İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/900 E. 2025/1043 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/900
Karar No
2025/1043
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/900 Esas KARAR NO : 2025/1043

DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2021 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 28/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Yapımcı olan müvekillerince davalı ile standup programı satışı için anlaşıldığını, bunun için müvekillerince masraf yapıldığını, sözleşmenin imzalanıp davalıya gönderildiğini, uzun süre sonra davalı tarafından sözleşmenin imzalanmadığını satın alınmayacağının belirtildiğini bu nedenle zararları oluştuğunu belirterek zararın davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerince davalı ile bir sözleşme imzalanmadığını, sözleşme olmadan davacı tarafından yapılan masraflardan sorumlu olmayacaklarını, davacıya bir taahhütde bulunulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında 10 bölümlük stand up programının yapılmasına ilişkin bir sözleşmenin kurulup kurulmadığı, kuruldu ise sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediği ile davacının bu fesih nedeniyle alacak talep edip edemeyeceğine ilişkindir. Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Davacının iddiası genel olarak davalı şirketle birleşen ...... A.Ş. İle aralarında televizyon programı çekilmesine ilişkin sözleşme detaylarının tartışıldığı sözleşme imza aşamasına gelinmesine müteakiben davacı tarafından çekimlere başlanıldığı, çekimler nedeniyle birtakım masraflara girildiği, davalının..... A.Ş.'yi bünyesine katması akabinde sözleşmenin imzalanmaktan vazgeçildiğinin bildirilmesi nedeniyle uğramış olduğu zararın tazminini talep etmekteyken davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde sözleşme görüşmelerinin yürütüldüğü şahsın şirket yetkilisi olmadığı, dvaacı taraf ile aralarında mevcut bir sözleşmenin imzalanmadığı, davacının basiretli tacir gibi hareket etmemesi nedeniyle kendi eylemleri ile zarara uğradığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Öncelikle taraflar arasında mevcut bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususunun aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Davacı taraf, davalı ile aralarında eser sözleşmesi olduğunu iddia etmesine karşın i,mzalı bir sözleşme sunamamış ise de iddiasını ispat için birtakım mail yazışmaları ve görüntüler, sunmuş ise de işbu belgelerin varlığı tek başına hukuki ilişkiyi kanıtlamayacaktır. Davacı sözleşmeyi ispat için dava dilekçesi ile açıkça tanık deliline dayanmış ve mail yazışmalarını da yazılı delil başlangıcı olduğu iddiası ile sunmuştur. 6100 sayılı Kanun'un 199 uncu maddesi “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde düzenlenmiş olup, bu düzenleme ile mail ve telefon mesajları da belge olarak kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde ise “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek, bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Hal böyle olunca; dosya içerisine davacı tarafından sunulan mail yazışmalarının yazılı delil başlangıcı kabul edilmek suretiyle hukuki ilişkinin ispatı için bu belgenin davacının sunduğu diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği gibi 6100 sayılı HMK’ya göre yazılı delil başlangıcı teşkil etmekte ve senetle ispat kuralının istisnasını oluşturarak tanıkla ispata olanak tanımaktadır. Bu minvalde davacı ve davalı tarafından sunulan tanıklara davetiye çıkarılarak dinlenmişlerdir. Dinlenen Davacı tanığı ..... beyanında "...biz komedyenleri ve programın moderetörünü belirledik, çekimlere şubat 2020 yılında başladık, bu süreçte ...... hanım ve ..... bey provalara ve çekimlere katıldılar, komedyenlerin onaylarını da .... görevlileri yaptı, çekimler 3 gün sürdü, şubatın sonuna doğru bitti, bitmeden önce bize sözleşmeyi gönderdiler, sözleşmeyi imzaladık fakat davalıda yönetim değişikliği sebebi ile sözleşmenin imzalanmadığı yönünde bir sıkıntı olduğu bilgisi geldi,..." demek suretiyle sözleşmesel ilişkilerin başladığını ancak davalı tarafça sözleşmenin imzalanmadığını belirttiği, devamında "..... ile daha önce 12-13 kez sözleşme yaptım, piyasadaki usul; işe başlanır ve daha sonra sözleşme imzalanır şeklindedir, aramızda da bir sürü yazışma vardır, .... hanım ..... ile bir araya gelip hakları konusunda görüşme yapmıştır, bu sebeple biz işe sözleşme tam anlamı ile imzalanmadan başladık, sözleşmenin imzalanacağı yönünde güvenimiz tamdı, Nisan sonunda programı teslim etmemizi istiyorlardı," şeklinde beyanda bulunarak sözleşmenin imzalanacağına ilişkin güven nedeniyle çekimlerin tamamlandığını belirttiği, diğer davacı tanığı ...... beyanında ".....'tan 2-3 kişi bu süreçte çekimleri izlemeye geldi, programı hazırlarken biz komedyenleri, onların kaç dakika şov yapacaklarını, kendimiz belirleyip ....'a teklif sunduk, .....'ın yönlendirmesi üzerine, şu komedyenler olsun, 10 program yapalım gibi talimatları üzerine biz çekimlere devam ettik, çekimler tahminim 1 hafta kadar sürdü fakat caz clup'te 2-3 günlük bir çekim yaptık, bu çekimlere de d smarttan katılan 2-3 kişi olmuştur, sefa hanım kulüpte çekimlere başlamadan önce d smart ile sözleşme imzalanacağına dair bana beyanda bulundu," şeklindeki beyanı ile çekimlere başlandığını ve işin tamamlandığını ancak sözleşmenin çekimler sırasında imzalanmadığını belirttiği görülmüştür. Davacı tanıkları ifadelerinde genel olarak davalı şirket yetkilileri ile eş güdümlü olarak çekimlerin yapıldığından ancak sözleşmenin henüz imzalanmadığından haberdar olduklarını belirttikleri anlaşılmıştır. Davalı tarafından sunulan tanıkların dinlenilmesi için davetiye çıkarılmış ve duruşmada hazır edilmişlerdir. Davalı tanığı ...... beyanında "...bu süreçte biz içeriğe ilişkin ve talep edilen bedele ilişkin bir kaç kere karşılıklı olarak görüştük, bu süreçte sözleşmenin taslakları da karşılıklı olarak davacı ile paylaşıldı ve sözleşme aramızda gidip geldi, sözleşmenin imza aşamasındayken şirketin yönetimi değişti ve onların talimatı ile yeni iş alımına son verildi bu sebeple de bu sözleşmeyi imzalamadık, bu süreçte karşı taraf işi yapmaya başlamıştı, zira sunucu ve standup göstericilerinin meşguliyetleri sebebi ile çekimlere bir an önce başlanmasını davacı tercih etti, bu süreçte biz bir ya da iki kez çekimlerin yapıldığı yere uğradık fakat bu süreçte bu kısa ziyaretlerimiz dışında çekimlere dahil olmadık, o sırada müdahale etmek için orada değildik, hızlıca sürece girmek için seyirciye ihtiyaçları oldu bu sebeple bize de gelmek isteyen birileri olursa gelebilir dediler, bu süreçte eş dost veya şirketten gelmek isteyen izleyici olarak kişilere ulaştık, bu ziyaretlerimiz nezaket ziyaretidir bu tarz projelerde genelde çekilen tüm bölümleri görürüz, zira konusu itibari ile standup gösterileri hassas olduğundan yapılan işlere ilişkin değişiklik talebimizin olması mümkündür zira konusu itibari, en son belirlenen sunucu .....bizim onayımızdan geçmiştir, standupçılar da bizim onayımızdan geçti, hatırladığım kadarı ile 10 bölüm çekilmesine ilişkin talebimiz de oldu, bu süreçte hep sefa hanım ve Serkan bey ile iletişim halinde olduk, bütün alımlar durduğu için biz bu projeye ilişkin sözleşmeyi de imzalamadık, ondan sonra da hiç bir proje de yapmadık. Herhangi bir şekilde ödeme de yapmadık... biz öncesinde projenin ham görüntülerini görmeyi talep ederiz, biz usulen sözleşme imzalandıktan sonra ham görüntüleri isteriz, sözleşme