinde gerekli çalışanları 4857 Sayılı İş Kanunu çerçevesinde istihdam etmiş, çalışanlarına 4857 Sayılı Kanun gereğince gerekli ücret ve haklarını ödemiş, çalışanların hiçbir alacağı kalmamış, bütün sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, davacı Kurumun dava dilekçesinde, işçiye ödenen ilave tediye, fark ücretler haricinde mahkeme dosyalarına yapmış olduğu harç masraflarını da rücu istemine konu etmesinin kabul edilemez olduğunu, özellikle temyiz harcı ve onama harcının TKİ'nin hak arayışından kaynaklanmakta olduğunu, tamamen kendinden sadır olan ve hukuksal bir hakkın kullanılması sonucunda haksız çıkmasından dolayı ödemek zorunda kalınan masrafların rücu kapsamına alınamayacağını, talep edilen faiz türü ve faiz başlangıcı taleplerinin de yasal olmadığını beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... ... ... ... ... ... esas sayılı takip dosyaları, ödeme belgeleri, bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ihale ile alınan işlerden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava dışı işçiler,... .... .... ... ... ... açılan işçilik alacakları davası neticesinde hüküm altına alınan işçilik alacaklarının, icra takibine konu edilmeleri üzerine Kurumlarınca ödenmiş olduğunu, ödenen işçilik alacakları ve fer'ilerinden taraflar arasında akdedilmiş sözleşmede yer alan düzenlemeler uyarınca davalı yüklenicilerin sorumlu bulunduğunu beyanla ödenen işçilik alacaklarının davalı yüklenicilerden rücuen tahsiline karar verilmesi istemi ile bu davayı açtığı görülmektedir. Tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulmuş, 03/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; 1-) ... İş Mahkemesince dava dışı işçiler bakımından hüküm altına alınmış işçilik alacaklarının, davacı kurum ile alt yüklenici firma arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilerek, 6772 Sayılı Kanun uyarınca ancak kamu kurumunca ve kurum işçisine ödenmesi gereken ilave tediye ücreti ile bu ücretler nedeniyle oluşan fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarına ilişkin olması nedeniyle, davacı Kurumun kanunen sorumlu bulunduğu iş bu işçilik alacağı ödemelerini, müşterek müteselsil sorumluluk hükümleri ile taraflar arasındaki sözleşmede konuya ilişkin yer alan düzenlemeler çerçevesinde davalı alt yüklenici firmalara rücu edemeyeceğinin değerlendirilmiş olduğu, 2-) Bununla birlikte konuya ilişkin nihai hukuki takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olup, Sayın Mahkemece aksi kanaate varılarak, davacı Kurum tarafından müşterek müteselsil sorumluluk hükümleri ile taraflar arasındaki sözleşmede konuya ilişkin yer alan düzenlemeler çerçevesinde ödediği işçilik alacaklarını, davalı alt yüklenicilere rücu edilebileceği kanaatine varılması halinde; “Yukarıda yapılan tespit ve hesaplamalar uyarınca davalı yüklenicilerden müştereken ve müteselsilen rücuen talep edilebilecek alacak miktarının 119.638,73 TL olacağı, iş bu alacağa aşağıdaki tabloda yer verilen ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilebileceği netice ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, İş Kanunu'nun 2. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, Borçlar Kanunu'nda müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği hüküm altına alınmış olup, müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarı iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmektedir. Nitekim, asıl işveren alt işveren arasındaki rücu ilişkisi bakımından verilmiş Yüksek yargı kararlarında da; TBK m. 167” de belirtilen “hukuki ilişkinin niteliğine” bakmaksızın, taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde konuyla ilgili özel bir düzenlemenin yapılıp yapılmadığına göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu durumlarda dahi rücu ilişkisi bakımından aralarındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması ve rücu hususunda sözleşmede bir. Düzenlemenin bulunmaması durumunda ise eşit paylaşım karinesinin işletilmesi gerektiği içtihat edilmektedir. Ancak. dava konusu somut ihtilaf bakımından dava dışı işçiler tarafından ... İş Mahkemesinde açılan dava dosyalarının incelenmesinde, ... İş Mahkemelerinde açılan davaların işçiler tarafından; “Tunçbilek bölgesinde faaliyet gösteren T.Kİ Kurumuna bağlı GLİ Müessesesi Müdürlü; Ömerler yeraltı kömür ocağında görünüşte taşeron firma Yapıtek A.