İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1091 E. 2025/929 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1091
Karar No
2025/929
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1091 KARAR NO : 2025/929 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS Sigortası ile sigortalanmış olan ... plakalı araç 30.04.2023 tarihinde müvekkili...r adına kayıtlı... plakalı araca %100 kusurlu olarak çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, söz konusu kaza sebebiyle müvekkilin aracında maddi hasar meydana geldiğini, ... plakalı araç zorunlu trafik sigortacısı olan ... Sigorta tarafından... numaralı hasar dosyası üzerinden yaptırılan ekspertiz çalışmasında araçtaki hasar yan sanayi parçalar üzerinden yüksek iskonto oranı ve düşük işçilik masrafları uygulanarak karşılandığını, araçtaki hasarın KDV hariç 42.889,09-TL olarak tespit edildiğini, müvekkilin aracının tamir yapılırken eşdeğer parçalar üzerinden değerlendirme yapılarak onarımın karşılandığı ve düşük işçilik ücreti takdir edilerek aracın düşük fiyata tamir ettirilmeye çalışıldığı ve bu suretle eksik hasar ödemesi yapıldığı ve bu farkın ödenmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 28/09/2023 tarihinde davacı vekili ...ın banka hesabına 35.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, 28/08/2023 tarihinde davacı vekili...n banka hesabına 42.889,09 TL hasar onarım bedeli ödemesi yapıldığını, yapılan ödemeler ile müvekkil şirket tarafından sigorta poliçesinden kaynaklanan sorumluluk yerine getirildiğini, davacı vekilince başvuru dosyasına hiçbir onarım faturası sunulmaması gerçek zararın ispatlanamadığını, tebliğ edilen başvuru dilekçesinde her ne kadar tazminata iskonto uygulanmadan hükmedilmesi talep edilmişse de kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde en az yüzde otuz olmak üzere tedarik ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin üzerine düşen sorumluluğu ifa etmesine rağmen işbu haksız ve mesnetsiz dava ikamet edilmesinin sebebi haksız kazanç sağladığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1)Taraf dilekçeleri, 2)06/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, 3)Hasar dosyası ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi, 4)Kaza Tespit Tutanağı, 5)Tüm dosya münderecatı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar onarım bedeli tazminatı istemine ilişkindir. Adli Trafik Uzmanı ... ve Otomotiv Uzmanı ...in 06/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalı sigorta poliçeli aracı kullanan ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı kanunun 52/1-a, 84/h ve 57/1-c maddelerini ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğunu, davacıya ait... plaka sayılı araç sürücüsünün ise 2918 sayılı kanunun 52/1-a maddesini ihlal etmekle kazanın oluşumuna etki ettiği, dava konusu... plaka sayılı araçta, kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 129.776,7 TL (KDV Dahil) hasar meydana gelebileceği, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin, davacı tarafa hasar tazminat bedeli olarak 28.08.2023 tarihinde 42.889,09.-TL ödeme yaptığı, piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalarda; davaya konu... plaka sayılı aracın marka, model, tipi, km.si, yakıt cinsi, vites türü ve kullanım şekli dikkate alındığında kazadan önceki piyasa rayiç değerinin ortalama 700.000,00 TL seviyelerinde olabileceği, buna göre; Yargıtay kararları doğrultusunda dava konusu aracın mevcut teknik özellikleri, rayiç değeri ve hasar toplamı dikkate alındığında pert total şartlarının oluşmadığı, aracın hasar bedeli, araç rayicinin %50'sini aşmadığından, aracın mevcut hali ile tamirinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olacağı tespit edilmiştir. Araç işletenlerin, 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, ...n zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Bu bilgiler ışığında yapılan inceleme neticesinde Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ve düzenlenen poliçede 2918 sayılı yasanın 85. Maddesinde yazılı zararların teminat altına alındığı anlaşılmıştır. Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu doğrultuda davacıların zorunlu mali mesuliyet sigortacısı şirkete başvurdukları ancak sigorta şirketi tarafından, davacıya eksik ödeme yapıldığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin eksik ödemenin yapıldığı tarih olan 28/08/2023 tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir, Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusurs, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir, Kusur sorumluluğunda, zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru halinde nedensellik bağı kesilebilir. Tüm dosya kapsamının bir arada incelenmesinde, 30.04.2023 tarihinde davacıya ait ... plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketince sigortalanan ... plaka sayılı araçlar arasında trafik kazası meydana geldiği, işbu kaza neticesinde davacı aracında oluştuğu iddia edilen hasar onarım bedeli tazminatı istemiyle huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce sürücüler ve üçüncü kişilerin kusur durumlarının belirlenmesine yönelik olarak dosyanın trafik kusur bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yapılan tespitlerde, ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı kanunun 52/1-a maddesinde yer alan "Sürücüler aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmak zorundadırlar", 84/h maddesinde yer alan "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar." ve 57/1-c maddesinde yer alan "Sürücüler kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı olduğu işaretlerle belirlenmemiş ise; Motorlu araçlardan soldaki sağdan gelen araca, ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar" hükümleri ihlal etmekle kazanın oluşumunda etken olduğunu, davacıya ait... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı kanunun 52/1-a maddesinde yer alan "Sürücüler aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmak zorundadırlar" hükmünü ihlal etmekle kazanın oluşumuna etki ettiği tespit edilmiştir. Yine aynı raporda otomotiv bilirkişisince yapılan tespitlerde,... plaka sayılı araçta meydana gelen kaza nedeniyle, hasarın esasen aracın sağ ön kesimlerinde etkili olduğu, çarpmanın şiddetli yaşandığı, şiddetine, açısına, hızına, temas eden yüzeylerin katılığına ve yakın civarda bulunan kompenentlerin yapısal ve malzeme özellikli davranışlarına bağlı olarak belirlenen yedek parçaların, kazanın meydana gelmesinde hasar gören sağ ön kısma ait olan sağ ön çamurluk, sağ ön kapı ve bunlarla bağlantılı parçaların kaza ile uyumlu olduğu, araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere toplamda KDV dahil 129.776,7 TL hasar onarım meydana geldiğine ilişkin görüş ve kanaat bildirilmiş, alınan bilirkişi heyet raporunun denetime, usul ve yasaya uygun, mahkememizce kurulan ara kararları karşılar nitelikte ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır. Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz. Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabil edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. 6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır. Yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ışığında... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 52/1-a maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %10 oranında etken olduğu, ... plaka sayılı araç sürücünün 2918 sayılı yasanın 52/1-a ve 84/h, 57/1-c maddelerini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %90 oranında etken olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf, 25/09/2025 tarihli dilekçesi ile hasar onarım bedelini 42.110,91 TL olarak arttırdığı, dava konusu kazada tarafların kusur oranları da dikkate alındığında, davalı sigorta şirketinin bakiye 38.909,94 TL hasar tazminatından sorumlu olduğu, davacının davalı sigortaya dava öncesinde müracaat ettiği, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 28.08.2023 tarihinde 42.889,09 TL hasar onarım bedeline ilişkin ödeme yapıldığı, davalı sigortanın bakiye hasar bedeli yönünden eksik ödeme yaptığı 28/03/2023 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, davacının bu tarihten itibaren faiz talep edebileceği, dava konusu aracın niteliğine ve davacının sıfatına göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-)38.909,94 TL hasar onarım bedelinin 28.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-)Alınması gerekli 2.657,93 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 717,45 TL tamamlama harcının mahsubu ile 1.512,88 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-)Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 717,45 TL tamamlama harcı, 7.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 125,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 8.697,65 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 8.001,83 TL sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 38.909,94 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 3.200,97 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-)3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/11/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/1091, K. 2025/929, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1091-e-2025-929-k-b7b4c7378ac3