İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/186 E. 2026/358 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/186
- Karar No
- 2026/358
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/186 Esas KARAR NO:2026/358 DAVA:Tazminat (Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/11/2022 KARAR TARİHİ:08/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:---- olarak bilinen özel okullar zincirinin sahibi olduğunu, özel okullar ------tarihinde kuruluş tarihindeki kurucu tek hissedarı ----- yönetiminde olduğu esnada --- tarihinde davalı ----- yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, müvekkil şirketi müştereken temsile yetkili kılındığını, davalılardan ---- tarihine kadar, müvekkil şirketin yönetim kurulu üyesi ve müşterek imza yetkilisi olarak görev yaptığını, --- tarihli pay alım ve satım sözleşmesi kapsamında müvekkil ---- yeni hissedarı -------------- tarafından satın alındığını, müvekkil şirketin tüm iş ve işlemleri incelenmeye başladığını, yapılan incelemelerde davalılardan ---------yönetim kurulu üyesi ve müşterek imza yetkilisi oldukları tarihler arasında Şirket’in taraf olduğu bir kısım ticari sözleşmelerde belirlenen mal ve hizmetlerin alınmamış olmasına rağmen, üçüncü şahıslardan alınan mal ve hizmet faturalarının şirket muhasebesine ekseriyetle faturalar kaydedildiği, avans ödemesi adı altında üçüncü şahıs gerçek ve tüzel kişilere ödemeler yapıldığı tespit edildiğini, yöneticiler hakkında görev dönemlerinde gerçekleştirdikleri işlemler için cezai ve hukuki süreçlerin başlatılmasına karar verildiğini, davalı--------- yeni şirket kurmak yahut 3. Kişiye yeni bir şirket kurdurmak suretiyle yahut mevcutta var olan şirketleri kullanmak suretiyle işlemleri gerçekleştirdiğini, davanın konusu, davalıların suç teşkil eden eylemler ve haksız fiilleri neticesinde müvekkilden haksız bir şekilde tahsil ettiği ve bu nedenle sebepsiz zenginleştiği tutarın müvekkil şirkete iadesinden ibaret olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin ayrıca dava açılacak olup, İİK 257. Maddesi uyarınca talep edilen İhtiyati Haciz Talebimizin KABULÜ ile teminatsız şekilde fazlaya dair tüm talep, dava, alacak ve sair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik talep edilen ------ tutarlı alacak için davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak, alacak ve istihkaklarının İhtiyaten haczedilmesine, yada makul bir teminat karşılığında davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak, alacak ve istihkaklarının ihtiyaten haczedilmesine, müvekkili şirket tarafından ---- davalı ----- iyiniyetli olmadığından haksız iktisap tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı ----- tahsiline, davalılar---- davalı------- paravan olarak kullanarak müvekkili şirketin içini boşaltma gayesinde oldukları, mal kaçırdıkları ve bu kapsamda sorumluluklarına gidilmesi gerektiğinden tüzel kişilik perdesinin aralanarak Davalılar ------- sorumluluğuna gidilerek müvekkili tarafından davalı ----- ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ------------ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ikame etmiş olduğu işbu davanın; haksız ve kötü niyetli olduğunu, zira davalı müvekkilinin görev süresi boyunca yaptığı iş ve işlemler doğrultusunda büyük başarılar elde ettiğini , Davalı Müvekkilinin ------ yılları arasında iki dönem---- görevini ifa ettiğini, diğer davalı-------- üzerine açıldığını, yatırım amaçlı açılan yarışmalarda ödüller aldığını, çeşitli dereceler aldığını, başarılı bir girişimci bilgi teknolojileri firması olduğunu, müvekkilinin------yaptığı dönemde bu yarışmaların katılımcısı ve görevi gereğinden dolayı takipçisi olduğunu, ------- firmasını ve sahibi olan ----- bu yarışmalarda gördüğünü, müvekkilinin diğer davalı ---tanışmasının da; ----- tarafından yürütülen ----- projesi