İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/909 E. 2025/100 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/909
Karar No
2025/100
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/909 Esas KARAR NO : 2025/100 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2023 KARAR TARİHİ : 31/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "...Müvekkilim/alacaklı şirket, takip konusu faturada yer alan mal ve hizmetleri yerine getirmiş ve akabinde alacak konusu faturalar kesilmiştir. Davalı/borçlu şirket yetkililerine iletilen tüm şifahi taleplere rağmen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine ise borçlu şirket hakkında Bergama İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu ise takibe ve yetkiye itiraz etmiştir. Bunun üzerine aynı zamanda dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, dilekçe ekinde bulunan Bergama Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı dosyasında düzenlenen son tutanaktan da anlaşılacağı üzere arabuluculuk görüşmelerinin neticesi anlaşamama olmuştur. Müvekkil şirket, davalı şirkete takibe dayanak faturalara konu malları satmış, malların davalı şirkete teslimi gerçekleştirilmiştir. Ancak davalı şirket tarafından faturaya konu malların bedellerini müvekkil şirkete ödememiştir. Bunun üzerine tarafımızca başlatılan icra takibine ise davalı şirket tarafından kötüniyetli olarak ve alacağı sürüncemede bırakmak amacı ile itiraz edilmiştir. Gerek yasa gerekse Yargıtay içtihatları gereğince davalı/borçlu itirazlarında haksızdır. Tarafların tacir olması sebebi ile eldeki dava Mahkemenizde açılmış olup Mahkemeniz görevlidir. Yine takip dayanağı fatura olup taraflar arasındaki borç para borcudur. Para borcu götürülecek borçlardan olup borcun ifa yeri, müvekkil şirketin merkezinin bulunduğu Bergama'dır. Yine sözleşmenin/hizmetin ifa yeri de Bergama'dır. Dolayısıyla takip bakımından Bergama İcra Müdürlükleri ve işbu itirazın iptali davası bakımından Mahkemeniz yetkilidir. Faturaya konu mallar müvekkil şirket tarafından teslim edilmiştir. Buna ilişkin olarak ekte e-irsaliyeler sunulmuştur. Davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve takip konusu alacağın TAHSİLİNE, 9. Davalı/borçlunun yasa ve içtihatlar karşısında itirazında haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle İİK madde 67 uyarınca hükmolunacak meblağın %20 sinden aşağı olmamak üzere TAZMİNAT ile yükümlendirilmesi için Sayın Mahkemenize başvuru zorunluluğunda kalmış bulunmaktayız. davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz" şeklinde dava ve talep ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı tarafın mahkememize verdiği cevap dilekçesinde; “....YETKİ İTİRAZIMIZ: Taraflar arasında münakit yetki anlaşması kapsamında ihtilaf halinde Bakırköy Mahkemeleri yetkili kılınmış olup HMK m.17 uyarınca huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açılmıştır. İşbu davanın yetkisizlik kararı verilerek, BAKIRKÖY ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ’NE gönderilmesini talep ediyoruz. Davacı tarafından başlatılmış olan icra takibi hukuki dayanaktan yoksun olarak başlatılmış olduğundan iptali gerekmektedir. İcra takibine dayanak belgelerin, takip talebi ile birlikte icra dairesine ibraz edilmediği ve müvekkil Şirket’e sadece ödeme emri gönderilip, takip dayanağı belgelerin eklenmediği gerekçesiyle icra takibinin iptali talebiyle tarafımızca dava açılacak olup ilgili dava dosyası bilgileri bilahare dosyaya sunulacaktır. Davacı... İnş. San. Ltd. Şti. (Bundan sonra “...” olarak anılacaktır), müvekkil... ile arasındaki ticari ilişki kapsamında ilgili ekipmanların, malların temini, müvekkil...’ye teslim edilmesi (bunlarla sınırlı olmamak üzere) işlerini üstlenmiştir. Davacı ... tarafından üstlenilen işler taraflarca belirlenen koşullara uygun olarak yerine getirilmemiş olup sırf sevkiyatlara dair Vergi Usul Kanunu gerekliliklerinin yerine getirilmesi amacıyla kesilmiş olan faturalar gösterilerek müvekkil Şirket aleyhine icra takibine geçilmesi ve akabinde işbu davanın ikame edilmesi hem taraflar arası münakit Sözleşme hükümlerine hem de hukuka açıkça aykırıdır. Muhasebesel kayıtların, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği Yargıtay içtihatları ile de sabittir. Müvekkil Şirket'in faaliyetlerine iş sahibi tarafından Haziran 2023 tarihi itibariyle tamamen son verilmiş olduğundan müvekkil Şirket bu tarihten itibaren Davacıdan herhangi bir hizmet almamıştır. Davacı tarafça da bilindiği üzere, Proje kapsamında faaliyetler ünite ünite gerçekleştirilmekte, her ünitenin planlaması, iş yükü, tarihleri ve ayrılan ödenekler ayrı olup Müvekkil’e hiçbir suretle üçüncü ünitenin ödenekleri sağlanmadığı gibi Müvekkil ödeme güçlüğüne düşmüş, bu noktada taşeronlara ve işçilere ayırdığı ödenekleri bizzat ödemek zorunda kalmıştır. Müvekkil bu süreçte durumu elinden geldiğince ve basiretli bir tacir gibi gerek alt üstlenicilere gerekse işçileri açısından mağduriyet yaratmamak adına ödemelere devam etmiş, bu esnada taleplerini ise Konsorsiyum lideri konumundaki ...Enerji’ye iletmiş, bu taleplerin hiçbiri ise asıl işverene, yani iş sahibine iletilmemiş ve maddi mağduriyetler katlanılamaz bir hal almıştır. Bunun neticesinde, Müvekkil Şirket'in sahadaki tüm faaliyetine ...Enerji tarafından haksız bir şekilde el konulmuş, sahayı terke ve işlerini tamamen son vermeye zorlandığı gibi saha personelinin bireysel eşyaları ve şirket özlük dosyaları, serverları v.b. her türlü mülkü de sahada bırakılmaya zorlanarak mağdur edilmiştir. Bu sebepledir ki, Müvekkil, aslında Haziran ayından itibaren sahada bulunmadığı gibi, bu güne dek gerçekleştirdiği işlerin tamamını layıkıyla yerine getirmesine rağmen karşılığını alamamış, sahada öylece... Enerji yönetim ve denetimine bırakmak zorunda kalmıştır. Müvekkil Şirket mağdur edildiği gibi mücbir sebep ile ödeme güçlüğüne düşmüş, gerek konsorsiyum üyeleri gerekse İşveren ile olan iç ilişkiyi düzenleyen ...Rehabilitation Project ("Konsorsiyum Sözleşmesi") metni 11. maddesi çerçevesinde "... uyuşmazlıklara uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olması sebebiyle ICC Uluslararası Ticaret Odası Arabuluculuk Kuralları uygulanmak suretiyle Avusturya Viyana'da çözüme kavuşturulacağı kesin yetki altındadır. Buna göre, ...'nin söz konusu durumdaki sorumluluğu her halde uluslararası merciler önünde sonuca bağlanacak olup bu noktada sorumluluğun yine kendisine ait olduğu ve her türlü ödemenin bizzat ... Enerji tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği ortadadır. Müvekkil...nin icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit olması zorunludur. Davaya konu edilen fatura alacağı ihtilaflı olduğundan “likit” yani muayyenlik ve belirlenebilirlik koşulu somut olayda gerçekleşmemiştir. Dolayısı ile, alacak likit olmadığından % 20 inkar tazminatı istenilemez." Şeklindeki beyanları ile birlikte davanın reddi ile birlikte davacı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini "talep ettikleri görülmüştür. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır. Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. 14/08/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile tüm tespitlere göre yapılan inceleme neticesinde; 1) Taraflar arasında 2022 ve 2023 yıllarında cari hesap ilişkisi kurulduğu, 2 Davacının, 02.06.2023 tarih ve...ık ve 14.06.2023 tarih ve...Nolu 31.862,88-TL.'ık dosyada mevcut faturaları düzenlediği, 3) Davalının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerini yasal süresinde, onaylatılıp onaylatılmağı, Şirket yetkilileri ile irtibata geçilemediği ve inceleme yapılamadığından dolayı tespit edilememiştir ." şeklinde görüş ve talep ettiği görülmüştür. 14/08/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2022 ve 2023 yılına ait ticari defterlerinin E-Defter olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığına süresinde yüklendiği, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı, nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. DAVACIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA; Davacının davalıya toplam tutarı KDV dahil 251.433,78 TL olan 5 adet fatura düzenlediği, Davalının davacıya 120.870,53 TL ödeme yaptığı, Davacı ticari defterlerinde 31.07.2023 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu 2 adet faturadan kaynaklanan 130.563,25-TL alacaklı olduğu, işbu dava konusu T.C. Bergama İcra Dairesi’nin 31.07.2023 Tarih ve... E.sayılı takipte talep edilen asıl alacak tutarının davacı ticari defterleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının T.C. Bergama İcra Dairesi’nin 31.07.2023 Tarih ve ... E.sayılı takipte 233,95-TL ve 1.132,35-TL işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından; bilirkişiliğimiz tarafından işlemiş faiz talebine ilişkin bir hesaplama yapılamamış olup bu konudaki takdir Sayın Mahkeme’nize aittir. " şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır: "1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu 2 adet faturadan kaynaklanan 130.563,25-TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir. Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının T.C. Bergama İcra Dairesi’nin 31.07.2023 Tarih ve ... E.sayılı takipte 233,95-TL ve 1.132,35-TL işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından takip talebinde işlemiş işlemiş faiz yönünden talep olunan tutarlar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Bergama İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 130.563,25-TL asıl alacak üzerinden devamına, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 26.112,65-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 8.918,77-TL harçtan peşin alınan 1593,38-TL nin mahsubu ile bakiye 7.325,39-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 1.583,42-TL'sinin davalıdan, bakiye 16,57-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.366,30-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve vekalet Harcından oluşan 1.593,38-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça sarf edilen 269,85-TL başvuru harcı ile 940,00-TL posta ve tebligat ücreti, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 7.209,85-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 7.135,18-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/01/2025 Katip ... ¸e-imza

Hakim... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/909, K. 2025/100, T. 31.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-909-e-2025-100-k-fe3bee32f8fb