imzalamadan önce çekim yapılması gibi bir talebimiz olmaz, 10 bölüm çekilmesine ilişkin talebimiz sözleşme imzalandıktan sonra yapılacak işe ilişkindir, öncesinde karşı tarafa siz bu bölümleri çekin demedik... Çekim sırasında serkan bey çekimleri yapmak hususunda emin misiniz sözleşme daha imzalanmadı dedim, kendisi bana projenin iyi bir proje olduğunu her halukarda projeyi başka firmalara satabileceklerini söyledi," demek suretiyle davacı ile sözleşme için görüştüklerini kabul ettiğini ancak mevcut aşamada sözleşmenin imzalanmadığını, on bölümün tamamının sözleşme imzalanmadan önce çekilmesi yönünde bir talimatlarının olmadığını, projeye müdahalelerinin olduğunu çekimlere nezaket ziyareti amacıyla gittiğini belirterek sözleşmenin tamamlandığına ilişkin beyanda bulunmadığının anlaşıldığı, diğer davalı tanığı ..... beyanında "...bu süreçte müdürümüz senem hanım serkan beye sözleşmenin imzalanmadığını belirtti fakat serkan bey bölümlerin ..... ve ..... gibi şirketlere satma imkanının olduğunu belirtti, normalde biz sözleşme imzalarız, sonrasında bize materyaller gelir, bunları kontrol eder, değişiklik talebimiz varsa iletiriz, prova ve çekimlere katıldığımız süreçte davacıdan her hangi bir talebimiz olmadı, yönetmen kendi başına tüm programı çekti, ben dahil davalı şirket personeli her hangi bir talepte ya da müdahalede bulunmamıştır bu işlerde uygulama önce sözleşmenin imzalanması, sonra bölümlerin çekilmesi şeklinde ilerlemektedir..." şeklinde beyanda bulunarak sözleşmenin imzalanmadığını ve bu nedenle davacının dikkat etmesi gerektiğine ilişkin konuşmaya tanık olduğunu beyan etmiştir. Dosya bütün halinde bilirkişi heyetine tevdi edilerek yapılan iş ve masrafların ne olduğuna ilişkin rapor hazırlanması istenmiştir. Raporda çelişkili davranış yasağından bahsedilerek TMK m 2 kapsamında sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kabul edilebileceği belirtilmiş ise de mevcut durumda imzalanan ve tarafların hem fikir olduğu bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı tarafça davacıya ödenen herhangi bir bedelin söz konusu olmadığı, davalı tarafından sözleşme imzalanmadan önce bütün bölümlerin tamamının çekilmesine ilişkin bir emir veya talimatlarının bulunmadığı, salt görüşmeler neticesinde talepten fazla şekilde çekilen işin kabul edilmesinin sözleşme hukukuna aykırı olacağı kaldı ki bölümlerin tamamının çekilmesine ilişkin davalı tarafın herhangi bir onay da vermediğinin yazışmalardan anlaşıldığı, dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarında da açıkça sözleşmenin kurulmadığından fakat kurulacağına ilişkin güven duygusu ile hareket edildiği, yine tanık beyanlarında işin tamamlanmasına yönelik davalı tarafından verilen talimatın da bulunmadığı görülmüştür. Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde davalı tarafça imzalanmış veya kabul edilmiş bir sözleşme olmamasına karşın programın bütün bölümlerinin çekilmesinin ve yapılan masrafların davalıdan talep edilmesinin çelişkili davranış yasağını ve dürüstlük kuralını aşar vaziyette olduğu, davacının basiretli tacir gibi davranış yükümlülüğünün bulunmasına rağmen yeterli dikkat ve özeni göstermediği, taraflarca imzalanarak tamamlanmış bir sözleşmeden bahsedilemeyeceği, bu haliyle yapılan tüm masrafların onay verilmeyen bir sözleşme doğrultusunda davalıdan talep edilmesinin sözleşme hukukuna aykırı olacağına kanaat getirilerek davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 4.114,09.-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 3.498,69.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/11/2025

Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/900, K. 2025/1043, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-900-e-2025-1043-k-0766a33addd4