vasıtasıyla olduğunu, diğer davalı ---- Müvekkili davalı --------------- davalı şirket---------- ortak olması ile bir irtibatı söz konusu olduğunu, bunun dışında aralarında akrabalık ve bir akran ilişkisi söz konusu olmadığını, davacının iddialarının aksine davalı müvekkilinin diğer davalılar ile herhangi bir yakınlığının bulunmadığını, ------------ yüzde yüz hissesi olduğu davacı şirketin yönetim kurulunda yer aldığı zamanlarda Müvekkilinin ilk yüzleştiği problemin; kolejlerinin hiçbir bilgi ve belgenin olmadığı, kayıtların doğru dürüst tutulmadığına ilişkin olduğunu, bu konuda bilgi teknolojileri üzerine uzmanlaşmış -----------firmasının ciddi katkı sunduğunu, müvekkilinin zamanında; kolejlere isim hakkını veren ve bu konuda taraf olan --------- sıfatıyla da vakfa gelir sağlaması amacıyla çok cüzi bir yüzde olan %5 hisse ---- alındığını ve daha sonra ---- mevcut rektör ------- geçtikten sonra bu hissenin iade edildiğini, alınan hizmetin müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak bizzat takip etmesinin mümkün olmadığını, fakat hizmetin alındığını, belge ve bilgi yönetiminin sağlandığını; ------ toplantılarında yapılan bilgilendirilmelerinden haberdar olduğunu, müvekkilinin sebepsiz zenginleştiği malvarlığının arttığı iddiasının da asılsız olduğunu, tam tersine mal varlığı ve gelirlerinde azalma söz konusu olduğunu, üniversite profesörlüğü maaşı dışında düzenli bir gelirinin olmadığını, davacının ispata dayanak sunduğı söz konusu haber içeriklerinin tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, huzurda görülen davanın ispatlanamadığının yerleşik yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Davacı dava açarken davalı şirket yönetim kurulu üyesi ---- işlemin tarafı olan ---- ile bu şirket hissedarı ---- karşı----Asliye ticaret mahkemelerinde iş bu davayı açmış ----Asliye Ticaret mahkemesi ------- yönünden davayı tefrik etmiş, yönetici sorumluluğu kaynaklı olduğu gerekçesi ile bu davalı yönünden davayı tefrik ederek---- karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı vermiştir. Yetkisizlik kararının kesinleşmesi neticesinde dava mahkememize tevzii edilmiştir. ------- Esas sayılı dosyası karar verilmeden önce --- sistemi üzerinden incelenmiş halen bilirkişi incelemesinde olduğu görülmüştür. Davacı şirket ile iş bu dava dışı -------ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Davacının davalıya anılan tarihlerde para havale-eft işlemi gerçekleştirdiği yani para gönderdiği zaten dosyadaki makbuzlarla sabit olup söz konusu semen karşılığı davacıya mal ve hizmet verildiği hususunda ispat külfeti parayı alan üzerindedir. Davacı şirket ticari defter ve kayıtları incelendiğinde---tarihli raporda açıkça tespit edildiği üzere davacının dava dışı bu şirkete --- tarihinde avans ödemesi açıklaması ile ----tarihinde avans açıklaması ile ---- tarihinde avans açıklaması ile---- olmak üzere toplam ---- para ödediği, davacı nezdinde dava dışı --------- borçlu göründüğü, karşılığında alınan herhangi bir fatura bulunmadığı, dava dışı bu şirketin mal ve hizmet vererek bu bedelin karşılığını ödemediği, davacıya bu miktarda borçlu olduğu anlaşılmıştır.Şirket yöneticileri hakkımda sorumluluk davası açılması hususunda şirket genel kurul kararı bulunması dava şartıdır. ---bunun tamamlanabilir dava şartı olduğu görüşünde olup bu nedenle mahkememizce davacıya davalı hakkında böyle bir karar olup olmadığı, yoksa alıp sunmak üzere makul süre verilmiş, davacı yanca şirket tüzel kişiliğinin ------ tarihli kararı ibraz edilmiştir. Yapılan incelemede davalının ibra edilmediği ve hakkında hukuki ve cezai yollara başvurulması hususunda karar alındığı görülmüştür. Bilirkişi heyeti ------- tarihli ek raporunda "....Davacının davalı ------- firmasına yapılan ödeme ve faturalar yoluyla şirketin içinin boşatıldığını iddia ettiği, ancak -------- tarafından davacı adına düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğu, faturalara davacının 8 günlük süre içerisinde itiraz edip etmediğini, fatura konusu hizmet/ürünlerin alınmadığı hususlarını şüpheden uzak ve açık bir şekilde ortaya koyması gerektiği, buna karşın davacının kök rapora itiraz dilekçesi ekinde ilgili belgelere yer vermediği, mevcut durumda dosyaya sunulan diğer mahkeme dosyaları veya bilirkişi raporlarının huzurdaki davanın çözümüne yönelik denetime elverişli rapor tanzim etme noktasında yeterli olmadığı sonucuna gidildiği, Mahkemenin ara kararında davalı ----- itibaren davalı ------ şirketinin de münferit imza yetkilisi olduğu gözetilerek TTK.m.395-396 izinlerinin verilip verilmediği yönünde inceleme yapılması yönünde görevlendirme yapılmış ise de ilgili dönemde yapılan genel kurul toplantı tutanakları dosyaya sunulmadığından, davalı-----üyesi olarak şirketle işlem yapma ve rekabet etme izinleri verilip verilmediğinin tespit edilemediği, Davacı şirkette ilgili dönem için ------- üyelerine şirketle işlem yapma izni verilmiş olması halinde davacı şirketin, davalı -----, her iki şirkette yönetici olduğu dönemde davacı şirkete kesilen faturalar sebebiyle bir talepte bulunamayacağı, Davacı şirkette ilgili dönem için ----üyelerine şirketle işlem yapma izni verilmemiş olması halinde Davalı-------- hem davacı hem davalı şirkette temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu dönemi kapsayan ----------- döneminde, davacı şirkete herhangi bir hizmet verilmediği halde davalı şirket tarafından kesilen ve davacı şirket tarafından ödenen ve borçlanılan fatura tutarlarının, davacı şirketin zararı olarak kabul edilebileceği, bu ihtimalde davalı şirketten davacı şirkete fatura kesip davacı şirketi borçlandıran ve davacı şirketten gerekli ödemeleri yapan/yaptıran davalı -------üyesi yönünden TTK.m.553 vd. hükümlerinde düzenlenen sorumluluğun 1. Kanun veya esas sözleşmeden kaynaklı bir görevin ihlali, 2. Kusur, 3. Zarar, 4. İlliyet bağı şeklindeki koşullarının somut olayda davalı --------- yönünden oluşacağı ve davacı şirketin bu dönemdeki zararlarından davalı ---------- sorumlu olabileceği, Yukarıda 2.b maddesindeki ihtimalde davacı şirketin zararı olarak kabul edilip davalı ------ sorumlu tutulabileceği şirket zararının, ---- döneminde davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği --- tutarlı fatura karşılığı ödenen --- olabileceği..." yolunda görüş belirtmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 395/1. Maddesi " - (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz." hükmüne haizdir. TTK'nın 553. Maddesi " 1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (1)(2) (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." hükmüne haizdir. TTK nın 369. Maddesi gereği ------ üyeleri ve yönetimle görevli 3. Kişiler görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaalerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. ----- özen borcu konusunda klasik alman sisteminden etkilenmiş idi. Basiretli tacir gibi davranma ölçüsünü ------üyelerine de uygulamak eğiliminde idi. Yeni TTK ise TTK 369 ile özenli bir yönbetici gibi davranma yükümünden somut olayda bir iş adamı gibi karar verme ----------- ölçüsünün anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Yeni yasa bu bağlamda üyelerden somut koşullarda iş adamı gibi karar vermesini istemektedir. Bu kaspamda iş adamı kuralına uygun davranan --- üyeleri özen borçlarını yerine getirmiş sayılır ve alınan karar ve yapılan uygulama zarar doğursa dahi onları sorumluluk altına sokmaz. Mahkemeler bu kapsamdaki kararları yerindelik açısından inceleyemez. -------- arasındaki ilişki bir güven ilişkisidir. Hukuki yönden vekalet veya hizmet akdidir. Buna göre------- üyeleri tüm işlemlerde ortaklık menfaatini ön planda tutmalıdır.Özen yükümlülüğü üyelere yüklenmiş bağımsız bir borç olduğu gibi aynı zamanda üyelerin görevlerini ifada kusurlu olup olmadıklarının belirlenmesinde de bir ölçü niteliği taşır. Şirket işlerinde kendisinden beklenen özeni gösteren üye kusurlu sayılamaz. TTK nın 553. Maddesi gereği kanundan yada esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu işlem ve eylemleri ile ihlal eden YK üyeleri verdikleri zarardan dolayı şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Sorumluluğun müeyyidesi tazminattır. Eski TTK da olduğu gibi Yeni TTK da da ------ üyelerinin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. ----------- üyeleri ancak şirkete zarar veren işlem ve eylemlerin ---- üyelerinin kusurundan kaynaklandığını kanıtlandığı taktirde sorumlu tutulabilirler. Eski TTK 56 VE Yeni TTK nın ilk halinde ------ üyelerinin kusurlu olduğu karine olarak kabul edilmişti. Yani sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluğunu ispat yükü -------- üyelerine düşüyordu. TTK da ------- tarihinde kabul edilen 6335 sayılı kanunla yapılan tadilata TTK nın 553. Maddesi değiştiilmiş ve kusur karinesi kaldırılmıştır. Yeni sistemde zarar doğurucu işlem yada eylemin ---------üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıya aittir. Yani artık yeni sistemde önce davacı ------- üyesine kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispat edecektir. Bu halde ------- üyesi zarar doğuran işlemde kendsiidnen beklenen özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulacaktır. ---- üyelerinin şirkete karşı olan sorumluluğu akdi nitelik taşır. ---------- üyelerinin kanun veya esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri-----aralarındaki vekalet sözleşmesinin bir ihlalini teşkil eder. Ortaklar ve alacaklılar da açacakları dolaylı zarara ilişkin davalarda davalarda sözleşmeye aykırılığa dayanabilirler. Ancak ortakların ve alacaklıların doğrudan zarar kapsamındaki davalarında davanın temelini haksız fiil oluşturmaktadır. ------- kendi adına veya başka bir şahsın temsilcisi sıfatıyla herhangi bir işlem yapmayı yasaklamaktadır. Bu yasağın kapsamına giren bir eylemi örtülü olarak da yapamazlar. Keza --- üyesinin hakim ortağı olduğu başka bir şirket aracılığı ile yapılan işler de yasak kapsamındadır. ------ üyesine bu izinleri verebilir . Veya yapılan işleme icazet de verebilir. -----üyelerine verip bazılarına vermeyebilir. Kişisel bir karardır. ------ kadrosu değişmedikçe iznin her olağan ------ toplantısında yenilenmesine gerek yoktur. Ortaklıkla işlem yapma yasağı geniş anlamda -------üyelerinin sadakat ( bağlılık ) borcu içindedir. Bu nedenle bu yasağı ihlal etmek sadakat borcuna aykırılık teşkil eder ve -------- üyesine karşı TTK 553. Maddesi uyarınca dava açılabilir. TTK işlem yapma yasağının uygulanması için şirketin zarar görmesi koşulunu aramamıştır. Yasa koyucu şirketin bu işlemle bağlı tutulmak istemediği hakkını kullanarak mevcut zararı giderebileceğini düşünmüştür.--------Dava konusu olayda davacı şirket ile dava dışı ------------ şirketi arasındaki sözleşme incelendiğinde bila tarihli olduğu davacı şirkete ithafen davacının imzası olduğu, dava dışı şirket adına ise ------ imzası olduğu, davalı ---- davacı şirkette ticaret sicil kaytılarına göre ------ tarihleri arasında müşterek imza yetkisine haiz iki yetkilisinden birisi olduğu keza davalı şirket ticaret sicil kayıtları nazara alındığında ---- tarihleri arasında davalı şirketin de yetkilisi olduğu ve hatta ---- tarihinden yetkisinin sona erdiği ----- tarihine kadar tek münferit imza yetkilisi olduğu, sözleşmeye tarih atılmamış ise de davacı şirket tarafından dava dışı şirkete yapılan para havale eft işlem tarihleri nazara alındığında (--- başlayıp ---- tariihnde sona ermektedir. ) davalı -----hem davacı şirkette hem de dava dışı ----- şirketi yetkilisi olduğu görülmektedir. Davalıya TTK'nın 395. Maddesinde belirtilen iznin verilip verilmediğinin tespiti amacı ile davacı şirketin anılan dönemlerde tüm genel kurul toplantı tutanakları --------- celp edilerek incelenmiş davalıya bu iznin verilmediği görülmüştür. Yönetim kurulu üyesi kendisine böyle bir izin verilmeksizin TTKnın 395. Maddesinde belirtilen amir hükme aykırı davranmıştır. TTK nın 369. Maddesi gereği ------üyeleri ve yönetimle görevli 3. Kişiler görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaalerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.TTK 369 ile özenli bir yönbetici gibi davranma yükümünden somut olayda bir iş adamı gibi karar verme --------- ölçüsünün anlaşılması gerektiğini açıktır. ----- kendi adına veya başka bir şahsın temsilcisi sıfatıyla herhangi bir işlem yapmayı yasaklamaktadır. Bu yasağın kapsamına giren bir eylemi örtülü olarak da yapamazlar. Keza---------- üyesinin hakim ortağı olduğu başka bir şirket aracılığı ile yapılan işler de yasak kapsamındadır. TTK işlem yapma yasağının uygulanması için şirketin zarar görmesi koşulunu aramamıştır. Yasa koyucu şirketin bu işlemle bağlı tutulmak istemediği hakkını kullanarak mevcut zararı giderebileceğini düşünmüştür. Somut olayda davalı hem davacı hem de davalı şirket yönetim kurulu üyesidir. Sözleşmeye kasıtlı olarak tarih atılmamış ise de davacı tarafından davalıya para transferi gerçekleştirildiği tarihlerde davalı her iki şirkette de yönetimdedir. Yapılan mali incelemede davacının avans olarak gönderdiği para karşılığında dava dışı bu firmadan bir mal ve hizmet almadığı, --------- alacaklı olduğu, bu miktarda zarara uğradığı görülmektedir. Yönetim kurulu üyesi basiretli bir iş adamı gibi karar verme --------- yükümlülüğündedir. Kendisine TTK'nın 395. Maddesi uyarınca verilmiş bir izin olmadan kendisinin yönetiminde olan bir şirket ile işlem yapmaması gerektiğini bilmesi gereken kişidir. TTK'nın 395. Maddesinin yaptırımı olarak işlemin batıl sayılması gerektiği belirtilmiş ise de esasen burada askıda bir hükümsüzlük hali mevcuttur. Şirket işleme sonradan icazet verebilir. Somut olayda ise davalı hakkında başka mahkemelerde yargılaması devam eden bir çok iddia da bulunmaktadır. Somut olayda davalının hem davacı hem de davalı şirket yönetiminde iken kendisine verilmiş bir izin olmadan şirketle işlem yaptığı, bağlılık ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacı şirketin verdiği para karşılığında mal ve hizmet almadığı ve zarara uğradığı, işleme sonradan icazet de vermediği aksine yönetim kurulu üyesi hakkında ibra etmeme kararı alarak hukuki ve cezai yollara müracaat etme kararı aldığı, davacı şirketin söz konusu işlem nedeni ile zarara uğradığı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalıdan bu zararını talep edebileceği sonucuna varılmış davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR:gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE ,( -----isimli şahıslarla devam eden dava bakımından Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ) ---- tazminatın ---- tarihinden , ---- tarihinden, ---- tarihinden ve ------tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 428.216,94 TL harçtan --------Sayılı dosyasında alınan 107.054,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 321.162,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, ( -------isimli şahıslarla devam eden dava bakımından Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ) 3-Davacı yanca yapılan 47.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 658,40-TL posta gideri olmak üzere toplam 47.658,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 777.498,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana İADESİNE, 6-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, --------------------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026