İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/823 E. 2025/1017 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/823
- Karar No
- 2025/1017
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/823 Esas KARAR NO : 2025/1017
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/08/2023 KARAR TARİHİ : 14/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE;Bakırköy ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı icra takip dosyasında davalı (borçlu) .... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne karşı icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibi neticesinde ödeme emrinin davalı şirkete 01.08.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, 01.08.2023 tarihinde ise borçlu icra takibine karşı itiraz ettiğini, ..... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tekstil sektöründe çalıştığını ve sektörde hammadde, hambez imalatı ve satışı yaptığını, müvekkil şirket ile davalı ..... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi arasında hambez satış hakkında sözleşme yapıldığını, yapılan sözleşmeye göre müvekkil şirket davalıya hambez satışı yapacak, davalı .... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'de faturalarda ve sipariş formlarında olan Amerikan Doları cinsinden belirtilen tutarları ödeyeceğini ancak müvekkil, şirket sözleşmeden kaynaklı tüm edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve siparişleri teslim ettiğini, müvekkil bu satışlara konu faturaları düzenlediğini, tüm faturalarda döviz cinsinden tutarlar belirtildiğini, davalı şirket yetkilileri tarafından faturalar ihtirazi kayıt koyulmaksızın kabul edildiğini, ancak davalı şirketin sözleşmeye uymadığını, faturalarda ve sipariş formlarında belirtilen döviz cinsideki tutarları Türk lirası olarak farklı tarihlerde farklı çekler ile ödediğini, ..... Tekstil Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin ödediği tutar TL olduğundan dolayı aradaki anlaşma gereği dolar olarak ödeme yapılması gerektiğinden müvekkil kur farkına dair fatura kesildiğini, borçlu tarafından yapılan itirazın iptalini, Bakırköy .... İcra Dairesi ..... E. Sayılı icra takip dosyasındaki icra takibinin devamını, haksız itiraz eden borçlu aleyhine her iki dosyadaki alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Öncelikle usule ilişkin itirazlarının olduğunu, davanın hukuki dayanağının tespit edilmesini, talep konusunun hangi vakıaya ilişkin olduğunu, dava konusu faturalar itiraza ve zaman aşımına uğraşmış olduğunu, delillere muvafakatinin olmadığını, esasa ilişkin hususların tümünü açıkça reddettiklerini, faturaların usulüne uygun düzenlenmediğini, Türk lirası üzerinden düzenlenmesi gerektiğini, bahse konu faturalara yasal süresince itiraz edildiğini, davacı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasından müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, icra takip dosyasından kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığını ve bu durumun davacının dava dilekçesi ile sabit olduğunu, davacı tarafın dava konusu ödemelerin müvekkil tarafça verilen çekler ile ödendiğini ikrar ettiğini, çek ile ödeme esnasında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan ödemeyi kabul eden davacı tarafın işbu aşamada kur farkı etmesinin hukuken dinlenebilir ve itibar edilebilir bir yönünün bulunmadığını, davacı taraf taraflar arasında dolar bazında ödeme yapılacağına dair bir anlaşmanın varlığından söz etmiş ise de taraflar arasında bu yönde bir anlaşma olmadığını, mesmu yönü bulunmayan davanın usulden reddini, haksız davanın esastan reddini, davacı tarafın takip konusu alacak miktarının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama ücreti ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davalı taraf dava dilekçesindeki taleplerin sarih bir vaziyette izah edilmediğini, dava dilekçesinin şeklen kabul edilmez olduğunu, delillerin sunulmadığını ve dava konusu faturaların zamanaşımna uğradığını iddia etmişse de bu iddialarında haksız olduğunu, dava dilekçesinin kanunun aradığı özellikleri taşıdığını, dava dilekçesinin ekinde sundukları üzere faturalarda alacağın Türk Lirası cinsinden belirtildiğini, dava dilekçesinin ekinde sundukları sipariş formları incelendiğinde alınan malı birim fiyatı dolar neviinden belirtildiğini ve davalı şirket yetkilisi .... tarafından sipariş formunun altına kaşe ve imza atıldığını, ..... halen şirket yetkilisi olduğunu, davalı tarafından bu imzalara itiraz edilmediğini, sipariş formlarında borcu dolar cinsinden olduğu ve bu şekilde ödeneceğine anlaşıldığını, müvekkilin Türk Lirası cinsinden olan çekleri bozdurup alması kabul anlamına gelmediğini, bu sebeple davalı itirazlarında haksız olduğunu, borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... E. Sayılı icra takip dosyasındaki icra takibinin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine her iki dosyadaki alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde ÖZETLE; Cevaba cevap dilekçesinde davacı tarafça her ne kadar dava konusu faturalarda alacağın cinsinin Türk Lirası olarak belirtildiği ifade edilmiş ise de, esasında bu durumun hakikati yansıtmadığı dava konusu faturalardan anlaşıldığını, Cevaba cevap dilekçesinde zikralonan sipariş formları, hukuki mahiyetleri itibariyle faturalardan farklı olup, aynı zamanda bir sözleşme hüvviyetinde de bulunmayan sipariş formlarında ifade edilen döviz bedelinin herhangi bir anlaşmaya karine olarak dahi kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça dosyaya yeniden emsal olarak sunulan Yargıtay kararlarına ilişkin cevap dilekçemizde ileri sürdüğümüz cevap ve itirazlarımızı aynen tekrar ettiklerini, nitekim davacı taraf da, cevaba cevap dilekçesinde, esasında bahse konu Yargıtay kararlarının huzurdaki davaya emsal olabilme niteliklerinin bulunmadığını tevilli olarak ikrar ettiğini, mesmu yönü bulunmayan davanın usulden reddini, haksız davanın esastan reddini, davacı tarafın takip konusu alacak miktarının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama ücreti ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen Mahkememizin ..... Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde ÖZETLE; Borçlu tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptaline, Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... E. Sayılı icra takip dosyasındaki icra takibinin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine her iki dosyadaki alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi vermediği görüldü. DELİLLER: Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası, Bakırköy ...... İcra Dairesi .... E. Sayılı icra takip dosyası, Fatih Vergi Dairesi yazı cevabı, Güngören Vergi Dairesi yazı cevabı, davacı vekilinin sunduğu flash bellek içerisindeki ticari defter kayıtları, Mali Müşavir ..... ve nitelikli hesaplama uzmanı ....'tan alınan bilirkişi kök ve ek raporu, birleşen mahkememiz ..... esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kur farkından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.(İİK madde 67 ) Davaya dayanak Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının tetkikinde; alacaklı .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından borçlu ..... Tekstil San.ve Dış Tic. Ltd. Şti 93.151,21-USD'ye yönelik asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu; Davaya dayanak Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyasının tetkikinde; alacaklı ..... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından borçlu .....Tekstil San.ve Dış Tic. Ltd. Şti - Yönelik 50.396,34-USD asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı tarafından asıl ve birleşen davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. İş bu dava, 6100 sayılı TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup, davacı tarafından başvurulan arabuluculuk süreci, anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı, şirket sözleşmeden kaynaklı tüm edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve siparişleri teslim ettiğini, bu satışlara konu faturalarda döviz cinsinden tutarlar belirtildiğini, davalı şirket yetkilileri tarafından faturalar ihtirazi kayıt koyulmaksızın kabul edildiğini, ancak davalı şirketin sözleşmeye uymadığını, faturalarda ve sipariş formlarında belirtilen döviz cinsideki tutarları Türk lirası olarak farklı tarihlerde farklı çekler ile ödediğini, aralarındaki anlaşma gereği kur farkı alacağının doğduğunu ve kur farkına dair fatura kesilerek takibe konulduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, aralarında kur farkı talep edileceğine dair anlaşma olmadığını, ödemelerini çek ile yaptığını dolayısıyla kur farkı alacağının doğmayacağından bahisle davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda taraflar arasındaki asıl ve birleşen dosyaya konu uyuşmazlık; dava konusu icra takiplerine konu kur farkı faturalarından kaynaklı alacağın talep koşullarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında kur farkı alacağına ilişkin anlaşma veyahut teamül olup olmadığı noktasındadır. Uyuşmazlığın çözümü adına Kur Farkı Alacağına ilişkin yasal düzenlemelere değinmekte fayda bulunmaktadır. Yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin Türk parasına hangi kur üzerinden çevrileceğine ilişkin Vergi Usul Kanunu 215. maddesindeki düzenleme; “Türk para birimiyle yapılan işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevrilir.” şeklindedir. Faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme tarihi arasında yabancı paranın Türk Lirası karşısındaki değerinin değişmesi nedeniyle ortaya çıkan farka "kur farkı" denir. Ortaya çıkan bu farkın giderilmesi için düzenlenen "kur farkı faturası" ise, döviz içerikli tahsilatlarda oluşan kur farkı için ek bir fatura oluşturulması işlemi olarak özetlenebilir. Taraflar arasındaki yabancı para üzerinden yapılan işlemlerde kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunması ya da bu yönde oluşan bir teamül olması gerekmektedir. Teamül, taraflar arasında yaygın hale gelen uygulama şeklinde olabileceği gibi sektörel anlamda benzer ticari ilişkilerden kur farkı alacağının talep edilebileceği yaygın olarak kabul edilmekte ise de söz konusu olacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4918 Esas, 2021/1703 Karar sayılı ilamı) Taraflar aralarındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu sözleşmelerde bedelin hangi tarihteki kur üzerinden ödeneceği veya sabit bir kur miktarı belirlenebileceği gibi kur farkı alacağının doğmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilebilmektedir. Yargıtay ..... Hukuk Dairesi kur farkına ilişkin bir alacak davasında; "davacı tarafından düzenlenen faturaların TL cinsinden olmakla birlikte altında döviz cinsinden kur karşılığı yazılı olduğundan ve sipariş formlarına cari hesabın döviz cinsinden takip edileceği yazılı olmakla kural olarak kur farkı istenebileceğine" hükmetmiştir. Bu karardan da anlaşılacağı üzere alacaklının kur farkı alacağı isteyebilmesi için açık bir yazılı anlaşma hükmüne gerek yoktur. Anlaşma içeriğinden anlaşılabiliyorsa kur farkı alacağı istenebilir. Hata ve hatta ispat edilebilmesi halinde sözlü olarak karalaştırılmış olması da kur farkı alacağının talebi için kafidir. Taraflar arasında kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olmasına rağmen alacaklı, alacağın tahsili için TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim alır ise, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Bu durumda alacaklı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş olmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2020 tarih, 2020/2682 Esas, 2020/5731 Karar sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi eliyle tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş ve hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca; davalı borçlunun ticari ilişkiden kaynaklı fatura bedellerini TL cinsinden düzenlenen çeklerle ödediği, davalı tarafından yapılan ödeme miktarlarının fatura miktarlarını aştığı, davalı tarafından yapılan fazla ödemelerin davacı tarafından kesilen kur farkı faturalarını karşılayıp karşılamadığının hesaplanmasında, davalı tarafından yapılan fazla ödemenin 92.548,98 USD olduğu, kesilen kur farkı faturalarının 91.451,13-USD olduğu, davalının yaptığı fazla ödemelerin kur farkını karşıladığı gibi 1.097,85-USD fazla bakiye kaldığı, bu sebeple davacı alacağının bulunduğu ve davalı itirazının yerine olduğu tespit edilmiştir. İş bu deliller ışığında; davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların düzenlendiği tarih itibarıyla yabancı para karşılıklarının gösterilmiş olması ve aralarındaki ticari ilişkiye ilişkin her faturanın altında kur farkı faturasının düzenleneceğinin belirtilmesi nedeniyle aralarında kur farkının istenebileceğine ilişkin sözleşme bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından yapılan tespitler uyarınca, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalarda yabancı para karşılığı gösterilmiş olmasına rağmen alacaklı, alacağın tahsili için TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almıştır. Çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle alacaklı olan davacı çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Bu durumda alacaklı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş olduğu için kur farkı alacağı talebi yerinde görülmemiş ve asıl ve birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2020 tarih, 2020/2682 Esas, 2020/5731 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davanın REDDİNE, 2-Asıl Dava Yönünden; 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan harçtan peşin harç 35.029,35-TL mahsubu ile bakiye kalan 34.413,95-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 370.777,20-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Birleşen Dava Yönünden; 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 16.525,18-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 15.909,78-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 11-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 209.556,49-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/11/2025
Başkan ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip ..... e-imzalıdır