İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/645 E. 2025/99 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/645
Karar No
2025/99
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/645 Esas KARAR NO : 2025/99 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2023 KARAR TARİHİ : 17/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddesinin "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir." hükmü uyarınca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddelerine göre kurulduğunu, ... Belediyesi'nin iştirak şirketi olduğunu, bu kapsamda olmak üzere davalılar nezdinde çalışması bulunan işçi ... ... veri hazırlama elemanı cenaze hizmetleri işi 19.05.2012, 31.12.2013, 17.563,32 TL, 6.06.2022 106.251,57 TL müvekkilii şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin işbu ödemeleri son işveren olarak yapmak zorunda kaldığını, davalıların işbu ödemelerden, işçiyi çalıştırdıkları dönemler nedeniyle, işçiye ödenen tazminat ve alacaklardan sorumlu olduklarını, işçiye yapılan bu ödemeler nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmeye ve yasaya bağlı olarak, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle birlikte, davalılara rücu hakkı bulunmakta olduğunu, yasa ve Yargıtay kararları gereğince, müvekkili şirketin işbu dava ile bu haklarını ileri sürmekte olduğunu, müvekkili şirketin kayıt ve belgeleri, banka kayıtları, ödeme evrakları, sgk hizmet dökümleri gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, işçinin geçmiş dönemde çalıştığı davalı/davalıların sorumlu oldukları ödemeler tutarının tespiti ile tespit edilecek olan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faizi ile birlikte müvekkili şirket ödenmesine karar verilmesi belirterek müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı/davalılardan, sözleşme ve yasa gereği yasal sorumluluk tutarları gereğince bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bulunacak tutarların davalılardan ayrı ayrı, ödeme tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı yana ödenmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılara tespit edilecek sorumluluk oranların gereğince ayrı ayrı yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından iflas masasına başvuru yapıldığına dair bir beyan dava dilekçesinde bulunmadığını, bu nedenle davacının öncelikle iflas masasına başvuru yapması, alacağını kaydettirmesi, alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, iflas kararı veren Ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki her hangi bir Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açması gerekmekte olup davanın reddi veya dosyanın yetkili-görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı vekili tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan söz konusu davanın haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazında bulunduğunu, alacakların varlığını kabul etmemekle birlikte dava dilekçesinde talep edilen tüm talepler için zamanaşımı süresinin dolduğunu, zaman aşımına uğrayan tüm taleplerin zamanaşımından reddinin gerektiğini, yine asıl işveren davacı şirket olduğunu, işçilerin çalışma şartları, işe alınıp çıkarılmaları ve denetim gözetimin davacı firma tarafından yapılıyor oluşu, taşeron firmalar değişssede işçilerin çalışmaya devam etmesi nedeniyle işçilik haklarından sorumluluğun davacı firmanın olduğunu, dava dışı 3. Kişilerin işten çıkarılmasında müvekkili şirketin yetkisi ve kusurunun olmadığını, müvekkili şirketin kusuru ve yetkisi olmadığı için müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, zamanaşımı itirazının kabulü ile tüm talepler yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, hukuki mesnetten yoksun, haksız davanın tüm talepler yönünden reddi ile, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmili yönünde karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davacı şirkete müzekkere yazılarak davalılar ile aralarında bulunan ihale sözleşmelerinin ve tüm kayıtların çıkartılarak gönderilmesinin istenilmiştir. ... ' müzekkere yazılarak dava dışı işçi olan ... T.C.Kimlik numaralı ... 'ın tüm SGK kaydı ile işe giriş çıkıl bildirgelerinin gönderilmesi istenilmiştir. ... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2016/... iflas sayılı dosyasında mahkememiz davacısı ... Vergi Numaralı ...'nin alacak kaydının bulunup bulunmadığı, var ise alacak kaydı hakkında kabul ya da red kararı verilip verilmediği sorulmuştur. ... ATM'ye müzekkere yazılarak, 2014/... esas sayılı dosyasının UYAP kaydı istenmiştir. İSPER Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalıları ... Ltd. Şti. ve Tasfiye Halinde ... Tic. Ltd. Şti. ile aralarında bulunan ihale sözleşmelerinin ve tüm kayıtlarının gönderilmesi istenilmiştir. 22/03/2024 tarihinde hesap bilirkişisi vasıtası ile bilirkişi raporu alınmıştır. Yine 31/08/2024 tarihinde hesap bilirkişi vasıtası ile ek rapor alınmıştır. GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminatın alt işverene rücu talebidir. İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir. Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir. Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. Somut olayda davacı, dava dışı işçi ... ...’a ödediği kıdem tazminatını alt işverenlere rücu talebinde bulunmuştur. Dava dışı işçinin Davalılar ... ve ... şirketlerinde kayıtlı olarak davacı uhdesinde çalıştığı, 31/03/2022 tarihinde işten ayrıldığı ve işçiye 06/06/2022 tarihinde 106.251,57 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı ... vekilinin davanın iflastan sonra açıldığı gerekçesiyle yaptığı yetki itirazının incelenmesinde; davalı şirketin 22/06/2016 tarihinde iflas etmesine karşın dava konusu alacağın 31/03/2022 tarihinde muaccel olması gözetilerek, alacağın iflastan sonra doğması sebebiyle iflas alacağı olmadığından itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira Yargıtay ... HD’nin 2021/... Esas ve 2022/ ... Karar sayılı ilamında "Dava konusu alacak esasen dava dışı işçilerin çalıştığı dönemde ve nihayet iş sözleşmesinin sona ermesi ânında doğmuştur. Ödeme ile şirketin şahsında yeni bir alacak doğmuş değildir, doğan sadece rücu hakkıdır. Bu durumda mahkemece, temel alacağın alacaklısı olan dava dışı işçilerin halefi sıfatıyla davacı ... A.Ş. alacağının rücu hakkı kapsamında ve iflas alacağı olarak sıra cetveline kaydına karar verilmesi ve işçilerin iş sözleşmesine dayalı alacağı İcra ve İflâs Kanunu'nun 206’ncı maddesinin birinci sırasında gösterilen şartları taşıyor ise, davacı ... A.Ş. alacağının da (yine halefiyet esası gereği) sıra cetvelinde birinci sıraya yazılması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle davacı alacağının genel alacak olarak değerlendirilmesi..." şeklinde rücu davalarında alacağın işçinin alacağı hak ettiği tarihte doğduğu vurgulanmıştır. Yine İstanbul BAM 45. HD’nin 2020/1415 Esas ve 2023/616 Karar sayılı ilamında “İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçlarıdır…” şeklinde iflas alacağı tanımlanmış ve aynı kararda “Müflisin, iflasın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflas alacağı olmayıp, iflas masasından istenemez. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.” şeklinde iflastan sonra doğan alacakların iflas alacağı olmadığı açıklanmıştır. Davalı vekilinin zamanaşımı itirazının değerlendirilmesinde; dava dışı işçinin 31/03/2022 tarihinde işten ayrılması ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu gözetildiğinde, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi ek raporunda dava dışı işçiye yapılan 106.251,57 TL tahakkuktan davalı alt işverenlerin sorumluluk dönemlerine göre, Davalı ...’ün 6.714,73 TL’sinden ve diğer Davalı ...’in 10.848,59 TL’sinden sorumlu olduğu hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesap ve tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, raporun denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesinde iş hukuku mevzuatından kaynaklanan ödemelerin tamamından alt işverenlerin sorumlu olacağı kararlaştırıldığından davacının ödediği kıdem tazminatının tamamını rücu etme hakkının bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı her ne kadar davasını 106.251,57 TL üzerinden açmışsa da ve davacı tarafından aynı miktarda ödeme yapılmışsa da, davalıların sadece kendi dönemlerinden sorumlu olacakları gözetilerek, bilirkişi tarafından yapılan hesabın dışında kalan 88.688,25 TL yönünden davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça sunulan ödeme dekontuna göre, dava dışı işçiye 06/06/2022 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davacının bu tarihten itibaren faiz isteyebileceği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle; taraflar arasındaki sözleşme ve üst işveren-alt işveren ilişkisi uyarınca dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalıların sorumlu olduğu ve davacının yaptığı ödemenin tamamını davalıların dönemi ile sınırlı olarak rücu edebileceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, -6.714,73 TL’nin 06/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte Davalı Tasfiye Halinde ... ...San. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, -10.848,59 TL’nin 06/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte Davalı ... Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.199,75-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 614,77-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 1.199,75 TL Harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 530,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.530,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.410,13-TL lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.563,32 TL vekalet ücretinin; 6.714,73 TL'sinin davalı Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, 10.848,59 TL'sinin Davalı ... Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı Tasfiye Halinde ... Turizm... Ltd. Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, bu davalıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.360,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı dikkate alınarak, 555,40 TL'sinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 2.804,60 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, davalılar yönünden miktar itibariyle KESİN ve davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu ( ... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2025

Katip ...

Hakim ... ¸

Atıf: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/645, K. 2025/99, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-19-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-645-e-2025-99-k-d1e259a1690b