İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/735 E. 2026/261 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/735
- Karar No
- 2026/261
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/735 Esas KARAR NO : 2026/261
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DDavacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in olay günü 14/04/2023 günü, saat 18:30 sıralarında annesi ile birlikte ... Sokak üzerinde yürürken sağını ve solunu kontrol ederek karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, Benhur Sokak içerisinden çıkıp sağa dönen davalı ...'in kullandığı ... plakalı araç ile müvekkiline çarptığını, kaza sebebiyle müvekkilinin ... Devlet Hastanesine kaldırıldığını, acilde ilk yapılan müdahale sonrası sağ bacağında kırık ve sol bacağında ise ezilme olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin sağ bacağının acilde alçıya alındığını, daha sonra yapılan tetkik ve muayenede sol ayağında kemik eğilmesi, kemik parçalanması ve zedelenmeler olduğunun tespit edildiğini ve acilen ameliyata alındığını, davalı Muzaffer'in sevk ve idaresindeki aracın kazanın meydana geldiği konumda kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığını, yayalara geçiş hakkı vermek zorunda ve hız sınırına uymak iken bu kurallara da uymadığını ve müvekkilinin ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, olay hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını, ardından davalı hakkında.... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yargılama başladığını ve dosyanın derdest olduğunu, müvekkilinin eğitim ve öğretim hayatında geri kaldığını, psikolojik çöküntü yaşadığını, yaşanan kaza travması ve sonrası gelişen olaylar nedeniyle psikolojik destek aldığını, zor süreçlerden geçen müvekkilinin davalı tarafından bir kez dahi aranmadığını, söz konusu kazada müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin zarara uğramasına neden olan aracın poliçesinin davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığını, davalı sigorta şirketinin oluşan maddi tazminat için sorumlu olduğunu, adli yardım talebinde bulunduklarını, bu nedenlerle davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş bu davada davalı sıfatını taşımadığını, bu nedenle müvekkili şirketin taraf kaydının ihbar olunan olarak düzeltilmesini talep ettiklerini, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin usul ve yasaya aykırı ve davacının talep etmekte hukuki yararının olmadığı kalemler olduğunu, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden davacı küçüğün kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğundan ve herhangi bir gelir getirici işte çalışmadığından geçici iş göremezlik talep hakkının bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketine zorunlu başvuru öncesinde aşağıdaki evrakların tam, eksiksiz ve okunaklı olarak sunulmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, dava ikame edilmeden önce müvekkili şirkete yazılı başvuru yapılmadığını, yapılacak başvuruda sigorta şirketinin ana merkezine noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü posta ile başvurulduğunu, ayrıca başvuruda gerekli evrakların sigorta şirketine sunulması gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının taleplerini somutlaştırmasını talep ettiklerini, zaman aşımı definde bulunduklarını, davacının yaralanması ile isnat edilen fiil arasında illiyet bağı bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur oranlarının mevzuatta ve emsal Yargıtay içtihatlarında belirtilen koşullar doğrultusunda tespit edilebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurulu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının kaza ile illiyeti bulunmayan daha önceki hastalık, ameliyat, tedavi ve maluliyetlerinin tespit edilmesini ve salt iş bu kaza neticesinde oluşabilecek maluliyetin değerlendirilmesini talep ettiklerini, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından davacı lehine herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep ettiklerini, davacının maddi manevi tazminat taleplerinin haksız olup açıkça zenginleşme amacı taşıdığını, manevi tazminatı gerektiren koşulların oluşmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı asil ... Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; trafik kazalarından kaynaklanan tazminatlar için zarar görenlerin dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine söz konusu zararla ilgili başvuru yapması gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın sigorta şirketine başvurmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihi itibariyle ... A.Ş.'ne Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesini yaptırdığını, kaza tarihi itibari ile poliçe kapsamından yararlandığını ve sigorta poliçesi kapsamında risklere karşı korunduğunu, trafik kazasının olduğu tarihte poliçenin geçerli olduğu dönemde gerçekleştiğini, buradaki sorumluluğun sigorta poliçesini tanzim eden ... A.Ş.'ne ait olduğunu, davacı vekilinin ... plaka sayılı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de bu konuda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla hakkında açılan kamu davasında yargılamanın devam ettiğini ve suçsuz olduğunun sabit olacağını, hem kaza günü hastaneye giderek hem de daha sonra telefon ile arayarak sağlık durumunu öğrenmeye çalıştığını ve elinden gelen tüm desteği vermeye çalışacağını beyan ettiğini ancak davacı tarafın hiçbir talebi olmadığı gibi hiçbir zaman uzlaşma niyetinde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bilirkişiler ... ve ...'ın düzenlediği 28.07.2025 tarihli, 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; kusur durumuna ilişkin olarak; davacı küçük kız ...’in Annesiyle birlikte yolun karşına geçerken yolda başka araçların bulunmaması ve kaza anında görüntüde seyir halinde sadece ... plakalı aracın olması, davacının ve annesinin karşıdan karşıya geçerken kontrollü şekilde yolun gidiş ve gelişini kontrol ederek, yolun her iki tarafını görecek şekildeki bir noktadan karşıya geçmeye çalışmaları ve karşıya geçmeye çalıştıkları ve yolu bitirmeye yakın ana kadar da başkaca aracın yolda gözükmemesinin karşıya kontrollü ve tedbirli şekilde geçtiklerini destekler nitelikte olması bakımından, davacının meydana gelen kazada “Kusurunun Olmadığı”, ... plakalı araç sürücüsünün ise; tali yoldan kavşağa gelip sağa döner dönmez davacıya çarpmış olması bakımından yaya davacıyı hiç görmeyecek derecede dikkatsiz ve kontrolsüz davrandığı kanaatine varılmış olup; 2918 Sayılı K.T.K’nun 52/a maddesi hükmünce; “Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak” ve 53/d maddesi hükmünce; Sağa ve sola dönüşlerde, sürücüler kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara geçiş hakkını vermek zorundadırlar” kurallarını ihlal etmiş olması ve kazanın oluşumunda birinci dereceden etkiye sahip olması bakımından “%100 Asli Kusurlu“ olduğu, maddi zarar hesabına ilişkin olarak; davalıların %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...’in; geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 38.273,96 TL olup, davacının kaza tarihinde 9 yaşında olması ve bir işte çalışmaması nedeniyle yukarıda “davacının geçici iş göremezlik dönemi” başlığı altında ayrıntılı olarak izah edilen hususlara ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, sürekli iş göremezlik dönemine ait %4 maluliyeti ile ilgili bakiye maddi zararının 84.790,25 TL olduğu, her ne kadar ödeme dikkate alınarak davacının talebi mümkün maddi zararları yukarıda belirlenmiş ise de; davacı vekilinin “maddi tazminat talebimiz yönünden davamızdan feragat etmekteyiz. (Davalı ...'e yönelik olarak manevi tazminat talebimiz devam etmektedir)..” şeklindeki beyanı karşısında BK 166. maddesine göre davalıların işbu dava kapsamında maddi tazminat yönünden sorumluluklarının sona erip ermeyeceği hususundaki hukuki durumun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacının sakatlık teminatı kapsamında olan geçici ve bakiye sürekli iş gücü kaybı zararının zorunlu trafik sigorta poliçesindeki limit içinde kaldığı, zorunlu trafik sigorta poliçesinin manevi tazminatları kapsamaması nedeniyle Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminattan sadece davalı sürücünün sorumlu olacağı, sigorta şirketinin 10.11.2023 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, araç sürücüsü bakımından temerrüdün 14.04.2023 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi gözükmesi nedeniyle ticari faiz talebine ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi ...'