İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/332 E. 2025/254 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/332
- Karar No
- 2025/254
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/332 KARAR NO : 2025/254
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/05/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin Maden, Gıda, Sağlık, Tekstil vs gibi sektörlerde kullanılan Kompresörlerin- hava üreten makinelerin - satış, bakım, tamir ve servis hizmetini verdiğini, madencilik sektöründe faaliyette bulunan davalı şirkete bu kapsamda hizmet verilerek bir kısım makinelerinin tamir ve bakımının yapıldığını, verilen hizmet karşılığında 24.07.2023 tarih, 475.567,77-TL bedelli ----- numaralı Fatura tanzim edilerek davalıya gönderildiğini, fatura bedelinin bir kısmının ödendiğini, kalan bakiye alacağın 260.000 TL olduğunu, kalan bakiye alacağını tahsil amacıyla ---- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı icra dosyası üzerinden İlamsız İcra takibi yapıldığını, davalı şirketin vekilinin 28.03.2024 tarihinde Borca İtiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, alacağın muhasebe kayıtlarında sabit olduğunu, BA/BS formlarında alacağın varlığının kanıtlanacağını,” beyan ederek huzurda görülen davanın kabulüne, Davalının, ---- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle davalı borçlunun asıl alacağın %20 Oranında İcra İnkar tazminatına sorumlu tutularak davacı alacaklıya ödenmesine karar verilme, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin takip konusu alacağını faturaya dayandırdığını, alacağın tespit edilebilmesi için tarafların ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenerek tespit edilmesi gerektiğini, davalı şirketin davacı şirkete birtakım ödemeler yaptığını, davacı şirketin davalı şirkete fatura muhteviyatı hizmeti verip vermediğinin tespit edilmesi gerektiğini, davacışirketin davalı şirketi temmerüte düşürmediğini, talep edilen faize, faiz oranına, faiz türüne itiraz ettiklerini, davacı şirketin kötüniyet tazminatı yönündeki talebinin haksız olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olmadığını” beyan ederek öncelikle davanın usul ve esas yönlerinden reddine, tüm beyanlarımız doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine, vaki takibin iptaline, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini, talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,---- İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,---- İcra Müdürlüğünün ----. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporu ile davalı defterleri incelenerek, bilirkişi tarafından davalı ------. Defterlerinin elektronik defter olarak tutulduğu, usulüne uygun tasdiklerinin yapıldığı, ticari defterlerdeki kayıtların muhasebe ilkelerine ve muhasebe genel tebliğine uygun olarak yapıldığı, kayıtlara esas belgelerin mevcut olduğu, kendi lehine delil vasfında oldukları, davalı ----- Kayıtlarında dava konusu 1 adet faturanın Davacı ----- Cari hesabında kayıtlı olduğu, davalı ---- 2023 yılı Kayıtlarında 31.12.2023 tarihinde Davacı ------ 300.000,00 TL borçlu olduğu, davalı -------. 2024 yılı Kayıtlarında 31.01.2024 tarihinden itibaren incelemeyi yaptığım 27.12.2024 tarihi itibariyle Davacı ----- 260.000,00 TL borçlu olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyeti raporu ile davacı şirket tarafından ibraz edilen 2023 yılına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, takip tarihi itibariyle Davacı şirketin Davalı şirketten 260.000,00-TL alacaklı olduğu, itirazın iptali ile ikame edilmiş davanın kabulü ve talebin haklılığına hükmedilmesi halinde; Davacı şirketin Davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarının tutarının infaz aşamasında İcra Dairesi’nce hesap edilebileceği, Davacı’ şirketin icra inkâr tazminatı taleplerine ilişkin takdirin ise Mahkemeye ait bulunduğu, İcra takibi yönünden ----. İcra Dairesinin ----- Esas , asıl alacak: 260.000 TL, faiz başlangıç tarihi: 24.07.2023, icra takip tarihi: 20.03.2024, talep edilen faiz türü: kanuni faiz işlemiş faiz: Davacının takip tarihi itibarı ile işlemiş faiz talebi olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelendiği, davacı ve davalı defterlerine göre davacının davalıdan 260.000 TL alacaklı olduğunun, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğunun, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından da BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafından uyuşmazlık konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade faturası kesilmediği anlaşılmıştır. Somut olaya emsal olan Yargıtay ----- HD nin ---- esas ,------ karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 17.760,60 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.140,15 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 14.620,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 3.140,15 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.567,75 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 249,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 16.249,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 41.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.