İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/626 E. 2026/26 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/626
Karar No
2026/26
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/626 KARAR NO : 2026/26

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 13/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ----- adresinde---- İşletme ismi ile faaliyet gösteren ve Gayrimenkul Danışmanlarına hizmet veren bir şirket olduğunu, Müvekkili Şirket ile Davalı Şirket arasında 14.06.2022 Tarihli, 18 Maddeden oluşan bir franchise sözleşmesi bulunmakta olduğunu, Bu sözleşme kapsamında, müvekkili şirketin davalı şirketten Franchise bedeli, ---- bedelinin doğduğunu, ayrıca yine franchise sözleşmesinden kaynaklı olarak sağlanan hizmetlere ilişkin alacak kalemlerinin mevcut olduğunu, tüm bu alacak kalemlerine ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından faturalar düzenlenmiş, ancak davalı borçlu tarafından faturalara ilişkin yapılmış bir ödemenin söz konusu olmamış olduğunu, konu ile ilgili olarak, davalı şirkete -----.Noterliği 08/07/2023 T. ----.’ Lu ihtarnamesi keşide edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça bir yanıt verilmemiş olduğunu, bunun üzerine alacaklarının ödenmesi talebiyle -----.İcra Md.------ Sayılı dosyasında İcra Takibi yapılmış olmasına rağmen davalının hiçbir gerekçe göstermeden borcunun olmadığından bahisle takibe itiraz ederek takibi durdurmuş, Davalı taraf ile dava öncesi arabuluculuk yolu ile anlaşmaya çalışmalarına rağmen arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamamış olduğunuMüvekkili Şirketçe Davalı Şirket adına E-Faturalar düzenlenmiş, bu faturaları tebliğ alan davalı şirketin hiçbir faturaya itiraz etmemiş olup, bahse konu faturaların taraflara arasındaki bir hukuki ilişkinin sonucu olarak düzenlenmiş olduğunu, Sunulan Kayıt ve Belgelerin incelenmesi halinde, davalı yanın 361.176,90 TL Bakiye Borcunun bulunduğunun tespit edileceğini ve alacaklarının likit olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla, davanın kabulüne; davalı borçlunun vaki İtirazının İptali ile takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça İcra Dosyasında talep edilen bedellerin, Franchise Anlaşması yapılırken Müvekkili Şirkete sözlü olarak talep edilmeyeceği bildirilmiş olup, talep edilen bu bedellerin ödenmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, Davacı ile Davalı Şirket arasında oluşan fikir ayrılıkları sebebiyle Davacı Şirket Müvekkili Şirketten talep etmeyeceğini bildirdiği alacaklar için icra takibi başlatmış ve sözlü olarak mutabık kaldıkları anlaşmaya uygun hareket etmemiş olduğunu, müvekkili şirketin sadece taraflar arasında doğan dostluk ilişkisinden doğan güven nedeniyle sözleşmeyi imzalamış ve kendilerinden ücret talep edilmeyeceğine inanarak mağdur duruma düşmüş olduğunu ileri sürerek, Davacının Haksız ve Mesnetsiz davasının REDDİNE, kötü niyetli takip nedeniyle davacının İcra Tazminatı Mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebidir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır.---- İcra Dairesi'nin ---- sayılı dosyası celp edilip incelenmiştir. Knunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi rapor içeriğine göre; Davacı Şirketin, 361.070,56 TL ASIL ve 106,34 TL İşlemiş Faiz olmak üzere TOPLAM 191.970,27 TL Alacak Talebi üzerinden harçlandırarak, İtirazın İptali/Takibin Devamı istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında; Davacı Şirketin Usul ve yasaya uygun tutulmuş Ticari Defter Kayıtları itibarıyla, Davalı Şirketten, Takip Dayanağı yapılan ---------- Tutarlı Faturanın da yer aldığı Faturalara dayanan Açık C/H Bakiyesinden kaynaklanan 408.766,16 TL ASIL Alacağı bulunduğu, Davacı Şirketin davanın dayandığı takip ve işbu davadaki talebi, 09/05/2023 T.----- Nolu, 361.070,56 TL Tutarlı Fatura Bedelinden ibaret olup, taleple bağlılığın takdirinin Sayın Mahkemeye ait olabileceği, Davacı Şirketin Takip öncesine ilişkin İşlemiş Faiz (106,34 TL) Talepleri yönünden, takdirin yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde Sayın Mahkemeye ait olabileceği, İcra ve inkar tazminatı talebinin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı, "yönünde beyanda bulunulmuştur. Ek raporda ise; Davacı Şirketin, 361.070,56 TL ASIL ve 106,34 TL İşlemiş Faiz olmak üzere TOPLAM 361.170,90 TL Alacak Talebi üzerinden harçlandırarak, İtirazın İptali/Takibin Devamı istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında; Davacı Şirketin Usul ve yasaya uygun tutulmuş Ticari Defter Kayıtları itibarıyla, Davalı Şirketten, Takip Dayanağı yapılan ------ Tutarlı Faturanın da yer aldığı Faturalara dayanan Açık C/H Bakiyesinden kaynaklanan 408.766,16 TL ASIL Alacağı bulunduğu, Davacı Şirketin davanın dayandığı takip ve işbu davadaki talebi, ------- Nolu, 361.070,56 TL Tutarlı Fatura Bedelinden ibaret olup, taleple bağlılığın takdirinin Sayın Mahkemeye ait olabileceği, Davacı Şirketin Takip öncesine ilişkin İşlemiş Faiz (106,34 TL) Talepleri yönünden, takdirin yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde Sayın Mahkemeye ait olabileceği, " yönünde görüş bildirilmiştir. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir." (2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür." Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir." Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1). Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ----- Esas ve ----- Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Dosya mahkememizce bilirkişiye tevdi edilmiş; düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların e-fatura senaryosu ile davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz veya iade faturası düzenlenmediği, tarafların ticari defterlerinin birbiriyle tam mutabakat halinde olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 361.070,56 TL alacaklı olduğu, alacağın taraf ticari defterleriyle ve BA-BS bildirimleriyle sabit olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Taraflar arasındaki ilişki ticari nitelikte bir ilişkidir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların temel fatura olduğu, davalı tarafından süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve iade faturası düzenlenmediği anlaşılmıştır. Bu durumda fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edildiğine dair ticari karine oluşur. Taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, BA-BS bildirimlerinin örtüştüğü ve alacağın miktarının belirli ve hesaplanabilir olduğu sabittir. Ancak davacı takip açılmadan önce davalı tarafı temerrüte düşürdüğüne dair belgeleri dosyaya sunmadığından dolayı davacının faize ilişkin talebinin reddi gerekmiştir.Bu nedenle dava konusu alacak likit alacak niteliğindedir. İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca, haksız itiraz halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2------. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 361.070,56 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, davacının icra takibindeki faiz alacağı yönündeki talebinin REDDİNE, 3-Asıl alacak olan 361.070,56 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Alınması gerekli Karar ve ilâm harcı olan 24.664,73 TL harçtan peşin alınan 6.168,00 TL harcın mahsubu ile 18.496,73 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 6.168,00 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 308,25 TL ilk dava masrafı, tebligat-müzekkere gideri, bilirkişi ücreti gideri olarak yapılan 15.948,75 TL olmak üzere toplam 16.257,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre(%99,99 kabul) 16.252,21 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 57.771,29 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 106,34 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.100,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/626, K. 2026/26, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-626-e-2026-26-k-8fa8d9618c16