İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/650 E. 2025/50 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/650
- Karar No
- 2025/50
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/650 Esas KARAR NO : 2025/50
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2023 KARAR TARİHİ : 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile alacaklı davalı tarafından sunulan 400.000,00 TL bedelli 16.09.2023 keşide tarihli 0067099 çek numaralı çeke binaen icra takibi yapıldığını, ayrıca İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkili şirkete haciz işlemi uygulandığını, bu haciz baskısı doğrultusunda müvekkili şirket tarafından yalnızca ihtiyati haciz miktarı ve masrafların ihtirazı kayıt ile dosyasına depo edildiğini, takibe konu çekin çalındığını, bu hususta diğer borçlu ...Şirketi tarafından dava açıldığını, savcılık şikayeti yapıldığını, lehtar cirosunun sahte olması halinde, ciro zincirinden önceki kopuklukta lehtar ve keşideciye başvurulabilmesinin mümkün olmadığını, taleplerinin kabulü ile davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığının tespitini, mahkememizce takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilecek icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı haksız icra takibinin durdurulmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili, Mevzuat Hükümlerine Uygun Bir Şekilde Çeki Temlik Alındığını, Müvekkilinin Faktoring Kanununa uygun bir şekilde çeki temlik alındığını, 6361 sayılı yasa md.9/2 gereğince; devralınan çeklerin ciro zinciri kontrol edildiğini, çeklerin alınmasını gerektiren alacağı doğuran faturalar tevsik edildiğini, çek bedellerinin, alacağı doğuran faturalardaki tutarlarla uyumlu olup olmadığı kontrol edildiğini, Arz ettikleri Faktoring İşlem Belgelerinin ve Faktoring Sözleşmesi, yapılan faktoring işleminin yasaya uygun şekilde yapıldığını açıkça gösterdiğini, 6361 sayılı yasa md.9/3 maddesi gereğince çekteki diğer borçlular kendi aralarında şahsi defileri faktoring şirketi olan müvekkile karşı ileri süremediklerini, Bu hüküm tek istisnası ile faktoring şirketinin kötü niyetle ispat ettiğinin ispatlanması gerektiğini, Davacının bu yönden herhangi bir açıklaması veya delilinin de bulunmadığını, Bilirkişilerde hiç bir şekilde müvekkilinin ağır kusurlu olduğunu ve bile bile davacının zararına kötüniyetli hareket ettiğini tespit etmediklerini, Kaldı ki müvekkilinin kusursuz olduğunun üst mahkeme kararlarından da açıkça anlaşıldığını, Müvekkilinin şirket üzerine düşen yükleri yerine getirmiş olduğunu, yetkili ve meşru hamil sıfatına sahip olduğunu, Söz konusu çek incelendiğinde bütün şekli unsurları tam, ciro zincirinin hukuka uygun olduğu açık olduğunu, Çeklerin tedavül kabiliyeti olan kıymetli evraklar olduğunu, Keşidecinin çeki ilk olarak keşide ettiği kişiye tevdi etmesini müteakip, çekin piyasada tedavül etmesinden sonra, meşru hamil sıfatıyla çeki elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı menfi tespit/istirdat davası açılmasının da hukuken mümkün olmadığını, Zira müvekkili iyi niyetli meşru hamil olduğun, Çekin üzerinde ciro edilemeyeceğine dair herhangi bir ibarenin de bulunmadığını, Müvekkilinin tümüyle piyasa kurallarına uygun olarak çeki ciro sureti ile elde ettiğini, müvekkilinin keşideci ile diğer cirantalar arasındaki ticari ilişkiyi araştırma zorunluluğu bulunmadığı gibi senetteki her cirantayla ticari bir ilişki içinde bulunmasının da gerekmediğini, Gerçekten de takibe konu çekler incelendiğinde görüleceği üzere, işbu çek keşidecisi tarafından keşide edilerek cirantalara geçtiğini, bu nedenlerle, iyiniyetli meşru hamil konumundaki müvekkilinin, haklı alacağına kavuşmak amacıyla icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, Davaya konu senetlerin kıymetli evrak olduğu, kıymetli evrakların başlı başına borç doğurduğu, davacının iddialarının hamil olan müvekkilinin elindeki senetler açısından TTK'dan ve İİK'dan kaynaklı müracaat haklarını kullanmasına engel olamayacağını ve dolayısıyla müvekkilinin kanunun kendisine tanıdığı müracaat haklarını kullanarak başlattığı icra takipleri hakkında açılan menfi tespit davalarının ret edileceğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini ve haksız dava nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; İcra takibine konu edilen çeke ilişkin davacının, davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşıldı. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizin 30/10/2023 tarihli ara kararı ile, davacı tarafın ihtiyati tedbir kararı İİK' nun 72/3 maddesi uyarınca %20 teminat ile kabul edildiği anlaşıldı. Davacı tarafça Teminat mahkememiz dosyasına depo edilmiş olup, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasına ödenen paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen İhtiyati tedbir kararının uygulanması için müzekkere yazıldığı görüldü. Mahkememizce seçilen 1 Mali Müşavir Bilirkişi 10/09/2024 tarihli raporunda özetle; "İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyası ile davalı ... AŞ tarafından davacı şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 400.000,00 TL bedelli 16/09/2023 keşide tarihli ... çek numaralı çeke binaen icra takibi yapıldığını, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak haciz işlemi uygulanmış ve davacı şirket tarafından ihtirazi kayıt ile ilgili dosyaya bu bedel depo edilmiş, ardından kambiyo takibine, borca ve yetkiye itiraz edildiğini, İhtiyati hacze konu çekin, lehtarı ... olup keşidecisinin Davacı ... olduğu görüldüğünü, İş bu çekde sırasıyla cirantalar ... A.Ş., ..., ... Ltd Şti ve ...Faktoring olduğunu, Davacı kayıtlarında dava dışı diğer cirantalara ait (..., ...Ltd Şti ve ... Faktoring) hesap hareketlerine rastlanmazken Çekin keşide tarihi olan 16.09.2023 tarihinde dava dışı Emas, davacı şirketten 564.510,03.-TL alacaklı durumda olduğunu, Davaya konu olan çekin, dava dışı... tarafından dava dışı ... Ltd'ne verildiğini, ... tarafından da 02.08.2023 tarihli 875.000.-TL bedelli satış faturasının ...adına keşide edildiği görüldüğünü, Dava dışı... ile ...arasında yapılan 31.07.2023 tarihli sözleşmeye karşılık davaya konu edilen çekin ... tarafından alınarak kayıtlarına işlendiği, yine dava dışı ...tarafından ... adına 02.08.2023 tarihinde 330.000,01.-TL ödeme gerçekleştirildiğini, kalan borç bakiyesi için davalı ... hesaplarında (400.697,80.-TL) karşılık ayırdığının görüldüğünü," bildirmiştir. Rapor taraflara tebliğ edilmiş; rapora karşı tarafların beyan ve itiraz sundukları görülmüştür. Tüm dosya kapsamından; somut olaydaki uyuşmazlık dava konusu icra takibine konulan keşidecisi davacı olan 400.000,00 TL bedelli 16.09.2023 keşide tarihli ... çek numaralı çekin kargoda çalındığı iddiasına dayalı, davacının çek nedeniyle başlatılan icra takibinde davalı alacaklıya borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı iddiasını; çekte lehtara ait imzanın sahteliği, çalıntı olması nedeniyle zincirin kopuk olduğu ve yetkili hamilin davalı olmadığı savunmalarına dayandırmaktadır. Davalı ise zincirin kopuk olmadığını, faktoring şirketi olduklarını, ciro ile elde ettiklerini, iyi niyetli meşru hamil olduklarını savunmaktadır. 1-Çekteki lehtar imzasının sahteliği ve ciro silsilesinin kopuk olduğuna ilişkin yapılan değerlendirmede; keşideci olan davacının takip konusu çekteki imzasına itirazı söz konusu değildir. TTK 677. maddesindeki , "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklindeki yasal düzenlemeye göre, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, lehtar cirosunun sahte olması keşidecinin sorumluluğunu ve çekin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Lehdarın imzasının sahteliği, lehdar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def'idir. Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, keşideci yönünden ciro zincirini koparmaz ve üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel teşkil etmez. 2-Davalı şirketin yetkili hamil olmadığına yönelik yapılan değerlendirmede; TTK 687.maddesi gereğince, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Somut olayda, keşidecinin borçlu olmadığı iddiasının dinlenebilmesi için hamilin çekin çalıntı olduğunu bile bile hareket etmiş olması gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporuna göre; davalı ile önceki ciranta olan dava dışı Creative adlı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamındaki ödemenin (sözleşme) 02/08/2023 tarihinde olduğu, çekin çalıntı olduğuna ilişkin şikayetin 03/10/2023 tarihinde yapıldığı ve ödemeden men talebinin de 10/08/2023 tarihinde olduğu; yani, davalı ile önceki ciranta arasındaki ciro işleminin şikayetten önce yapılmış olduğu, hamilin çalıntı olduğu bilgisine sahip olamayacağı anlaşılmakla; dava konusu çekteki ciro silsilesinin birbirini takip ettiği, çek metninden anlaşılamayan defilerin, çeki elinde bulunduran ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamayan davalı alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının iyi niyetli meşru hamil olduğu, tüm bu açıklamalara göre menfi tespit talebinin sübut bulmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar harcının, davacı tarafça peşin yatırılan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 6.215,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır