İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/818 E. 2025/576 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/818
Karar No
2025/576
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/818 KARAR NO : 2025/576

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/11/2024 KARAR TARİHİ : 11/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı adına kayıtlı ---- plaka sayılı araç, müvekkil sigorta şirketi nezdinde ----- numaralı Zorunlu Trafik Sigortası kapsamında sigortalandığını, 08.07.2023 tarihinde Müvekkil Şirketin sigortalısına ait araç ile ----- plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu trafik kazası hadisesi ile ilgili olarak Trafik Kazası Tespit tutanağında "Kazanın oluşumunda sürücü----- 2918 sayılı KTK md. 56/1-a kuralını ihlal ettiği anlaşıldığı" şeklinde tespite yer verilmiştir. Ayrıca tutanaktan da anlaşıldığı üzere araç sürücüsü -----yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu tespit olunduğunu, meydana gelen kaza dolayısıyla, müvekkil sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında 200.000,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı başlıklı B.4.c ve f maddesi gereği sigorta poliçesi nezdinde ödenmiş olan 200.000,00 TL tazminat bedelinin tahsili amacıyla; ----- İcra Dairesi'nin -----Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, davalı adına kayıtlı araç ve/veya gayrimenkul yahut 3. Kişilerde hak ve alacağının tespit edilmesi halinde üzerine 3. Şahıslara devrinin önlenmesini teminen ihtiyati haciz konulmasına,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın salt alkolün etkisinde meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, somut olayda müvekkile ait aracın şoförü olan davadışı ----- trafik kaza tutanağına göre alkol oranı tam anlaşılamamakla birlikte alkollü olduğu varsayımında bize göre alkolün kazaya etkisi olmadığını anlaşıldığı kadarıyla şerit ihlali neticesinde oluşan bir kaza olduğu görüldüğünü. kazanın münhasır alkol etkisinde oluştuğunu iddia etmek mümkün olmadığından rücu şartları doğmadığını, kazada kusur oranın tespit edilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre müvekkile ait aracın şoförünün kusurlu olduğu belirtildiğini. ancak söz konusu kaza tutanağı kazanın aydınlanması için yeterli olmadığını ayrıca bazı bilgiler de çelişkilidir. zira ----- plakalı araçta resimlerden ve yapılan tamirata ilişkin bilgilerden sağ tarafında arka kapı kısımlarında hasarın oluştuğu görüldüğünü, dava konusu edilen tazminat (alacak) likit olmadığını, davacının ihtiyati haciz talebi kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,------. İcra Müdürlüğünün ------Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; dava konusu---- plakalı araç sürücüsü ------, gündüz kaza mevkiinde seyri esnasında, Karayolları Trafik Kanunu'nun ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde açıklanan kuralları ihlal etmiş, alkol, hız, uyku, vs nedenlerle direksiyon hakimiyetini kaybederek önce sol şeride geçerek sol şeritteki araca, sonra en sağ şeride geçerek sağ şeritte nizami olarak ilerleyen araca çarpmasında trafik dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş, trafik ve kendi güvenliğini tehlikeye attığı Bu nedenlerle sürücü------ asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, dava konusu ---- plakalı araç sürücüsü ---- yönünden Sol şeritte seyreden ------ plakalı aracın nizami seyri esnasında ----- plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kendi aracına çarpmasında alabileceği bir tedbir olmaması nedeni ile meydana gelen kazada kusursuz olduğu ----- plakalı araç sürücüsü ---- yönünden: Sağ şeritte seyreden ----- plakalı aracın nizami seyri esnasında orta şeritte seyreden----- plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kendi aracına çarpmasında alabileceği bir tedbir olmaması nedeni ile meydana gelen kazada kusursuz olduğu Adli Tıp Kurumu -----. İhtisas Kuruluna göre ;1,01 promil ve üzerinde, alkolle ilgili kişisel farklılıklar ortadan kalkmakta güvenli sürüş yeteneğinin bozulduğu kabul edildiği Sonuç olarak -----1.5-2 promil alkol ile yasal sınırı aşmış, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği Kazada kusur bilirkişisine göre tam ve asli kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek ,yol,hava durumu v.s gibi başkaca bir sebep de olmadığından, kazanın münhasıran alkol etkisinde olduğu davaya konu kazada -----plakalı araç için hasar bedelinin 225.377,30 TL olduğu, Davacı şirketin, ----- plakalı aracın maddi hasarı için poliçe limitleri dahilinde ödemiş olduğu 200.000,00 TL maddi hasar tutarını, KZMMS Genel Şartları gereğince sürücünün alkollü olması nedeniyle davalı sigortalısına rücu hakkı olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Karayolları Trafik Kanunu 95/2. maddesinde; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." hükmü ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde; “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve -----; YHGK 7.4.2004 gün ve------ YHGK 2.3.2005 gün ve -------YHGK 14.12.2005 gün ve ------YHGK 10.12.2014 gün ve -------sayılı ilamları). Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Somut olayda, davacı Sigorta Şirketi ile davalı arasında, davalıya ait araç için kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlendiği, sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada 1,01 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, davacı sigorta şirketinin söz konusu kazada karşı araç hasarının ödemesi yaparak sürücünün alkollü olması nedeniyle tazminatın teminat dışında bulunduğu iddiası ile eldeki davayı açtığı görülmüştür. Usul ve yasaya uygun olarak alınan ve içerisinde nörolog bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda alkol seviyesine göre değerlendirme yapılarak sigortalı araç sürücünün olayda % 100 kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirlenmiş olduğu yapılan ödemenin hasar ile uyumlu olduğu gözetilerek açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Emsal ilam T.C. ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ------- karar sayılı ilamı) İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE, 1-Davalının -----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesine, 2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar harcı 13.662,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.246,5 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 2.415,50 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.843,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.572,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı / (e- duruşma sistemi üzerinden) , kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde --- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/818, K. 2025/576, T. 11.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-818-e-2025-576-k-3877a4378dfd