Ş-Ünüvar A.Ş adi ortaklığı işçisi olarak çalıştıkları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 22.10.2010 tarihli raporda alt işverenlik sözleşmesinin muvazaaya dayandığı sonucuna varıldığı, muvazaa olgusunun kesinleştiği, kendilerinin baştan itibaren davalı kurumun işçisi sayılmalarının yasal bir zorunluluk olduğu, muvazaa nedeniyle geçersiz bulunan taşeronluk sözleşmesine dayanılarak kendilerine asgari ücretten maaş ödenmesinin yasaya ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, dengeleri kadrolu işçiler ile aynı ücret, sosyal haklar ve nakdi yardımları talep haklarının bulunduğu, ilave tediye, ikramiye, prim, yardımı, giyim eşyası yardımı ve sosyal yardımlar açısından çalışanlar arasında ayrım yapılamayacağı, işçilerim sendikal haklardan yararlanmasının engellendiği, davalı kuruma yapılan müracaata olumsuz cevap verildiği” bildirilerek İş Mahkemesinden yoksun kalınan ücret farkı (aylık ücret, prim, ikramiye, ilave tediye, sosyal yardım, yemek, süt, servis, giyim eşyası, yakacak yardımı) ve yargılama sonucu belirlenecek tüm ücret farkı alacakları, yine iş akdinin haklı gerekçe olmadan feshedilmiş olması nedeniyle ödenmeyen bu ücretler esas alınarak hesaplanacak fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının davalı işverenlerden tahsili istemli olarak açılmış oldukları görülmektedir. Kamu kurumlarında çalışan işçilere verilecek ilave tediyenin kanuni dayanağı 6772 sayılı Kanun olup söz konusu Kanun'da, kapsamda bulunan kamu kurumlarında veya devletin sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu şirketlerde çalışan işçilere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılacağı öngörülmüş bulunmaktadır. Yani, 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda çalışan işçilere ancak ilave tediye ücreti (kanuni ikramiye) ödenebilmektedir. İşçi vasfını taşıyan kişinin 6772 sayılı Kanun kapsamında kalan kurumlarda, alt işverene bağlı olarak çalışması durumunda, asıl işveren ile alt işveren arasında muvazaa olmadığı takdirde, ilave tediyeden yararlanması ise mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, konuya ilişkin Yüksek Yargı kararlarında da; “alt yüklenici kamu kurumunda iş almış olsa da 6772 sayılı yasanın 1.maddesindeki koşulları taşımayan alt işverenin ilave tediye ödeme yükümünün bulunmadığı" istikrarlı bir şekilde içtihat edilmektedir. ... İş Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde hüküm altına alınan alacaklarının ise, davacı Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ile davalı alt işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğu ve davacı işçilerin başlangıçtan itibaren Türkiye Kömür İşletmeleri işçileri olduğu kabul edilerek, 6772 sayılı Kanunun kapsamında işyerinde çalışan işçilerin ilave tediye alacağı ile bu ücretlere göre belirlenen brüt ücret üzerinden hesaplanan fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağı taleplerinin kabulüne karar verilmiş olduğu, bu bağlamda, ... İş Mahkemesince dava dışı işçiler bakımından hüküm altına alınmış işçilik alacaklarının, davacı kurum ile alt yüklenici firma arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı kabul edilerek, 6772 Sayılı Kanun uyarınca ancak kamu kurumunca ve kurum işçisine ödenmesi gereken ilave tediye ücreti ile bu ücretler nedeniyle oluşan fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin olması nedeniyle, davacı Kurumun kanunen sorumlu bulunduğu iş bu işçilik alacağı ödemelerini, müşterek müteselsil sorumluluk hükümleri ile taraflar arasındaki sözleşmede konuya ilişkin yer alan düzenlemeler çerçevesinde davalı alt yüklenici firmalara rücu edemeyeceği anlaşıldığından (Yargıtay 13.H.D. 31.05.2018 T. 2016/5239 E., 2018/6467 K.; Yargıtay 13.H.D. 31.052018 T. 2016/5222 E.. 2018/6466 K) aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın 2.041,45 TL peşin harçtan düşümü ile artan 1.426,05 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 119.539,85 TL üzerinden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/373, K. 2025/33, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-373-e-2025-33-k-ac4eb31c70ca