İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1044 E. 2024/1127 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1044
- Karar No
- 2024/1127
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... *** VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : *** Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kooperatifin Kayseri ilinde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise müvekkil kooperatif üyesi olarak müvekkili kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, müvekkili kooperatifin halen tasfiye sürecine giremediğini, 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edemediğini, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerden kesin maliyet bedeli alınmadığının anlaşıldığını ve üyelerden ödenmeyen kesin maliyet bedellerinin talep ve dava edildiğini, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemelerinde 160'dan fazla dava açıldığını ve bu davaların konusu, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerin kesin maliyet borcuna ilişkin olduğunu, müvekkili kooperatif açısından, davalının 2003 yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan zaten muaccel aidat alacağının bulunduğunu, davalının, kooperatiften 150 m2 ev temin etmiş olduğundan 150m2 evler için genel kurulda düzenlenen aidat borcundan sorumlu tutulacağını, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2023 yılı Nisan ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcunu, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar şimdilik 100-TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiklerini, müvekkili kooperatif tarafından yapılan genel kurullarda tüm üyelerin tek seferlik ödeme yapmasına karar verildiğini, bu ödemenin, aidat borcu gibi her ay ödenmesi lazım gelen ödemeler olmayıp tek sefere mahsus şekilde talep edildiğini, ara ödeme, yargıtay içtihatları tarafından ek ödeme yahut ortakların şahsi sorumlulukların ağırlaştırılması olarak bilinen tek seferlik bir alacak kalemi olduğunu ve yalnızca genel kurul kararı ile alındığını, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihine kadarki ara ödeme alacağımıza karşılık şimdilik 100-TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiklerini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesinin ***K. Sayılı 16.02.2023 tarihli kararının 11 nolu paragrafında "üyenin yükümlülüğünün kooperatif tasfiye oluncaya kadar aidat ödemek." olduğu hususunun hükme bağlandığını, davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, davalıların böyle bir tavır sergilemesi halinde taraflarınca açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan Kayseri ili Melikgazi ilçesi Yıldırım ... mahallesi ... Ada 1 Parsel B Blok Bağımsız Bölüm No:26'da kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "davalıdır şerhi" konulmasını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100-TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili kooperatife ödenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100-TL ara ödeme (ek ödeme) alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili kooperatife ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava bedelini 200 TL üzerinden belirlediğini, somut davanın niteliği itibariyle söz konusu aidat hesabının sabit ve ara ödeme hesabının da belirli olması gerektiğini, HMK 109/2 maddesi mülga olması salt yargılama giderlerinden tasarruf edilmesini temin amacıyla, kısmi dava açılmasına dahi olanak veren eski uygulamanın avdet edeceği anlamına gelmediğini, davacının, dava açmaktaki hukuki yararının bulunması, bugün için halen yasal çerçevede düzenlenmiş bir dava şartı konumunda olduğunu, (HMK m.114, 1/h) dolayısıyla kısmi dava açmanın temel şartı halen hukuki yarar olup, söz konusu davada salt yargılama giderlerinden tasarruf amacıyla kısmi olarak açıldığını, ekonomik yararla hukuki yarar özdeş kavramlar olmadığını, davacının da davaları ihtiyati tedbir talebi ile değil, davacıdır şerhi talebiyle açması da ekonomik yarar güdüldüğünü, bu sebeplerle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığını, müvekkili ile davacı şirket S.S. Beyazıtkent Konut Yapı Kooperatifi arasında yapılan ve ekte sunulan "Taahhütname ve İlişik Kesme Belgesi" başlıklı belge ile müvekkilinin kooperatife olan tüm borcunun ödendiğini o tarih itibariyle de borcu olmadığını, müvekkilinin o an itibariyle herhangi bir ad ve nam altında ödeme yapmayacağını, böylece kooperatif ile ilişiğinin kesildiği imza altına alındığını, müvekkilinin yine aynı evrakta gerekli işlemlerin yapılarak tapunun kendisine teslimini talep ettiğini ve netice itibariyle de S.S. ... Kent Konut Yapı Kooperatifini ibra ettiğini, devamında ise S.S. ... Kent Konut Yapı Kooperatifi; müvekkili ...'nün beyanını kabul edip, imza tarihinden itibaren herhangi bir ödeme talep etmeden tapunun verileceğini ve dolayısıyla üyeliğinin sona ereceğini imza altına aldığını ve 06/05/2011 tarihinde de tapuyu müvekkiline teslim ettiğini, dolayısıyla davacının iddialarının aksine; müvekkili ile davacı şirket arasında imza edilmiş ve kesin maliyet bedelinin de yapıldığu belirtilen, yukarıda da bahsi geçen evrakta müvekkilinin ilişiğinin kesildiği ve kendisinin artık kooperatif üyesi olmadığını, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu Md. 42 "Genel Kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır." lafzı ve düzenlemesi gereğince genel kurul toplantıları tüm üyeleri davet edecek şekilde düzenlenir ve şartlar oluşması takdirde de tüm üylerle birlikte toplanır. Davacı şirket, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasından itibaren çok sayıda genel kurul düzenlediğini, müvekkilinin ilişiği kesildiği tarihten itibaren de müvekkilimin müvekkil aleyhine 2019 yılında açılan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/930 esas sayılı dosyanın hazırlık aşamasına kadar toplantılara davet edilmemesi somut gerçeği bir kere daha gözler önüne serdiğini, bu konunun açıklığa kavuşturulabilmesi için müvekkilinin ortaklığının sona erdiği tarih itibariyle 2018'e kadar genel kurula davet edilen kişilerin listelerinin incelenmesinde fayda olacağı kanaatinde olduklarını, davayı kabul etmemekle, davacının iddiasının temelinde olan söz konusu miktarın zamanaşımına uğradığını, konut yapı kooperatifi ana sözleşmesi madde 20’de Kooperatiften ilişkisi kesilen Ortağın sorumluluğu, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder. Hükmü amildir. Bununla birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar kanunu zamanaşımını düzenleyen maddelerinden olan 147. madde dördüncü fıkrasında” Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; ''Bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.” İçin beş yıllık zamanaşımı öngördüğünü, dolayısıyla sözde alacak için öngörülen zamanaşımı süreleri dolduğunu,6102 s. Türk Ticaret Kanununun; 124 üncü maddesinde ticaret şirketlerinin; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olduğu, yine aynı kanunun 16. Maddesi bu şirketlerin tacir sayılacağını belirtmiştir. Söz konusu kanunda tacir olmanın hükümlerini m.18/2'de "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi" gerektiği olarak belirtilmiştir. Bir tacirin sözde alacağını yaklaşık sekiz yıl sonra talep etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, tacirliğe bağlanacak sonuçların da tamamen aksine olduğunu, sırf bu durum dahi davacının davayı kötüniyetli olarak açtığını ve müvekkili üzerinden haksız kazanç elde etme maksadında olduğunu, davacı, dava dilekçesinde müvekkili adına kayıtlı dava konusu olar tapu üzerine davalıdır şerhi işlenmesini talep ettiğini, bu talep haksız olduğunu, müvekkili adına açılan bu dava reddi gerekirken buna ek olarak müvekkilinin mülkiyet hakkının kısıtlanması da hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar bu şerh satış yapılmasına engel teşkil etmese de dava sürecinde olası satış durumunda bu şerh alıcı nezdinde olumsuz intiba uyandıracağını, bu sebeple söz konusu talebin de reddi gerektiğini, öncelikle açılan davanın usûlden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise de kötüniyetli olarak açılan davanın esastan reddini, dava konusu müvekkiline ait tapu kaydına konulan davalı şerhinin kaldırılmasını, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olmakla; Bilirkişi Prof. Dr. ***'dan alınan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalının 28.02.2011 tarihli maliyet raporunda belirtilen tutarı ödediği ve bu maliyetten borcu kalmadığı, bu tarihten sonraki tutarları davalının ödemesi gerektiği yönünde mahkemede kanaat oluşması durumunda bahse konu 28.02.2011-30.04.2023 dönemi aidatlar toplamı 177.200 TL olarak hesaplanmış olup, davalının bu aidatlara yönelik bir ödemesi dosyadaki hesap ekstresinde gözükmemektedir. Davalının maliyet raporunun hazırlandığı 28.02.2011 tarihinden önceki ve sonraki tüm aidatların hesaplamaya dahil edilmesi durumunda (davacı talebi) davacının aidat alacağı (208.230 TL – 93.962 TL =) 114.268 TL olarak hesaplanmaktadır. Davacı taraf davalıdan ara ödeme tutarları için şimdilik 100 TL talep etmiştir. Kooperatif genel kurul kararlarına göre ödenmesi gereken ara ödeme toplamı dava tarihi itibariyle 121.000 TL (Ek Tablo-4) olarak hesaplanmış olup davalının bu borç yönünden bir ödemesi gözükmemektedir. Davacının ticari defterlerindeki kayıtların ayrıntısı niteliğindeki muavin defter kayıtları incelendiğinde davalıya 389.410 TL borç tahakkuku yapıldığı görülmektedir. Davalı ödemesi ise 93.962 TL olarak kayıtlıdır. Bu durumda davacının raporumuz ekindeki muavin defterlerinde kayıtlı davalıdan olan alacak tutarı (389.410 – 93.962 TL=) 295.448 TL hesaplanmıştır, hususunda kanaatini bildirmiştir. Bilirkişi ***'dan alınan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 15 Haziran 2022 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanan 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına dair kanun ile Kooperatifler Kanunu’na eklenen geçici madde 11 Anayasa Mahkemesi tarafından *** K. sayılı 16/02/2023 karar tarihli karar ile Anayasanın 10. ve 48. Maddelerine aykırı olması gerekçesi ile iptal edilmiştir. Bu nedenle incelemelerimiz Yargıtay 6. Hukuk dairesinin son içtihatları çerçevesinde yapılmıştır. Yargıtay son içtihatlarında inşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceğini, bağımsız bölümleri teslim edilenlerin istifa edebilecekleri yönündeki ana sözleşme değişikliğinin yok hükmünde olduğunu ve maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yönünde karar vermektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi *** K. sayılı ilamında; “Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği” hususunun yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edildiğine işaret etmiştir. Bu kararların temel dayanağının eşitlik ilkesi olduğunu söylemek mümkündür. Kooperatiflerde ortakların hak ve borçlarının dayandırıldığı temel ilke eşitlik ilkesidir. Bu ilke Kooperatifler Kanunu’nun 23. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Ç) Hak ve vecibelerde eşitlik: Madde 23 – Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler. Bu eşitlik ilkesini hem mutlak hem nispi eşitlik olarak anlamak gerekmektedir. Mutlak eşitlik dediğimizde anlaşılması gereken ortaklara aynı haklar ve aynı borçlar yüklenirken ortakların katkısının, özverisinin veya ortakların içinde bulunduğu şartların bir etkisinin bulunmamasıdır. Örneğin ortaklardan her birine, sermaye payları ne olursa olsun bir oy hakkı verilmesi durumunda mutlak eşitlikten bahsederiz. Bunun yanı sıra iptal davası açma hakkı, sorumluluk davası açma hakkı gibi haklar mutlak eşitlik esas alınarak tanınmış haklardır. Nispi eşitlik ise; farklı şartlar içinde bulunan veya farklı özelliklere sahip olan ortaklara, belirli bir objektif ölçü kullanılarak, hak ve menfaatin farklı ama göreceli olarak eşit şekilde sağlandığı ya da borcun farklı ama göreceli olarak eşit şekilde yüklendiği hallerde söz konusu olur. Düşük aidat ödeyen ortağa düşük maliyetli, yüksek aidat ödeyen ortağa yüksek maliyetli konutların tahsis edilmesi durumunda nispi eşitlikten bahsedilecektir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar) Yukarıda da ifade edildiği üzere kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını tamamlar ve amaçlarını gerçekleştirir. Bu nedenle bağımsız bölümün alınmış olması kooperatife aidat ödeme borcunu sona erdirmez. Kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması durumunda kooperatifin aidat toplamaya devam etmesi doğaldır. (Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar) hususunda kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı vekilinin 05/03/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu, görülmüştür. Mahkememizin 09/05/2024 tarihli celsesinde ;Dosyanın görev yapan bilirkişi heyetine tevdii ile davalı tarafından yapıldığı iddia olunan ödemeye ilişkin kaydın değerlendirilmesi hususunda , ödemenin ticari defterlerde yer almadığının tespit edilerek Kooperatifle dava dışı şirket arasında hesap kayıtlarının incelenerek ilgili ödemenin Anadolu Bina şirketinin alacaklarını düşürüp düşürmediğinin tespit edilip edilmediğinin istenilmesi üzerine dosyanın ek rapora gönderildiği görülmüştür. Bilirkişi heyeti *** ve *** alınan 05/06/2024 tarihli ek raporda; Davalı hakkında Kayseri 1. ATM’nin ***K sayılı ilamı ile davalının 172.997 TL borçlu olduğu yönünde karar verilmiş ve bu tutar için icra takibi yapılmıştır. Davalı hakkında kesinleşen karar olması ve bu karar doğrultusunda takibin devam ediyor olması sebebiyle bahse konu karardaki tutar derdest dava kapsamında davalı ödemesi olarak dikkate alınmıştır. Bu durumda davalının raporumuz içinde belirtildiği üzere 62.271 TL borcu hesaplandığı hususunda kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişi ek raporundan birer suret taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 22/04/2024 tarihli dava değerinin ıslahına ilişkin ıslah dilekçesi ve ıslah harcını mahkememize sunduğu, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği davalı vekilinin ıslaha beyanlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile Mayıs 2022 tarihleri arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir. Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar) Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar) Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği anlaşılmaktadır. Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi *** Karar) Alınan genel kurul kararları uyarınca davacının 62.271,00 TL alacağı bulunduğundan davanın ıslah istemi dikkate alınarak, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi kararı uyarınca alınan ek rapor dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, yıllık %18 faiz işletilmesi isteminin ise feragat olması ancak yasal faizin %18 oranından yüksek olması karşısında yıllık %18 faizi geçmemek kaydı ile yasal faiz uygulanmıştır. Mahkememiz kararına benzer mahiyette aynı nitelikte alacaklar için Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2024/1044 E., 2024/1127K. sayılı, 2024/877 E., 2024/986 K. sayılı, 2024/1038 E., 2024/1112 K. sayılı, 2024/1037 E., 2024/1114 K. sayılı ilamları bulunmaktadır. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, 62.271,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağı ıslah tarihi olan 24/04/2024 tarihinde itibaren yıllık %18'i geçmemek kaydıyla yasal faiz uygulanmasına, 2- Davacının fazlaya ilişkin istemin reddine, 3- Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 4.253,73 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 4.015,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.194,90 TL harcın mahsubu ile eksik 58,83 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 825,81 TL'sinin davalıdan bakiye 2.294,19 TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 179,90 TL başvurma harcı 179,90 TL peşin harç ve 4.015,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.374,80 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 4.178,50 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 1.105,97 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 27.679,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır