İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/265 E. 2025/843 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/265
Karar No
2025/843
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2024/265 Esas KARAR NO:2025/843

DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/08/2014 KARAR TARİHİ:20/11/2025

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 21/12/2009 tarihli tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde Bayilik Sözleşmesi ile ... bayilik bölgesinde davalı şirketin ürünlerinin satış ve pazarlanması için sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamındaki edimlerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini ancak, tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiğini; müvekkilinin, muhatap işi için ve muhatabın isteği ve talebi gereği yaptığı/yapmak zorunda kaldığı tüm giderler, işçilim maliyetleri ve tazminatları, araç ve demirbaş yatırım giderleri, fesih nedeniyle maruz kalınan tüm giderler ve ek maliyetler, şirketin genel yatırım zararları, haksız fesihten kaynaklanan kar mahrumiyeti, doğrudan satış zararları, uygunsuz fesih ihbar süresine ait tazminat, doğrudan satış zararları, haksız feshinden kaynaklanan alacak ile rekabete aykırı sözleşme nedeniyle mevzuat gereği haksız işlemlerden doğan yasal tazminat haklarının bulunduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlar yönünden şimdilik 75.000 TL maddi, 100.000 TL portföy tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 07/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile portföy tazminatı yönünden talebini 2.754.248 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Elektronik ve Kırtasiye San. ve Tic. Ltd. Şti.arasında imzalanan 21/12/2009 tarihli bayilik sözleşmesinin, dava dışı şirket ile davacı arasında yapılmış 30/03/2013 tarihli devir protokolü ile davacı tarafça devralındığını, davacı taraf ile ticari ilişkinin devir tarihi itibariyle başladığını, davacı şirketin, devreden dava dışı şirket gibi sözleşmenin 3.5.1.maddesine aykırı gecikmeli ödemeler yaptığını, davacıya bu hususun ihtar edildiğini, davacının ödemelerdeki gecikmeyi kabul ettiğini ancak, gecikmelerin sözleşme ihlali olarak görülmeyeceğini iddia ettiğini; ayrıca imza sirkülerinde meydana gelen değişikliğini müvekkili şirkete bildirmeyerek yine sözleşmeyi ihlal ettiğini ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. Dava; tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklı maddi tazminat ve portföy (denkleştirme) tazminatı istemine ilişkindir. Davacı; davalı ile aralarında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin gereklerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından sözleşmenin haksız nedenler ileri sürülerek feshedildiğini, bu nedenle uğradığı maddi zararın tazminini ve davalıya sağladığı müşteriler nedeniyle davalının sahip olduğu portföyden kaynaklı tazminatın kendisine ödenmesini talep etmiştir. Davalı; aradaki sözleşme ilişkisi gereği davacının yapması gereken ödemeleri zamanında yapmadığını ve bunun yanında imza sirkülerindeki değişikliği kendisine bildirmediğini, her iki hususun da başlı başına sözleşmenin feshi nedeni olarak sözleşmede kararlaştırıldığını, feshin haklı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ile dava dışı ... ...San. Tic. Ltd. Şti arasında 20/11/2000 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşme 21/12/2009'da yenilenmiş, 30/03/2013 tarihinde davacının da dahil olduğu üçlü protokol ile ... ...San. Tic. Ltd. Şti sözleşmeyi davacıya devretmiştir. Esasen bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu da değildir. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 17/12/2020 tarih ve 2014/761 Esas- 2020/918 Karar Sayılı kararla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2024 tarih ve 2021/312 Esas ve 2024/366 Karar sayılı kararıyla; "...Davacının davalı tarafça keşide edilen fesih ihbarına karşı keşide ettiği 23 Mayıs 2014 tarihli cevabi ihtarının 5. Sayfasında portföy tazminatı talebinde bulunacakları ihtar edildiği gibi, sözleşmenin feshinden itibaren bir yıllık süre içinde denkleştirme tazminatı istemli eldeki dava açılarak istemin ileri sürmüş olması karşısında, yasada öngörülen 1 yıllık hak düşürücü serede talep edilme koşulun yerine getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda dava ve ıslah tarihine göre taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri bakımından yasada gösterilen zamanaşımı süresinde ıslah talebinin ileri sürülüp sürülmediğinin ve davalının süresinde zamanaşımı defini ileri sürüp sürmediğinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile süresinde ileri sürülen tazminat talebinin, ıslah talebi yönünden hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediği gerekçesiyle portföy tazminatının hüküm altına alınması ve hesaplamasına ilişkin yönler yeterince değerlendirilmeden ıslah edilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediği, 6098 sayılı TBK 205 maddesi "Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasında düzenlen devir protokolü, davalı ile dava dışı devreden ... Ltd.Şti arasında düzenlenen 2009 tarihli ve 2010 tarihli sözleşme ve eki protokllerdeki yükümlülükler davacı tarafa yüklenilmiş, davacı da devredenin tüm haklarına sahip olmuş olmakla eldeki uyuşmazlıkta tarafların hukuki durumları, yükümlülükleri, sorumlulukları ve talep edilen tazminatların hesabında devir öncesi döneminde nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak sadece davacıya sözleşmenin devrinden sonraki 2013-2014 dönemi üzerinde incelemeye dayanılarak yapılan hesaplama ve değerlendirme ile hüküm kurulması da isabetli olmadığı, Bu durumda mahkemece gerekçede ayrıntılı olarak açıklanan somut olaya ilişkin veriler ile hesaplama ilkelerine uygun olarak düzenlenecek bilirkişi raporu dosyaya alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi isabetli görülmediği..." gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı öncesinde aldırılan; 12/05/2017 tarihli raporunda özetle; "...Davalının davacı ile olan Bayilik Sözleşmesini feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı; haksız fesih nedeniyle davalının davacıya 2.754.248,00 TL denkleştirme (portföy) tazminatı ödemesi gerektiği, davacının talep ettiği diğer tazminatların yerinde bulunmadığı.." yönünde görüş bildirilmiştir. 24/11/2017 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; "...bayilik sözleşmesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı hususunda kök raporda yazılı görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığı, tazminat kapsamında yalnızca portföy tazminatının uygun olacağı, davacının diğer taleplerinin yersiz olduğu, portföy tazminatı koşullarının oluşma durumu hakkında kök raporda yazılı görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığı, hesaplanan portföy tazminatının tavan olması konusunda tavan tazminat tutarında bir indirim yapılıp yapılamayacağına ve nihai tazminat tutarına karar verme yetkisinin mahkemeye ait olduğundan bu konuda kök raporda bir görüş bildirilmediği, davacının diğer talepleri yönünden de kök raporda yazılı görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir. 13/04/2018 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; "..kök raporda hesaplanan denkleştirme tazminatından (2.754 248 TL) ayrıca indirilecek bir gider bulunmadığı; dosyada bulunan belgelerin yeterli olması nedeniyle, bilirkişi kurulunca kanaat oluşturması için tarafların defter ve belgeleri üzerinden yeni bir incelemeye gerek bulunmadığı; hesaplanan tazminat tutarında bir indirim yapılması konusunda bilirkişi kurulu yönünden somut bir açıklama bulunamadığından, bu hususun bütünüyle mahkemenin takdirinde bulunduğu..." yönünde görüş bildirilmiştir. 26/03/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; "..Ortaya çıkan verilerin fesih sebebi olarak bildirilenlerde haklılık olarak vuku bulmamakla birlikte, davacının da tamamen kusursuz olduğunun söylenemeyeceği, davacının sözleşme uyarınca hesaplanan önel süresinde kısa kalan 12 gün için davalı tarafın fesih süresine uymamasından kaynaklı 91.808,27 TL zarara uğradığı, davacının fesihten kaynaklı portföy tazminatı/ücret istemine ilişkin ; davalının marka değerinin bu ücretteki katkısı sektörel olarak % 12 olarak değerlendirilmiş ve davalının sözleşmeyi feshinde bildirdiği iki hususun fesih için salt bir gerekçe oluşturmamakla birlikte davacının da irdelenen eylemleri % 10 kusur olarak ücretten indirilmesi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilerek oluşturulan müşteri sebebiyle ücret isteme hakkı toplam 1.268.082,02 TL olarak hesaplandığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilen hususların aynı zamanda hakkaniyet ölçüsü olarak değerlendirilmesinde takdirin mahkemeye ait olacağı, belirtilen hususların dışında mahkemenin öngöreceği bir hakkaniyet indirim mevcut olduğu durumda bu tutar üzerinden yapılmasının mümkün olacağı, davacının diğer tazminat taleplerinin raporda belirtilen tespitler uyarınca hesaplanmasına yönelik bir husus bulunmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2024 tarih ve 2021/312 Esas ve 2024/366 Karar sayılı karar gereğinin yerine getirilmesi için 12/05/2017 tarihli bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş; dosya günsüz olarak bilirkişi kuruluna verilmiş, davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık konusunun çözümü için bilirkişi kurulunca gerekli hesaplama ve değerlendirmelerin yapılabilmesi için ...'da faaliyet gösteren ... ...San. Tic. Ltd Şti.'nin 30.03.2013 tarihinden geriye dönük olarak davalı ile olan ticari ilişkilerinden doğan faaliyetinin incelenmesi için dava dışı 3.kişinin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılması gerektiği yönünde ön rapor düzenlenmiştir. Ön raporda belirtilen eksikliğin giderilmesi için dava dışı ... Elektronik...Ltd. Şti'nin ticari defter ve kayıtlarının davacı tarafça inceleme gün ve saati verilmek suretiyle mahkememiz kaleminde hazır edilmesine karar verilmiş ve SMMM ...'ten ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle rapor alınmış, 11/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "..Dava dışı ... Elektronik ve Kırtasiye San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2009-2013 yıllarına ait ticari defterlerinin bir kısmının incelendiği, 2013 yılına ait ticari defterlerin tasdik mükellefiyetlerinin TTK 64., HMK 222. ile VUK 182. ve 221. maddelerine uygun olarak tam ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu; sahibi lehine delil kudretine haiz olan 2013 yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davalı ...’den 15 adet fatura karşılığında toplam 24.991.436,12 TL tutarında alım yapıldığı ve 53 adet fatura karşılığında toplam 1.997.787,76 TL tutarında iade yapıldığı, dava dışı şirketin, 2013 yılında toplam 25.550.083,63 TL tutarında davalı şirket ürününü satmış olduğu, dava dışı şirketin kurumlar vergisi beyannamelerinin incelenmesi neticesinde tespit edilen bazı gelir tablosunun raporda ayrıntılı olarak sunulduğu, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterleri sunulmadığından ilgili yıllara ilişkin tespitte bulunulamadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir. 07/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; "..davacı vekili istemi doğrultusunda BAM 43. Hukuk Dairesinin Kararı gereğince, uyuşmazlık tarihinden geriye dönük olarak ... A.Ş. nezdinde yapılması istenilen belge incelemesinde, 2013 yılından önceki dönemlere ilişkin kanıt niteliğinde belge sunulamaması ve 2013 yılına ait dört aylık süre için sunulan belgelerdeki bilgilerin tutarsız olması nedeniyle kanıt olarak kullanılamayacağı; daha önceki kök ve ek raporlarda hesaplanma biçimi ve gerekçeleri ayrıntılıca açıklanmış bulunan 2.754.248,- TL tutarında portföy tazminatının, davanın açılış tarihi olan 06.08.2014 itibariyle davalı tarafından davacıya ödenmesi yolunda karar alınması; davanın açılışından bu yana 12 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olması karşısında alacağın ülkemizdeki yüksek fiyat artışları karşısında önemli değer kaybına uğramasının Anayasa Mahkemesi Kararlarında Mülkiyet Hakkına Tecavüz olarak nitelendirilmesi karşısında, buna uygun hesaplama yapılması; TÜİK tarafından geliştirilen parasal değer güncelleme aracı kullanılarak yapılan hesaplama sonucunda, Ağustos 2014 ayındaki 2.754.248,- TL’nin Eylül 2025 ayındaki güncel değerinin 54.118.788,77 TL olduğu.." yönünde görüş bildirilmiştir. BAM kararı gereklerinin yerine getirilmesi için aldırılan bilirkişi raporları gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun, itirazları cevaplar ve BAM kararı gereklerini karşılar nitelikte ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporları ile toplanıp değerlendirilen delillere dosya kapsamından göre; dava, tek satıcılık niteliğindeki bayilik sözleşmenin süresinden önce haksız feshedildiği iddiasıyla uğranılan ihbar tazminatı, davalının doğrudan satış yapması nedeniyle uğranılan zarar, giderlerin tazmini ve portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davalı ile dava dışı sözleşmeyi devreden ... Ltd.Şti arasında düzenlenen 21/12/2009 tarihli sözleşmenin 3.5.1 maddesi " Bayi, ...'ya olan borçlarını zamanında ve aksatmaksızın ödeyecektir." Sözleşmenin 14. 6. Maddesi"... imza sirküleri sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bayi sözleşmenin yürürlükte olduğu süre içesinde imza sirkülerinde meydana gelecek herhangi bir değişikliği ...'ya derhal yazılı olarak bildirecektir. Ayrıca bayi yeni imza sirkülerinin tasdikli bir kopyasını ...'ya sağlamakla yükümlüdür." hükümlerini içermektedir. Sözleşmenin süresi 10.madde ile 1 yıl olarak kararlaştırılmış, "taraflardan herhangi birinin sözleşmenin süresinin sona ermesinden en az 30 gün önce sözleşmenin yenilenmeyeceğini karşı tarafa yazılı olarak bildirmediği takdirde sözleşme bu tarihi takip eden 1 yıl için kendiliğinden yenilenmiş kabul edilir. Bu şekilde yenilemelere en fazla 5 yıllık süre için yapılabilir. 5 yıllık sürenin dolmasıyla sözleşme kendiliğinden sona erer." ve 10.2.2. Maddesi; "bu sözleşme aşağıdaki durumlardan birinin varlığı halinde, taraflardan birinin diğerine yaptığı yazılı bir fesih ihbarı ile her zaman sora erdirilebilir. (i) taraflardan birinin bu sözleşme hükümlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde" düzenlemelerini içermektedir. Yine sözleşmenin 2. Maddesi ile bayiye münhasır satış ve dağıtım yetkisinin verildiği görülemektedir. Taraflar ve dava dışı ... Ltd.Şti. arasında 30/03/2013 tarihli "Sözleşme Devir Protokolü" düzenlenmiştir. Protokolün 1. Maddesi ile 21/12/2009 tarihli sözleşmenin davacıya devredildiği, 2. Maddesi ile ... A.Ş. nin sözleşmeyi devralmakla sözleşme ve eklerinde ...'a yapılan bütün atıfların kendisine yapılmış kabul edileceği, sözleşme ve eklerindeki tüm yükümlülükleri aynen yerine getireceğini taahhüt etmiş, 3. Maddesi ile ...'nın devre muvafakat ettiği, 4. Maddesi ile ...'ın sözleşmeyi kendi isteği ile ... A.Ş ye devrettiği, devir tarihine kadar ki sözleşme dönemine ilişkin ... nezdinde her ne ad altında olursa olsun hiçbir hak ve /veya alacağı bulunmadığını, sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve alacakları yönünden ...'yı gayrikabili rücu ibra ettiği görülmektedir. Cevap dilekçesinin 3. Maddesi ile davacının; kendisinden önce dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı arasında yapılan, 20/12/2010 tarihli ek protokol, 25/11/201 tarihli ek protokol, 15/01/2012 tarihli ek protokollere de taraf olduğunu kabul ve beyan etmiştir. Bu durumda davacının kendisinden önce başlatılan dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinin tüm hak ve yükümlülükleri ile devraldığı anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir. Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır. Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir. Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda ismiyle düzenlenmediğinden isimsiz sözleşmelerdendir. Tek satıcılık sözleşmesinin, yapımcı ile tek satıcı arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, yapımcının ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belli bir coğrafi bölgede tekel hakkına sahip olarak tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da söz konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşmedir. Denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) 6102 sayılı TTK 122 maddesinde acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlenmiş, yasanın 5 fıkrasında "(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arısındaki sözleşmenin münhasır satış ve dağıtım yetkisi verdiği belirlenmekle sürekli ilişki doğuran tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bayilik sözleşmesi olduğu görülmektedir. Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilmektedir. Davalının sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin savunması yönünden yapılan değerlendirmede; ödemelerin tam olarak ve zamanında yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davacının bazı bankacılık uygulamalarından kaynaklı 1 gün veya daha kısa gecikmeli ödemelerinin olduğu, sayılarının 7 adet olduğu ve bundan dolayı toplam 3.731,00 TL faiz ödendiği tespit edilmiş olmakla taraflar arasındaki ticari ilişkinin süresi ve hacmi göz önüne alındığında bu hususun sözleşmenin feshini gerektirir bir husus olmadığı, taraflar arasındaki iş hacmine göre bu miktar bir gecikme gerekçesiyle sözleşmenin feshinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğu, davalının diğer fesih nedeni ise davacının imza sirkülerindeki değişikliği davalıya bildirmemesidir. Davacı şirketin imza yetkililerine ilişkin tescil ilanın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmış olması, şirketin imza sirkülerinde davalı aleyhine sonuç doğurabilecek herhangi bir gelişme yaşanmadığının tespiti ve temsilcilerin aynı kaldığı hususları nazara alındığında bu hususun, sözleşmenin 14.6 maddesine aykırılık teşkil ettiğini öne sürmenin de dürüstlük kuralı ile bağdaşır nitelikte olmadığı, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine ilişkin savunmasına itibar edilmemiş, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilmiştir. TTK'nın 122/4.maddesi uyarınca denkleştirme isteminin (portföy tazminatı) sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır. Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122.maddesinde doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yönetilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme istemi hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 23/05/2014 tarihinde sona erdiği, dava tarihinin 06/08/2014 olduğu, davanın TTK'nın 122/4 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşıldığından dava ve ıslah hak düşürücü ve zamanaşımı süresi içerisinde yapılıp açılmış olduğundan, hak düşürücü süre ve zamanaşımına yönelik itirazların reddine karar verilmiştir. İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin kaldırma gerekçesi doğrultusunda yapılan yazışma ve tarafların ara kararlarına beyanları doğrultusunda elde olan ve sunulan 2013-2014 yıllarına ait 12 aylık döneme ilişkin inceleme ve hesaplama yapılabilmiş, aldırılan 07/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunun dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime açık olduğu kabul edilmiştir. İhbar Tazminatı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 121/4 fıkrası uyarınca, haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca ise ihbar süresi 3 aydır. Bununla birlikte, başlanmış olup da tamamlanmamış işlerin neler olduğu, bu işlerden dolayı ne tür ve miktarda zarar meydana geldiğini ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı görülmekle davacının ihbar tazminatı istemi kabul görmemiştir. Davalının doğrudan satış yapması; 21/12/2009 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesinde davalının münhasır satış yetkisine sahip olduğu yerler kaleme alınmış olup, davacının da satış yapacağı bölge sözleşme ile belirlidir. Bu sebeple, davacının bu hükmün aksi yönündeki talebi yerinde görülmemiştir. Satış Bölgesinin Daraltılması; bu değişiklik 20/12/2010 tarihinde gerçekleştirilmiş, davacı ise sözleşmeyi 2013 yılında devralmıştır. Davacı, bu durumu kabul ederek sözleşmeyi devraldığından satış bölgesinin daraltılmasından kaynaklı tazminat istemi reddedilmiştir. Giderlerin Tazmini; davacının talep etmiş olduğu portföy tazminatı gayrisafi kar üzerinden hesaplandığından ve portföy tazminatının hesaplanması esnasında davacının yapmış olduğu giderler de gözetildiğinden davacının mükerrer talebi kabul görmemiştir. Portföy tazminatının var oluş nedeni, acente veya tek satıcının müvekkil ile içinde bulunduğu ticari ilişki gereği müvekkile kazandırdığı müşterilerden, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra dahi müvekkilin yararlanması, buna karşın acente/tek satıcının ise benzer bir müşteri çevresini oluşturmasının ciddi bir emek ve zamana muhtaç olmasıdır. Eldeki uyuşmazlık açısından durum değerlendirildiğinde; davacının sözleşmeyi devraldığı tarihten sonra müşteri sayısında bir artış olmadığı tespit edilmektedir. Ne var ki davacı, sözleşmeyi dava dışı ... ...San. Tic. Ltd. Şti'den tüm hak ve borçlarıyla devralmış olup, devreden şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki 20/11/2000 tarihinde başlamıştır. Taraflar arasındaki devir protokolünün 1,4 ve 5.maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, devreden şirketin sözleşmeden kaynaklı hiçbir talebi bulunmadığını belirttiği, ticari ilişkinin en başından beri davacı ile davalı arasında gerçekleşmişçesine taraflar arasında kabul oluştuğu görülmektedir. Hal böyle olunca davacının portföy tazminatı talebinin akdi ilişkinin en başından itibaren değerlendirilmesi gerekmiştir. Toplanan deliller ve incelemesi yapılan 2013-2014 yılları 12 aylık portföy tazminatı hesabında İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı gerekçesi doğrultusunda yaptırılan hesaplamada, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 2.754.248,00 TL olduğu denetime açık bilirkişi kurulu raporu ile tespit edilmiş, davacının bu alacağının 100.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 2.654.248,00 TL'sine de ıslah tarihinden avans faizi uygulanması gerektiği sonucuna varılarak, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulüne, 2.754.248,00 TL'nin 100.000,00 TL'sine 06/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, 2.654.248,00 TL'sine ıslah tarihinden 07/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 2-Alınması gerekli 188.142,68-TL karar ve ilam harcının 48.316,60-TL peşin ve ıslah harcından mahsubu ile kalan 139.826,08-TL eksik harcın davalıdan alınıp Maliyeye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan peşin harçtan mahsup edilen karar ve ilam harcı 48.316,60-TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 400.052,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 25,20 TL başvuru harcı, 63.415,55 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 63.440,75 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 61.759,01-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.178,00 TL'nin kabul ve red oranına göre 137,26 TL'sinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2025

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/265, K. 2025/843, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-265-e-2025-843-k-08385cb373ba