İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/688 E. 2025/298 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/688
- Karar No
- 2025/298
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/688 KARAR NO : 2025/298
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/07/2022 KARAR TARİHİ : 25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete----- Poliçe numarasıyla İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ---- plakalı, sigortalı ---- adına kayıtlı araç, 21.08.2021 tarihinde maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsü KTK'nın 56/1-a maddesine göre kusurlu olduğu ve kaza esnasında alkollü olduğu tespit edildiğini, müvekkil şirket tarafından kazada hasar gören ---- plakalı araçta oluşan hasar için, konu aracın sigortacısı ------ 27.12.2021 tarihinde 44.000,00 -TL rücu ödemesi yapıldığını, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç, kazada kusurlu olup, sigortalı araç sürücüsü 0,68 promil alkollüdür. Bu nedenle müvekkil şirket ödemiş olduğu bedel için sigortalısına rücu edebileceğini, müvekkil şirket tarafından ödenen bedelin tahsili amacıyla---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı itirazı nedeniyle takibin durduğunu, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın çözümü amacıyla arabuluculuğa başvurulmuş ancak süreç anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, davalının haksız ve hukuka aykırı borca itirazlarının iptali ile itiraz neticesi durmuş olan takibin devamını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil adına kayıtlı----- plakalı aracı, araç kiralama sözleşmesi ile 3. Kişilere kiraya verdiğini, anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişki her iki taraf açısından da ticari olduğundan somut uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, ------ plakalı araç kaza sırasında polis aracı olarak kullanıldığından, kaza sonrasında polis memurları tarafından tutulan tutanağa, yapılan alkol muayenesine ve kusur hesaplamasına itiraz ettiğini, kaza sonrasında yapılan tüm kolluk işlemleri menfaat çatışması sebebiyle yanlı ve hakkaniyete aykırı şekilde yapıldığını, davanın reddini talep ve beyan ettiği görüldü. verilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---. İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 09/01/2023 tarih ve -----sayılı kararı ile, -----. Tüketici Mahkemesinin 06/12/2022 tarih ve------sayılı görevsizlik kararı arasında oluşan görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın istinafa gönderildiği, ---- BAM -----. HD nin 18/09/2023 tarih ve------ sayılı ilamıyla, mahkememizce verilen görevsizlik kararı kaldırılarak, dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; ----- plakalı araç sürücüs ----- kazanın meydana gelmesinde %100 ranında kusurlu olduğu, ---- plakalı aracın sürücüsü ----- meydana gelen kazada kusurunun olmadığı, aracın perte ayrılması durumunda zarar bedelinin 100.000 TL olduğu------kasko sigortası kapsamında---- plakalı araç malikine 87,000.00 TL hasar bedeli ödemiş olduğu, davacı ...----- trafik sigortası kapsamında 44,000.00 TL rücu olarak tazminat ödemiş olduğu, kazada yasal sınırın üzerinde 0.74 promil alkollü sürücü ------, trafik kusur bilirkişisine göre tam ve % 100 kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek yol, hava durumu, v.s. gibi başkaca bir sebep de olmadığından , kazanın oluşumunda salt( münhasıran ) alkol etkisi olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, Dava konusu 21.08.2021 tarihinde meydana gelen kazanın ------ Plakalı araç için davacı ... şirketince tanzim edilen ---- nolu İMM(İhtiyari Mali Mesuliyet) Sigortası vadesi ve teminat kapsamında meydana geldiği, Davacı ... şirketince hasar dosyaları kapsamında yapılan tespitler sonucu 30.12.2021 tarihinde 44.000,00 TL tazminat ödendiği, Bu tutarın İMM teminat ve limiti kapsamında kaldığı, Davalıya ait ----- Plakalı araç sürücüsü ------ kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu ve kazanın yasal sınırın üzerinde alkolün etkisiyle meydana geldiği dikkate alındığında münhasıran (yalnızca) alkole bağlı olarak meydana geldiği , İMM Sigortası Genel Şartları 4-c Maddesi uyarınca “Aracın, alkollü içkilerin etkisi altında olup güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin talepler,“ kullanılması suretiyle kazanın meydana gelmesi İMM Sigortası Genel Şartları gereği sigortalısından rücu edilebilecek hallerden olduğu, rücu şartlarının oluşup oluşmayacağı takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamına sunulan Araç Kiralama Sözleşmesi incelendiğinde ------ Plakalı aracın 20.08.2021-20.09.2021 tarihleri arasında 1 aylık araç kiralama sözleşmesi olarak tespit edildiği, Karayolları Trafik Kanunu'nda İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. Olarak tanımlandığı husumet konusu Hukuki konu olduğu sayın mahkemenin takdirinde olacağından tarafımızdan değerlendirme yapılmadığı, mahkememiz tarafından rücu şartlarının oluşacağı yönünde hüküm kurulması halinde davacı ... şirketi 30.12.2021 tarihinde ödediği 44.000,00'TL tazminatı davalıdan rücuen talep edebileceği, Davacı ... şirketi ---- İcra Dairesi ----- Sayılı dosyası ile takibi devam ettirebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Karayolları Trafik Kanunu 95/2. maddesinde; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." hükmü ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde; “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda davacı ile davalı arasında davaya konu araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlenmiştir. Davalı vekili davaya konu araç için kaza tarihi itibariyle kiralama sözleşmesi akdedildiği, uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle sorumlu olmadığını savunmuş ise de, davacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Bu nedenle davalı uzun süreli kiralayan olsa dahi poliçede sigorta ettiren olarak yer aldığından açılan davada pasif dava ehliyeti bulunmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin husumete ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir ------ Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Somut olayda, davacı ... Şirketi ile davalı arasında, davalıya ait araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlendiği, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada 0,74 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, davacı ... şirketinin söz konusu kazada karşı araç hasarının ödemesi yaparak sürücünün alkollü olması nedeniyle tazminatın teminat dışında bulunduğu iddiası ile eldeki davayı açtığı görülmüştür. Usul ve yasaya uygun olarak alınan ve içerisinde nörolog bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda alkol seviyesine göre değerlendirme yapılarak sigortalı araç sürücünün olayda % 100 kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirlenmiş olduğu yapılan ödemenin hasar ile uyumlu olduğu gözetilerek açılan davanın kabulü ile ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, karar vermek gerekmiştir. (Emsal ilam T.C. ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ---- karar sayılı ilamı)İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile ----. İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 3.112,36 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.562,07 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 550,29 TL peşin harç olmak üzere toplam 630,99 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.450,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.