İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/919 E. 2025/160 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/919
- Karar No
- 2025/160
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/919 Esas KARAR NO : 2025/160 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 07/11/2023 KARAR TARİHİ : 18/02/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alışveriş gerçekleştiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalar hem müvekkili şirketin hem de davalı şirketin ticari defterlerine kaydedildiğini, müvekkili tarafından davalıya gerçekleştirilen ürün(üzüm ve elma) satışları ile ilgili düzenlenen bir kısım faturaların bedelleri davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini, bu kapsamda; 08.10.2022 tarihli 379.760 TL bedelli,14.10.2022 tarihli 273.912 TL bedelli, 15.10.2022 tarihli 275.053,30 TL bedelli,15.10.2022 tarihli 293.940,30 TL bedelli, faturalar ödenmediğinden dolayı, bu faturalara ilişkin olarak davalı şirket aleyhine Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini ancak davalı tarafça haksız biçimde borca itiraz edildiğini, konuyla ilgili gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmelerinden olumlu sonuç alınamadığını, bu nedenlerle işbu davayı ikame etmek gerektiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile davalı tarafça Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasında takibe konulan borca vaki itirazın şimdilik 1.000 TL'lik kısmının iptali ile takibin devamına, likit bir alacağa haksız yere itiraz eden borçlu aleyhine yüzde 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 26.12.2024 Tarihli ıslah dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalı tarafça Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında takibe konulan borca vaki itirazının 1.000 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, likit bir alacağa haksız yere itiraz eden borçlu aleyhine yüzde 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ıslah ile artırılan 1.218.665,60-TL alacağın ise ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği 27.09.2023 tarihinden(bu tarihte temerrüt gerçekleşmiştir) bu talep yerinde görülmezse ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu işlem miktarı davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere virgülüne kadar belli olup 1.610.070,11-TL olduğunu, ancak davanın 1.000,00-TL üzerinden kısmi olarak açıldığını, dava konusunun açıkça belli olup ihtiyati tedbir de anılan miktar üzerinden talep edildiğini, açıklanan sebeple davanın nispi harca tabi olduğunu, davanın yetki, görev, derdestlik, husumet ve hak düşürücü süre gibi ilk itirazları ile zamanaşımı def'i taleplerinin kabulüne, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Müvekkili şirkete ait ticari defterler, davalı şirkete ait ticari defterler, Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası, ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi, taraflara ait Ba-Bs form kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişiden alınan 07/10/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; davacı ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda; DAVACI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE; Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin E-Defter olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığına süresinde yüklendiği, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı nihai takdirin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. DAVACIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA; Davacı ticari defterlerinde davalının 120.96.254 hesap kodu ile kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki ilk kaydın 09.08.2022 tarihli, son kaydın ise 10.07.2023 tarihli olduğu görülmektedir. Davacının davalıya toplamı KDV dahil 6.816.001,76 TL tutarında 40 adet fatura düzenlediği, takibe konu 4 adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davalının 10 adet işlemle toplam 3.578.120,09 TL ödeme yaptığı, Davacı ticari defterlerinde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu ..., ..., ..., ... numaralı 4 adet faturadan kaynaklı 1.219.665,60 TL alacaklı olduğu, takipte talep edilen asıl alacak tutarının davacı ticari defterleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkeme’nize yazılan cevabi yazı ekinde gönderilen 2022 dönemlerine ilişkin davalıya ait BA bildirimleri incelendiğinde, davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların tümünün (37 adet belgede KDV hariç 6.616.283,65 TL) kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. (25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:396)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 523) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecek, sistem otomatik olarak dahil edecektir) Yukarıdaki maddede detaylıca açıklandığı üzere, dava konusu takibe ilişkin faturaların 2022 döneminde düzenlenmiş olduğundan, faturalar davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilmese dahi Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazı ekindeki BA bildirimlerinde görüntülenecektir. TAKİPTE TALEP EDİLEN FAİZE İLİŞKİN YAPILAN HESAPLAMA NETİCESİNDE, Davacının takipte TTK. 1530. Md. istinaden temerrüt faizi talep ettiği görülmektedir. Bilirkişiliğimizce yapılan faiz hesabı aşağıdaki tabloda takdirlerinize sunulmuştur. ¸ Davacının T.C. Seferihisar İcra Dairesi’nin 20.09.2023 Tarih ve... E.sayılı takibinde 153.043,31 TL toplam işlemiş faiz talebinin olduğu, bilirkişiliğimizce yapılan hesaplamalar neticesinde davacının TTK 1530 maddesi uyarınca takibe konu 4 adet faturadan kaynaklanan toplam 145.811,06 TL faiz talep edebileceği tespit edilmiş olup; nihai takdir Sayın Mahkeme’nize aittir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, ticari nitelikte satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali davası ve alacak davasına ilişkindir. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında meyve alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davacının satışını gerçekleştirdiği ürünler nedeniyle düzenlediği 4 adet fatura bedellerinden oluşan cari hesap ilişkisi sonucu davacının takip konusu alacak miktarı kadar alacağının mevcut olduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek asıl alacak yönünden yapılan itirazın 1.000,00-TL'lik kısmının iptaline ve %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalı vekili cevap dilekçesinde bir kısım usuli itirazlarının yanında esasa yönelik olarak somut bir açıklama ve savunmada bulunmadığı görülmüştür. Davalı vekilinin usul hukuku yönünden itirazlarının incelenmesinde, yetki itirazında bulunulduğu ancak yetkili mahkemenin gösterilmemesi nedeniyle geçerli bir yetki itirazının varlığından söz edilemeyeceği, fatura tarihleri ile dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, hak düşürücü süre ve husumet yönünden davanın görülmesinde bir engel bulunmadığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde davanın kısmi dava olarak açılamayacağı savunulmuş ise de yerleşik yargısal uygulamada itirazın iptali davasında veya herhangi bir alacak davasında dava konusu uyuşmazlığın bir kısmının dava konusu edilmesinde hukuki bir engel bulunmadığı, davacının tercihine bağlı olarak alacağın bir kısmını dava ve takip konusu edebileceği, bu nedenle davalı vekilinin harç ikmaline ilişkin itirazlarının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 4-Dava konusu alacak satış faturalarından oluşan alacak bakiyesine dayanmaktadır. Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Mahkememizin 01/02/2024 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile her iki taraf vekiline ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verilmiş, davacı vekilinin 01/02/2024 tarihli beyan dilekçesiyle ticari defterlerin yerinde incelenmesi talebinde bulunduğu, davalı vekilin de 04/02/2024 tarihli beyan dilekçesiyle davalı şirkete ait ticari defterlerin Seyhan/Adana'da yer alan şirket mali müşaviri ...'da bulunduğu belirtilerek yerinde inceleme talep edilmiştir. 5-Davalı ticari defterlerinin incelenmesi hususunda mahkememizce Adana...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış ve bilirkişi...'a yerinde inceleme yapma yetkisi verilmiş ise de davalı tarafın gösterdiği adreste davalı şirkete ait ticari defterlerin bulunmadığı anlaşıldığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamış, dosyada mevcut 6-Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının SMMM Bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemesi neticesinde düzenlenen 07/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda -Davacı şirketin davalı adına farklı miktarda 40 adet fatura nedeniyle 6.816,001,76-TL alacak kaydı oluşturulduğu, -Davalının 10 farklı ödeme işlemiyle toplam 3.578.120,09-TL ödeme yaptığı, -Davacının açık hesap bakiyesinde 3.237.881,67-TL alacaklı göründüğü, Tespit edilmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. "1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2-Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3-İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 7-Somut olayda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 3.237.881,67-TL alacak bakiyesi bulunduğu, davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmemiş olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi uyarınca davalı defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediğinden ve gösterdiği adreste ticari defterlerin incelemeye hazır olarak sunulmadığından davacının ticari defterlerinin kendi lehine delil teşkil ettiği ve davacının bakiye alacak miktarını ticari defterleriyle ispat ettiği anlaşıldığından davacının takip tarihi itibariyle takip asıl alacak miktarı olan 3.237.881,67-TL miktarınca alacak bakiyesinin bulunduğu tespit ve kabul edilmiştir. Davalı vekili 03/10/2024 tarihli celsede bir iletişimsizlik nedeniyle davalı ticari defterlerinin incelenemediğini ve yeniden süre verilmesini talep etmiş ise de, bilirkişi... ticari defterlerinin incelenmek üzere hazır bulundurulmadığının belirtildiği 18/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline 30/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren 03/10/2024 tarihli celseye kadar 3 aylık bir süre geçmesine rağmen bu sürede bu hususta bir talep ve itirazda bulunulmadığı, duruşma sırasında ise soyut bir şekilde geçerli bir mazeret gösterilmeksizin defterlerin ne sebeple incelemeye sunulamadığına dair makul bir sebep gösterilmeksizin yeniden süre ve inceleme talep edildiği dikkate alındığında yargılamayı uzatmaya matuf mahiyette görülen yeniden inceleme ve süre talebi yerinde görülmemiş ve davalı tarafça ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı kabul edilmiştir. 8-Davalı tarafça ticari defterler incelemeye sunulmamakla birlikte davalı BA formlarında 2022 yılı için 37 adet fatura nedeniyle KDV hariç 6.616.283,65-TL alış beyanında bulunulduğu, davacının 37 adet fatura beyanına %1 KDV eklenmesiyle davalının vergi dairesine 2022 yılı için KDV dahil toplam 6.682.446,48-TL alış beyanında bulunduğunun tespit edildiği, davacı ticari defterlerinde de 2022 yılında davalı adına 37 adet fatura düzenlendiği, 37 adet fatura toplamlarının 6.669.402,32-TL olduğu ve bu miktarın davalının beyan ettiği tutarların altında kaldığı, bu haliyle davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirilen alış beyanlarının da davacının fatura içeriği malları davalıya teslim ettiğini ispata elverişli olduğu kabul edilmiştir. 9-Davacı alacağı faturaya dayanmaktadır. Bununla birlikte taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi şeklinde sürdürüldüğü davacı ticari defterlerinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından davacının açık hesap ilişkisini oluşturan faturaları açık hesap bakiyesinden ari olarak tek başına takip ve dava konusu edebileceği açıktır. Ancak bu durumda davalı borçlunun açık hesap ilişkisine istinaden davacıya gerçekleştirdiği ödemelerin TBK 102. Maddesi kapsamında değerlendirilmeli ve gerçekleştirilen ödemelerin takip ve dava konusu edilen fatura borcunu sona erdirip erdirmediğine göre alacağın varlığı karara bağlanmalıdır. Somut uyuşmazlıkta davacının düzenlediği 4 adet faturadan ilk faturanın düzenlendiği 08/10/2022 itibariyle davacı lehine 4.954.304,50-TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davalı tarafça bu tarihten sonra davacı ticari defterlerine göre toplam 3.578.120,09-TL ödeme yapıldığı, ödemelerle ilgili bir açıklama ve açıklık bulunmadığından ilk muaccel olan fatura borcu olan 09/08/2022 tarihli 44.848,25-TL tutarlı alacaktan itibaren tüm ödemeler mahsup edildiğinde davacının takip ve dava konusu yapılan 08/10/2022 tarihi itibariyle 1.376.184,41-TL alacak bakiyesinin kaldığı, dolayısıyla davacının 08/10/2022 tarihli 379.760,00-TL tutarlı, 14/10/2022 tarihli 273.912,00-TL tutarlı, 15/10/2022 tarihli 293.940,30-TL tutarlı ve 15/10/2022 tarihli 275.053,30-TL tutarlı 4 adet fatura nedeniyle 1.219.665,60-TL alacak talebinde bulunabileceği değerlendirilmiştir. 10-Dava itirazın iptali davası olarak 1.000,00-TL üzerinden ikame edilmiş ise de yargılama sırasında davacı vekilinin 26/12/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin 1.218.665,60-TL artırıldığı ve artırılan miktar yönünden davaya alacak davası olarak hüküm kurulması talep edilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre itirazın iptali davasında ıslah yoluyla davanın alacak davasına dönüştürülebileceği, davacı tarafça dava değerinin 1.000,00-TL'den 1.219.665,60-TL'ye yükseltildiği ve ıslahla artırılan kısmın alacak davası olarak talep edildiği, usul ekonomisi ilkesi uyarınca alacağın bir kısmının itirazın iptali davasına konu edilip kalan kısmının ise alacak davası olarak talep edilmesinde bir hukuki engel bulunmadığı, zira davacının görülmekte olan davada gerçekleştirilen inceleme sonucu tespit edilen maddi hukuka ilişkin alacak hakkının ayrı bir davaya konu edilmesine zorlamanın usul ekonomisi ilkesine uygun olmadığı gibi görülmekte olan dava içerisinde artırılan kısmın alacak davası olarak karara bağlanmasına yasal bir engel de bulunmadığı gözetilerek davanın dava dilekçesiyle talep edilen 1.000,00-TL'lik kısmı yönünden itirazın iptali değerlendirmesi yapılarak kabul kararı verilmiş, fazlasına dair 1.218.665,60-TL'lik kısım yönünden ise alacağın varlığı ticari defter kayıtları ve davalı BA formlarıyla ispat edildiğinden alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmuştur. 11-Davacının faturaya dayalı alacağının davalı tarafça miktarı belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, davacının daha yüksek miktarda bir zararı bulunduğunu iddia ve ispat etmediği gözetilerek itirazın iptali yönünden kabul edilen dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. 12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, 2023 yılı arabuluculuk asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Seferihisar İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine karşı yapılan davalı itirazlarının 1.000,00-TL'lik asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi işletilmesine, 2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 200,00-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-1.218.665,60-TL alacağın 27/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 83.315,35-TL harçtan peşin olarak alınan 269,85-TL ile ıslah harcı olarakyatırılan 20.558,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 62.486,76-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 182.753,18-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL ile 20.588,99-TL toplamı 20.828,84-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça sarf edilen 269,85-TL başvuru harcı ile 362,00-TL posta ve tebligat ücreti, 6.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 7.131,85-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim... e-imzalıdır