ın düzenlediği 06.02.2026 tarihli, 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; dosya kapsamındaki tıbbi belgeler, epikrizler, görüntüleme değerlendirmeleri ve Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 05/02/2025 tarihli raporu birlikte değerlendirildiğinde; hastanın 14/04/2023 tarihli trafik kazası sonucu sağ tibia-fibula şaft kırığı ile sol ayak bileği bimalleoler/epifiz düzeyi kırığı (medial malleol ağırlıklı) geliştiği, sağ tibia-fibula kırığının konservatif yöntemle (uzun bacak atel/alçı) takip edildiği; sol ayak bileği kırığına yönelik cerrahi tespit (iki vida ile fiksasyon) uygulandığı, daha sonraki dönemde implant çıkarımı yapıldığı, kaza sonrası tedavi ve iyileşme sürecinde özellikle ilk aylarda yürüme/aktivite ve okul hayatı üzerinde geçici kısıtlılık yaratabilecek bir tablo bulunduğu, ancak mevcut verilerle eğitim hayatında kalıcı/ağır bir engel oluştuğunu gösteren objektif bulgu saptanmadığı, güncel durumda yürüyüş paterninin doğal olduğu, diz eklem hareketlerinin normal olduğu, motor kuvvetin korunduğu ve nörolojik sekel saptanmadığı (EMG normal) dikkate alındığında; günlük yaşamsal faaliyetlerin genel olarak bağımsız sürdürülebildiği, bununla birlikte sol ayak bileğinde özellikle dorsifleksiyon hareketinde azalma bulunduğu ve uzun yürüyüş/yoğun aktivitede ağrı-zorlanma yakınmasının olabileceği, sol ayak bileği medialinde yaklaşık 9,5 x 1 cm boyutlarında, kabarık ve koyu renkli kalıcı skar dokusu bulunduğu; bu izin görünür olabilecek bir bölgede yer aldığı, Adli Tıp Kurumu raporuna göre tüm vücut engellilik oranının %4 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, mevcut dosya verileriyle ağır/ileri derecede kalıcı ortopedik sekel bulunduğunu gösteren objektif bulgu olmadığı; sekelin hafif düzeyde olduğu kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 05.02.2025 tarihli, 5 sayfadan ibaret raporda özetle; kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremiteye ait Yaralanmalarda Özürlülük, tablo 3.10’a göre %7, tablo 3.2’ye göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %4 (yüzdedört) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, özel gereksinimi bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir. Davacı vekili UYAP üzerinden göndermiş olduğu, 16/02/2024 tarihli dilekçesiyle; davalı ... A.Ş. yönünden açmış oldukları maddi tazminat davasından HMK'nın 307. maddesi gereğince davasından feragat ettiğini ve yarrgılama giderleri ve vekalet ücret taleplerinin olmadığını, diğer davalı ... yönünden açtıkları manevi tazminat taleplerinin devam ettiğini, davalı ... A.Ş. vekilince sunulan 06/03/2024 tarihli dilekçe ile feragati kabul ettiklerini, davacı taraf ile karşılıklı şekilde yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirmişlerdir. Davadan feragat HMK'nın 307. ve 309. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK'nın 309. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda davacı taraf, usulüne uygun olarak maddi tazminata ilişkin taleplerinden feragat ettiğinden maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Bunun yanında ağır yaralanma ve ölüm halinde zarar görenin yakınları tarafından da manevi tazminat talep edilebilecektir. Kazanının oluş şekli, kazanın oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığı, davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, davacının maluliyetinin % 4 oranında olduğu, mahkememizce doktor bilirkişiden alınan raporu ile kazanın davacı üzerindeki etkileri nazara alınmış, kaza sırasında 9 yaşında olduğu, davacının kaza sonrası duyduğu acı, elem ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu değerlendirildiğinden davcının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Muzaffer'den alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, 2-Manevi tazminata ilişkin davanın Kısmen Kabulü ile 100.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 14/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Maddi Tazminat yönünden; a-Alınması gereken 488,00-TL harcın (ilam harcının 2/3), peşin alınan 857,29-TL'den mahsubu ile kalan 369,29-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, b-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, c-Talepleri bulunmadığından taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, ç-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Manevi Tazminat yönünden; a-Karar ve ilam harcı olan 6.831,00-TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, b-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır