İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/583 E. 2024/863 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/583
- Karar No
- 2024/863
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/583 KARAR NO : 2024/863
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/08/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zorunlu arabuluculuk kapsamında taraflarınca 24.07.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapılmış, 03.08.2023 tarihli toplantıda davalı yan ile anlaşmaya varılamamış ve bu tarihte anlaşamama tutanağı tanzim edilmiş olduğunu, müvekkili firma ile davalı borçlu arasında ticari ilişki bulunmakta, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği tüm alacak /borç kayıtları ticari defterlere işlenmekte olup bu doğrultuda C/H tutulmakta olduğunu, müvekkili firma cari hesaplarına göre, davalı yanın müvekkiline 4.518,95 TL borçlu olup, davalının mezkur borcunu gerek sözlü gerek yazılı olarak müteaddit uyarıya rağmen ödememesi üzerine taraflarınca icra takibi başlatılmış, ancak davalı borçlu tarafından, ---- İcra Md.---- sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği tutulan ticari defter kayıtları/cari hesaplara göre davalının müvekkiline olan borcu sabit olup, ticari defter ve cari hesapta davalının borçlu göründüğünün müvekkilinin ticari defter incelemesi yapıldığında sübut bulacağını, yine borçlu icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde “Alacaklıya hiçbir borcum yoktur” ifadesini kullanmakla yetinmiş olduğunu, her ne kadar borçlunun vaki itirazı icra takibini durdurmaya kabil olsa da huzurdaki davada bu iddiaların yazılı ve somut delillerle kanıtlanması gerekmekte olup davalının itirazı matbu bir metnin sunulmasından ibaret olduğunu, davalı/borçlu, yapmış olduğu bu itirazı ile alacağın elde edilmesini imkânsızlaştırmak, zorlaştırmak, icra takibini sekteye uğratmak amacında olduğunu, alacaklarının likit olduğunu belirterek, davanın kabulüne, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere İcra İnkar tazminatına mahküm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,----. İcra Müdürlüğünün----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün ---- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı şirketin, 4.518,95 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırarak, İtirazın İptali istemiyle davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin yazılı bir sözleşme ve/veya daha önce vade farkı talep edilebileceği yönünde oluşmuş bir tahammül bulunmadığı görülmekle, davacı şirketin, davalı şirket adına düzenleyerek talep konusu yaptığı, 29/07/2023 Düzenleme/Kayıt Tarihli,----- Nolu, 14.720.- TL tutarlı vade farkı faturasının davacı yanca dayanağının ve/veya neye göre hesaplandığının izaha muhtaç olduğu, dolayısıyla, davacı şirketin vade farkına dayalı alacak talebinin hukuki değerlendirmeye muhtaç olduğu " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafında verilen ek raporda özetle; "Taraflarca Kaşe-İmza Tatbik edildiği görülen, 01/11/2022 T-----” Sözleşmesi kapsamında, davacı şirketçe vade farkı talep edilip, edilemeyeceği hususu hukuki değerlendirmeye muhtaç bulunup, uzmanlık alanı dışında bulunduğundan mahkemenin takdirinde bulunduğu, işbu ---- sözleşmesi kapsamında, terditli olarak tesis etmesi durumunda; davacı şirketin, ticari defter kayıtları itibarıyla davalı şirketten 14.518,95 TL asıl alacaklı bulunduğu ve bu alacağın 10.000.-TL asıl alacağa tekabül eden kısmının -----.İcra Md. ----- Sayılı dosyasından 310.000.-TL tutarlı çekten bakiye alacak olarak ferileriyle birlikte tahsil edilmiş olması nedeniyle, davacı şirketin davalı şirketten talebi gibi 4.518,95 TL alacağı kalacağı, mahkemenin, aksi yönde hüküm kurması halinde, davalı şirketin davanın dayandığı takibe yapmış olduğu itirazın yerinde olacağı" şeklinde rapor sunulmuştur.Uyuşmazlık taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verilen çekler ve ödemeler sebebiyle davacının davalıdan vade farkı talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Vade farkı istenebilmesi için yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve ---- Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın -----Sayılı Kararı).Somut olayda davacı taraf delilleri içerisinde vade farkı istenebileceğine öngören bir sözleşmeyi dosyaya sunmamıştır. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin ekinde sunduğu Sözleşme başlıklı evrakta ödeme şekli vadeli çekler olarak gösterilmiş ve ödeme şeklinin alt kısmında "vadesinde ödenmeyen bakiyeler için, üretici firmanın tarafımıza uyguladığı vade farkı müşteriye yansıtılır" ibaresi yer almakta ise de vadesinde ödenmeyen çekler ile ilgili davacıya yansıtılmış bir vade farkı faturasının yasal delil sunma içerisinde sunulmadığı anlaşıldığından davacının bu sözleşemeye dayanak olarak vade farkı talep etmesi mümkün değildir. Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme yok ise de taraflar arasında vade farkı uygulanmasına yönelik bir teamül varsa da vade farkı istenebilmektedir. Ancak usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda taraflar arasında vade farkı kesilmesine yönelik bir teamül olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca davacının vade farkı isteyebilmesine yönelik şartlar oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 157,75-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 4.518,95 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.