İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/10 E. 2025/277 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/10
Karar No
2025/277
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/10 KARAR NO : 2025/277

DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 04/01/2024 KARAR TARİHİ : 27/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında birden çok plastik ham madde alım satım işlemi gerçekleştiğini bu alım satımlara ilişkin olarak sayın mahkemeye ibraz ettikleri faturaların bedellerinin dava konusu çekler ile ödendiğini anlaşma konusu ham maddenin davalı şirket tarafından müvekkiline teslim edilmediğini, bu hususun davalı şirket yetkililerinin ------ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadelerinden de anlaşılacağını " Ekonomik sıkıntılar nedeniyle tarafımıza verilen bir takım çekler karşılığında mal teslimi yapamadık." şeklinde ifadelerin mevcut olduğunu, müvekkilinin plastik ham madde alımına istinaden davalı şirkete farklı tutarlarda 6 adet toplamda 1.310.000,- TL bedelli çeki davalı firmaya teslim ettiğini, davalı firmaya ikame edilen menfî tespit davası öncesi 24.11.2023 tarihi itibari ile zorunlu arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığını, davalıya teslim edilmiş ve tedbir istenen çeklerin vade tarihleri yakın bir tarih olması hasabiyle bu tedbir talebininin istendiğini, ayrıca dava konusu çeklerin ibrazında ödenmemesi amacı ile -----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- dosyası ile davalıya verilen çeklerin ödenmemesi hususunda teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alındığını, akabinde arabuluculuğa başvurulduğunu davalıya ulaşılamaması hasabiyle bir sonuç alınamadığını, davalı firmanın aldıkları duyumlara göre müvekkili gibi daha birden çok firmayı 10 milyon dolar gibi yüksek bir bedelle dolandırıp ortadan kaybolduğunu belirterek davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine, davalı şirkete ürün alım-satımı amacıyla verilen 6 adet toplam da 1.310.000,- TL tutarında çekin ( ----- no'lu, 25.11.2023 tarihli 200.000,- TL, ---- şb. ----- no'lu, 08.12.2023 tarihli 215.000,- TL, ----- şb. ----- no'lu, 15.12.2023 tarihli 205.000,- TL, ---- şb. ----- no'lu, 22.12.2023 tarihli 215.000,- TL, ----- şb. ---- no'lu, 29.12.2023 tarihli 225.000,- TL, ---- şb. ------ no'lu, 31.12.2023 tarihli 250.000,-TL. ) Sayın Mahkemece takdiren belirlenecek ve depo edilecek teminat tutarının karşılığında çekin ibrazı halinde lehdara ve varsa diğer cirantalara ödenmemesi yönünde iş bu dava sonuçlanıncaya kadar ivedilikle HMK 389 ve devamı hükümlerince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ve dava vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın ihtiyati tedbir taleplerinin "hukuki yarar yokluğu" gerekçesiyle reddine karar verildiğini, işbu haksız ve kötüniyetle ikame edilmiş davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini ve talep edildiğini, davacı yanın müvekkili şirket tarafından herhangi bir mal teslimatının gerçekleştirilmediğine yönelik beyanlarının asılsız iddialardan öteye gidemediğini, huzurlarınızdaki dava konusunun kambiyo senetlerinden doğan menfi tespit talebi olduğundan ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, kambiyo senetlerine karşı borçlu olmadığını iddia eden davacının bu hususu ispat etmek yükümlülüğü altında bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü çeklerden borçlu olmadığına yönelik olarak yazılı delil ibraz etmediğini, davacı tarafın beyan ve delil olarak gösterdiği ----- sayılı soruşturma dosyasına ilişkin müvekkili şirket yetkilileri hakkında yürütülen benzer soruşturma dosyalarında verilen takipsizlik kararlarından görüleceği üzere müvekkilinin dolandırıcılık ve her türlü isnat eylemlerini işlediğini gösterir herhangi bir somut delil tespit edilemediğini, davacı yanın tek dayanak olarak sunduğu hususun müvekkili firma hakkında tabiri caizse "kulaktan dolma bilgiler" olduğunu hukuki ve maddi dayanaklardan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davalı-----19.04.2024 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ---- yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı ve haklarında TTK 83,84,85 ve HMK 2019-222 maddelerinin uygulanacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı -----incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı----- incelenen kayıtlarına göre, davacı -----30.10.2023 tarihinden itibaren 1.315.662,51 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu alacak bakiyesinin 1.310.000,- TL tutarının dava konusu edilen çeklerden kaynaklandığı; Davacı tarafından davalıya keşide edilen ve davaya konu edilen toplam tutarı 1.310.000,-TL olan 6 adet çekin davalı tarafından 2 adet tahsilat makbuzu ile teslim alındığı; Davalı ----- 19.04.2024 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği;" şeklide sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalı ----- 19.04.2024 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ---- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı ve haklarında TTK 83,84,85 ve HMK 2019-222 maddelerinin uygulanacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı---- incelenen kayıtlarına göre, davacı ------ 30.10.2023 tarihinden itibaren 1.315.662,51 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu alacak bakiyesinin 1.310.000,-TL tutarının dava konusu edilen çeklerden kaynaklandığı; Davacı tarafından davalıya keşide edilen ve davaya konu edilen toplam tutarı 1.310.000,-TL olan 6 adet çekin davalı tarafından 2 adet tahsilat makbuzu ile teslim alındığı; Davalı-----19.04.2024 günü saat 10:30'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunup bulunmadığının tespit edilemeyeceği; Dosyanın mevcut hali dikkate alındığında mal alımı karşılığında çeklerin verildiği, mal tesliminin yapıldığının dosya kapsamından anlaşılmadığı, bu sebeple dava konusu çeklerden dolayı dolayı davacının borcunun bulunmadığı" şeklide sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; İ.İ.K'nun 72. Maddesinden kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ----- Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer-----. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.---- CBS ---- soruşturma ve ---- karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde; " şüpheliler ---- ve--- ifadelerinde; bahse konu çeklerin varlığından haberdar olduklarını ancak şirketin mali durumunun kötüye gitmesi sebebiyle ticari ilişkilerinin zedelendiğini, çeklerin karşılında bu sebeple mal teslimi yapamadıklarını" ifade ettikleri görülmüştür.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri toplanmış; 1----- şubesi, ----- no'lu, 25.11.2023 tarihli 200.000 TL bedelli, 2----şubesi, ---- no'lu 08.12.2023 tarihli, 215.000 TL bedelli, 3----- şubesi, ---- no'lu, 15.12.2023 tarihli, 205.000TLbedelli, 4-- şubesi, --- no'lu, 22.12.2023 tarihli , 215.000TLbedelli, 5-----şubesi,----- no'lu,29.12.2023 tarihli, 225.000TL bedelli, 6------ Şubesi, ------ no'lu, 31.12.2023 tarihli, 250.000 TL bedelli çekler, bilirkişi raporu, ---- CBS ---- soruşturma sayılı dosyası, taraf beyanları hep bir arada değerlendirildiğinde; keşidecisi ----olan, muhatabı ---- Şubesi, lehtarı ------olan 6 adet seri çekin 2 adet tahsilat makbuzu mukabilinde davalıya verildiği, ibraz tarihinde çeklerin ibraz edildiği, dava konusu çeklerin ibrazında ödenmemesi amacı ile ----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- dosyası ile davalıya verilen çeklerin ödenmemesi hususunda teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alındığı, dosya kapsamında mevcut çek görüntülerinden ibrazında ödemenin mahkeme kararına istinaden yapılmadığı, davacı yanca çeklerin karşılıksız kalmasından kaynaklı iş bu menfi tespit davasını ikame edildiği, incelenmesine karar verilen taraf ticari defter ve kayıtlarının neticesinde; davac-----ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde 10/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun oluşturulduğu, oluşturulan bilirkişi raporunda özetle davacının incelenen kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı-----30.10.2023 tarihinden itibaren 1.315.662,51 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu alacak bakiyesinin 1.310.000,00 TL tutarının dava konusu edilen çeklerden kaynaklandığının tespit edildiği, davalı şirketin defterlerini dosyaya ibraz etmediği, dava dosyasında ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28/07/2020 tarihli ---- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağının kabulü yönünde taraflara safahatta ihtarda bulunulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Tüm bu genel hukuki açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında; davacı taraf ticari defterlerini sunmuş ancak davalı tebligata rağmen defterlerini sunmamıştır. Mahkememizce, davacının iddiası, HMK m. 220/3 hükmü de dikkate alınarak doğru kabul edilmiştir. Davalı ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu haliyle davacının iddiasını ispat ettiği kabul edilmiştir. Sonuç olarak davacının davalıya karşı açmış olduğu davasını ispatladığı vicdani kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KABULÜNE, 2-Davacının; a---- şubesi, ------ no'lu, 25.11.2023 tarihli 200.000 TL bedelli, b---- şubesi, ----- no'lu 08.12.2023 tarihli, 215.000 TL bedelli, c---- şubesi, ----- no'lu, 15.12.2023 tarihli, 205.000TLbedelli, d----- şubesi, ----- no'lu, 22.12.2023 tarihli , 215.000TLbedelli, e----- şubesi,----- no'lu,29.12.2023 tarihli, 225.000TL bedelli, f----- Şubesi, ----- no'lu, 31.12.2023 tarihli, 250.000 TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 89.486,10 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 22.371,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 67.114,57 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 195.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 22.371,53 TL peşin harç toplamı 22.799,13 TL ile 8.145,00 TL (Bilirkişi Ücreti, Kep Reddiyatı, Posta Masrafı, Elektronik Posta Masrafı) olmak üzere toplam 30.944,13 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/10, K. 2025/277, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-10-e-2025-277-k-6c8400cb8e86