İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/171 E. 2024/1054 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/171
- Karar No
- 2024/1054
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/171 Esas KARAR NO : 2024/1054 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 21/02/2024 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davacı müvekkili, davalıdan bazı ürünler satın aldığını, ürün bedeline ilişkin olarak 11.07.2023 tarihinde 3.900,00-TL ve yine aynı tarihte 19.700,00-TL olmak üzere toplam 23.600,00-TL ürün ve işçilik hizmet bedelini davalı ...'ye banka kanalı ile gönderdiğini, bu satın alıma ilişkin ... numaralı fatura davalı tarafından müvekkili adına düzenlendiğini, fakat davalı, müvekkilinin satın aldığı ürünleri teslim etmediği gibi kurulumunu yapmaya da gelmediğini, müvekkili bu anlamda büyük mağduriyet yaşadığını, defalarca davalıyı arayıp işi bitirmesi için çağırmasına rağmen davalı tarafından her seferinde bahaneler üretilerek kurulum yapılmamış yahut müvekkili cevapsız bırakıldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından dilekçemiz ekinde de sunmuş olduğu üzere 23.600,00 TL-bedelli 13.07.2023 tarihli iade faturası düzenlenerek davalıya muhasebe sistemi üzerinden gönderildiğini, İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından müvekkili adına ve davalı aleyhine 20/07/2023 tarihinde, fatura alacaklarından kaynaklanan toplam 23.743,45-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun takibe vaki haksız itirazı neticesinde de takibi durduğunu,, ... başvuru no, ... arabuluculuk numaralı ve 04/09/2023 tarihli anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, davalı borçlu müvekkili mağdur etmiş ve müvekkilinin sistem kurulumu için üçüncü kişilerle anlaşma durumunda kalmış ve ödemesi gerekenden çok daha fazla para ödemek zorunda kaldığını, davalı hem ürün teslim etmemiş, hem işi yapmamış hem de müvekkilini kat be kat zarar etmesine sebebiyet verdiğini, üstelik kötü niyetli olarak icra dosyasına da itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle, davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yukarıda açıklanan nedenlerle, İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep edilmesini, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Müvekkili aleyhine davacı tarafından İzmir... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyası ile 17.07.2023 tarihli 23.743,45-TL tutarlı takip başlatıldığını, tarafımızca süresinde borca itiraz edilmiş ve takip durdurulduğunu, bu doğrultuda davacı tarafından işbu itirazın iptali davası açıldığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olup haksız ve kötüniyetli başlatılan takibin iptaline ve davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın müvekkilden satın alınan ürün bedellerine dair ödeme tarihi 13.06.2023 olmakla beraber toplam bedel olarak belirlenen 23.600-TL olduğunu, belirlenen ürün bedellerinin ödemesi parça parça yapılmış olup ilk ödeme 3.900-TL olarak 13.06.2023 tarihinde yatırıldığını, kalan bakiye için ödeme sözüne güvenilerek, müvekkil tarafından 14.03.2023 tarihli ve ... Fatura No'lu fatura düzenlenerek davacı tarafa gönderildiğini, kalan bakiye alacak için iki gün sonrasına ödeme tarihi verilmesine rağmen müvekkili tarafına ödeme yapılmadığını, müvekkili bu doğrultuda zarara uğratılmış ve mağdur bırakıldığını 19.700,00-TL olan eksik ödeme 23.06.2023 tarihinde müvekkilinin hesabına aktarıldığını, ürün teslim ve kurulumunun yapılacağı adres ... Mah. ... Cad.... ...Sitesi Bodrum/ MUĞLA olduğunu, müvekkili kurulum için adrese gitmiş ilgili konumda kurulum aşamasında ve sonrasında fotoğraflar çektiğini, kaldı ki kurulum için 11.06.2023 tarihine gün verilmiş müvekkili ekibiyle beraber konumda bulunmuş olmasına rağmen, sistemi kurmak için gerekli tesisat davacı tarafından sağlanmadığından hiçbir işlem yapamadan ürünlerle birlikte geri dönmek zorunda kalmış ve 13.06.2023 tarihinde tekrar ilgili konuma gitmiş ve kurulum gerçekleştirildiğini, kurulum yapıldıktan 10 gün sonrasında (23.06.2023) ödeme yapılmış ve aynı gün davacı sistemlerin ayıplı olduğu iddiasıyla müvekkiline ulaştığını, TTK m.23 hükmü uyarınca ticari satışlarda, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün olduğunu, ayıp açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, ilgili kanun hükmü göz önüne alındığında davacının bu sürelere uymadığı ve bu doğrultuda satılan ürünleri de kabul ettiği aşikar olduğunu,müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, kötü niyetli başlatılan takibin iptaline, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası, Ticari defter ve kayıtlar, İzmir Arabuluculuk Bürosu... Arabuluculuk Numaralı Anlaşmama Son Tutanağı, müvekkilin davalıya gönderdiği ödemelere ilişkin dekontlar, Bilirkişi incelemesi, Tanık beyanları, Yemin ve isticvap, Keşif, ...Yargıtay kararları ve sair lehe her türlü yasal delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 12/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; davacı ve davalı ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda; DAVACI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE; -Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2023 yılına ait yevmiye defterinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onayının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı nihai takdirin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2023 yılı yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdikinin süresi içinde yaptırıldığı, defterin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. DAVALI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE; - Davalı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalının gerçek usulde vergilendirmeye tabi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve defter beyan sistemine kayıtlı olduğu görülmüştür. - Defter-Beyan Sisteminde noter tasdiki aranmamakta olup, ilk defa veya yeniden işe başlama ile sınıf değiştirme hallerinde defterleri kullanmaya başlamadan önce, sonraki faaliyet dönemlerinde ise defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk gününde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından elektronik olarak yapılmaktadır. -Bilirkişiliğimizce yapılan incelemede davalının ibraz ettiği 2023 yılı işletme defterinin usulüne uygun tutulduğu, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceği bilirkişiliğimizce tespit edilmiş olup, nihai takdir Sayın Mahkeme'nize aittir. DAVACIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA; -Davalının, davacıya 1 adet satış faturası ile toplam KDV dahil 23.600,00 TL tutarında fatura düzenlediği, -Davacının, davalıya 1 adet iade faturası ile toplam KDV dahil 23.600,00 TL tutarında fatura düzenlediği, -Davacının davalıya 2 adet işlem karşılığında toplam 23.600,00 TL ödeme yaptığı, -Her iki tarafın da düzenlemiş oldukları faturalara ilişkin sevk irsaliyesi, teslim tesellüm belgesi ve benzeri olarak fatura konusu ürünlerin teslimine ilişkin tevsik edici bir belgenin dosya kapsamında taraflarca ibraz edilmediği, - Davacı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan, takibe konu ödemelerden kaynaklı olarak 23.600,00 TL alacaklı olduğu, takibin de bu tutar üzerinden başlatıldığı tespit edilmiştir. DAVALIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA; -Davalının, davacıya 1 adet satış faturası ile toplam KDV dahil 23.600,00 TL tutarında fatura düzenlediği, -Davalının İşletme Hesabı Defteri tutmakla yükümlü olduğu, işletme hesabı defterinin tek taraflı kayıt sistemi şeklinde tutulmasından dolayı davacının yaptığı ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. -Her iki tarafın da düzenlemiş oldukları faturalara ilişkin sevk irsaliyesi, teslim tesellüm belgesi ve benzeri olarak fatura konusu ürünlerin teslimine ilişkin tevsik edici bir belgenin dosya kapsamında taraflarca ibraz edilmediği, -Davacının düzenlemiş olduğu 13.07.2023 tarihli... nolu iade faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, -Davalı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle taraflar arasında borç alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. -Davacının, dava konusu takipte 143,45 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu görülmüş ise de, dava dosyası içerisinde davacının davalıya göndermiş olduğu, davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından işlemiş faize ilişkin bilirkişiliğimizce bir hesaplama yapılamamış olup bu konudaki takdir Sayın Mahkeme’nize aittir. -Davacının düzenlemiş olduğu 13.07.2023 tarihli ... nolu iade faturasının, davacının davalıdan satın aldığı elektronik ürünler ve kurulum işçiliğini kapsadığı, davacının, ürünlerin teslim edilmemesi ve kurulumun yapılmamasından bahisle belirtilen iade faturasını düzenlediği anlaşılmaktadır. Belirtilen ürünler ve kuruluma ilişkin değerlendirme uzmanlık alanımız dışında olduğundan; tanzim edilen iade faturasının geçerli olup olmadığı hususunda bilirkişiliğimizce bir tespit yapılamamış olup bu konudaki takdir Sayın Mahkeme’nize aittir. -Sayın Mahkeme’niz tarafından davacının düzenlemiş olduğu 13.07.2023 tarihli ... geçerli olduğunun takdir edilmesi durumunda davalının davacıya 23.600,00 TL borcu bulunduğu, -Sayın Mahkeme’niz tarafından davacının düzenlemiş olduğu 13.07.2023 tarihli ... nolu iade faturasının geçerli olmadığının takdir edilmesi durumunda davalı ile davacı arasında borç bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sayın Mahkeme’nizin takdirlerine saygılarımla arz ederim..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eser bedelinin yükleniciden iadesi talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya toplam 23.600,00-TL ürün ve işçilik ücretini ödediği, davalının bunla ilgili davacıya fatura düzenlediğini ancak satın alınan ürünler teslim edilmediği gibi kurulumu yapmaya da gelinmediği, davalının tüm taleplere rağmen kurulum yapmaması üzerine takibe konu iade faturasının düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine takip başlatıldığı, davacının sistem kurulumu yapılmaması nedeniyle yapılacak işleri 3.kişilere yaptırdığı ve büyük maddi zarara uğradığı, davalının hem ürünleri teslim etmediğini hem de işi yapmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamın karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının fatura içeriği ürünlerin kurulumunu gerçekleştirdiği, ilk kurulum çalışmasında davacı tarafça gerekli tesisatın davacı tarafça sağlanmaması nedeniyle kurulumun 13.06.2023 tarihinde gerçekleştirildiği, bu hususun tanık beyanıyla ispat edileceği, davacının kurulumdan 10 gün sonra ödeme yaptığını ve aynı gün sistemin ayıplı olduğu iddiasında bulunduğu fakat malın ayıplı olduğu açıkça belli ise 2 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiği halde davacının teslimden sonra süresi içerisinde ihbarda bulunmadığını, davacının seçimlik haklarını kullanmak yerine takibe geçmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının 3.kişilere yaptırdığı işlemlerin sistemi bozması üzerine davalıdan talepte bulunduğunu ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir. 4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafça davacı adına düzenlenen 14/06/2023 tarihli 23.600,00-TL bedelli fatura içeriği mal ve hizmetten oluşan eserin davacıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Yargılama sırasında davacı tarafça eserin ayıplı olarak teslim edildiği ve kurulumun tam olarak sağlanmadığı hususu ileri sürülmüş ise de; 6100 Sayılı HMK’nın 141/1. maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi yasağının ancak ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati ile aşılabileceği yine HMK’nın 141/2.maddesinde belirtilmiştir.Karşı tarafın rızasının olmadığı durumlarda ıslah, iddia ve savunma yasağının kapsamına giren taraf usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmeye yarayan bir hukuki imkândır. Somut uyuşmazlıkta dava değeri itibariyle basit yargılama usulü uygulanmakta olup iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dava dilekçesinin verilmesiyle başlamaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan iddialarının; "Fakat davalı, müvekkilin satın aldığı ürünleri teslim etmediği gibi kurulumunu yapmaya da gelmemiştir." "Müvekkil bu anlamda büyük mağduriyet yaşamış, defalarca davalıyı arayıp işi bitirmesi için çağırmasına rağmen davalı tarafından her seferinde bahaneler üretilerek kurulum yapılmamış yahut müvekkil cevapsız bırakılmıştır" "Davalı hem ürün teslim etmemiş, hem işi yapmamış hem de müvekkilin kat be kat zarar etmesine sebebiyet vermişi, üstelik kötü niyetli olarak icra dosyasına da itiraz etmiştir" Şeklinde oldukları, iddiaların niteliği itibariyle eserin hiç teslim edilmediğine yönelik olduğu, yargılama aşamasında yemin teklifine de konu olduğu şekliyle sistem kurulumunun ayıplı olarak yerine getirildiğine yönelik bir iddianın yer almayıp davalı yüklenicinin tamamen ifada bulunmadığına yönelik anlatım yer aldığı görülmüştür. Bu durumda, davacının iddiasının değiştirilmesine dair davalı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı ve davacının davasını ıslah da etmediği gözetildiğinde davacının eser bedelinin iadesine yönelik talebinin, davalının eseri teslim edip etmediği uyuşmazlığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ayıp iddiasına yönelik iddianın, dava dilekçesinin verilmesinden sonra ileri sürülmüş olması nedeniyle kanunda sayılan istisnalar dışında dinlenemeyeceği ve bu istisna hallerin(muvafakat veya ıslah) mevcut olmaması nedeniyle davacının ayıp iddiasının yargılama konusu yapılamayacağı değerlendirilmiştir. 5-Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi oluşturan fatura içeriğinin bir kısım elektronik ürünün satışını ve kurulum hizmetini kapsadığı görülmüş olup niteliği itibariyle bir eserin ortaya konulması amaçlandığından uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Eser sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK'nın 470. Maddesi "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.", Eser sözleşmesinde kural olarak iş sahibi sözleşme bedelini ödediğini, yüklenici ise sözleşme konusu imalatları gerçekleştirdiğini ispat külfeti altındadır. Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Mahkememizce her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ayrı ayrı incelenmiş, davalının davacı adına düzenlediği 14/06/2023 tarih ve 23.600,00-TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde 20/06/2023 tarih ve 119 yevmiye sayılı işlem ile kaydedildiği, buna karşılık davacının düzenlediği 13/07/2023 tarihli 23.600,00-TL bedelli iade faturasının ise davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüştür. Buna göre, davacının davalı tarafından düzenlenen ve malzeme ile kurulum bedeli içerikli faturayı kendi ticari defterlerine işlemekle fatura içeriği mal ve hizmeti teslim almış olduğunun karine olarak kabulü gerekmekte olup davalı yüklenicinin eser sözleşmesine konu imalatı teslim ettiğini davacı ticari defterleriyle ispat ettiği değerlendirilmiştir. Davacı tarafça yargılama sırasında, davacının düzenlediği 23.600,00-TL bedelli iade faturasının davalıya gönderildiği ve buna davalının itirazda bulunmadığı, bu nedenle iade faturasının kabul edilmiş olduğu ileri sürülmüş ise de, faturaya itiraz edilmemesinin yasal sonucu fatura içeriğindeki malların bedelinin kesinleşmesine yönelik olup içeriğin teslim ve kabulünün ispatı için faturaya itiraz edilmemesinin yanında ayrıca faturanın tacirin ticari defterlerine de kaydedilmesi gerekmektedir. Oysa davalının incelenen ticari defterlerinde davacının düzenlediği iade faturasının kayıtlı olmadığı görüldüğünden davacının tek başına faturayı davalıya teslim etmesinin fatura bedeli kadar lehine alacak bakiyesi oluşturması sonucu doğurmayacağı kabul edilmiştir. 6-Davacı tarafça tanık deliline dayanılmış ise de, davacının yukarıda da açıklandığı üzere iddiasının mal ve hizmet tesliminin hiç yapılmadığına yönelik olduğu, davacının kendi ticari defterlerine kaydedilip ödemesi de gerçekleştirilen fatura içeriği eserin kendisine teslim edildiği davacının ticari defter kayıtlarıyla davalı tarafça ispat edildiği, yazılı delil niteliğindeki ticari defter kayıtlarının aksinin tanık beyanıyla ispatının mümkün olmadığı gözetilerek tanık dinlenilmemiştir. 7-Davacı tarafın delilleri arasında yemin delili de bulunmaktadır. Davacının, eserin teslim edilmediğine yönelik iddiasının aksinin davalı tarafça ispat edilmesi üzerine yemin delili kendisine hatırlatılmış ve davacı vekilinin yemin metni sunduğu görülmüştür. Mahkememizce yeminin konusu belirlenmiş ve davalıya yöneltilen yemin teklifinin davalı tarafça yerine getirildiği, eserin davacıya tam olarak teslim edildiği ve kurulumunun yapıldığı, sistemin çalışmasında davacı sorumluluğunda bulunan internet bağlantısından kaynaklanan aksamalar bulunduğu, internet bağlantısı sağlandıktan sonra kurulumun sisteme tanımlanması için yeniden gideceğini ancak kaza yapması nedeniyle gidemediğini belirtmiştir. Yukarıda yer alan gerekçelerde de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının dava dilekçesindeki iddiasının eserin hiç teslim edilmediğine yönelik olduğu, davalının gerek ticari davacı defter kayıtlarında yer alan faturası ve gerekse yemin teklifine karşı eserin kurulumunu yerine getirdiğine yönelik beyanlarıyla eser teslimini gerçekleştirdiği ispat etmiş olduğu, kurulan eserin internet bağlantısından kaynaklanan aksamaları bulunduğu davalının yemin beyanında geçen ifadelerden anlaşılmakta ise de bu hususun bir ayıplı ifaya işaret ettiği ancak davacının dava dilekçesinde açık bir şekilde ayıbın niteliğini ve ayıbın ne olduğuna dair anlatımda bulunmadığı, dava dilekçesinde yer almayan bir iddianın yargılama aşamasında ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi davalının yemininde ayıbın tevil yollu ikrarının da davacıya bu yönde iddiasını değiştirme imkanı tanımayacağı, şartları oluşması halinde davacının ayrıca ayıplı ifaya yönelik takip ve dava hakkını kullanabileceği ancak görülmekte olan davada uyuşmazlığın ayıplı ifa bulunup bulunmadığına yönelik olmadığı, nitekim her iki taraf vekilinin de imzasını içeren ön inceleme duruşma tutanağında da uyuşmazlığın "Uyuşmazlık konusunun; davacı şirket ile davalı şirket arasında süren ticari ilişki nedeniyle davalı tarafça düzenlenen 14/06/2023 tarihli 23.600,00-TL bedelli fatura içeriği mal ve hizmetlerin davacıya verilip verilmediği, davacının fatura nedeniyle davalıya ödediği bedelin iadesi hususunda başlatılan takibe vaki tirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı tespit edildi." şeklinde tespit edildiği ve davacı tarafın ayıplı ifaya yönelik bir iddiasının bulunmadığının bu yönüyle de belirli olduğu gözetilerek davalı yüklenicinin eseri teslim ettiğine ve eser bedeline hak kazandığını ispat ettiği, bunun dışında ayıplı ifaya yönelik davacı iddialarının bu davanın konusunu oluşturmadığı değerlendirilmiş ve davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir. 8-Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de uyuşmazlığın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının haklılığını ispat edememiş olmasının tek başına kötü niyetini göstermeyeceği ve davacının kötü niyetli hareket ettiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı gözetilerek davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 3.600,00 arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. 10-Mahkememizce taraflara tefhim edilen karar sonrasında karara karşı istinaf kanun yolu açık olarak gösterilmiş ise 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6763 sayılı Yasanın 41. Maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 maddesinin 2. Fıkrasında, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenmiş 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1. Maddede ise bu miktarın her takvim yılı başında 213 sayılı vergi usul kanunun mükerrer 298. Maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sureti ile uygulanacağı belirtilmiştir. 2024 yılı itibarı ile bu miktar 28.250,00-TL olarak uygulanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta talep ve dava konusu edilen dava değerinin 23.743,45-TL olduğu ve kesinlik sınırı olan 28.250,00-TL'nin altında kalan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulamayacağı, mahkememizce bu hususta sehven kanun yolu gösterilmesinin taraflara kesin karara karşı kanun yolu başvuru hakkı vermeyeceği ve bu hususta tashih şerhi düzenlenmesinin gerekmediği değerlendirilmiş ve kanun yoluna başvuruda bulunulması halinde istinaf dilekçesinin reddine karar verileceği hususu gerekçeli kararda açıklanmakla yetinilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 23.743,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı asıl, davacı vekili, davalı asıl ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/11/2024
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır