İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/560 E. 2026/59 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/560
Karar No
2026/59
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/560 Esas KARAR NO: 2026/59 DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/08/2023 KARAR TARİHİ : 20/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP :Müvekkili Davacı Şirket ile davalı şirket----- --- ölçümleri ve teknik resimleri olan ---- yapılması hususunda ------ Bedel üzerinden anlaşmaya varılarak sözleşme tanzim edilmiş olduğunu, anlaşma üzerine, müvekkili şirketin ----- başlamış ve üretimleri gerçekleştirmiş, ancak montaj esnasında----- ebadında -------- çatlama olmuş, yerinden çıkarılarak tekrar üretime götürülmüş, bunun dışında kalan tüm camların montaj ve tesliminin yapılmış olduğunu, daha sonra, çatlama yapan ön camın fırınlarıması için yeniden çalışmalara başlanmış, işbu camın büyüklüğü nedeniyle müvekkili şirket fırınlarına girememesi nedeniyle davalının rızası ve bilgisi dahilinde 3.Kişi Üretimhanelerden fiyat ve teslim tarihi bilgileri alınarak davalıyla paylaşılmış, ancak araya bayram girmesi nedeniyle davalı şirket yetkilisiyle tartışmalar yaşandığını, yukarıda montaj esnasında çatladığı belirtilen cam dışında bütün camların tamamının üretim ve montajının yapılmış olduğuna dair fotoğrafları ekte sunduklarını, Davalı tarafından banka aracılığıyla Toplam 15.500.-EURO ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından kesilen 15.500.-€ karşılığı ---- faturanın ise ekte sunulduğunu, Davalının, tüm ödenen tutarlar için ----sayılı dosyasıyla takip başlattığını ve takibin kesinleştirilmiş olduğunu ileri sürerek, öncelikle ---------Sayılı dosya üzerinde tedbir kararı verilmesine, Davanın kabulü ile Müvekkili Şirketin Borçlu olmadığının tespitine, İcra Takibinin İptaline, Davalı Şirket aleyhine en az 420 Kötü Niyet Tazminatına Hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının yerinde olmadığını, Tarafların ------- İsimli teknenin İşlerinin yapımı için anlaşmışlar ve müvekkili şirket tarafından davacıya bugüne kadar -------karşılığı para ödenmiş olduğunu, ancak Müvekkili şirketçe ödemeler yapılmış olmasına rağmen, davacı yanca işlerin tamamlanmamış ve bahanelerle müvekkili şirketin oyalanmış olduğunu, Davacının Camların Teslim edildiği ve montajının yapıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirkete teslimi gerçekleştirilmiş ve montajı yapılmış herhangi bir iş bulunmamakta olduğunu, Davacıyla yapılan görüşmelerde, işlerin tamamlanması, aksi halde yapılan ödemelerin iadesi çok kez istenmişse de bir sonuç elde edilememiş, sonrasında Davacı aleyhine-----Sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, teknenin tesliminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zarar talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine, davacının en az 420 kötü niyet tazminatı mahkumiyetine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava Menfi Tespit istemine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.---- tarihli Bilirkişi rapor içeriğine göre;Davacı Şirketin, ----Talep üzerinden, Davalı Şirket Borçlu bulunmadığının tespiti ve takibin İptali İstemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu MENFİ TESPİT DAVASINDA;İlgili anlaşma kapsamında mevcut bilgiler ile davacı ediminin yerine getirip getirilmediğine yönelik değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı,Ancak Camlar takılmadan önceki hali, camlar takıldıktan sonraki hali, teslim tutanağı vb. ibraz edilmesi durumunda tekrar değerlendirme yapılmasının uygun olacağı, "---- tarihli raporda 1- İlgili faturada geçen ------ cam emtia sözleşme devamında sunulan yat camı teknik çizimlerinde yukarıda detaylı olarak ifade ettiğimiz gibi --------- ölçüleri fatura ile uyumlu olduğu, 2 - Dosya içerisinde mevcut olan fatura ve sözleşme ve teknik cam ölçüleri birbiri ile uyumlu gözükse de camların takılarak davalıya montajı/teslimi ile ilgili bilgi, belge ve doküman dosyaya sunulmadığı, 3-Dosya içerisinde sunulan fotoğraflarda da cam emtianın-------- için takılıp resimlenmesinin bu tekneye ait olup olmadığı anlaşılamamış, 4 - İlgili tekneye montajı yapıldı ise dosya içerisinde teslim tutanağı yada işin bitmesi sonucu taraflar arasında mutabık kalınan bir sözleşme/tutanak rastlanılmamıştır/bulunmamaktadır." yönünde beyanda bulunulmuştur. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.---------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): ---------Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir." (2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür." Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz.----------- Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Borçlar Kanunumuza göre bir eser meydana getirme karşılığında, iş sahibinin bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmeler Eser Sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Her ne kadar kanunun lafzı bir nesnenin “meydana get i” ihsas etse de aslında kapsamı maddi varlığı olmayıp da sonucu bir bütünlük olarak taahhüt edilebilen şeyleri de kapsamaktadır. Bu sebeple sonucu bir bütünlük arz eden, iş sahibinin buyruğu altına girmeksizin, bağımsız olarak yapılan, yaptırılan organizasyon benzeri işler de, uygulamada eser sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir.” Eser sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı ve rızai sözleşmelerdir. Rızai bir özleşme olması sebebiyle de tarafların anlaşması sözleşme kurulumu için yeterli olup; geçerliliği için belli bir şekil şartı aranmamaktadır. Her ne kadar, şekil şartı olmaması sebebiyle tarafların karşılıklı mutabakatlarını beyan etmeleri bu akdin kurulması için yeterli sayılmakla beraber sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delillerin gözetilmesi gerekmektedir. Mevzuatımıza göre süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği kabul edilmekle birlikte, gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi ya da reddedilmeyerek, ticari defterlere işlenilmesi de sözleşmenin kurulduğuna, malın teslim cdildiğinc, hizmetin verildiğine karine sayılmış ve aksi iddianın ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Faturanın tebliğ edildiğine dair kayıtların ulaşılamaması halinde, bildirim alış formu ile faturaların vergi dairesine borçlu tarafından bildirilmesi durumunda fatura konusu mal veya hizmetin alacaklı tarafından borçluya teslim edildiği kabul edilmektedir. Sonuç olarak sunulan ticari defterler, faturalar, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve hak ediş raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalıya ait teknenin camlarını imal etmek için anlaşma yaptıkları anlaşma kapsamında bir kısım camların takıldığı uyuşmazlık kapsamında olmadığı, taraflar arasındaki anlaşma kapsamında her ne kadar yapılacak olan cam işlemlerinin cins ve metrekare bazında, fotoğraf olarak da dosya muhteviyatına sunulmuş olsa da söz konusu camların takılarak davalıya teslim edilmiş olduğuna dair dosya muhteviyatında bilgi, belge ve doküman bulunmadığı, davacı vekilince başlatılan icra takibinde takibe dayanak fatura karşılığı işlerin yazılı olmayan eser sözleşmesi kapsamında ve sözleşmeye uygun olarak yapılmadığının ispatlanamadığı, bu nedenlerle ispat yükü kendisinde olan davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 3-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Karar ve ilam harcı olan 732,00 TL'nin başlangıçta alınan peşin 7.838,74 TL harçtan mahsubu ile 7.106,74 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 73.441,48 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----------bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı veklinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------- Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi..20/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/560, K. 2026/59, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-560-e-2026-59-k-b744961d2a06