İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1041 E. 2025/615 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1041
- Karar No
- 2025/615
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1041 Esas KARAR NO : 2025/615
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 11/12/2024 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/08/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacının muhtelif ticari mal satışlarından kaynaklanan alacağını tahsili talepli olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyası ile toplam 368,47 USD asıl alacak için davalıya karşı icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu beyan ederek Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe vaki haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamını, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıya takibe ve davaya konu edildiği gibi satışlar sonucu tanzim edilen ve ticari faturalara dayalı herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile ticari defter-belge ve kayıtlara dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 368,47 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "TİCARİ DEFTER ,BELGE VE KAYITLAR " olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında satışı yapılan ürünlerin bedellerinin ödenmediği noktasındadır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı tarafın davalı taraf hakkında 368,47 USD toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek bankalarca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami USD faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyası üzerinden 22.04.2024 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın 02.05.2024 tarihinde takibe itiraz ettiği, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2022-2023 yılına ait toplam 11 adet ve KDV dahil 29.104,31 TL tutarlı faturanın olduğu, iş bu faturalardan 10 adet ve KDV dahil 28.279,69 TL olanının USD para birimi üzerinden düzenlendiği ve TL para birimi karşılıklarının belirtildiği, 1 adet ve KDV dahil 824,62 TL olanın TL para birimi üzerinden düzenlendiği, Faturaların açıklama kısmına malzeme kodu/açıklaması bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı tarafın 2022-2023 yılına ait takibe konu ettiği cari hesaba ilişkin 11 adet faturanın olduğu, 2022 yılına ait takibe konu cari hesaba ilişkin 5 adet faturanın olduğu, dosya muhteviyatına sunulan davacı tarafa ait 2022 yılı BS Formu beyan bilgilerinde takibe konu cari hesaba ait 5 adet faturanın beyan edilmediği ancak dosya muhteviyatına sunulan davalı tarafa ait 2022 yılı BA Formu beyan bilgilerinde takibe konu cari hesaba ait 3 adet faturanın beyan edildiği ve alış-satış karşılaştırma ekranında davacı tarafından da 2022 yılında BS Formu ile takibe konu cari hesaba ait 3 adet faturanın beyan edildiği, geriye kalan 2 adet faturanın ise ilgili oldukları ayda/dönemde BS-BA Formu yasal beyan sınırının altında kaldığından taraflarca beyan edilemediği, 2023 yılına ait takibe konu cari hesaba ilişkin 6 adet faturanın olduğu, faturaların tamamının ilgili oldukları ayda/dönemde BS-BA Formu yasal beyan sınırının altında kaldığından taraflarca beyan edilemediği, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 18.01.2022 tarihli 2.338,26 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 01.01.2024-22.04.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 2.890,37 TL alacaklı olduğu, 02.05.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 2.561,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 20.01.2022 tarihli 2.338,26 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 01.01.2024-22.04.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 329,37 TL borçlu olduğu, 02.05.2025 tarihinde 329,37 TL tutarlı kayıt işlemi ile borcun kapatıldığı, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 2.890,37 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 329,37 TL borçlu olduğu, taraflar arasında takip tarihi itibariyle 2.561,00 TL tutarlı cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın davalı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak yaptığı 25.04.2023 tarihli ve 2.561,00 TL tutarlı 1 adet kayıt işleminden kaynaklandığı, Davalı taraftan 25.04.2023 tarihli ve 2.561,00 TL tutarlı 1 adet kayıt ödeme kayıt işleminin belgesinin talep edildiği, davalı tarafından 1 adet ödeme belgesinin sunulduğu, sunulan iş bu belgeye istinaden davalı tarafın 25.04.2023 tarihli, “.... Grup-kredi Kartı ile Ödeme” açıklamalı, 2.561,00 TL tutarlı kayıt işlemini ticari defterlerine mükerrer olarak 2 defa kayıt ettiğinin anlaşıldığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu kayıt işleminden dolayı ortaya çıktığı, bu durumda tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 2.890,37 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın takip talebinde asıl ve toplam alacak olarak 368,47 USD tutarı talep ettiği, davacı tarafın davalı tarafla olan cari hesabını TL ve USD para birimi olarak birlikte tuttuğu, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan TL para birimi olarak 2.890,37 TL, USD para birimi olarak 370,24 USD alacaklı olduğu, takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa 11 adet fatura düzenlediği, 10 adet faturanın USD para birimi üzerinden, 1 adet faturanın TL para birimi üzerinden düzenlendiği, dosya muhteviyatına sunulan davalı tarafın davacı tarafa yaptığı 2 adet ödeme belgesinin üzerinde USD para birimi tutarının belirtildiği, davacı tarafından USD para birimi olarak düzenlenen faturalar ile davalı tarafından USD para birimi olarak yapılan ödemeler dışında kalan TL para biriminden olan diğer kayıtların TCMB döviz kurları ile USD tutarlara çevrildiği, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle USD para birimi cinsinden olan alacak tutarının 370,24 USD olarak hesaplandığı, yapılan iş bu hesaplamanın detaylarının tablo halinde sunulduğu, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 370,24 USD alacağı talep edebileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99/son maddesine göre, alacaklının seçimlik hakkı mevcut olup fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını istemesi halinde takip konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceği, bu alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiilen ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz istenebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden sonra tarafların ticari defterlerinde 02.05.2024 tarihli olarak kayıtlı davalı tarafın davacı tarafa yaptığı 329,37 TL tutarlı 1 adet ödemenin olduğu, iş bu ödemenin USD karşılığının 10,11 USD olduğu, takip tarihi itibariyle hesaplanan 370,24 USD asıl alacak üzerinden takip tarihi ile 02.05.2024 ödeme tarihi arasında işlemiş faizin bankalarca 1 yıla kadar vadeli USD mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranlarıyla 0,54 USD olarak hesaplandığı, 02.05.2024 tarihi itibariyle 0,54 USD işlemiş faiz tutarı ve davalı tarafın yaptığı 10,11 USD ödeme tutarı ile birlikte davacı tarafın davalı taraftan 360,67 USD alacaklı olduğu, 02.05.2024 tarihi itibariyle hesaplanan 360,67 USD asıl alacak üzerinden 02.05.2024 ödeme tarihi ile 11.12.2024 dava tarihi arasında işlemiş faizin bankalarca 1 yıla kadar vadeli USD mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranlarıyla 11,72 USD olarak hesaplandığı, dava tarihi itibariyle 11,72 USD işlemiş faiz ile birlikte davacı tarafın davalı taraftan 372,39 USD alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Tarafların ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Taraflarca ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu ve sahibi lehine delil vasfı taşıdığı anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Ancak incelenen ticari defter kayıtlarında davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura alacağının birbiri ile uyumlu şekilde kaydedilmediği görülmektedir. -Yine işbu dosyaya dayanak olan takip dosyasındaki takip dayanağı belgenin incelenmesinde; takibin cari hesap ekstresine dayandığı, davacının incelenen ticari defterlerinde yer alan cari hesap ekstresi ile takip dayanağı olan ekstrelerin birbiri ile aynı olmadığı, tarafın dayanak belgesi ile defter kayıtlarının birbirinin doğrulamadığı görülmektedir. -Bu doğrultuda davacının takibe ve alacağına dayanak olan cari hesap alacağı yönünden alacağının varlığını ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. Defter kayıtlarında yer alan diğer tespitler ile takip dayanağı belge arasında farklılıkları bulunduğundan bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. -Yukarıdaki açıklamalarda ayrıntılarına yer verildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki ve satış sözleşmesi kapsamında davacı satıcının satışa konu ürünleri teslim ettiğini ispat etmesi zorunludur. Ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla bu husus ispat edilemediğinden, avacı tarafın ispat külfetini yerine getirmediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 12.850,28-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/07/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır