İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/202 E. 2026/80 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/202
- Karar No
- 2026/80
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/202 Esas KARAR NO : 2026/80
DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;; Müvekkil ... roman yazarlığı, şarkı sözü yazarlığı ..., reklam yazarlığı ve yaratıcı yönetmenlik ile uğraşmakta olup, davalı taraf ... ile işbu davaya konu ... isimli sinematografik eser ("Film") için 12.02.2019 tarihli bir "senarist sözleşmesi" imzalandığını, anılan sözleşmeye göre müvekkili ..., ... filmi için projenin başlangıç aşamasında bir treatman (geliştirim senaryosu) kaleme alacağını, davalı tarafın ise müvekkiline 75.000,00TL ödeme yapacağını, müvekkilinin, sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen, sözleşme imza tarihi olan 12.02.2019 tarihinde bir ödeme almadığını, ancak yine de, 25.02.2019 tarihinde, yazmış olduğu treatman metnini davalılardan ... yetkilisi ...'e ve senaristler arasında sayılmış bulunan ...'a bir elektronik posta eki ile gönderdiğini, müvekkilinin, davalı tarafın treatman metinin gönderdikten sonra da kendisine ödeme yapmaması üzerine, 27.11.2019 tarihinde, davalı ...'e ihtarname düzenleyerek ödenmemiş tutara ilişkin talepte bulunduğunu, ..., 17.12.2019 tarihli bir ihbar ile müvekkile aralarındaki "senarist sözleşmesini" feshettiğini, karşılıklı anlaşma doğrultusunda, müvekkiline ait hiçbir içeriğin hiçbir kısmının yapımcı tarafından kullanılmayacağına ve harcanan emek ile sair giderler karşılığında da müvekkile 50.000,00-TL ödeme yapılacağına ilişkin olarak, taraflar arasında 07.01.2020 tarihli bir Sulh Sözleşmesi akdedildiğini ve müvekkilinin projeden çekildiğini, Sulh sözleşmesine binaen müvekkiline, 08.01.2020 tarihinde "..., ...ödemesi" açıklaması ile 50.000,00TL tutarında ödeme yapıldığını, buna rağmen, ... tarihinde vizyona giren Filmi izleyen müvekkilinin, Film'de, kendisinin kaleme aldığı, EK 1 suretindeki treatmanında 50. Sayfada bulunan ve Film'in en dokunaklı sahnelerinden olan "..."nin kullanıldığını gördüğünü, kendisine davalı yan tarafından ... tarihinde Film projesine ilişkin olarak E-posta suretinde gönderilen dosyada, bu bağlamda aynı/benzer cümlelerin kullanılması şöyle dursun, bir "..." bile bulunmadığı gözetilince (EK-7,8), bahse konu kullanımın tamamen müvekkilinin üretiminden yararlanmak suretiyle gerçekleştirildiğini, FSEK m. 68 hükümleri uyarınca üç katı maddi tazminat hesaplanmak suretiyle şimdilik 10.000,00-TL MADDİ ve 10.000,00-TL MANEVİ tazminata hükmedilmesi, esere yönelik tecavüzün men ve Ref’i , ihtiyadi tedbire hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu filme hiçbir katkı sağlamadığını, zaten filmde de davacının tretmanında yer alan hiçbir diyalog ve sahne kullanılmadığını, dava konusu ... filminin, biyografik bir eser olduğunu, bu doğrultuda filmde anlatılan hikaye, merhum sanatçının gerçek hayat hikayesi olduğunu, buna rağmen davacının hapishane sahnesinin kendisine ait olduğunu iddia etmesinin mantığa aykırı olduğunu, davacının üm iddiaları, filmin dünya çapında edindiği başarısından haksız menfaat etme amacı güttüğünü, davacıyla müvekkili arasında geçmişten gelen bir arkadaşlık ilişkisi olduğunu, müvekkilinin .... isimli projeye başladıktan sonra, davacının edebi çalışmalarına güvendiğini ve kendisini de ekibe dahil etmek istediğini, bu doğrultuda taraflar arasında sözlü olarak daha önce anlaşıldığını ancak 12.02.2019 tarihinde, tretman teslim edilmeden hemen önce, Senarist Sözleşmesi imzalandığını, Senarist Sözleşmesi md.3 uyarınca davacı; ...'in yaşamı ile ilgili kardeşlerinin anlatacağı anılardan, ...'un "..." isimli kitabından, kısmen veya tamamen yararlanarak yahut bunlardan sadece esinlenmek suretiyle senaryo ve diyaloglar hazırlanması olduğunu, ... Şti. ("...") tarafından 1 yıllık bir çalışma akabinde hazırlanmış olan üç karakterin incelemelerini içeren çalışma, ... konulu