İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/981 E. 2024/1345 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/981
- Karar No
- 2024/1345
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/981 Esas KARAR NO : 2024/1345
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 11/10/2023 KARAR TARİHİ : 27/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı şirket ..... Teknoloji İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş. 2003 yılında kurulmuş olup halihazırda çoğu mühendis olmak üzere 200 kişinin üzerinde personel istihdam eden KOBİ statüsünde bir dış ticaret ve mühendislik firması olduğunu, optik, elektronik, telekom, bilişim ve ısıtma alanlarında mühendislik ve üretim faaliyetleri yürüten müvekkilimiz ülkemizin önemli teknoloji şirketleri arasında yer aldığını, müvekkil davacı şirket, davalılardan GKE ile mevcut sözleşme ilişkisi çerçevesinde, Muğla ili Milas ilçesinde bulunan Yeniköy-Kemerköy Termal Elektrik Santrali rehabilitasyonu işlerinin bir kısmını üstlenmiş ve tamamlamış ancak hakkediş alacaklarının oldukça yüksek bir miktarını uzunca bir süredir tahsil edememiş durumda olduğunu, müvekkil şirket ile davalılardan GKE arasındaki kurulu sözleşme konusu işlere dair fatura alacaklarına ilişkin ..... E. dosya üzerinden defter incelemesi gerçekleştirilmiş olup, mahkemeye sunulan raporda müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olduğu, aksi yönde bir ayıp vb. ihtarı bulunmadığına işaret edildiğini, bu yargılama sürecinde, ilk derece mahkemesi ilamında, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olduğu, ayıp vb. ihtarı bulunmadığına işaret edilerek, birbiri ile örtüşen taraf defter ve kayıtlarında, 320.000 avro civarında bir alacak kayıtlı bulunduğu da açıklığa kavuşmuş durumda olduğunu, ..... Tesisleri Taahhüt A.Ş.nin eski unvanı ...... Enerji Tesisleri Taahhüt A.Ş. olduğunu, bir davalı ..... GAYRİMENKUL A.Ş. de ticaret sicil gazetesinde yayımlanan kuruluş metninde görülebileceği üzere yine bir ..... B.V. iştiraki olduğunu, bu şirketin yönetim kurulu üyelerinin de ...... olduğunu ve yine ...... İnşaat şirketinin yönetim kurulu üyeleri ile aynı kişiler olduğunu, davalı şahıslar, ya şirketin gizli ortak kurucuları olduğunu yahut üçüncü kişileri bu şekilde yanılttıklarını, birlikte yönetim kurulu üyesi olarak görev aldıkları dönemler de İTO bilgi bankası ve ticaret sicil gazetesi kayıtları ile sabit olduğunu, Bakırköy ...... İcra Dairesinin ...... Tal. Sayılı dosyası üzerinden fiili haciz gerçekleştirmek üzere borçlunun ticaret sicilde kayıtlı adresine gidildiğinde tespit edilmiş olduğu üzere borçlunun bu adresten taşınmış olması nedeniyle şirket yetkilileri aleyhine ticareti usulsüz terk başta olmak üzere İİK 331,333/a, 337/a ve 345/a gibi sair maddeleri çerçevesinde icra ceza mahkemesine şikayet de gerçekleştirilmiş bulunduğunu, konunun tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bütünlüğün sergilenmesi yönünde ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davalı şirketler, ortakları ve yetkilileri arasındaki organik bağların ve iktisadi bütünlüğün tespiti ile tüzel kişilik perdelerinin kaldırılmasına, müvekkillerin alacaklısı olduğu başta İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı dosyası borcu olmak üzere saydığımız sair icra takip ve davalardan doğan borçlar için davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.195.000,00 TL alacağın tahsilde tekerrür arz etmeyecek şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir. Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde her ne kadar söz konusu davanın ticari tespit davası konulu olmasından mütevellit arabuluculuk dava şartına tabii olmadığını iddia etse de davanın tespit davası mı yoksa alacak davası mı olduğu yönünden soru işaretleri mevcut olduğunu, müvekkilin asıl borçlu olduğu iddia edilen davalı tüzel kişiler ile hiçbir yönetimsel bağı kalmamış olup davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilin hiçbir suret ile şahsi mal varlığı ile iddia edildiği üzere borçlu konumdaki ...... Enerji’nin borçlarından sorumluluğunun doğamayacağının ortada olduğunu, ancak bu şartların varlığı halinde tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması sonucundan bahsedilebilecek, böylece tüzel kişinin borçları, tüzel kişinin ortaklarına teşmil edilerek onlardan talep edilebilir hâle geleceğini, tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil ettiğini, müvekkil yalnızca hukuki danışmanlık hizmeti vermekte olup bunun dışında temsil yetkisi bulunmadığı gibi kendi çıkarına herhangi bir iş ve işlem yapabilecek bir sıfatı ve pozisyonundan da bahsetmek mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..... Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar dava dilekçesi içeriğinde işbu davayı tespit davası olarak nitelendirmiş ise de bu değerlendirmeye katılmak mümkün olmadığı gibi aynı zamanda dava harçlarının da yatırılmadığı gözetilerek davanın reddi gerektiğini, konunun alacaklarının taraflardan tahsiline yönelik olduğunu, arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, müvekkil şirketi sorumlu göstermesine yönelik beyan ve taleplerini de kabul etmemekte ve bu yönüyle de haksız davanın reddi gerektiğini, öncelikle davacının davaya konu ettiği ve de diğer davalı şirketle yürüttüğü ticari ilişkisine dair hususlar, doğrudan ve/veya dolaylı olarak müvekkil şirket bilgi ve görgüsünde olmayıp, dolayısıyla davacının aksi yöndeki beyanları ile müvekkil şirketi sorumlu göstermesini kabul etmediğini, davacı anlaşıldığı kadarıyla işbu davası ile sadece haksız ve de kötü niyetli beyanlarda bulunmamakta bununda ötesinde yargı mercileri aracılığıyla haksız menfaat elde etmeye yönelik davrandığını, davacı taraf her ne kadar davalı şirketler arasında bağ olduğunu iddia ederek, alacak talebinde bulunmuş ise de işbu beyan ve de talepleri mevzuat kapsamında da dinlenemez nitelikte olduğunu, müvekkil şirket faaliyet alanı itibariyle franchise alanında faaliyet göstermekle birlikte yönetim organları da davacının belirttiğinin aksine farklılık gösterdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...... Gayrimenkul A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, müvekkil şirketin de dahil olduğu davalılardan, bir miktar paranın ödenmesini talep ettiğini, bu durumda, dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin bir eda davası olduğunu, bu nedenle, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunu, davacı, dava açmadan önce ticari uyuşmazlıklarda dava şartına aykırı davranarak arabulucuya başvurmamış, her ne kadar dava dilekçesinde dava türünün tespit davası olarak belirtilmiş olsa da bu somut olay ve talep yönünden bir istisna teşkil etmeyeceğinden, tespit davası adı altında gizlenen işbu eda davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekeceğini, davacı ve davalılardan ...... arasında kurulan ve defalarca kez yargıya taşıdığı akdi ilişkiye rağmen, davacı tarafça; müvekkil şirket'e dava ikame edilmesi hukuken mümkün olamamakla birlikte, bu tavır açıkça haksız ve de kötü niyetli bir biçimde maddi menfaat elde etmeye yönelik olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir akdi ilişki kurulmamış olup bu nedenlerle de gerek bu maddi gerçeklikler nedeniyle ve gerekse müvekkil şirketin yasal bir sorumluluğu bulunmadığından da işbu davanın müvekkil yönünden reddi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ....... Tesisleri Taahhüt Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacı ...... Teknoloji’nin müvekkil şirket’in bir dönem inşasında yer aldığı ve mevcut dava itibariyle ilişiğinin kesildiği Yeniköy Kemerköy Termik Santrali Rehabilitasyon Projesinde (“Proje”) gördüğü işler yönünden hak edişlerinin olduğu ileri sürülerek bu hak edişlerin ilgili davalılardan müteselsilen teminine karar verilmesi ve ihtiyatı haciz talebinde bulunulduğunu, projedeki işin niteliği, iş dağılımı, konsorsiyum üyelerinin görevleri ile aralarındaki hiyerarşik ilişki yanı sıra ticari hak edişlerin temerrüdünden bahsedilmesi için gerekliliklerin açıklanması zarureti doğduğunu, Samm Teknoloji, söz konusu Sözleşme ile, Müvekkil Şirket’in içinde bulunduğu ancak katiyen temsilcisi/yöneticisi olmadığı Konsorsiyum tarafından ......’a karşı rehabilitasyonu üstlenilen tesislerde mevcut bulunan ekipman ve malzemelerin demonte edilmesi, sökülmesi, çıkarılması ve rehabilitasyonu kapsamında yenilenmiş olacak Tesisleri oluşturacak olan tüm Malzemelerin tedariği ve kendisine teslim edilecek veya emanet edilecek olan tesis ekipmanının ve diğer tüm malzeme ve ekipmanların eksiksiz, kusursuz ve tam olarak sahaya teslimi, sahada taşınması, yerleştirilmesi, montajı, kurulması, devreye alınması, test edilmesi ve garanti edilen değerlere uygun ve çalışır vaziyette müvekkil .....’ye teslim edilmesi işlerini ve bunlarla sınırlı olmaksızın sözleşmede belirtilen tüm işlerin ifa edilmesini üstlendiğini, .... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında herhangi bir ortaklık ya da hissedarlık ilişkisi uzun yıllardır kesinlikle bulunmadığını, sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerektiğini, ünitenin bitmesini takiben taahhüt edilen ödemelerin tamamının gerçekleşmemesi nedeniyle işi durdurduğunu bildirdiğini, ......'nin 23 Haziran 2023 tarihli mektubu iletmiş olduğu mailine cevaben Konsorsiyum Lideri ve ortağı sıfatı ile ..... Enerji, ilgili mektubu İş Sahibine iletmeyeceğini, (ödeme yapılmaması halinde müvekkil .......’nin işi durdurma hakkı olmasına rağmen) işleri durdurma kararının tek başına verilemeyeceğini bildirdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı gibi arabuluculuğa da hiç başvurulmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Bu konuda Yargıtay'ın kararı da açıktır. Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar numaralı Kararı) 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35 inci maddesine dayalı olarak; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, dosyada sureti bulunduğu iddia edilse de suretinin dahi bulunmadığı, 7036 sayılı Kanun'un 3/2. Maddesi mucibince aşağıdaki gerekçeler karara sebebiyet vermiştir. TÜM DOSYA KAPSAMI VE YUKARIDAKİ YASAL DÜZENLEMELER BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE; 01 EYLÜL 2023 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN 7445 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ İLE 05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır. Somut olayda davacı davalılar yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bütünlüğün sergilenmesi yönünde ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davalı şirketler, ortakları ve yetkilileri arasındaki organik bağların ve iktisadi bütünlüğün tespiti ile tüzel kişilik perdelerinin kaldırılmasına, müvekkillerin alacaklısı olduğu başta İstanbul ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. sayılı dosyası borcu olmak üzere saydığımız sair icra takip ve davalardan doğan borçlar için davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.195.000,00 TL alacağın tahsilde tekerrür arz etmeyecek şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 17/B maddesi ile taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuğa elverişli hâle getirilmiştir. Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ nedeniyle bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin iş bu alacak davası TTK hükümleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğu (İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesi'nin 15/02/2024 tarihli, 2023/1350 Esas, 2024/284 Karar sayılı ilamı) ve dava açılmadan önce dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurduklarına dair belge olmadığı dikkate alındığında davacı tarafça arabulucuya başvurulmadığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında; davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 17/B maddesi ile) 1.fıkrası gereğince özel dava şartı yokluğundan HMK 115.madde uyarınca USÛLDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 27/12/2024
Başkan ......-imza
¸e-imza Katip .....