e-mail ile davacıya 13 Ocak 2019 tarihinde gönderildiğini, 26 Ocak 2019 tarihinde ise yine davacıya e-mail gönderilerek, ... tarafından hazırlanan proje dosyası gönderildiğini, davacıdan, gönderilen bu metinler ve hikayeler üzerinde çalışması, karakterlere uyumlu olacak şekilde geliştirmesi istendiğini, davacı, 7 Şubat 2019 tarihinde projede yer alan dava dışı ...'a tretman gönderdiğini ve yorumlarını paylaşmasını istediğini, bu metin dava dışı ...ve müvekkil şirketlerin yetkilisi ... tarafından incelendiğini ve yazılan tretmanın projeye uyumlu olmadığı tespit edildiğini, akabinde davacıyla toplantı organize edildiğini, gönderilen tretmanın ... filminin felsefesine aykırı bir dil ve üslup içerdiğini, hikayenin aşk hikayesi olarak anlatımının doğru olmadığı kendisine açık ve net bir dille izah edildiğini, davacıyla yapılan bu toplantıda ..., aileyle yaptığı görüşmede hapishane ziyaretinin anlatıldığını, bu ziyarette ...'in ...'e "..." dediğini öğrendiğini, bu cümlenin çok önemli olduğunu ve senaryoya bu sahnenin eklenmesi gerektiğini belirttiğini, davacı yanın 25 Şubat 2019 tarihli e-mailinde, tretmanı tamamladığını belirterek müvekkillere gönderdiğini, toplantıdan sonra çalışılan bu tretmana hapishane sahnesi eklenmediğini, davacının hazırladığı tretman kendisinden talep edilen felsefi yaklaşıma uygun olmadığı gibi, kendisine teslim edilen metinlere de yalnızca 7 sahne eklenerek oluşturulduğunu, eklenen bu 7 sahne aşk sahnesi olduğunu ve ...'in katilinin kahramana dönüştürüldüğünü, ... ise zavallı aşık olarak gösterildiğini, oysa davacı, filmin aşk filmi olmayacağına yönelik defalarca ikaz edildiğini, davacının; Senarist Sözleşmesi'ndeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ...'in hayat hikayesine uyumlu diyaloglar yazmadığını ve bu nedenle Senarist Sözleşmesi'ne aykırı davrandığını, Müvekkilinin Senarist Sözleşmesi'ni haklı nedenle feshetme hakkı bulunmasına rağmen, davacıyla aralarındaki geçmişe dayanan arkadaşlık hatırına kendisine yine de ödeme yapıldığını, zira taraflar arasında imzalanan Sulh Sözleşmesi'nde müvekkili tarafından davacının yazdığı tretmanın kullanılmayacağı belirtilerek yine de kendisine ödeme yapıldığını, davacının tretmanında yer alan hiçbir sahnenin filmde kullanılmadığını, davacının tretmanında yer alan sahneyle, film sahnesi birbirinden tamamen farklı olduğunu, filminin başarısında davacının hiçbir payı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; davacıya ait eserin muvafakatı olmaksızın ... isimli sinema filminde; işlenmesi, çoğaltılması, yayılması, umuma iletilmesi iddiaları kapsamında FSEK m. 68 hükümleri uyarınca üç katı maddi tazminat hesaplanmak suretiyle şimdilik 10.000,00-TL MADDİ ve 10.000,00-TL MANEVİ tazminata hükmedilmesi, esere yönelik tecavüzün men ve Ref’i , ihtiyadi tedbire hükmedilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 24/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının hazırlamış olduğu tretmanlar ile çekilmiş olan filmin senaryosu incelendiğini; davaya konu filmde kullanılmış olan temel unsurların anonim konular olduğu, hususiyet taşıyabilecek özellikte olmadıkları, davaya konu filmin davacının treatmanında yer alan şekliyle çekilmediğini, bu nedenlerle sektörel olarak filmde kullanılmış olan hapishane sahnesi ile davacıya ait olduğu belirtilen tretmanlar arasında intihali düşündürecek biçimde bir kullanımın olmadığını, FSEK Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Yargıtay’ın anonim konular üzerinde tekel oluşturulamayacağını ve bu durumun intihalin kabulüne dair yeterli olmadığı kararları çerçevesinde, raporda belirtilen tespitler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde heyette görevlendirilmiş sektör bilirkişinin de raporda yer alan değerlendirmeleri ile treatman ve film senaryosu karşılaştırmaları ışığında treatman ve film senaryosu arasında benzerlik veyahut intihal söz konusu olmadığı belirtildiğinden davacının haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmaması sebebiyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ihlalin oluşmadığı" bildirilmiştir. Toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, Sulh sözleşme içeriği, treatman, ... filmine ilişkin film senaryosu, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin raporları bir arada incelendiğinde; Sunulu delillere göre; davaya konu filmin çekilebilmesi için merhum sanatçının ailesinden izin/onay alındığı ve hikâyenin doğru bir şekilde aktarılabilmesi için sanatçının aile bireyleriyle görüşüldüğü, Film projesi öncesinde Sanatçının hayatının detaylı bir şekilde araştırıldığı ve davalı tarafın dava dışı merhum sanatçının hayatı ile ilgili pek çok detaya hâkim olduğu hususu e-posta yazışmalarından da anlaşılmaktadır. Senaryo yazılırken dava dışı ...'a ait kitaptan yararlanıldığı belirtilmektedir. Kitap bilirkişi heyetince de incelenmiş olup, raporun 8. Sayfasında da bildirildiği üzere; merhum sanatçının yaşadığı kezzap olayından sonra ...'in hapse düştüğü ve Rahmetli ...'in hapishane ziyaretinin kitapta da yer aldığı hususu bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Davacının hazırlamış olduğu tretmanlar ile çekilmiş olan filmin senaryosu da bilirkişilerce incelenmiş; davaya konu filmde kullanılmış olan temel unsurların anonim konular olduğu, hususiyet taşıyabilecek özellikte olmadıkları, davaya konu filmin davacının treatmanında yer alan şekliyle çekilmediği, bu nedenlerle sektörel olarak filmde kullanılmış olan hapishane sahnesi ile davacıya ait olduğu belirtilen tretmanlar arasında intihali düşündürecek biçimde bir kullanımın olmadığı anlaşılmıştır. Davacı talebinin dinlenebilir olabilmesi için intihal olgusunun somut olayda gerçekleşmesi gereklidir. "İntihal, özü itibariyle haksız fiilin fikir ve sanat eserleri hukukuna yansıyan bir görünümüdür. Zira iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal etmesi, sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulması, eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirmesi ve benzerliğin FSEK’in 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme sınırını aşması gereklidir. ... filmi , merhum sanatçı ...'in gerçek hayat hikayesinin anlatıldığı bir filmdir. Film, Bergen'in ailesinin anlatımları, dönemin gazete haberleri ve ...'un "..." isimli kitabındaki bilgilerden hareket edilerek, tamamen gerçek yaşam öyküsüne dayalı olarak çekildiği savunulmuş, ...'in ...'in ..., akabinde ...'in sahneye çıkmaya devam etmesi ve ünlenmesi , ...'i cezaevinde ziyaret etmesi, bilirkişilerin sunduğu raporlarda yer alan dönemin gazete haberlerinde yer aldığı gibi ayrıca "..." isimli kitapta da yer almaktadır. Dolayısıyla cezaevi ziyareti haber sitelerinde dahi yer almakta olup , ülkemizde çokça dizi ve film senaryolarına da konu olan ( herkes tarafından bilinen cezaevi ziyareti) davacı tarafından kurgulanmış bir sahne olmadığı gibi, filmde hapishane sahnesinin var olmasının bu sahnenin anonim /klişe bir konu ve sahne olup, dolayısıyla topluma mal olmuş anonim unsurların hususiyet içermeden ve sanatçının yaşadığı gerçek hayat hikayesine uygun olarak kullanılmasının hak ihlali doğurmadığı, kaldiki rapor kapsamına göre de tretmandaki ve senaryodaki hapishane sahnelerinin birbirinden tamamen farklı duygu ve saiklerle işlendiği ve somut olayda davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmediği, davaya konu filmin davacının treatmanında yer alan şekliyle çekilmediği, ihlal teşkil edecek bir kullanımın olmadığı gözetilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın reddine, 2-732,00-TL ilam harcının yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-red edilen tecevüzün tespiti talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-red edilen Maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-red edilen Manevi tazminat isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 07/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır